Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

M. Fatih Maçoğlu başkanlığındaki Tunceli Belediyesi meclis toplantısından ‘Tunceli’ yazan belediye tabelasının ‘Dersim’ olarak değiştirilmesi kararı çıktı. “Dersim-Tunceli tartışmasında bireyler nostalji olarak eski ismi isteyebilir. Binlerce köyün ismi değişti. Sivaslı olarak benim köyümün de ismi değişti. Türkülerde önceki ismi geçtiğinden, askerlik çağına kadar köyden ayrılmayan babamız, akrabamız etkisiyle bana da eski ismi yerleşti.

Neden Dersim, Tunceli yapıldı?

Eski ismin hafızalardaki yerleşikliğinden dolayı kullanılması isteğine “safiyane bir fikir” der, geçeriz ama Dersim-Tunceli tartışmasının bunu aşan boyutu var. Birkaç yönden bakmak gerekir:

1) Merkezi otoriteyi pekiştirmek

2) Köylüyü ağa, seyit, şeyhlerden özgürleştirmek ve milli birliği sağlamak

3) Eğitimi, imarı götürerek çağdaşlaşmak.

Tunceli ismini Atatürk verdi ve feodal döneme değil Türkiye Cumhuriyet’e ait bir adlandırma. 25 Aralık 1935’te 2884 sayılı “Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Yasa” kabul edilmiştir.[1]

Cumhuriyet’i kuran kadroların ise etnik, dinsel, mezhepsel ayrılıkları, halkın üzerindeki ağa, şeyh, seyit denetimini önleyip milletleşme, çağdaşlaşma, cumhuriyeti pekiştirme diye sorumluluğu vardı. Osmanlı’nın çöküşüne bu ayrılıklar ve feodal zihniyet neden olmuştu. Diğer yandan dinsel, mezhepsel, etnik farklılıkları millet olmanın önüne koyanlar içinse Tunceli ismi Dersim Harekâtı’nı, ağa-şeyh-seyitlerin baskısının kırılmasını çağrıştırdığı için karşı çıkılıyor.

Kim ileri kim geri?

Dolayısıyla bireyler açısından nostaljik olan husus dernek, sendika, parti vb kurumlar açısından böyle değildir. Meselenin özü siyasaldır. Dersim ortaçağın, ağalığın, cumhuriyetin merkezi otoritesinin önemsememenin adıdır. Tarihe nostaljik değil ilerilik-gericilik noktasından yaklaşılmalı. Dersim diyen siyasiler cumhuriyet, Atatürk karşıtlıklarından, özerk Kürt devletinin oluşması için diyor. Bu gericiliktir. Ağanın elinden köylüyü kurtarmak, ona okul, yol getirmek özgürlüktür, çağdaşlıktır. Tunceli adı bu nedenle ilericidir.

Meselelerin bilimsel ve sınıfsal açıdan ele alınmaması en sonunda bizi kimlik, dinsel, etnik bakış açısına sürükler. Dersim Harekâtı’nda aşırılıklar, yanlışlıklar oldu. Fakat durumun özü, Cumhuriyet devriminin milli, laik, çağdaş, özgür devlet ve toplum anlayışıyla ağalık, şeyhlik, seyitlikten oluşan Ortaçağ feodalizmi arasındaki mücadeledir. Mesele Cumhuriyet ortaçağ ile karşı karşıya gelmiştir. Toplumu aşiretin, ağanın, seyitin kölesi olmaktan üreten, özgür bireyler haline dönüştürme savaşımı verilmiştir. Dolayısıyla meseleyi sınıfsal olarak görmeliyiz. Yüzlerce köye sahip ağaların gücünü kırmak köylüyü özgürleştirmektir. Bu ilericiliktir.

Cumhuriyet yönetimi kendi içine kapanık, ağalara bağlı üretim anlayışı kırarak milli ekonomiyle bütünleştirmek istiyordu. İsyanlar ağaların, ülkenin iç pazarının dışında kalmak ve köylü üzerinde egemenliklerini sürdürmek istemesinden kaynaklanıyordu.

Dersim İsyanında halkın özgürleşmesinin, üretimin önünde engel olan aşiret, ağalık, dinsel otoritenin zayıflatması yönüyle ilericiliktir. Geri olan ağalar ve seyitlerdir. Menemen ayaklanması nasıl gericilikse o zamanlar Dersim denen Tunceli’de ağaların, seyitlerin ayaklanması da gericiliktir.

“Ortaçağ ile asri cumhuriyet uğraşıyor”

Atatürk döneminin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, özellikle doğu bölgesinde süregelen feodalitenin egemenliğini “kurunuvusta (ortaçağdan kalma) bir sistem”[2] olarak niteleyerek Cumhuriyet yönetimi ile feodal ortaçağ güçlerinin karşı karşıya geldiğini belirtmiştir:

Doğu illerini batı illerimiz gibi Cumhuriyetin adil yasalarından müstefit etmek (yararlandırmak)  istiyoruz ve orada şahıs ve zümre tegallübünü (baskısını) kaldıracağız. Mücadelemiz sistem mücadelesidir. Kurunuvusta (ortaçağ) ile asri Cumhuriyet uğraşıyor.”[3]

Feodal unsurların halk üzerindeki etkisinin kırılmasına yönelik uygulamalar olarak ağaların elindeki büyük toprak birikimlerinin dağıtılmasını öngören yasalar çıkarıldı. Bunlardan biri, 19 Haziran 1927 tarih ve 1097 sayılı “Bazı Şahsın, Doğu Bölgesinden, Batı İllerine Nakillerine Dair Yasa”dır. TBMM bu durumu yakından takip ederek Haziran 1927’de, Ağrı’da çıkabilecek isyan ihtimaline karşı 1.400 kişinin aileleriyle, 80 kadar asi ailesinin ve bölgedeki ağır ceza mahkûmlarının Batı illerine nakledilmesini öngördü.

Cumhuriyet’in Köklü Çözümü: Toprak Reformu

Şükrü Kaya, toprakla uğraşanların ancak “kara ekmek yiyebilecek halde” olduğunu, bazı illerin yarısından fazlasında köylünün başkalarının elindeki topraklarda çalıştığını, bu durumun giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kaya, “eğer köylüyü toprak sahibi yapmayacak olursak, bu sanayi fabrikalarını kim için, hangi pazarlar için kuruyorsunuz” sorusunu ortaya atarak “bizim yaşamamız 13 milyondan ibaret olan köylü tabakasını zengin etmekle ve behemehal kuvvetli yapmakla kabildir”[4] şeklinde yanıtlamıştır.

Emperyalizme karşı kimlikçilik değil milli birlik

Tunceli ismini 1935’te Atatürk vermişti. Etrafımızda emperyalizmin gemileri cirit atıyor, 19 Mayıs’ta halkı çöp toplamaya davet eden Maçoğlu kanuna, cumhuriyete kafa tutuyor. Bugün en yüksek okuma oranı bu ilimizdeyse bu Dersim Harekâtı’yla köylüyü özgürleştiren Cumhuriyet sayesindedir. Harekâttaki yanlışlıklar bu gerçeği örtemez. Emperyalizm etrafımızı sarmış, Maçoğlu milleti birbirine düşürmekle, emperyalizme pas vermekle meşgul.”

Meseleye basit isim tartışması noktasından bakanlar “Tunceli Dersim olsun, biz cumhuriyete de Atatürk’e de sahip çıkıyoruz” gibi cümleyi sahiplenebilirler ama cumhuriyetin hangi amaçla Dersim’i Tunceli yaptığını belirttikten sonra Dersim söyleminden vazgeçmelerini öneririm. Bugün emperyalizmin tehditlerine karşı dincilik, mezhepçilik, etnikçilik, bölgecilik gibi kimlik siyasetini dışlayan milli birliğe ihtiyacımız var.

İkisi bir arada olamaz. Dersim ortaçağdır, ağalar, şeyhler, seyitlerdir ve Seyit Rıza’dır. Tunceli Cumhuriyet’tir, çağdaşlıktır, Atatürk’tür, Kamer Genç’tir.

Not: Tunceli’de ağaların isyanını, Atatürk dönemindeki uygulamaları, Tunceli’ye dair kanunları, Dersim Harekâtı’nı, Doğu’yu topraklandırma ve ağalıktan kurtarmaya dair kanunları, vb tüm bunların merkezinde yer alan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya üzerinden incelemek isteyenler “Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya” kitabımı inceleyebilir.

 [1] Bilal Şimşir, Kürtçülük II (1924-1999), Bilgi Yayınevi, 2. basım, Ankara, 2009. s.388-389.

[2] TBMMZC, D.3, c.1, s.85; Mustafa Solak, Şükrü Kaya (Atatürk’ün Bakanı), Kaynak Yayınları, 3. Basım, İstanbul, 2016, s.223.

[3] TBMMZC, D.4, c.9, s.252; Solak, age, s.224.

[4] TBMMZC, D.4, c.23, s.139.