ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 03 Ekim 2018 tarihinde yaptığı açıklamada, İran ile 1955’te imzalanan “Dostluk, Ekonomik Münasebetler ve Konsolosluk Hukuku” Anlaşması’nın feshedildiğini bildirmiştir. ABD 08 Mayıs 2018’de de, P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) ile İran arasında Temmuz 2015’te imzalanan Nükleer Anlaşma’dan tek taraflı çekildiğini açıklamıştı. ABD bu kararına gerekçe olarak da, İsrail’in ileri sürdüğü, İran’ın gizli nükleer silah programını uygulamaya devam etmesini göstermiştir. Ancak gerek anlaşmaya taraf diğer ülkeler, gerekse Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), ABD’nin iddialarının aksine İran’ın yükümlülüklerine uyduğunu ve ABD’nin açıkladığı çekincelere katılmadıklarını bildirdiler.

ABD’nin anlaşmadan çekilmesi kararının ardından, İran’a yaptırımlara devam edeceğini ve hatta yeni yaptırımlar getireceğini ilan etmesi nedeniyle Ortadoğu ve dolayısıyla bir çok devletin bölge siyaseti etkilenmektedir. Ülkeler, İran ve bölgeye yönelik siyasetlerini ve tavırlarını belirlemeye, taraflarını netleştirmeye başladılar. Ülkemiz de, bu yeni durumdan en çok etkilenecek devletler arasında ilk sıralarda olduğundan bu konu bizi oldukça fazla ilgilendirmektedir. Bu nedenle, bu makalede İran’daki son gelişmeler ve bunun Türkiye ile beraber bölge ülkelerine, dolayısıyla dünya siyasetine yansımaları ele alınacaktır.

Neden Hedef İran?

ABD yönetimi, Başkan Trump’ın 8 Mayıs’ta nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinden sonra 7 Ağustos’ta devreye giren ilk aşama yaptırımlarla, İran’ın ABD dolarına, altın ve değerli madenlere erişimini yasaklarken yine bu ülkenin çelik, kömür, alüminyum ticareti ile otomotiv ve sivil havacılık sektörlerini de hedef almıştır. Washington yönetiminin, 5 Kasım’da ikinci yaptırım paketini devreye sokmasıyla İran petrol şirketlerine uluslararası kısıtlamalar getirilmektedir. Yine ABD yönetimi, İran Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter örgüt Besic Direniş Gücü’ne destek verdikleri gerekçesiyle, aralarında büyük bankalar, maden ve imalat şirketlerinin bulunduğu 20 İran firmasına yaptırım uygulayacağını açıklamıştır.

ABD neden hep İran’ı hedef tahtasına oturtmaktadır? Aslında bu sorunun yanıtı bellidir, çünkü İran ABD’nin Ortadoğu politikalarına karşı güçlü direnişini yıllardır sürdürmektedir. ABD’nin Ortadoğu politikası da bölgedeki petrole sahip olma ve İsrail’in güvenliğidir ki, bu iki ayrı gibi görünen husus aslında birbiriyle ilişkili ve birbirlerini destekleyicidir. Yani ABD’nin bölgeyi ve petrolü kontrol etmesinin yolu, büyük ölçüde İsrail’in güvenliği ve gücüne bağlıdır. Bunu da İsrail’in karşısındaki bölge ülkelerini birbirine düşürerek, iç karışıklıklar çıkararak ve Sünni-Şii kutuplaşması yaratarak gerçekleştirmek için uğraşmaktadır. İran için en büyük tehdit ise ABD ve dolayısıyla piyonu olan İsrail’dir.

ABD’nin İran’a yaptırım uygulaması ve İran’ı tecrit etmeye çalışmasının gerçek nedeninin nükleer çalışmalar olmadığını biliyoruz. Daha önce Irak, Suriye ve birçok ülke için uydurulan yalanların bir benzeri İran’a karşı da yapılmak istenmektedir. Hayret verici olan husus ise bu yalanların Türkiye de dâhil olmak üzere birçok ülkede hala itibar görmesidir. Sorun ne demokrasi, ne kitle imha silahları üretilmesi, ne de bu silahların kullanılmasıdır. Esas sorun, sahip olduğu enerji kaynaklarından dolayı bölgeye ve dolayısıyla dünyaya hâkim olma, yönetmedir.

Yaptırımlara Karşı İran’ın Tepkisi

ABD’nin yaptırımlarına karşı, İran ilk günden itibaren tedbirlerini almaya başlamış ve bu yeni duruma karşı takınacağı tavrı ortaya koymuştur. Nükleer anlaşmayı imzalayan diğer ülkelerle bir dizi görüşmeler yaparak onların yanında olmasını istemiş ve ABD’nin yaptırımlarına karşı ortak tavır almaya davet etmiştir. Anlaşmaya taraf olan devletler, İran ile petrol başta olmak üzere ticaretlerini devam ettireceklerini deklere etmişlerdir. Ayrıca Türkiye, Rusya ve Çin gibi birçok devlet de ABD’nin yaptırım kararına uymayacaklarını açıklamışlardır. Ülkemiz İran’a destek verdiğini ve yaptırımların uygulanmayacağını en yüksek makamlar tarafından defalarca dile getirmiştir.

ABD her daim onun yanında olmak isteyen / olmak zorunda kalan devletlerle birlikte, en yakın hedeflerden birisi olarak İran’ın hizaya sokulmasını belirlemiştir. Amaç, İran’ın bölgede etkin olmasını engellemek ve bunun için de gerekirse askeri müdahale dâhil her yolu denemektir. Ancak İran bölgenin en eski ve en sağlam devletlerinden biridir. Ayrıca, mevcut dünya konjonktürü de İran’ın yanındadır. ABD, dünyanın tüm diğer bölgelerinde olduğu gibi Ortadoğu’da da planladıklarını yapamamaktadır. Çünkü 90’lı yıllarda SSCB’nin dağılması ile oluşan tek kutuplu dünya artık yoktur. Rusya eski gücüne kavuştuğu gibi, Çin de sessiz sedasız güçlenmiş ve tüm dünyada etkin olmaya başlamıştır. Bu nedenle askeri gücünü tüm dünyaya dağıtan ABD eskisi gibi sözünü dinletemediği için gittikçe hırçınlaşmaktadır. ABD, İran’ın dışında Rusya, Çin, Türkiye ve daha birçok ülkeyi ekonomik ve siyasi yaptırımlarla tehdit etmekte, bir takım siyasi ve / veya ekonomik ambargolar uygulamaktadır.

İran’daki Son Gelişmeler

ABD’nin İran ile yapılan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesinin ardından bu ülkede çeşitli karışıklıklar ve terör olayları meydana gelmiştir. Haziran ayında ekonomik gerekçelerle çeşitli gösteriler ve olaylar olmuştur. Bu olaylarda daha çok bu ülkenin kuzeyinde yaşayan Türk asıllı vatandaşlar öne çıkmıştır. Bilindiği gibi, İran nüfusunun nerdeyse yarısı Azeri kökenlidir ve bu insanlar, büyük çoğunluğuyla Azerbaycan sınırına yakın kesimlerde ikamet etmektedirler. ABD ve İsrail açıkça muhaliflerden yana tavır koyarak göstericileri desteklediklerini açıklamışlardır. Göstericiler ekonomik durumlarının düzeltilmesini, bunun için de silaha ve başka ülkelere askeri desteğin kesilmesini talep etmişlerdir. Bu tip gösteriler aslında, İran’a neden ambargo uygulandığını ve olayların arkasında kimlerin olabileceğini de açıkça göstermektedir.

Yine 22 Eylül’de Ahvaz kentinde askeri geçit töreni esnasında 24 kişinin ölümüne, 53 kişinin yaralanmasına yol açan büyük bir saldırı olmuş ve İran bu olaydan da ABD ve İsrail ile bunlarla birlikte hareket ettiğini düşündüğü Suudi Arabistan ve BAE’yi sorumlu tutmuştur. Daha sonraki günlerde ise saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin Suriye’nin Deyrizor kentinde yetiştirildiğini öne süren İran, bölgeyi balistik füzelerle vurmuştur. İran saldırıların devamının geleceğini açıklamış, ABD ise saldırının sorumsuzca olduğunu ve bölgedeki koalisyon güçlerini tehlikeye attığını ileri sürmüştür!

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 14 Ekim 2018 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD’nin ülkesinde nihai hedefinin “rejim değişikliği” olduğunu söylemiştir. Ancak sadece rejim değişikliği, ABD ve İsrail’in isteklerini karşılayabilecek midir? Kanımızca, rejim değişikliğinin yanında iç-dış politika, yönetim şekli ve ülke sınırlarında değişiklikler de hedeflenmektedir.

Değerlendirme ve Sonuç

İran’daki gelişmeler ve olaylar, bölgedeki diğer gelişme ve olaylardan ayrı değerlendirilemez. Suriye’deki iç karışıklık ve savaşın bölge ülkelerine ve İran’a yansıması en büyük etkenlerdendir. İran’ın Suriye’deki kararlı tutumu ve uyguladığı politikalar bu ülkedeki etkisini her geçen gün artırmasına sebep olmuştur. Bunun karşılığında ABD ve İsrail, İran’ın etkisini azaltmak için çeşitli girişimlerde bulunmaktadırlar: ABD’nin tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi, muhalif hareketlerin içeride ve dışarıda koşulsuz desteklenmesi gibi.  ABD aldığı yaptırım kararlarını desteklemeleri için müttefikleriyle beraber, bölge ülkeleri ve İran ile ticaret yapan diğer ülkeleri de zorlamaktadır. Öyle ki, İran’a yaptırımlara uymayan ülkelere de yaptırım uygulayacağını açıkça belirtmektedir.

İsrail de ABD’nin yanında, İran’ın Suriye ve bölgedeki etkisini azaltmak için her türlü yola başvurmaktadır. Suriye’deki İran yanlısı grupları ve bölgeleri alenen bombalaması bunun en açık örneğidir. Hatta Rusya, kendisine ait bir uçağın düşürülmesinde İsrail’in rolü olduğunu açıklayarak bölgeye ilave S-300 hava savunma sistemleri sevk etmiştir. İsrail, Suriye devletinin parçalanması veya en azından iç karışıklıkların devam etmesi için her türlü yönteme başvurmaktadır.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların başarılı olma şansı olmadığı değerlendirilmektedir. Çünkü ABD eski gücünde ve etkisinde değildir. Tek kutuplu dünya düzeni ABD kabul etmese de yıkılmıştır. Rusya eski gücüne kavuşmuş ve Çin de dünya gücü olma yolunda oldukça yol kat etmiştir. İran’ın bu iki dünya gücüyle ilişkileri ileri seviyededir. Ayrıca İran güçlü bir devlet yapısı ve geleneğine sahiptir. ABD ve İsrail’in düşmanlıkları İran’da çeşitli karışıklıklara ve olaylara yol açsa da, sonuçta halkı daha çok birbirine kenetlemektedir.

ABD, son bir çırpınışla her yöne saldırmaktadır. Sadece İran’ı değil daha birçok ülkeyi yaptırımla tehdit etmektedir. Rusya, Kuzey Kore, Türkiye ve Çin gibi devletlerin yanında başka ülkeler de bu tehditlerle karşı karşıyadır. ABD’nin bu fütursuz saldırı ve tehditleri birçok ülkeyi birlikte hareket etmeye zorlamakta, yeni ittifak ve güç dengeleri kurulmasına aracı olmaktadır. Türkiye de, Suriye’de Rusya ve İran ile beraber hareket ettiği gibi, çıkarları gerektirdiğinde yeni oluşumlara dâhil olarak desteklemelidir. Gerekirse NATO, AB gibi kurumlarla ilişkiler de gözden geçirilerek sorgulanmalıdır.

 

Kaynakça:

[1]. https://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/iranda-askeri-gecis-toreninde-teror-saldirisi-1537617886/2, Erişim: 02 Ekim 2018.

[2].  http://www.yenicaggazetesi.com.tr/irandaki-gelismeler-45806yy.htm, (İran’daki gelişmeler – Agah Oktay GÜNER, 08 Ocak 2018), Erişim: 03 Ekim 2018.

[3]. https://www.cnnturk.com/guncel.konular/iran/151/index.html, Erişim: 02 Ekim 2018.

[4]. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/vurmaya-devam-mesajina-abdden-cok-sert-aciklama-40973672, Erişim: 04 Ekim 2018,

[5]. JANE Murat, İran’ın Nükleer Politikasının Gelişimi ve Uygulanan Ambargo ve Yaptırımların Dış Politikasına Etkilerinin Analizi, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/391624, Erişim: 11 Haziran 2018.

[6]. DEMİR Yeşim Dr., http://ankaenstitusu.com/nukleer-krizin-ab-iran-iliskilerine-etkisi/, Erişim: 31 Mayıs 2018.

[7]. DEMİR Yeşim, Ortadoğu’da Sünni-Şii Mücadelesi “Şii Hilali”, http://ankaenstitusu.com/ortadoguda-sunni-sii-mucadelesi-sii-hilali/, erişim: 17 Haziran 2018.

[8]. COŞKUN İbrahim, ABD’nin İran İle Yapılan Nükleer Anlaşmadan Çekilmesi, Anka Strateji Dergisi, Temmuz-Ağustos Sayı 8, Sf.24-29.

[9]. COŞKUN İbrahim, İsrail’in Askeri Gücü, Anka Strateji Dergisi, Eylül-Ekim Sayı 9, Sf.34-37.

[10]. https://www.aydinlik.com.tr/abd-nin-iran-da-nihai-hedefi-rejim-degisikligidir-dunya-ekim-2018, Erişim:14 Ekim 2018.

[11]. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/petrol-satmak-icin-yeni-musteriler-bulduk-208617h.htm, Erişim:14 Ekim 2018.

[12]. https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/abdden-iranin-buyuk-sirketlerine-yaptirim-2684821/, Erişim:16 Ekim 2018.