KARA PROPAGANDA VE 1974 BARIŞ HAREKÂTI BİLDİRİLERİ

Kıbrıs’ta önce EOKA, daha sonra da EOKA-B’yi kuran ve yüzlerce insanı katleden Grivas’ı destekleyen Yunan Cuntası, EOKA-B’ ye Makarios’a karşı harekete geçilmesi emrini verir. Bunun üzerine askerlik kısaltılır ve bir temizlik hareketi başlatılır. Yunanistan darbeyi organize etmek üzere 14 temmuz 1974 tarihinde Tuğgeneral Mihail GEORGİTSİZ komutasında bir grup subayı Lefkoşa’ya gönderir.[1] Makarios’un milis ve polis teşkilatında aldığı tedbirler üzerine darbenin gündüz yapılması kararlaştırılır[2] ve Afrodit-3 Harekâtı, 15 temmuz 1974 saat 08.00’de “Makarios Hastaneye Girdi.“ mesajıyla başlatılır. Darbe gerçekleşir ve makarios’un kaçtığı Baf hariç bütün bölgeler Sampson’un adamlarınca kontrol altına alınır.[3] Makarios’u ortadan kaldırmak[4], adı “Kasap“[5] olarak anılan Nikos SAMPSON’u “Kukla Başkan“[6]  yapmak için başlatılan hareketin hedefi, Enosis’e yönelik olarak Makarios’tan kurtulup adanın Yunanistan’a bağlanmasını sağlamak ve adada yaşayan Türklerin yok edilmesidir.

21 Aralık 1963 tarihinde Akritas Planı çerçevesinde Kıbrıslı Türkleri topyekûn yok etmeye ve adayı Yunanistan’a bağlamaya yönelik olarak harekete eden Rumlar aynı girişimi 15 Temmuz 1974 günü bir kere daha tekrarlarlar. Her iki girişimin de ortak noktası esasında Türklerin ada sathından temizlenmesine yönelik olmalarıdır. Kendisini Devlet Başkanı ilan eden Nikos SAMPSON’a Türk toplumundan ilk tepki Rauf DENKTAŞ’tan gelir ve Denktaş, Sampson’un devlet başkanlığı’nı “ Adolf HİTLER’in İsrail Devlet Başkanlığı kadar kabul edilemez “ bir durum olarak niteleyip sert tepki gösterir. Aynı gün Yunanistan, Türkiye tarafından resmen uyarılır ve ültimatom verilir. Hemen akabinde, Türk Hükümeti İngiltere’ye Garanti Anlaşması’nın işbirliği yapılarak uygulanması için nota verir.[7] başbakan Bülent ECEVİT, 17 Temmuz’da Londra’da İngiltere Başbakanı Harold WİLSON ve Dışişleri Bakanı James CALLAGHAN ile görüşür. Garantörlük Anlaşması’na bağlı olarak adadaki oldubittiye müdahale ve ortak harekât konusunda İngilizler son derece isteksiz davranırlar.[8] Yunanistan’ın umursamaz ve isteksiz davranışları sonucunda da Garanti Anlaşması’na göre Türkiye’ye müdahale hakkı doğar.[9] “Barış Harekâtı“ için bütün hazırlıklar tamamlanır ve harekât 20 temmuz 1974 günü Girne’nin Pladini Plajı’nda başlatılır.[10]

Daha 1950’li yıllardan başlayarak her türlü fırsatı Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhine değerlendirmeyi fırsat bilen Yunanlar ve Kıbrıslı Rumların sürekli olarak yaptıkları ve aleyhte müthiş bir psikolojik algı oluşturup dezenformasyon yarattıkları Kıbrıs’ta olup bitenlerin ardından Türkiye de 20 Temmuz 1974 tarihinde başlayan harekatla ilgili ön hazırlıklarını tamamlar ve harekatın psikolojik boyutuna da son derece önem verilir. Bu bağlamda harekâtın başlamasıyla beraber mukavemet göstermeyen, elindeki silahını teslim eden Rum ve Yunanlıların koruma altına alınacağı ve kendilerine zarar verilmeyeceği yönünde bildiriler hazırlanır ve Türkçe-Rumca hazırlanan bu duyurular uçaklar ve helikopterler vasıtasıyla harekâtın yürütüldüğü hemen her yere havadan atılırken, ayrıca bütün cadde ve sokaklara da asılır;[11]

“1- Kıbrıs Türk ve Rum Halkına; Kıbrıs’a barış, kardeşlik ve özgürlük getiriyoruz. Kıbrıslı Rumlar; Dost acı söyler derler. Şimdi bizim jetlerimiz de böyle yapıyor. Öte yandan esas gayemiz, Türk ve Rum toplumları arasında barış ve huzur içerisinde bir işbirliği ortamı yaratmaktır.

2- Kıbrıslı Rumlar ve Türkler bu yeşil adada asırlardır mutlu bir şekilde yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri adada bugünkü durumu yaratanları cezalandırmak ve tekrar barış getirmek için adaya çıkmış bulunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri adanın neresinde olursa olsun insan hayatı, namus ve mülkiyet haklarının ırk ve din farkı gözetmeksizin korunacağını garanti etmektedir.

3- Türkler de senin ataların gibi demokrasiye âşık bir millettir. Atatürk zamanında olduğu gibi sıkı dostluk ve komşuluk ilişkileri ve aradaki problemlerin karşılıklı girişmelerle çözümlenmesini istemektedir. Seni idare edenler kötü durumdan kurtulup dikkati başka tarafa çekmek için senin kanından yararlanmak istemektedirler. Sonu meçhul bir maceraya atılma. Silahını bırak, dost yaşayalım.

4

4- Bu emniyet belgesini elinde bulunduran silahlı Rum şahıslar iyi niyetle silahını bırakmak istemektedir. Kendisine dostça muamele yapılacak, yiyecek verilecek, gerekli sıhhi yardım yapılacak ve en kısa zamanda tehlikeli bölgeden uzaklaştırılarak hayatı emniyet altına alınacaktır. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

5

5- Kıbrıs Rumları; Ada Türkleri ile beraber kardeşçe yaşamanız için çok uğraştık ve sabrettik. Kıbrıs ve Yunan idarecileri sizi birbirinize düşürdüler. Boş yere kan döktürdüler. Hür vatanınızı Enosis denen boyunduruk altına sokmak istediler. Siz de idarecilerinize ‘Artık yeter.’ demesini biliniz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

6- Kıbrıs Türklerine:

         Atatürk diyor ki:

         1-Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

         2-Bir Türk on düşmana bedeldir.

         3-Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

         4-Ya istiklâl, ya ölüm!

 7- Kıbrıslılar

Göklerde gördüğün jet uçaklarının hedefi sen değilsin. Hedef, kendi çıkarları uğruna adada asırlarca devam eden kardeşlik havasını bozan açgözlü politikacıların masum Türklere yönelttikleri silahlar ve bunların cephanelikleridir. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

88- Kıbrıs Türkleri,

Senin düşmanın, yalnız sana silah çekendir. Masumların canının, namusunun ve malının koruyucusu sensin. Kadınlara, çocuklara, silahsızlara ve sana sığınanlara asla dokunma. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

99- Kıbrıs Türk ve Rum halkına:

Barış, kardeşlik, özgürlük getiriyoruz.

10- İçine düşürüldüğün feci durumdan kurtulman için seni yanlış yola iten idarecilere ‘Artık yeter.’ demelisin. Onlar senin arzun hilafına seni Türklerle bir harbe soktular. Onlara güvenip kendini feda etme. Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı11

11- Şanlı Türk Alayı tarihe yeni bir Plevne, yeni bir Çanakkale, yeni bir Sakarya yazdıracaksın. Senin kahramanlığın zaferimizin anahtarı olacaktır. Güven ve diren. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

1212- Kıbrıs Rumları,

Biz kan dökmeyi katiyen istemiyoruz. Sizleri dost bildik, yine de dost bileceğiz. Biz adayı seni kandıranlardan ve kana bulayanlardan temizlemeye geldik. Güzel adanda, yine asırlarca kardeş bildiğin Kıbrıs Türk’ü ile huzur içinde yaşayacaksın. Biz bunu sağladıktan sonra Türkiye’ye döneceğiz. Biz toprak değil, sulh, adalet ve kardeşlik istiyoruz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

13- Şanlı Türk mücahidi,

Sabrının ve kahramanlığının mükâfatını görme zamanı geldi. Bölgeni sonuna kadar savun. Savaşta zafer direnenindir. Kucaklaşmaya geliyoruz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

1414- Kıbrıslı ve Yunan askerî,

Seni karşımıza sürenler, senin cesedine basıp yükselmek isteyenlerdir. Onlara inanarak mukavemet etme. Bizi daha fazla kan dökmeye mecbur etme. Sana uzanan dost eline sen de dost elini uzat. Karını dul; yavrunu yetim ve ananı gözü yaşlı bırakma. Biz Türk’üz. Düşmana düşmanca, dosta dostça davranırız. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı

1715- Seni bize düşman edip yeniden saldırtanlar, kendi ikballeri uğruna senin hayatını yok etmek isteyenlerdir. Onlara güvenip bize silah çekme. Mukavemet etme. Sonra sana ve ailene yazık olur. Karını, çocuklarını, ananı, sevgililerini bir düşün. Hepsinin boynu bükük, gözü yaşlı kalacaktır. Niçin? Başkalarının zevk ve sefası için mi? Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı”

20 Temmuz 1974 günü başlayan Barış Harekâtı ile adada oluşturulan de facto duruma son verilir ve Kıbrıslı Türklere yönelik katliam girişimlerine de dur denilir. Adaya çıkan yaklaşık 40.000 civarında Türk askeri ise emir-komuta zinciri içerisinde gerek cephede ve gerekse cephe gerisinde bütün dünyaya örnek olacak askeri disiplin içerisinde hareket eder ve esir alınan Rum-Yunan askerlerine karşı örnek teşkil edecek davranışlar sergiler. Harekâtın başlamasıyla beraber mukavemet göstermeyen, elindeki silahını teslim eden Rum ve Yunanların koruma altına alınacağı ve kendilerine zarar verilmeyeceği yönünde bildiriler hazırlanır ve bunlar bütün cadde ve sokaklara asılır;

“Kıbrıs Türk ve Rum Halkına; Kıbrıs’a barış, kardeşlik ve özgürlük getiriyoruz. Kıbrıslı Rumlar; Dost acı söyler derler. Şimdi bizim jetlerimiz de böyle yapıyor. Öte yandan esas gayemiz, Türk ve Rum toplumları arasında barış ve huzur içerisinde bir işbirliği ortamı yaratmaktır. Kıbrıslılar; Gökyüzünde uçarken gördüğünüz uçakların hedefleri sizler değilsiniz. Hedef asırlardır kendi çıkarları uğruna adadaki kardeşlik havasını bozan ve silahlarını masum Türklere çeviren açgözlü politikacıların silah ve cephaneleridir. Güvenli geçiş hakkı olan ve silahlarını iyi niyetle teslim etmiş Rumlar dostça karşılanacak, karınları doyurulup gerekli yardım yapılacak ve tehlikeli bölgeden hızla uzaklaştırılmak suretiyle hayatları kurtarılacaktır. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler bu yeşil adada asırlardır mutlu bir şekilde yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri adada bugünkü durumu yaratanları cezalandırmak ve tekrar barış getirmek için adaya çıkmış bulunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri adanın neresinde olursa olsun insan hayatı, namus ve mülkiyet haklarının ırk ve din farkı gözetmeksizin korunacağını garanti etmektedir.”

Öte yandan 20 temmuz 1974’te Türk askeri kılığına girerek Doğruyol bölgesinde esir aldıkları 30 Kıbrıslı Türk’ü işkence ile öldüren Rum ve Yunan askerlerine karşılık aynı günlerde Türk askerinin sivil, silahsız ve masum insanlara yönelik soylu davranışlarıyla karşılaşılır;[12] ancak Rumlar ve Yunanlar cephede istenilen sonucu alamayınca çareyi kaçmak ya da masum insanlara zulmetmekte bulur;[13]

“Muhterem Arkadaşım, İki aydan fazla bir süre birlikte yaşadık. Bütün üzüntüleri ve mutlulukları paylaştık. Abi-kardeş gibi vakit geçirdik. Fakat hayat hiçbir zaman böyle geçmiyor. Bu yüzden sana bizim için yaptıklarından dolayı teşekkür etmek istiyorum. Ne zaman yardıma ihtiyacımız olsa sen komutan biz de senin esirlerin olmamıza rağmen bize bir baba, bir ağabey gibi yardım ettin.  sana veda ettiğim için çok üzgünüm fakat biliyorsun, elimden bir şey gelmez.

Ümit ederim bir gün tekrar karşılaşacağız ve ben çok mutlu olacağım. Seni hiçbir zaman unutmayacağıma sana söz veriyorum. Lütfen sen de benim seni unutmadığım gibi beni unutma. Şayet bir gün allah’ın yardımıyla karşılaşırsak bana ‘seni tanımıyorum, seni hiç görmedim.’ deme. Lütfen beni hatırladığını söyle. Allahaısmarladık ve iyi şanslar.”

Bu dönemde Türk askerinin asaletini, şefkat ve insan sevgisini gösteren bir başka örnek de Rum esirlerin sigara paketleri üzerine yazarak ulaştırdıkları iyi dileklerle dolu mesajlardır;

 “Thanks for the memory. You have treated well. Thank you./ Geçmiştekiler için teşekkürler. Bize çok iyi muamele ettiniz. Teşekkür ederiz. Biz sizden çok memnun. Bize insanlık ve dostluk gösterdiniz. Merci çok. “

[1] “ darbeden önceki gece… sivil elbiseler giymiş yüzden fazla Yunan subayı Olympic Havayollarının tarifeli olmayan 727 sefer sayılı uçağına bindiler… Bu uçuşu 24 saat sonra, yüz kadar insan taşıyan başka bir uçuş takip etti. “ Bakınız. Pierre Oberling, Kıbrıs Faciası, Ankara, 1990, s. 16.

[2] Darbeyi gerçekleştirenler General Yoannidis, Kıbrıs’taki Yunan birliğinin komutanı General Yorgitsis ve General Yanakodimus ile beraber 102 Yunan subayıdır. Samtay Vakfı, Özgürlük ve Barış 27 Yaşında, Gazi Mağusa, Temmuz 2001, s. 91.

[3] Pierre Oberling, a.g.e., s. 16.

[4] Makarios ise 19 Temmuz 1974 günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada durumu “darbe, Rum Milli Muhafız Ordusunu yöneten Yunan subaylarının işidir. Darbede çok kan dökülmüş ve bir çok insan yaşamını yitirmiştir. Kıbrıs’ta geçen Pazartesi sabahından beri yaşanan olaylar gerçek bir trajedidir…” diyerek ifade eder. Samtay Vakfı, a.g.e., s. 89.

[5] 1963 yılında çocukları ve karısının gözleri önünde bir İngiliz turisti öldüren Nikos Giorgiades Sampson,  Chicago’da Amerikalı gangster Al Capone’un sahip olduğu  gibi berbat bir üne sahip eli kanlı bir katildir. Bir çok masum Türkü öldüren bu eli kanlı katil insan öldürmenin bir fincan kahve söylemek gibi sıradan bir iş olduğunu söyleyecek kadar fütursuz biridir. The New York Times, 15. 7. 1974 ve 20. 7. 1974. Ali Fikret Atun, Yunan Karakterinin Anatomisi, Lefkoşa, 1996, s. 36. Derviş Manizade, a.g.e., s. 509.

[6]  Pierre Oberling, a.g.e., s. 17.

[7] K. Rüstem and Brother, North Cyprus Almanack, Londra, 1987, s. 16

[8] Halil Fikret Alasya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ankara, 1987, s. 43

[9] Sevinç Toluner, Kıbrıs Uyuşmazlığı Ve Milletlerarası Hukuk, İstanbul, 1977, s. 316

[10] Özkan Konca, “ Dünden Bugüne Kıbrıs “, Güvenlik Kuvvetleri Dergisi, Nisan 1995, sayı 25, s. 7

[11] KTMA, Kıbrıs Barış Harekatı Dosyası

[12]  Güvenlik Kuvvetleri Dergisi, Temmuz 1989, Sayı 8, s. 12-13

[13] “Rumlar çok yerde muharebeyi silahlarının azami menzilinde başlatmışlar, bol bol cephane harcamışlar, yakın muharebeden, müsademeden kaçınmışlardır. Taarruz, karşı taarruz imkânlarını nadiren kullanabilmişlerdir. Terk etmek durumunda kaldıkları bütün köy ve kasabaların sivil ahalisini Türklere karşı işledikleri cinayet ve günahların karşılığını göreceklerini zannederek ve korkarak güneye muhacir etmişlerdir. Adada ele geçen doküman arasında fevkalade güzel, adeta ev ödevi gibi hazırlanmış harekât planları ve ekleri vardı. Yunanlı subaylarca hazırlandığı bilinen bu planlar, dershanede kurmay görevleri yönünden tam numara alabilecek şekildeydi. Ama ne Yunanlar, ne de Rumlar bunlara ruh verememişlerdi…” Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında 6. Kolordu Kurmay Başkanı olan Kurmay Albay (Emekli Tümgeneral) Mahmut Boğuşlu tarafından harekâttan kısa bir süre sonra verilen konferans.