Jeotermal enerji, yeraltında bulunan yüksek sıcaklık ve basınca sahip ısı enerjisidir, yerkürenin iç ısısıdır. Bu ısı merkezdeki sıcak bölgeden yeryüzüne doğru yayılır. Başka bir anlatımla, yerin derinliklerindeki kayaçlar içinde birikmiş olan ısının, akışkanlarca taşınarak çeşitli yerlerde depolanması ile oluşmuş sıcak su, buhar ve kuru buhar ile kızgın kuru kayalardan yapay yollarla elde edilen ısı enerjisidir. Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu ve yerli bir enerji türüdür.

Jeotermal enerji kaynakları üç önemli bileşene sahiptir:

  • Isı kaynağı,
  • Isıyı yeraltından yüzeye taşıyan akışkan,
  • Suyun dolaşımını sağlamaya yeterli kayaç geçirgenliği.

İlk çağlardan itibaren yakın geçmişe kadar sadece sağlık amacıyla kullanılan jeotermal kaynaklardan günümüzde, doğrudan ısıtmada ya da başka enerji türlerine dönüştürülerek de yararlanılmaktadır. 20’nci yüzyıl başlarına kadar sağlık ve yiyecek pişirme amacı ile yararlanılan jeotermal kaynakların kullanım alanları, gelişen teknolojiye bağlı olarak günümüzde çok yaygınlaşmış ve çeşitlenmiştir. Jeotermal enerjinin kullanım alanları bazı kaynaklarda şöyle sıralanmaktadır:

  • Elektrik enerjisi üretimi,
  • Merkezi ısıtma, soğutma, sera ısıtması,
  • Endüstriyel amaçlı kullanım (süreç ısısı temini, kurutma),
  • Kimyasal madde ve mineral üretimi (karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen),
  • Kaplıca amaçlı kullanım (termal turizm),
  • Düşük sıcaklıklarda (30 °C) kültür balıkçılığı,
  • Mineralli içecek su olarak kullanma.

Ülkemizin önemli ve potansiyel enerji kaynaklarından birisi de jeotermal enerjidir. Ülkemiz jeolojik ve coğrafi konumu itibarı ile aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer aldığı için jeotermal açıdan dünya ülkeleri arasında zengin bir konumdadır. Ancak, mevcut potansiyelden yeterince yararlanılmakta mıdır? Dünya’da jeotermal enerjiden yararlanma durumu nedir? Bu makalede, yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal ve Türkiye’nin jeotermal enerji kaynaklarından yararlanması ele alınacaktır.

Dünyada Jeotermal Enerji

2017 yılı itibariyle, dünyadaki jeotermal enerjiden elektrik üretimi 106 milyar kWh/yıl’dır. Ülkelerin 2050 yılı hedefi ise 250.000 MW kurulu güç elektrik üretimidir. Dünyada jeotermal enerjiden elektrik üretiminde ilk 5 ülke; A.B.D., Filipinler, Endonezya, Meksika ve TÜRKİYE’dir. Dünyanın en büyük jeotermal enerji santralleri şöyle sıralanmaktadır:

  • The Geysers Jeotermal Santrali, ABD – Kaliforniya ve toplam kurulu gücü 1.517 MW,
  • Larderello Jeotermal Santrali, İtalya – Tuscana ve toplam kurulu gücü 769 MW,
  • Cerro Prieto Jeotermal Santrali, Meksika ve toplam kurulu gücü 720 MW,
  • Makban Jeotermal Santrali, Filipinler ve toplam kurulu gücü 458 MW‘tır.

Dünyada Jeotermal enerjinin elektrik dışı kullanımı ise 2017 yılı itibariyle yaklaşık 60.000 MW olup, 10 milyon konut ısıtmasına eşdeğeridir. Dünyada jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarındaki ilk 5 ülke; A.B.D, Çin, İsveç, TÜRKİYE ve Almanya’dır. Dünyada Jeotermal enerjinin doğrudan kullanımındaki (elektrik dışı) oranlar; mahal ısıtması % 80.4, kaplıca-sağlık amaçlı kullanım % 13.2, sera ısıtması % 3.1, balıkçılık % 1.3, endüstriyel kullanım % 1.1, soğutma-kar eritme % 0,7 ve diğer % 0,1’dir.

Filipinler’de toplam elektrik üretiminin % 27’si, Kaliforniya Eyaleti’nde % 7’si, Papua Yeni Gine’de Altın Madenciliği İşletmesi enerji ihtiyacının %75’i jeotermalden karşılanmaktadır. İzlanda’da toplam ısı enerjisi (şehir ısıtma) ihtiyacının % 86’sı jeotermalden karşılanmaktadır.

Türkiye’de Jeotermal Enerji

Genel olarak sıcak su turizminde faydalanılan jeotermal enerji, özellikle son dönemlerde gerçekleştirilen yatırımlar ile birlikte enerji üretiminde de kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizin her tarafına yayılmış 1.000 adet civarında, doğal çıkış şeklinde, değişik sıcaklıklarda birçok jeotermal kaynak mevcuttur.

Adsız

Türkiye’de nanotektoniği-volkanik etkinliği ve jeotermal alanlar

Ülkemizin jeotermal potansiyeli teorik olarak 31.500 MWt olup potansiyel oluşturan alanların % 78’i Batı Anadolu’da, % 9’u İç Anadolu’da, % 7 si Marmara Bölgesinde, % 5’i Doğu Anadolu’da ve % 1’i diğer bölgelerde yer almaktadır. Jeotermal kaynaklarımızın % 90’ı düşük ve orta sıcaklıkta olduğundan ısıtma, termal turizm, mineral eldesi v.s. gibi doğrudan, % 10’u ise dolaylı uygulamalar (elektrik enerjisi üretimi) için uygundur.
2004 sonu itibari ile 3100 MWt olan ülkemiz kullanılabilir ısı kapasitesi, açılan kuyu ve tesislerle 2017 yılında toplam jeotermal ısı kapasitesi (görünür ısı miktarı) 15.500 MWt’e ulaşmıştır. 2017 yılı sonu itibariyle, işletmede bulunan 1.064 MW’lık kurulu güce sahip 40 adet Jeotermal Enerji Santrali ülkemiz toplam kurulu gücünün yaklaşık % 1,2’sine karşılık gelmektedir. Jeotermal enerjiden elektrik üretimi 2017 yılında 5.970 GWh olarak gerçekleşmiş, elektrik üretimimizin % 2,02’si jeotermal kaynaklardan elde edilmiştir.
Değerlendirme ve Sonuç

Yer kabuğunun bazı bölgelerinde yoğunlaşan sıcak su, buhar ve gazların oluşturduğu, kaynağı ısı olan jeotermal enerjiden ülkelerin coğrafi yapılarına bağlı olarak; maliyetinin düşük olması, çevreye zarar vermemesi ve enerji elde etmenin güvenli olmasından dolayı yaygın bir şekilde faydalanılmaktadır. Jeotermal enerjinin iklim koşullarından etkilenmemesi, rüzgâr ve güneş gibi hava şartlarına bağımlı olan diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre tercih edilmesine neden olmaktadır. Bunun yanında, jeotermal enerji çevreye çok düşük miktarlarda karbon salınımı gerçekleştirmektedir. Bu nedenlerden dolayı, jeotermal enerji ülkelerin üzerinde ciddiyetle durduğu ve kullanılmasını teşvik ettikleri bir yenilenebilir enerji çeşididir.

Jeotermal, diğer yenilenebilir enerji çeşitleri kadar yaygın bir kullanım alanına sahip değildir. Ancak, özellikle iklim şartlarından etkilenmemesi nedeniyle sürekli bir enerji kaynağıdır. Bundan dolayı jeotermal enerji, Türkiye ve diğer ülkelerin kullandıkları enerji çeşitleri arasındaki yerini artırmaktadır. Son yıllarda yapılan yatırımlarla, jeotermal enerjiden elektrik üretimi ve ısınmak amaçlı kullanımda büyük oranda artışlar olmuştur. Ancak bu artışlar yeterli değildir,  yatırımlar artarak devam etmelidir.

Önceki makalelerde, Türkiye’nin enerji geleceğine genel olarak değinilmiş, enerji ihtiyacının her geçen zaman süratle arttığı ve buna karşın enerji kaynaklarını çeşitlendirerek, üretimi de buna paralel olarak ve dışa bağımlılığı da mümkün mertebe azaltarak ve daha çok yerli kaynaklara yönelerek artırılması gerektiği vurgulanmıştı. Ülkemizin her geçen gün artmakta olan enerji ihtiyacı, çoğunluğunu dışarıdan karşılanan fosil birincil enerji kaynaklarından (kömür, petrol, doğalgaz) karşılanmaktadır. Bu nedenle, enerjideki mevcut dışarıya bağımlılığı azaltmak ve yerli kaynaklara yönelmek büyük önem arz etmektedir. Aynı şekilde, yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji elde etmek için Türkiye’nin mevcut iklimi, coğrafi ve fiziki koşularından yararlanacak şekilde jeotermal enerji yanında rüzgâr, güneş, biokütle ve hidrolik kaynaklardan azami yararlanmak için girişimler artırılmalıdır.

Kaynakça     

  1. http://www.yegm.gov.tr/yenilenebilir/jeotermal.aspx , Erişim: 01 Eylül 2018.
  2. http://setav.org/assets/uploads/2017/04/YenilenebilirEnerji.pdf , (KARAGÖL Erdal Tanas, KAVAZ İsmail, Dünyada ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji, Analiz, SETA | Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, Nisan 2017 Sayı: 197), Erişim: 15 Ağustos 2018.
  3. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Jeotermal ), Erişim: 01 Eylül 2018.
  4. http://www.jeotermaldernegi.org.tr/sayfalar-Jeotermal-Enerji-Nedir-, Erişim 02 Eylül 2018.
  5. https://www.enerjibes.com/jeotermal-enerji-nedir-jeotermal-ne-demek/, Erişim 02 Eylül 2018.
  6. COŞKUN İbrahim, Türkiye’nin Enerji Geleceği, Anka Strateji Dergisi, Mayıs-Haziran 2018, Sayı:7, sf.64-68.