Manda Dönemi

Balfour Deklarasyonu’nun bu şekilde resmileştirilmesi, Filistinli Arapların, Deklarasyonu ve dolayısıyla Filistin’de Yahudi milli yurdu kurulmasını zımni olarak tanıma anlamına geleceğinden, manda yönetimi ile işbirliği yapmayı reddetmelerine neden olmuştur.

Siyonistler, milli yurt terimini bir Yahudi Devleti olarak yorumlamış ve İngiliz Yönetimi’nden bu  konuda işbirliği yapmasını beklemiştir. İngiltere ise 1922’de yayınladığı Beyaz Kağıt’ta, Filistin’de Yahudiler  için sadece bir yurt oluşturulmasının söz konusu olduğunu açıklamıştı. İngiltere’nin, Filistin’de Yahudi-Arap iş birliğine dayanan üniter bir devletin altyapısını oluşturmayı amaçladığı anlaşılmaktaydı. Nüfusun %85’ini oluşturan Arapların -Balfour Deklarasyonu’ndaki ifadesiyle Yahudi olmayan halkların da- haklarını korumayı taahhüt etmiş olan İngiltere’nin, Yahudilere ve Araplara yönelik bu çifte yükümlülük politikası, Balfour Deklarasyonu’nun çözülemeyen çelişkisi olarak kalacaktır.[1] Bu çelişkinin sonucu hem Arapların hem Yahudilerin İngilizlerin niyetinden kuşku duyması, böylece denge sağlayacağı varsayılan İngiliz politikasının gerilimlere yol açması olmuştur. Siyonistler, İngilizlerin Arap yanlısı olduğunu düşünürken Araplar da tam tersine Siyonist yanlısı olduğunu düşünüyordu.[2]  

İngiltere’nin çelişkili gibi görünen yaklaşımının, gerçekte politikalarını belirlemede hareket serbestisi sağladığını, hem Arapların hem Yahudilerin kendisine ihtiyaç duymalarını ve yönlendirilebilmelerini mümkün kıldığını da belirtmek gerekmektedir.

Arapların boykotu, İngiltere’nin mandater devlet olarak Filistin’i bağımsızlığa hazırlayacak kurumları oluşturmasına imkân vermemiş, seçimler yapılamamış, parlamento kurulamamış, anayasa hazırlanamamıştır. “Arap ve Yahudi toplumları, milli kurumların gelişmesinde, birlikte çalışacakları yerde, birbirlerine giderek düşman oluyorlardı. Her toplum kendi siyasal örgütünü kurmuştu ve kendi ekonomik faaliyet alanında yaşıyordu.”[3] Bu toplumlar arası ayrışma ve bölünme, giderek artan Yahudi göçleri nedeniyle daha da ciddi gelişmelerin yaşanmasına yol açacaktır. Yahudi devleti talebini temellendirebilmek için, nüfusun arttırılmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle Siyonistlerin başından itibaren sistematik şekilde Filistin’e Yahudi göçünü organize etmelerinin yanı sıra, uluslararası alanda meydana gelen bazı gelişmeler de göçün artmasında rol oynamıştır.

1919-1923 yılları arasında 30 bin, 1924-1926 yılları arasında 50 bin, 1933’de Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesiyle 1933-1936 yılları arasında 170 bin Yahudi’nin Filistin’e göçü, Yahudi nüfusunda büyük bir artışa, Arap toplumunda da yaygın endişeye yol açmıştır. 1921’de 93 bin olan Filistin’deki Yahudi sayısı 1936 yılı sonunda 382 bine çıkmış. Arap nüfus da aynı dönemde 700 binden 983 bine ulaşmıştır.[4]

Yahudi güçlerine paralel olarak artan toprak satın alımları ise Filistinli Arap köylülerin giderek yoksullaşmasına yol açmış ve Arap ayaklanmalarında önemli rol oynamıştır. Yahudi göçmenlere tarım arazisi sağlamak üzere Yahudi Milli Fonu tarafından yapılan alımlar neticesinde 1939’da toplam ekilebilir arazinin %10’u Yahudilerin eline geçmiştir.[5]

Toplumlar arası gerilim; 1921, 1928, 1933, 1936-1939 yıllarında şiddetli Arap -Yahudi çatışmalarına neden olmuştur. İngilizlere duyulan güvensizlik nedeniyle Yahudiler kendi savunma örgütlerini kurmaya başlamış, Haganah, Irgun, Stern (Lehi) gibi örgütler Araplara karşı saldırı ve misillemelerde yer almalarının yanı sıra, manda yönetimine yönelik terör eylemleri de gerçekleştirmişlerdir.[6]

1933’deki iktidar değişikliğinden sonra Almanya, İtalya ile birlikte Arapları Yahudilere karşı kışkırtmış, Araplara gizli olarak silah ve malzeme gönderilmiştir.[7] 1936’da başlayan Arap ayaklanması, sivil itaatsizlik sınırlarının ötesine geçerek manda yönetimini oldukça zor durumda bırakmış, İngilizler isyanı bastırmak için 20 bin askerle müdahale etmelerine rağmen, 1939’a kadar düzeni sağlayamamışlardır. 5 bin Arap, 2 bin Yahudi ve 600 İngiliz’in ölümüyle sonuçlanan ayaklanma, Arap liderlerinin sürgüne gönderilmesine ya da tutuklanmasına yol açarak, toplumu liderlikten yoksun bırakmış, Filistin ekonomisine büyük zarar vermiştir.[8]

İngiltere, ayaklanmanın nedenlerini araştırmak ve çözüm yolları geliştirmek üzere çok sayıda komisyon görevlendirmiştir.

1929’da kurulan Shaw Komisyonu, topraksız kalmanın ve Yahudilerin toprak alımlarının ekonomik geleceklerine ilişkin yarattığı endişenin Araplardaki düşmanlığın ana nedenleri olduğunu ortaya koymuştur.[9]

1930’da yayımlanan Passfield Raporunda’da; toprak sorununa vurgu yapılarak, Filistin’de tarıma elverişli alanın az, buna karşılık Arapların nüfus artışının fazla olduğu, Yahudi göçlerine müsaade etmenin Arapları açlığa teslim etmek anlamına geldiği, Arap-Yahudi çatışmalarını önlemenin tek yolunun Filistin’e Yahudi göçünün engellenmesi olduğu, ayrıca, Yahudilere toprak satışının da sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak, Yahudilerin gösterdiği tepki nedeniyle İngiltere raporu reddetmek zorunda kalmıştır.[10]

Bu raporlar Filistin’de Araplar ile Yahudilerin birlikte yaşaması modelinin giderek imkansız hale geldiğini göstermekte olmasına rağmen, 1937 Peel Komisyonu raporuna kadar toprağın bölünmesi tavsiye edilmemiştir.[11] Peel Raporu öncekilerden farklı olarak taksimi gündeme getirmiş, Filistin’in Yahudi Devleti, Arap Devleti, Kudüs ve çevresi olarak üçe bölünmesini önermiştir.[12] Ancak İngiltere, 1947’ye kadar bölünme seçeneğini tercih etmemiş, çatışmayı yönetme yaklaşımı, Yahudi göçü ve toprak alma meseleleri etrafında dönmekten ibaret kalmıştır.[13]

Taksim fikrini kabul etmeyen, ortaya attığı planlar Araplar ve Yahudiler tarafından reddedilen İngiltere, 1939’da Londra’da düzenlediği Yuvarlak Masa Konferansı’ndan da sonuç alamayınca,[14] sorunu kendi inisiyatifiyle çözmeye karar vermiş ve MacDonald Raporu’nu yayınlamıştır.

Avrupa’da yaklaşan savaşın, İngiltere için Arap ülkelerindeki askeri tesislerin ve petrolün önemini arttırması ve Arapların Almanya’nın yanında yer almasını engelleme çabası, MacDonald Beyaz Kağıdına çarpıcı bir şekilde yansımıştır. 1939 Beyaz Kitabı olarak da bilinen belgeyle, İngiltere Filistin’e 10 yıl içinde bağımsızlık vereceğini, Yahudi göçünü 5 yıllık sürede 75 bin ile sınırlandıracağını, illegal göçleri önlemek amacıyla gerekli tedbirleri alacağını bildirmiş, Yahudilerin toprak satın almalarına da son derece katı kısıtlamalar getirmiştir.[15] Belgede, İngiltere’nin Yahudileri şoka uğratan tutum değişikliği, İngiltere’nin, Filistin’in bir Yahudi Devleti olmasının politikaları arasında bulunmadığını açıkça deklare etmesiyle ortaya konmuştur.[16]

Nazi Almanyası’nın uygulamaları nedeniyle Yahudilerin Avrupa’dan kitleler halinde kaçtığı bir dönemde çıkarılan bu Beyaz Kağıt, Yahudiler tarafından sert şekilde kınanmasına karşın, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İngiltere’nin yanında savaşa katılan Yahudiler İngiltere’ye yönelik mücadelelerini savaş sonrasına ertelemişlerdir. Nitekim, savaşın sonuna yaklaşıldığı 1944’den itibaren, Yahudi ayaklanması olarak bilinen ve Filistin’deki İngiliz Yönetimi’ni hedef alan bir dizi saldırı başlatılmıştır. Haganah, Irgun ve Lehi gibi bütün milis örgütlerinin katıldığı, iki yıl boyunca devam eden saldırı ve sabotaj eylemlerinde; İngilizlerin askeri ve sivil personeli, polis merkezleri, radar istasyonları, hava alanları hedef alınmıştır. Yahudi ayaklanması, manda yönetimini sürdürmenin maliyeti, İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği ekonomik sıkıntılar, Yahudilerin Filistin’e göçünü engellemeye devam etmesi nedeniyle artan uluslararası baskılar İngiltere’yi, Şubat 1947’de Filistin Sorunu’nu, BM’ye havale etmeye zorlamıştır.[17]

Filistin sorununun BM’ye havale edilmesinden önce, ABD ile İngiltere arasında Avrupa’daki Yahudi mülteciler meselesi nedeniyle yaşanan sıkıntılı süreç, ABD’nin, Filistin sorununa yeni ve güçlü bir oyuncu olarak müdahil olmasıyla sonuçlanmıştır.

Esasen, 33 milyondan fazla Yahudi’nin yaşadığı Amerika’nın, Dünya Siyonist Örgütü’nün en güçlü merkezlerinden biri olması, ABD’nin daha savaş sırasında Avrupa’daki Yahudi mülteciler meselesiyle ilgilenmesine neden olmuştur. Ancak, onun da öncesinde İngiltere’nin tutumundan memnun olmayan Arap ülkelerinin, özellikle Suudi Arabistan’ın girişimleri çerçevesinde Başkan Roosevelt, Ocak 1939’da, Araplara ve Yahudilere tam manasıyla danışılmadan Filistin’in esas durumunda hiçbir değişiklik yapılmayacağı konusunda güvence vermiştir.[18] İkinci Dünya Savaşı sonunda, Başkan Truman’ın, Avrupa’daki mülteci kamplarında barınan 200-250 bin civarındaki Yahudi mültecinin durumlarını incelemek üzere görevlendirdiği Earl G. Harrison, en az 100 bin Yahudi’nin Filistin’e gönderilmesi gerektiğini rapor etmiştir. Truman’ın, söz konusu Yahudilerin Filistin’e gitmesi konusunda İngiltere’ye baskı yapması, bu göçmenleri kabul etmek için göç kanunlarında herhangi bir değişikliğe yönelmeyen ABD’ye karşı İngiltere’nin tepkisine yol açmıştır. Bununla birlikte, sadece Yahudi mültecileri değil, Filistin meselesini de ele almak üzere bir Anglo-Amerikan Araştırma Komitesi’nin kurulmasına karar verilmiştir.[19] Gerek Anglo-Amerikan Komitesi’nin hazırladığı rapor, gerekse bu rapor nedeniyle ortaya çıkan görüş ayrılıklarını gidermek için oluşturulan komitenin hazırladığı Morrison Planı, taraflarca kabul edilmemiş, İngiltere’nin ortaya attığı Bevin Planı da reddedilince, İngiltere konuyu BM’ye götürmeye karar vermiştir.[20] Artık Filistin’in kaderini savaş sonrasının yeni güçleri tayin edecektir.

Kaynakça

Aras, Bülent, Filistin-İsrail Barış Süreci ve Türkiye, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1997  

Armaoğlu, Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi 1914-1980, Cilt :1, 7.b., Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1991

Armaoğlu, Fahir, Filistin Meselesi ve Arap İsrail Savaşları (1948-1988), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara

Arı, Tayyar, “Filistin’de Kalıcı Barış Mümkün mü?”,  Akademik  Orta Doğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007  

Best, Antony-Hanhimöki, Jussi M.-Maioro, Joseph A.-Schulze Kirsten E., 20. Yüzyılın Uluslararası Tarihi  (Çev. Taciser Ulaş Belge), Siyasal Kitapevi, Ankara 2012

“Birleşmiş Milletler ve Barış Arayışı”, unicankara.org.tr

Daniel Byman, “Israel’s Pessimistic View of the Arab Spring”, The Washington Quarterly, Vol. 34, No. 3, 2011

Cleveland William L., Modern Ortadoğu Tarihi (Çev. Mehmet Harmancı), Agora Kitaplığı Yayınları, İstanbul 2008

Çağıran, Mehmet Emin, “Filistin Duvarının Hukuki Mahiyeti ve Sonuçları Üzerine Uluslar Arası Adalet Divanı’nın İstişari Mütalaası”, Akademik Orta Doğu, Cilt 1, Sayı 1, 2006

Dessi, Andrea, “Israel and Palestinians After the Arab Spring: No Time for Peace”, Instituto Affari Internazionali, IAI Working Papers 12/16-May 2012, pubblicazioni.iai.it/pdf/DocIAI/iaiwp1216.pdf

Elgindy, Khaled, “The Middle East Quartet: A Post Mortem”, The Saban Center for Middle East Policy at Brookings, Analysis Paper, Number 25, February 2012

Erkmen, Serhat, “Filistin’de İktidar Mücadelesi: Hamas-Fetih İlişkileri”, Ortadoğu Analiz, Cilt 1, Sayı 2, Şubat 2009

“EU to Push Forward with Two-State Conference with or without Washington”,

www.al-monitor.com/pulse/contents/articles/originals/2016/07/international-conference-paris-initiative-eu-us-president.html

 “EU to Push Israel-Palestine Peace Process as Quartet Report Flops”, www.al-monitor.com/pulse/originals/2016/07/israel-palestine-eu-road-map-for-two- state-conference.html

Fahreddin, Münir-Çalışkan, Koray, “Yeni İntifada ve Filistin Sorununun Kısa Tarihi”, Birikim, Sayı 140, Aralık 2000, www.birikim dergisi.com/birikim-yazi/4188/yeni-intifada-ve-filistin-sorununun-kısa-tarihi

“Initiative fort he Middle East Peace Process”, www.diplomatie.gouv.fr/en/country-files/israel-palestininan-territories/peace-process/article/understanding-the-issues

Klein, Robert-Ansell-Braurer, Gila, “History of the Disengagement Plan”, The Jewish Agency for Israel, 07 Nov. 2005, www.jewishagency.org

Khouri, Fred. J., The Arap-Israeli Dilemma, Syracuse University Press, New York, 1985

Kürkçüoğlu, Ömer, Osmanlı Devletine Karşı Arap Bağımsızlık Hareketi (1908-1918), Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1982

Lewis, Bernard, Ortadoğu-İki Bin Yıllık Ortadoğu Tarihi (Çev. Selen Y. Kölay), 11.b., Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2015

Oran, Baskın, “Arap Baharı”, Oran, Baskın (Ed.), Türk Dış Politikası- Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar (Cilt III. 2001-2012), 2.b., İletişim Yayınları, Ankara, 2013

Pratt, Nicola, “The Arab Spring and the Israel-Palestine Conflict: Settler Colonialism and Resistance in the Midst of Geopolitical Upheavals”, Ortadoğu Etütleri, Vol.5, No.1, July 2013 amazonaws.com/academia.edu.documents/32823869/final_arab_spring_and_israel_palestine.pdf

“Road Map”, www.un.org

Said, Edward W., “Oslo’nun Sonu”, Birikim,  Sayı 140,  Aralık 2000,  www.birikim dergisi.com/birikim-yazi/4193/oslo-nun-sonu 

Şahin, Mehmet, “Bitmeyen Senfoni: Ortadoğu Barış Süreci”, Ortadoğu Analiz, Cilt 2, Sayı 22, Ekim 2010

T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Ortadoğu Barış Süreci”, mfa.gov.tr.

Usher, Graham, “The Democratic Resistance: Hamas, Fatah and the Palestinian Elections”, Journal of Palestine Studies, Vol. 35, No. 3, Spring 2006, www.palestine-studies.org/jps/issue/139

Yaşar Fatma Tunç – Alkan Özcan Sevinç – Kor Zahide Tuba, Siyonizm Düşünden İsrail Gerçeğine Filistin, 7.b., İHH Kitap, İstanbul, 2010

Yeşilyurt, Nuri, “İkinci İntifada Sonrası Filistin Sorunu ve Barış Süreci (2001-2011)”, Oran, Baskın (Ed.) Türk Dış Politikası-Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar (Cilt III. 2001-2012), 2.b., İletişim Yayınları, Ankara, 2013

 Yılmaz Şahin Türel, Uluslararası Politikada Orta Doğu, 4.b., Barış Kitap, Ankara, 2016

Waxman, Dox, “The Real Problem in U.S.-Israeli Relations”, The Washington Quarterly,  Vol.35,  No.2,  Spring  2012

[1] Cleveland, a.g.e., s. 273-274

[2] Best vd., a.g.e., s.130

[3] Cleveland, a.g.e., s. 274-275

[4] Ibid., s. 282

[5] Ibid., s. 283

[6] Best vd., s.138

[7] Armaoğlu, a.g.e. s. 200

[8] Cleveland, a.g.e., s. 288

[9] Best vd., a.g.e., s. 131

[10] Yılmaz Şahin, a.g.e., s. 47

[11] Best vd., a.g.e., s. 131

[12] Yılmaz Şahin, a.g.e., s. 48

[13] Best vd., a.g.e., s. 131

[14] Armaoğlu, a.g.e., s. 201

[15] Yılmaz Şahin, a.g.e., s. 43,50

[16] Cleveland, a.g.e., s. 288

[17] Best vd., a.g.e., s. 135

[18] Fahir Armaoğlu, Filistin Meselesi ve Arap İsrail Savaşları 1948-1988, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, s. 72,73

[19] Ibid., s. 76,76 ABD’nin işin içine girmesiyle birlikte, Filistin’de Yahudi terörünün yeniden başlamasına dikkat çeken Armaoğlu, bunun İngiltere’ye baskı yapmak kadar Amerikan kamuoyunu tahrik amacına da yönelik olduğunu belirtmektedir.

[20] Ibid., s. 79, 83