Bu yıl “Nemesis” isimli tatbikat serisinin beşincisi icra edildi.

Tatbikatın ilki 2013’te yapılmıştı.

Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz kaynaklarının bulunduğunun açıklanması ise 2008’e rastlamaktaydı.

İlginçtir o tarihlerde Türkiye’de FETÖ eliyle yürütülen kumpas davaların düğmesine basılmış, Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere kritik kurum ve makamlar hedeflenerek teslim alınmaya çalışılmaktaydı.

Başta Deniz Kuvvetleri olmak üzere Gnkur Kh’ı, bağlı birlikleri ve diğer Kuvvet Komutanlıklarında kritik görevlerde bulunan liyakatli personel iftiralarla görevlerinden alınıyor, bir kısmı hapse atılıyordu.

Bu asimetrik saldırılar sonuç olarak yapılmakta olan vazifeleri de doğrudan etkilemişti. Doğu Akdeniz ve Ege’de bir inisiyatif daralması, zaman ve zemin kaybı ve sonuç olarak geçici de olsa sahneden çekilme yaşanıyordu.

Kısa bir hatırlatma yapalım.

GKRY 2008 yılında İsrail açıklarında iki bölgede (Dalit ve Tamar) bölgelerinde ve GKRY’nin Afrodit olarak adlandırıldığı bölgede milyarlarca m³ doğalgaz bulunduğu açıklandı.

2010 yılında İsrail açıklarında Leviathan adlı bölgede büyük miktarda petrol ve gaz bulunduğu iddia edildi. Aynı yılın sonunda 17 Aralık 2010’da GKRY İsrail ile “Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması” imzaladı. (GKRY 2003 yılında Mısır, 2007 yılında ise Lübnan ile benzer anlaşmalar imzalamıştı.)

GKRY 2011 Eylül ayında Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz arama çalışmaları başlattı. Karşılığında Türkiye KKTC ile “Kıta sahanlığı Anlaşması” imzaladı. KKTC Türkiye’ye 12 mil açığında petrol arama hakkı verdi. TPAO’ya petrol ve doğalgaz arama ruhsatı verilen E, F ve G sahaları, Rum Yönetimi’nin belirlediği 1, 2, 3, 8, 9, 12 ve 13 numaralı bloklar ile çakışmaktaydı.

GKRY’nin 12’nci parsel olarak adlandırdığı bölgede ABD şirketi “Noble Energy” 2011 yılında 127 milyar 400 milyon metreküplük doğal gaz rezervi bulduğunu açıkladı.[1]

2013 yılında İsrail, GKRY, Yunanistan aralarında “Lefkoşa Bildirisi” adlı bir belgeyi imzaladılar. Bildiri çerçevesinde İsrail ve GKRY doğal kaynaklarının bir bütün olarak kabul edilip, elde edilecek potansiyelin 1300 km’lik bir boru hattı ile Girit ve Yunanistan anakarası üzerinden Avrupa’ya taşınmasının planlandığı açıklandı.

2018 yılı Şubat ayına gelindiğinde İtalyan ENİ Şiketi’nin Saipem 12000 isimli sondaj gemisinin GKRY’nin sözde ruhsat verdiği “3. Bölgeye” girmek üzere geldiği ancak Türk Deniz Kuvvetlerince engellendiğini biliyoruz.  Olay üzerine ENI CEO’su Claudio Descalzi sondaj gemisinin Türk savaş gemileri tarafından durdurulmasının ardından Kıbrıs’taki haklarından vazgeçmeyeceklerini belirtmiş ve uluslararası diplomasinin bir çözüm bulmasını bekleyeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.[2]

Önümüzdeki günlerde ABD’nin Exxon Mobil ve Katar’ın Qatar Petroleum Şirketlerince 10. Parsel’de sondaj faaliyetleri yapılacak. 10 numaralı blok bizim hak iddia ettiğimiz bölgelerle GKRY’nin ilan ettiği kesişen bölgelerin dışında kalıyor. Buna rağmen KKTC’nin Ada üzerindeki eşit hakları göz önünde bulundurulduğunda adil olmayan dayatma açıkça görülüyor.

İşte tam bu dönemde Nemesis Tatbikat Serisinin beşincisi icra edildi. Nemesis eski Yunan mitolojisinde ilahi intikam tanrıçasının adı. Klasik Dönemin yazarı Apollodorus ünlü eseri Biblioteca’da Nemesis’i Helen’in annesi olarak tanıtmıştır. Diğer kaynaklarda Helen Tanrısı Zeus ve Leda’nın Truvalı kızı olarak belirtilmişlerdir. Bu noktada Yunanlılara Truva üzerinde bir arşı mesaj hakkımızı da saklı tutabiliriz.

GKRY, ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve Yunanistan’ın fiili olarak Mısır, Ürdün ve İtalya’nın ise gözlemci pozisyonunda katıldıkları tatbikat GKRY’nin MEB olarak ilan ettiği sınırlarda Limasol açıklarında üç ayrı bölgede gerçekleştirilmiştir.

Tatbikatın amacı Doğu Akdeniz’de yürütülecek arama ve sondaj çalışmalarında sondaj platformlarına, ticari gemilere yönelik olası tehditleri, kazaları, terör saldırılarını engelleyecek tedbirlerle ve deniz kirliliği ile ilgili iş birliğini ve eşgüdümü sağlamak olarak ifade edilmiştir. Ancak görünen köy kılavuz istemez kapalı hedef elbette Türkiye’dir.

Tatbikatın ardından GKRY 10’uncu parselde Exxon Mobil ve Qatar Petroleum ortaklığıyla yapılacak sondajlara yönelik 10 Kasım 2018-25 Şubat 2019 tarihlerini kapsayacak şekilde dört ay süreli bir Navtex[3] yayımladı.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), araştırmalarına göre Doğu Akdeniz’de keşfedilmeyi bekleyen 1,7 milyar varil petrol ve 122 trilyon fit küp gaz olabileceğini belirtiyor.[4]

Uzun bir süredir söylüyoruz. Suriye’de macera getirecek politikalardan uzak durmamız ve zaman kaybetmememiz gerekiyor. Suriye Devleti ile en kısa sürede kurulaması gereken doğrudan ilişkiler sayesinde bölgeden bize dönebilecek tehditlerin azaltılmasına ve ortadan kaldırılmasına odaklanmalıyız. Bu dönemde asıl işimiz Doğu Akdeniz ve müteakiben Ege’de olacak.

Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmeden oyunun içinde olmamız zor görünüyor. Beklemenin anlamı kalmadı. Bu kararı ve diğer tüm uygulamaları destekleyecek şekilde KKTC’de Türkiye Cumhuriyeti’ne ait teşekküllü bir deniz üssü ve hava üssü gecikmeden tesis edilmelidir. Sağlanacak durum üstünlüğü ile bölgedeki muhatap ülkelerle son derece sağlıklı anlaşmalar yapılabilecektir.

Üstelik Mısır, İsrail ve Lübnan Türkiye yerine GKRY ile MEB Yetki Alanları anlaşmaları yaparak kendilerine kalan alanlar açısından önemli kayıplar yaşamışlardır. Akıllı bir politikayla sorun lehimize döndürülebilir.

[1] https://www.dw.com/tr/k%C4%B1br%C4%B1sta-sular%C4%B1-buland%C4%B1ran-sondaj-krizi/a-42902412

[2] https://tr.sputniknews.com/dogu_akdeniz/201802231032373115-akdeniz-sondaj-gerilim-carpisma/

[3] Navigational Telex/ Gemilere, teknelere aciliyet gerektiren mesajları,emniyet,meteoroloji verilerini ve çeşitli uyarıları aktaran ve bunu yazılı olarak yapabilen bir sistemdir.

[4] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-43061162