İtalyan halkı 4 Aralık günü yapılan anayasa değişikliği referandumuna ‘’Hayır’’ dedi. Bu sonuçtan önce anayasa değişikliğinin kabul edilmemesi durumunda istifasını açıklayacağını söyleyen Başbakan Matteo Renzi, gece sonuçların belirgin hale gelmesiyle birlikte istifa edeceğini duyurdu.

 

Peki İtalyanlar Neyi Oyladı Ve Başbakan Renzi Niye İstifa Etti ?

            İtalya’da iki meclisli bir sistem uygulanmaktadır. Bu sisteme göre yasama süreci hem senato hem de temsilciler meclisinin onayı ile işlemektedir. Bu durum da İtalya’da yasa düzenlemelerinin oldukça uzun sürmesine ve içinden çıkılmaz hale gelmesine yol açmaktadır. Bu süreci hızlandırarak ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal sıkıntıları aşabilecek düzenlemeleri yapabilmek için iktidardaki Demokratik Parti bir anasaya değişikliği teklifi hazırladı ve bunu halka götürdü. Bu değişiklik çift meclisli sistemde, senatonun yetkilerinin kısıtlanması ve senatör sayısının azaltılması gibi değişiklikleri içermekteydi. Bu referandumun altında yatan önemli bir neden ise aslında İtalya’nın içinde bulunduğu bankacılık krizinden kurtulabilmek için Başbakan Renzi’nin yapmak istediği düzenlemeleri daha kısa ve kolay bir yoldan yapabilmek istemesi olarak görülebilir.

( İtalyan bankacılık krizine dair olan makaleyi henüz okumamış okurlarımız için faydalı olacaktır, http://ankaenstitusu.com/italyan-bankalarinin-krizi-ve-avrupaya-yansimasi/ )

Başbakan Renzi hükümetin başına seçim sonucu gelmedi, partisinin eski başbakanının hükümetteyken istifa etmesi sonucu geldi ve görev yaptığı süre boyunca seçilmemiş başbakan olarak muhalefetin sert eleştrilerine maruz kaldı. Dolayısı ile hem İtalyan bankalarını krizden çıkarabilecek zorlu önlemleri alabilmek hem İtalya’nın ağır aksak işleyen yasama sürecini düzenleyebilmek için yapılan bu referandumu Başbakan Renzi aynı zamanda bir güvenoyu olarak gördü ve sandıktan çıkan “Hayır” sonucu sonrasında istifa etti.

 

Referandumdan Neden “Hayır” Sonucu Çıktı ? Bu Sonucun Küresel Etkileri Nelerdir ?

Sunulan teklife getirilen en büyük eleştiri, hükümetin gereğinden fazla yetkiye sahip olacağı yönündeydi. Bu eleştrilerin yoğunlaşması da oylamanın imajının demokrasi oylamasına dönüşmesine yol açtı. Sık sık hükümet değişimi yaşadığı için istikrar sorunu yaşayan İtalya’da Başbakan Renzi’nin istifası tekrardan erken seçim ihtimalinin artmasına ve yeni hükümet krizlerinin oluşabileceği endişesi ile hassas İtalyan ekonomisi ve buna bağlı olarak AB ekonomisinde bankacılık sorunlarının çözülememesine neden olabileceği endişesi ile avronun değer kaybetmesine yol açtı. İtalyan bankalarındaki sorunlu kredi miktarı bankaların değerini aşmış durumdadır. Bu sorunun hükümet kargaşalarından dolayı çözülememesi, AB ekonomisine krizin yayılmasına yol açacaktır. Bu referandumun küresel çapta bu kadar ilgiyle izlenmesinin sebebi de budur.

Sıklıkla dile getirilen bir diğer küresel risk de AB’den ayrılma taraftarı olan Beş Yıldız Hareketi’nin yükselişe geçerek bir sonraki seçimlerde hükümet çoğunluğunu alması olarak görülmektedir. Sürekli avrodan veya AB’den çıkmayı gündeme getiren bu yeni hareketin, İtalya’daki sistem gereği seçimlerden yüzde kaç oy alırsa alsın birinci parti olarak çıkması durumunda otomatikman meclis çoğunluğunu elde etme şansı var. Bunun dışında belirtmek gerekir ki iktidardaki Demokratik Parti dışında merkez partilerin hiç biri AB veya avroda kalma konusunda istekli değil.  Her ne kadar anketlerin gösterdiği üzere halkın AB’den veya avrodan çıkma yönünde baskın bir eğilimi olmasa da, Beş Yıldız Hareketi’nin ayrılık referandumunu veya avrodan çıkıp yerel para birimine dönüşü referanduma götürme sözü var. Bu sürecin İtalya’daki hukuki sistemden dolayı Brexit kadar hızlı olmaması öngörülmektetir. Fakat sürecin başlamasıyla birlikte hem küresel ölçekte bir bankacılık krizi hem de İtalya’nın da ayrılmasıya birlikte dağılan bir Avrupa Birliği görme ihtimalimiz oldukça yüksektir.