Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

SURİYELİLER GELİRKEN TÜRKLER GİDİYOR

2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında yer alan göç verilerine göre, 2018 yılında Türkiye’den yurt dışına göç eden Türk vatandaşlarının sayısının 2017’ye göre yüzde 20 artarak 137 bine ulaştığı aktarıldı.

Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre ise 2018 yılında 3.623.192 olan geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin sayısının ise 31.10.2019 tarihi itibariyle yaklaşık 60 bin kişi artarak 3.680.683 kişiye ulaştığı belirtiliyor.

2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında Türkiye´nin 2011´den bu yana karşı karşıya kaldığı dış göç sorununa da yer verildi. 2019 verilerine göre Türkiye’deki yabancı sayısının 5 milyonu geçtiği belirtilirken, bunların 3,7 milyonunun geçici koruma altındaki Suriyelilerden, 1,1 milyonunun ikamet izniyle Türkiye’de kalanlardan, geri kalanların ise uluslararası koruma altındaki kişilerden oluştuğu kaydedildi.

Elbette bu veriler sadece kayıt altında olanların verileri, ne kadar kişinin kayıt dışı olarak Türkiye’ye girdiği, Türkiye’de kaçak olarak yaşayıp, çalıştığı ise meçhul.

Türkiye’ye giren nüfus kadar Türkiye’den çıkan nüfusta önemli. Sokağa çıkıp konuştuğunuz bir çok nitelikli genç insan artık bu ülkede kendilerine bir gelecek görmediklerini yabancı ülkelere göç edip orada okumak, çalışmak ve yaşamak istediklerini belirtiyor. Bu isteği fiiliyata dökerek yurt dışına göç edenlerin sayısının resmi rakamlara göre  % 20 artarak 137 bine ulaşması gerçeği ise alarm vericidir.

Beyin göçü olarak adlandırılan bu fenomen bir ülkeyi toprak kaybından da beter bir yıkıma uğratabilir! Bir ülke ya da bir iktidar en zeki, en iyi eğitimli ve en çalışkan nüfusunu hayal kırıklığına uğratarak bu insanların başka topraklarda kendilerine daha iyi bir gelecek aramasına yol açıyorsa bu sonu felaket olacak çok vahim bir hatadır.

İktidar evvel emir, derhal bu insanların neden Türkiye’de yaşamak istemediklerini, neden vatanlarını, ailelerini, sevdiklerini geride bırakıp geleceklerini sılada aradıklarını anlayabilecek çalışmalar yapmalıdır. “Çakıl taşı vermeyiz” hamasetini sık sık dile getiren iktidar çevrelerinin bu ülkenin yetiştirdiği pırlantaların kaybı karşısında neden suskun kaldıklarını, bir çözüm aramadıklarını gerçekten de çok merak ediyorum.

Bir insan kolay yetişmiyor, parlak bir beyin ise çok daha nadir bulunuyor ve çok daha zor yetişiyor. 20-30 yıllık emek ve göz nuru ile aile ve toplumun yaptığı milyonlarca liralık eğitim yatırımı pahasına yetişen bir beynin göç etmesi o ülke için çok büyük bir kayıptır.

Hazır yetişmiş beyinleri kabul eden ülkeler içinse bu çok büyük bir rekabet avantajıdır emek ve para harcamadan, uğraşmadan, herhangi bir fedakarlık yapmadan elde edilmiş beyinler bir ülke için çok beleş bir kazanımdır!

Biliyoruz ki Türkiye’nin en büyük sorunu küresel ölçekte talep görecek mal ve hizmetler üretememesi, markalar yaratamamasıdır. Unutmayalım ki küresel ölçekte talep görecek tasarım ve teknoloji değeri olan her türlü üretim ancak ve ancak böyle parlak beyinlerin katkısı ile üretilebilir.

Göç ile gelen ve sayıları 5 milyona ulaşan göçmenler ise büyük bir çoğunluk ile niteliksiz insanlardan oluşmaktadır çünkü Suriyelilerin nitelikli olanları da Türkiye’de yaşamak istememekte, ABD ve Avrupa ülkelerine göç etmektedir. Maalesef Türkiye’de kalan göçmenler bu nüfusun en niteliksiz kısmıdır ve bu insanlar ürettiklerinden daha çok tüketmektedirler. Sayın Cumhurbaşkanının Suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık sözü de bu durumun itirafıdır. Suriyeliler ürettiklerinden çok tüketmeselerdi elbette sayın Cumhurbaşkanı 40 milyar dolar harcadık diyeceğine ne bileyim 10 milyar dolar kazandık derdi değil mi?

İktidar çok acil olarak nitelikli insanların niye bu ülkede yaşamak ve çalışmak istemediğini anlamalı, derhal bu sorunu çözecek tedbirleri almalıdır.