Hayatımızın vazgeçilmezi olan enerji nedir? Enerji kısaca, iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanabilir. Enerjisiz hiçbir şey yapabilmek mümkün değildir. Enerjinin kesinlikle kaybolmadığı ancak başka bir enerji türüne dönüştüğü okul hayatının ilk yıllarında öğretilmektedir. Peki, “enerji” sözlükte nasıl tanımlanmaktadır?

  • Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan iş yapabilme yetisi, erke.
  • Vücuda canlılık verdiği kabul edilen etkin güç.
  • Belirli bir eyleme dönüşebilecek yeti, gizilgüç.[1]

 Enerji çeşitleri ise, potansiyel, kinetik, ısı, ışık, elektrik, kimyasal, nükleer ve ses enerjisi olarak adlandırılabilir.[2] Enerji çeşitli kaynaklardan elde edilmektedir. Bunlar, yenilenebilir ve tüketilebilir (yenilenemez) enerji kaynakları olarak anılmaktadır.[3]

Bu makalede devletlerarasındaki mücadelenin, çekişmelerin ve savaşların asıl nedeni olan ve aralarındaki ilişkileri yönlendiren enerjiyle ilgili olarak, dünyada ve Türkiye’deki enerji tüketimi, hangi kaynaklardan ne miktarda elde edildiği ve çeşitleri, gelecekte verimlilik ve yaşanabilirlilik açısından hangi kaynaklara yönelinmesi gerektiği üzerinde kısaca durulacaktır.

Enerji Tüketimi

Enerji tüketimi, gelişen teknoloji ve artan nüfusla beraber tüm dünyada hızla artmaktadır. İnsanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak için her geçen gün daha fazla enerji tüketmektedir. Dolayısıyla farklı enerji kaynaklarına daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi, enerji tüketimi tüm ülkelerle paralel olarak ülkemizde de her geçen yıl artmaktadır.

Adsız2

 Türkiye’nin enerji tüketimi, 2013 yılında 120,3 MTEP (milyon ton eşdeğer petrol) iken 2014 yılında 123,9 MTEP ve 2015 yılında 129,3 MTEP olmuştur ki bu rakam dünya enerji tüketiminin % 1’dir.[4]

Enerji Kaynakları

Günümüzde dünya enerji üretiminde öncelikli kaynaklar petrol, doğalgaz ve kömür gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarıdır. Dünyanın en çok kullanılan enerji kaynağı petroldür. İkinci sırada kullanımı gittikçe azalan kömür ve üçündü sırada üretim ve tüketimi hızla artan doğalgaz bulunmaktadır. Her dönem belirli bir enerji kaynağı önem kazanmıştır. Kömürün yerini zamanla petrol almış ve sonraki yıllarda doğalgaz önem kazanmıştır. Önümüzdeki yıllarda ise alternatif enerji kaynaklarının kullanımının artacağı değerlendirilmektedir.

Adsız3

Dünya Enerji Kaynakları – 2015 (Kaynak: BP Energy Outlook to 2035)[5]

 

Türkiye’nin enerji kaynakları, coğrafyasına ve iklimine göre bölgesel farklılıklar gösterir. Bu iki ana özellik kullanılacak olan enerji kaynağının niteliğini de değiştirir. Bölgenin güneşli, yağmurlu, dağlık veya düz olması, dağların konumuna göre rüzgâr alma durumu, yer altı kaynaklarının çeşidi, termal özelliği ve deniz, göl, akarsu varlığı gibi nedenler enerji kaynağının cinsini büyük ölçüde belirlemektedir. Örneğin; Güney ve Batı bölgelerimizde güneşli gün sayısının fazla olması, güneş enerjisinden yararlanma oranını artırdığı gibi bu alanda daha çok yatırım yapılmasını ekonomik kılmaktadır.

Ülkemizde kullanılan birincil enerji kaynaklarına gelince, doğalgaz ve kömürün ilk sırada olduğunu görüyoruz ki bunlar tüketilebilir (yenilenemez) kaynaklardır. Daha sonra sırasıyla hidrolik, rüzgâr, jeotermal ve güneş enerjisinden yararlanılmaktadır ki bunlar da yenilenebilir enerji kaynakları olarak anılmaktadır. Diğer kaynaklar olarak anılan enerji kaynağında ise biyokütle enerjisi önem arz etmektedir.

Adsız4

Türkiye Birincil Enerji Kaynakları – 2016 (Kaynak: ETKB)

Dünya ve Türkiye enerji kaynaklarını karşılaştırınca bazı farklılıklar göze çarpmaktadır. Bunların coğrafi, bölgesel, ekonomik ve teknolojik farklılıklardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Dünya enerji tüketiminin yaklaşık %90’nı tüketilebilir (yenilenemez) kaynaklardan karşılanırken, Türkiye’de bu oran %65’tir. Ülkemiz enerji kaynaklarının % 35’ini yenilenebilir kaynaklar oluşturmaktadır. Ayrıca, dünya enerji kaynaklarında nükleer enerji %4,5 gibi bir orana sahiptir. Türkiye’de ise nükleer enerji üretimi için Akkuyu Nükleer Santralinin temeli, Erdoğan ve Putin’in katılımı ile 03 Nisan 2018’de atılmıştır. İlk ünitenin 2023 yılında devreye girmesi planlanmıştır.[6]

 Türkiye Enerji Kaynakları [7]

 Petrol, başlıca hidrojen ve karbondan oluşan ve içerisinde az miktarda nitrojen, oksijen ve kükürt bulunan çok karmaşık bir bileşimdir. Normal şartlarda gaz, sıvı ve katı halde bulunabilir. Gaz halindeki petrol, imal edilmiş gazdan ayırt etmek için genelde doğal gaz olarak adlandırılır. Ham petrol ve doğal gazın ana bileşenleri hidrojen ve karbon olduğu için bunlar ”hidrokarbon” olarak da isimlendirilirler. Son yıllarda kaya gazının dünyada önem kazanması ile birlikte Türkiye’de de kaya gazının aranmasına önem verilmiştir. Bu amaçla Güneydoğu Anadolu ve Trakya Bölgeleri’nde kuyular açılmış olup rezerv tespit çalışmalarına devam edilmektedir.

 2017 yılı ilk 6 aylık dönem sonunda yurtiçi kalan üretilebilir ham petrol rezervi 332,8 milyon varil (48 milyon ton) olup yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bugünkü üretim seviyesi ile yurtiçi toplam ham petrol rezervinin 18 yıllık bir ömrü bulunmaktadır. 2017 yılının ilk 5 aylık döneminde tüketimin yaklaşık %7,7’si yerli üretimle karşılanmış, doğal gazda ise bu oran %0,6 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılı sonu itibarı ile kalan üretilebilir doğal gaz rezervimiz 18,8 milyar m³’tür. Elektrik enerjisi üretiminde doğal gaza dayalı kurulu gücümüz 2017 yılı Temmuz ayı sonu itibarıyla 26.074 MW olup bu değer toplam kurulu gücümüzün % 32,37’sini karşılamaktadır.

Kömür, linyit ve taş kömürü şeklinde bulunmaktadır. Linyit, ısıl değeri düşük, barındırdığı kül ve nem miktarı fazla olduğu için genellikle termik santrallerde yakıt olarak kullanılan bir kömür çeşididir. Buna rağmen yerkabuğunda bolca bulunduğu için sıklıkla kullanılan bir enerji hammaddesidir. Taşkömürü ise yüksek kalorili kömürler grubundadır. Ülkemiz rezerv ve üretim miktarları açısından linyitte dünya ölçeğinde orta düzeyde, taşkömüründe ise alt düzeyde değerlendirilebilir. Toplam dünya linyit / alt bitümlü kömür rezervinin yaklaşık %3,2’si ülkemizde bulunmaktadır.

Hidroelektrik santraller; çevreye uyumlu, temiz, yenilenebilir, yüksek verimli, yakıt gideri olmayan, uzun ömürlü, işletme gideri çok düşük dışa bağımlı olmayan yerli bir kaynaktır. Ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeli içinde en önemli yeri tutan hidrolik kaynaklarımızın teorik hidroelektrik potansiyeli 433 milyar kWh olup teknik olarak değerlendirilebilir potansiyeli 216 milyar kWh ve ekonomik hidroelektrik enerji potansiyeli 140 milyar kWh/yıl’dır. 2016 yılı sonu itibariyle, işletmede bulunan lisanslı ve lisanssız 597 adet HES ile 26.681 MW’lık kurulu güce ve toplam kurulu gücün yaklaşık %34’üne karşılık gelmektedir. 2016 yılında elektrik üretimimizin %24,7’si hidrolikten elde edilmiştir.

Adsız5

                                                          Hidrolik santral                                         Güneş panelleri

 Rüzgâr, güneş ışınlarının yer yüzeyini farklı ısıtmasından kaynaklanır. Yer yüzeyinin farklı ısınması, havanın sıcaklığının, neminin ve basıncının farklı olmasına, bu farklı basınç da havanın hareketine neden olur. Dünyaya ulaşan güneş enerjisinin yaklaşık %2 kadarı rüzgâr enerjisine çevrilir. Türkiye rüzgâr enerjisi potansiyeli 48.000 MW olarak belirlenmiştir. Bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüz ölçümünün %1.30’una denk gelmektedir. 2016 yılı sonu itibariyle işletmede olan lisanslı rüzgâr enerji santrallarının kurulu gücü ise 5.751,3 MW’dır.

Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlasına (GEPA) göre, yıllık toplam güneşlenme süresi 2.737 saat (günlük toplam 7,5 saat), yıllık toplam gelen güneş enerjisi 1.527 kWh/m².yıl (günlük toplam 4,2 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizde 2016 yılı sonu itibariyle kurulu gücü 402 MW olan 34 adet güneş enerjisi santraline ön-lisans, kurulu gücü 12,9 MW olan 2 adet güneş enerjisi santraline lisans verilmiştir. Lisanslı ve lisanssız elektrik üretim santrallerinin kurulmasıyla güneş enerjili santral sayısı 1.043 olarak görülürken bu santrallerin kurulu gücü ise 832,5 MW’a ulaşmıştır.

Adsız6

Biyokütle enerji tesisi

Biyokütle, bir türe veya çeşitli türlerden oluşan bir topluma ait yaşayan organizmaların belirli bir zamanda sahip olduğu toplam kütle olarak tanımlanabilir. Biyokütle aynı zamanda bir organik karbon olarak da kabul edilmektedir. Biyokütle enerji kaynakları hayvansal, bitkisel ve insani atıklardır. Türkiye’nin biyokütle atık potansiyelinin yaklaşık 8,6 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP), üretilebilecek biyogaz miktarının 1,5-2 MTEP olduğu tahmin edilmektedir.

Jeotermal enerji, yerin derinliklerindeki kayaçlar içinde birikmiş olan ısının akışkanlarca taşınarak rezervuarlarda depolanması ile oluşmuş sıcak su, buhar ve kuru buhar ile kızgın kuru kayalardan yapay yollarla elde edilen ısı enerjisidir. Ülkemiz jeolojik ve coğrafik konumu itibarı ile aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer aldığı için jeotermal açıdan dünya ülkeleri arasında zengin bir konumdadır. Ülkemizin her tarafında yayılmış 1.000 adet civarında doğal çıkış şeklinde değişik sıcaklıklarda birçok jeotermal kaynak mevcuttur. Ülkemiz toplam jeotermal ısı kapasitesi (görünür ısı miktarı) 15.500 MWt’tır.

Türkiye’nin Enerji Ticaretindeki Yeri

Türkiye, dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin büyük çoğunluğuna sahip ülkelerle, büyük bir tüketici kapasitesine sahip Avrupa ülkeleri arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir. Ülkemizin bu doğal ve özel konumu, ona bir takım fırsatlar sunduğu gibi çeşitli sorumluluklar da yüklemektedir. Bu nedenlerle Türkiye, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney istikametlerinde birçok enerji boru hatları ve taşıma vasıtalarına ev sahipliği yapmak durumunda kalmaktadır.  Türkiye’nin mevcut petrol ve doğal gaz boru hatları / projeleri şunlardır:[8]

  • Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı)
  • Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC)
  • Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE)
  • Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonektörü (ITG)
  • Batı Hattı (Rusya-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı)
  • Mavi Akım Boru Hattı
  • İran-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı
  • Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi
  • Türk Akım Projesi
  • Türkiye-Bulgaristan Enterkonektörü (ITB)

Adsız7
1994’te İstanbul Boğazı’nda Dünya Denizcilik Tarihinin en büyük kazalarından olan M/T Nassia ve M/V Ship Broker

İstanbul ve Çanakkale Boğazları yoluyla dünyadaki günlük petrol tüketiminin yaklaşık %3’ü taşınmaktadır. Bu da boğazlara ayrıca bir önem ve ayrıcalık katmaktadır. Boğazların fiziksel yapısından dolayı, enerji güvenliği ve çevre güvenliği ülkemiz için ön plana çıkmaktadır. Yoğun tanker trafiği deniz kazaları için davetiye çıkarmaktadır. Söz konusu bir kaza, hem insani ve çevresel tehlikelere hem de, petrolün dünya pazarlarına akışında kesintiye neden olacaktır. Bu nedenle, yıllardır boğazları by-pass edecek çözümler gündeme getirilmektedir.

Değerlendirme ve Sonuç

Türkiye’nin toplam enerjisindeki yerli üretimi 1980 yılında %53 iken bu oran 1990 yılından başlayarak günümüze kadar azalarak 2015 yılında %12,7’ye kadar gerilemiştir. 2015 yılında Türkiye, enerji tüketiminde kömürün %64’ünü, petrolün %95’ini, doğalgazın ise %99’unu ithal etmektedir. Ülkemizdeki birincil enerjinin % 87,3’ü ithal edilmektedir.[9]

Görüldüğü gibi ülkemizin enerji ihtiyacı her geçen gün artmakta ve fosil (kömür, petrol, doğalgaz) birincil enerji üretim kaynaklarının büyük çoğunluğu dışarıdan karşılanmaktadır. Dışarıdan karşılanan bu kaynakların miktarı azaltılmalı, ithal edilmek zorunda kalınan miktar da güvenlik ve birkaç ülkeye bağımlı olmamak açısından çeşitlendirilmelidir. Örneğin, doğalgaz alımı mümkün mertebe çok sayıda ve farklı ülkelerden yapılmalıdır.

Bu kapsamda atılan bir adım olarak enerji kaynaklarının çeşitliliğini artırmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli kaynaklara yönelmek büyük önem arz etmektedir. Akkuyu ve Sinop’ta kurulacak nükleer enerji santralleri bu açıdan önemli ve olumlu bir adımdır.[10] Aynı şekilde, yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji elde etmek için Türkiye’nin mevcut coğrafi ve fiziki koşullarından yararlanılacak şekilde rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynaklara yönelmesinin gerekliliği ortadadır.

Kaynakça:

[1]  http://enerjienstitusu.com/enerji-nedir-101/,

[2] http://www.yegm.gov.tr/genc_cocuk/Enerji_Nedir.aspx,

[3] http://www.enerjibes.com/turkiyedeki-enerji-kaynaklari-nelerdir/,

[4] http://www.eie.gov.tr/verimlilik/sunum2017/8.Bildiriler/T%C3%BCrkiye’nin%20Mevcut%20Enerji%20 Durumu.pdf, (YILMAZ Zinnur, Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas),

[5] ttp://setav.org/assets/uploads/2017/04/YenilenebilirEnerji.pdf , (KARAGÖL Erdal Tanas, KAVAZ İsmail, Dünyada ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji, Analiz, SETA | Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, Nisan 2017 Sayı: 197).

[6] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (http://www.enerji.gov.tr/tr-),

[7] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogan-ve-putin-nukleer-santralin-temelini-atti-188717h.htm,

[8] COŞKUN İbrahim, Türkiye’de Nükleer Enerji, Anka Enstitüsü, 09 Kasım 2016, http://ankaenstitusu. com /turkiyede-nukleer-enerji/.

[1] http://enerjienstitusu.com/enerji-nedir-101/, Erişim: 07 Mart 2018.

[2] http://www.yegm.gov.tr/genc_cocuk/Enerji_Nedir.aspx, Erişim: 07 Mart 2018.

[3] http://www.enerjibes.com/turkiyedeki-enerji-kaynaklari-nelerdir/, Erişim: 08 Mart 2018.

[4] http://www.eie.gov.tr/verimlilik/sunum2017/8.Bildiriler/T%C3%BCrkiye’nin%20Mevcut%20Enerji%20 Durumu.pdf, Erişim: 08 Mart 2018.

[5] ttp://setav.org/assets/uploads/2017/04/YenilenebilirEnerji.pdf , Erişim: 10 Mart 2018 (KARAGÖL Erdal Tanas, KAVAZ İsmail, Dünyada ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji, Analiz, SETA | Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, Nisan 2017 Sayı: 197).

[6] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogan-ve-putin-nukleer-santralin-temelini-atti-188717h.htm, Erişim: 05 Nisan 2018.

[7] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (http://www.enerji.gov.tr/tr-), Erişim: 24 Mart 2018.

[8] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (http://www.enerji.gov.tr/tr-), Erişim: 30 Mart 2018.

[9] http://www.eie.gov.tr/verimlilik/sunum2017/8.Bildiriler/T%C3%BCrkiye’nin%20Mevcut%20Enerji%20 Durumu.pdf (YILMAZ Zinnur, Cumhuriyet Üniversitesi, Sivas), Erişim Tarihi:09 Mart 2018.

[10] COŞKUN İbrahim, Türkiye’de Nükleer Enerji, Anka Enstitüsü, 09 Kasım 2016, http://ankaenstitusu. com /turkiyede-nukleer-enerji/, Erişim: 29 Mart 2018.