Zeytin Dalı Harekâtı’nın ikinci ayı tamamlanırken askeri hedeflere büyük oranda ulaşıldığını görüyoruz. TSK üzerine düşeni yapmıştır, yapmaktadır. Başarının dönemsel olmaması için sonraki süreçte özellikle diplomasinin de etkili olması gerekmektedir. Top yekûn ve kalıcı başarılar böyle elde edilebilir.

İki aylık süreçte planlamadan icraya, istihbarattan harekâta, toplumla bütünleşmeden kara propaganda ile başa çıkabilmeye kadar genel olarak doğruların yapıldığına şahit olduk. İşin bu tarafında Devlet Aklı vardı.

Kötü hava koşullarının neden olduğu sınırlamalar, mevcut İHA’ların bulut altında kullanılmasında yaşanan sıkıntılar, PKK/PYD’nin işine yarayan ve faili bilinen elektronik harp baskıları, bazı ÖSO unsurlarının medya ekran görüntülerine de yansıyan tutum hataları harekâtın icra ve algı tarafında zorluklar oluşturmuştur. Bunlara rağmen TSK’nın elde ettiği sonuç düşman için yıkıcı olmuştur.

PKK tarafından 1980’lerden bu yana siyasi ve askeri bir sembol ve terör havzası haline getirilen Afrin bölgesi ve meskûn mahali büyük oranda kontrol edilmiştir.

Yığınaklanmanın kapsamına ve hazırlıkların başarısına bakarak net bir harekât olacağını 20 Ocak tarihli ZEYTİN DALI (http://ankaenstitusu.com/zeytin-dali/) ve 06 Şubat tarihli ZEYTİN DALI SÜRERKEN ARA DEĞERLENDİRME-1 (http://ankaenstitusu.com/zeytin-dali-surerken-ara-degerlendirme-1) makalelerinde vurgulamıştık. Dikkat edilmesi gereken ana unsurlar Rusya ve ABD’nin tutumları ile harekâtın politik hedeflerinin tutarlı olması idi. 

Şimdi bir yandan Harekâtın kalan tüm askeri hedeflerine yönelirken diğer yandan meşru ve hukuki dayanaklarımızı kaybetmemeye gayret etmeliyiz. Kara propaganda ve algı yönetimine malzeme vermemeliyiz.

Daha açık yazmak gerekirse özellikle ÖSO unsurlarının bazı sorumsuz tutum ve davranışları ile bizi dış kamuoyunda ve uluslararası düzlemde küçük düşürmesine izin vermemeliyiz. Biz biliriz ki Türk askeri savaşta bile masuma, esire silah sıkmaz, tarihi ve kültürel eserleri yağmalamaz. Yapan olursa cezasını verir. Asla ve asla kutlama şarlatanlığıyla boşa mermi atmaz. Bilir ki her bir mermide “tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır.” O yüzden Türkün askeri başkadır. Kutlayacaksa marşıyla, komando andıyla kutlar. O bile bir disiplin içinde yapılır.

Bir diğer konu politik söylemler. Maksadın tahakkuku için yapılan taktiksel açıklamalar tutarlı olmalıdır. Askerî harekâtın başarısı tutarlı ve seviyeli söylemlerle ve diplomasi yeteneğiyle taçlanır.

Zeytin Dalı konulu makaleleri öncelikle süreç yönetimi ağırlıklı ele aldığımızın farkındayım. İlk günden bu yana bazı hatırlatmaları yapmaktaki amaç katkı vermektir. Harekâtın hedefleri Türkiye Cumhuriyeti’nin jeopolitik çıkarları için değerli olduğundan duyarlı her kurum ve kişinin hakkı ve sorumluluğu bulunmaktadır. Üstelik yaklaşık bir yıl önce Fırat Kalkanı Harekâtı sona erdikten bir gün sonra ve Rakka sesleri yükseltilirken 30 Mart 2017 tarihli makalede ifade ettiğim ‘…Sonraki dönemde Suriye’de bizim için en önemli alan Afrin olmalıdır. Afrin’de istemediğimiz bir yapı doğrudan Milli Güvenliğimize kastedebilir. Hatay, İskenderun, Mersin, Kıbrıs riske girer. Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgede dönülmez kayıplar yaşayabiliriz. Afrin’de kontrolün sağlanması için Suriye ve RF ile net ve sonuç getirici bir süreç başlatmalıyız. Dışişleri Bakanlığı’na çok iş düşüyor. İnisiyatif almalı, TSK ile koordineli ve etkili çalışmalı…’ (http://ankaenstitusu.com/firat-kalkani-kalkan-oldu-mu/) satırlarının sahibi olarak yapıcı uyarıların fayda getireceğine inanıyorum.  

Şimdi bazı hususları konuşalım. PKK/PYD unsurlarının Afrin şehir merkezini direnmeden teslim etmeleri beklenmeyen bir etki yaratsa da işin bilimsel farkındalığını yaşayanlar için açıklanması zor değildi. PKK/PYD’nin harekât başlarken mevcut kuvveti 10-15 bin olarak ifade ediliyordu. Harekât zor safhaları takiben Afrin şehir merkezine ulaştığında ise 3 binin üzerinde kaybı vardı. Moral bozukluğu ve motivasyon kaybını da eklerseniz kuvvetlerinin 1/3’ü etkisizleştirilen terör örgütünün tutunabilmesi çok zordu. Üstelik karşısında morali ve sürati artan TSK vardı. Muharebe sahasında kuvvetlerinizin 1/3’ünü kaybederseniz devam etmek için yeniden teşkilatlanmanız, takviyeler almanız gerekir. Yoksa imhaya gidersiniz. Bilenler bilir bu bir harp kuralıdır. Kısacası PKK/PYD akıl hocaları tarafından imhadan kurtarılmışlardır. Silahlarını, mühimmatlarını bırakıp adeta kaçarak çekilmeleri tarih sayfalarına kaydedilmiştir. Silah ve mühimmat depolarının tedarikçileri adına da suçüstü yapılmış bir utanç vesikasıdır.

Şüphesiz meskûn mahal muharebesi ziyadesiyle zor koşulları içerir. Normal koşullarda öncelikle sivil halkı tahliye edersiniz, hava bombardımanı yapmanız gerekebilir, İstihbarat bölgeye yoğunlaşır, insan istihbaratı önem kazanır. Özel Kuvvetler öncelikli olmak üzere profesyonel unsurlar yerleşim yerine girerler. Çatışmalar yanında el yapımı patlayıcılar, tuzaklamalar, vb. ne ararsanız olabilir. Çok şükür bu safhaları asgari kayıpla geçtik. ÖKK, JÖH ve PÖH personeli değerlidir. Eğitimi zaman alır, maliyeti yüksektir. O kahramanlar bize lazım. Ege’de, Kıbrıs’ta sorunlar devam ediyor.

Kara propaganda kapsamında Afrin şehrinde yıkım olduğu yalanına en güzel yanıt TSK tarafından yayınlanan Musul ve Rakka fotoğrafları olmuştur. Bilgi ve algı operasyonunda çarpıcı örnekler verilmiştir. Ayrıca harekât alanından gönderilen ve Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının fotoğraflarına atıf yapan kareler gözlerimizi buğulandırmakta, boğazımızı düğümlemektedir. Mesajı alıyoruz. Teşekkür ederiz. Eminiz sömürgeci planlayıcılar ve iş birlikçi çıkar odakları da alıyordur. Fırat Kalkanı şehitlerimizin sayısı anısına Harekâtın ilk günü 72 uçakla başlayan ve 57’nci Alayın anısına 57’nci gün Afrin’e girilmesi ile devam eden sembol mesajları ucuz siyasete kurban vermeyelim. Başarı TSK’nındır. Biliyoruz ki Türk ruhu ve ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk sevgi ve bağlılığı şaşmaz.

Sürecin askeri politik değerlendirmesi ve olası hal tarzları bu yazının konusu olmamakla birlikte sonraki safhada akılcı diplomasiye gerek duyulacağını özellikle vurgulamak istiyorum. Menbiç bölgesi Fırat Kalkanı Harekâtı devam ederken siyasetçiler tarafından seslendirilen bir hedefti. Bunu hatırlıyoruz. Menbiç Fırat batısındaki terör yuvalanmasının da ilk durağı. Irak’tan başlayıp Suriye’de devam eden taşeron terör koridorunun bertaraf edilmesi için bölgenin belli alanlarda kontrol edilmesi gerekmektedir. Askerî harekâtlar kontrolün ilk ve etkin aşamasıdır. Ancak sağlanan ortamın kalıcı olması için bölge ülkeleri ile siyaseten müştereklik ve dayanışma içinde olunması altın kuraldır. Lütfen buna dikkat edelim.

Bölgede petrol ve doğal gaz kaynaklarının olduğunu, bu bölgelerde ABD’nin askeri üslerinin sayısını artırdığını, Doğu Akdeniz’de büyük bir ekonomik savaşın başladığını, ekonomik mücadele alanı içinde Türkiye’nin de rol alması gerektiğini, her türlü pazarlığın yapılabileceği küresel tezgâhtan ancak bölge devletlerinin dayanışmasıyla çıkabileceğimizi unutmayalım.

 

Akılcı olursak başarırız.

Saygılarımla.