Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

 

İngiltere Brexit Kararını Verdi. İlk Etkileri Ne Oldu ?

23 Haziran tarihinde İngiltere’de yapılan referandumun sonuçları netleşti. Sonuçlara göre İngiliz halkının yaklaşık % 52’lik bir kısmı İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması yönünde oy kullandı. Seçimlerden önceki son anketlerde ise bu durumun tam tersi yönünde bir sonuç öngörülüyordu. Bu yüzden beklentiler İngiltere’nin birlikte kalacağı yönünde şekillenmekteydi. Fakat 24 Haziran sabahı açıklanan sonuçlarla beraber, küresel piyasalarda büyük şok dalgaları yaşandı. Sterlin dolar karşısında 1985’den bu yana en düşük seviyesine geriledi ve başta Londra Borsası olmak üzere avrupadaki bütün borsalar güne çok büyük kayıplarla başladı. İngiltere’de özellikle en çok kayıp yaşayan sektör bankalar oldu. Brexit kararının sektör bazında milyarlarca dolar kayıplara yol açtığı belirtilmekte.

İngiltere açısından baktığımız zaman, yaşanan büyük kayıpların sebebi belirsizlik. Avrupa Birliği’nden ayrılma sürecinde ticaret anlaşmaları, gümrük anlaşmaları ve ortak pazar anlaşmaları konularında ne gibi alternatifler bulunacağı veya yeni anlaşmalar sağlanana kadar geçen sürede İngiltere’nin dış ülkelerle ticari ilişkilerinin nasıl işleyeceği büyük merak konusu. Bundan sonra nasıl bir sistemin işleyeceği ve bu sistemin daha avantajlı olup olmayacağı belli olana kadar bu belirsizlik etkisini sürdürecektir. Bu da İngiliz iş piyasaları üzerinde uzun süreli bir durgunluğa sebep olacaktır.

Avrupa Birliği açısından baktığımız zaman ise en büyük endişe birliğin sürekliliğini sağlayıp sağlayamayacağı yönünde. İngiltere’nin ayrılığı tıpkı sterlinde olduğu gibi avro üzerinde de büyük kayıplara yol açtı. Avronun da artık dağılma riski olan bir birliğin para birimi olarak görülmeye başlaması değerinin düşmesine neden oldu. Ayrılık sonuçlarının netleşmesinin ardından, Avrupa’daki aşırı sağ ve ayrılıkçı partiler de bunu zafer olarak kutladı ve Avrupa Birliği’nden ayrılmak için referandum çağrıları yaptı. Avrupa Birliği’nin dağılması ihtimali pek çok siyasal riskin ve sorunun yanında çok büyük ekonomik sorunları da beraberinde getirecektir. Birbirine entegre olmuş bu devasa pazarın kapanma ihtimali pek çok sektörü krize sokacaktır. Bu durumun endişesi ile Avrupa borsaları güne çok büyük kayıplarla başladı.

 

Süreç Bundan Sonra Nasıl İşleyecek

Lizbon anlaşmasında bir üye devletin Avrupa Birliği’nden ayrılması için iki yıllık bir müzakere süresi belirlenmiştir. Bu süre gerekirse uzatılabilir. Bu süre içerisinde İngiltere ile Avrupa Birliği zorlu bir müzakere sürecine girecektir. Merak edilen ise bu süreçte Avrupa Birliği’nin İngiltere’yi zorlayıp zorlamayacağı. Çünkü öngörülen durumda Avrupa Birliği başka ülkelerin de birlikten ayrılmasının önünü kesebilmek için İngiltere’ye ticaret anlaşmaları ve serbest pazar konularında taviz vermeyebilir ki bu kesinlikle İngiliz ekonomisini sarsan bir durum olur. İngiltere toplam ihracatının yarısını Avrupa Birliği’ne yapmaktadır. Eğer Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerini normal düzeyde devam ettirebileceği türden gümrük anlaşmaları sağlayamazsa bu çok büyük sorunlara yol açacaktır. Bu yüzden bütün çaba hiç şüphesiz Norveç, İsviçre gibi AB’ye üye olmayan fakat ticari anlaşmalardan veya serbest pazarlardan yararlanabilen bir model kurulması üzerinde olacaktır.

Ayrıca sonuçların netleşmesinden hemen sonra İngiltere Başbakanı David Cameron, bu süreci yürütmek için ülkenin yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu söyleyerek görevi üç ay içerisinde bırakacağını açıklamıştır. Müzakereler ise David Cameron’un bunu Avrupa Birliği’ne bildirmesiyle birlikte başlayacaktır.

Brexit’in Olumsuz Etkileri Neler Olabilir ?

İskoçya başbakanı yaptığı açıklamada, ikinci bir bağımsızlık referandumunun masada olduğunu ve İskoçya’nın Avrupa Birliği’nde kalmak için gerekenleri yapacağını açıkladı. İskoçya’nın bu sonuç üzerine İngiltere’den ayrılma referandumuna gitmesi ve sonucunda bağımsızlıklarını kazanması, İngiltere ekonomisinden büyük bir parçayı da beraberinde kopartacaktır.

Avrupa Birliği pazarına açılmak için Londra’yı merkez olarak kullanan büyük uluslararası şirketlerin ve bankaların durumu da belirsiz, yaygın bir öngörü olarak pek çok şirketin Londra’dan taşınması ve Londra’nın finans merkezi olma özelliğini büyük ölçüde başka şehirlere kaptıracağı öngörülmekte.

Avrupa Birliği’ne ihracat yapan pek çok sektörün çok büyük sorunlar yaşayacağı da bir gerçek, bunların durumunun ne olacağı belirsiz. Serbest pazardan ayrılmanın ardından, İngiltere’nin pek çok ülke ile ayrı ayrı olarak detaylı ticaret anlaşmaları yapması gerekecek ki bu oldukça uzun zaman alacaktır. Neredeyse bütün uluslararası ticaret koşullarının İngiltere ile tekrar düzenlenmesi gerekecektir. Bu anlaşmaların da sonucunda serbest pazar veya benzeri avantajların korunup korunamayacağı şüphelidir.

Ülke içerisinde yaşayan ve çalışan AB vatandaşlarının durumu ile AB üyesi diğer ülkelerde yaşayan ve çalışan İngiliz vatandaşlarının durumu da şimdilik belirsizlik içerisindedir. Bu durum İngiltere’nin diğer AB üyesi ülkelerden kalifiye eleman istihdam edebilmesinin önüne engel koyacaktır. Bu durumun yaklaşık 3 milyon insanın işini etkilemesi beklenmektedir.

İngiltere maliye bakanı ayrılığın etkilerinin yaklaşık 30 milyar sterlin maliyeti olacağını belirtmişti. Bunun da finansmanının vergilerle sağlanacağı, yani İngiliz halkının daha da fazla vergi ödemesi gerekeceğini söylemişti. Hiç şüphesiz bu ayrılık, İngiltere’ye gelen yatırımları çok büyük ölçüde kesecektir. İngiltere ekonomisi orta vadede büyüme sorunları ile karşı karşıya kalabilir, daralan ticaret hacimleri ekonominin sıkışmasına hatta ekonomik durgunluğa bile neden olabilir.

Ayrıca bu ayrılığın bir diğer büyük etkisi de Avrupa Birliği ekonomisine olacaktır. Avrupa’daki en büyük finans merkezi olan Londra’nın ve birliğin en büyük üçüncü ekonomisinin artık birlik dışında kalması Avrupa Birliği’nin ekonomik açıdan çok büyük yara almasına ve birlik ekonomisine güvensizliklerin oluşmasına neden olacaktır.

 

Brexit’i Savunanlar Neleri Dile Getirmekteydi

İngilizlerin önemli bir bölümü AB’nin en çok Almanya için avantajlı olduğunu ve serbest ticaret bölgesi sayesinde Almanların İngilizlere daha fazla ürün satarak İngiliz ekonomisinin Almanya’nın pazarı haline dönüştüğünü ve siyasi ve ekonomik kararların Almanya ve Fransa’nın çıkarları ağırlıklı olarak alındığını savunmaktaydı.

İngilizler özellikle mülteciler konusunda oldukça tepkiliydi, mültecilerin sınırlardan kolaylıkla geçebilmesi ülke güvenliği için büyük bir tehlike olarak görülmekte ve yine mültecilere sağlanan sosyal yardımların bütçe için büyük bir yük oluşturduğu düşünülmektedir. Başbakan David Cameron’un AB ile müzakere ettiği konuların başında bu gelmekteydi.

AB’nin korumacı politikaları sonucunda, asyadan ucuza ithal edilebilecek ürünlerin değerinden çok daha pahalıya alındığı ve AB’nin bazı sektörlere koyduğu ticaret kotalarının, o sektörleri zarara uğrattığı ve yok ettiğini savunulmaktaydı.

AB’ye ödenen yıllık yaklaşık 19 milyar sterlin de bu süreçte ayrılıkçıların dile getirdiği başka bir konudur. Bununla birlikte bu paranın bir kısmının, Brüksel’de gerçekleşen gereksiz lüks bürokratik harcamalar için kullanıldığı dile getirilmekte ve tepki çekmektedir.

İngiltere ile hiçbir alakası bulunmayan Yunanistan krizi yüzünden İngilizlerin katlanmak zorunda olduğu ekonomik sıkıntılar ve Yunanistan’ın kurtarılması için ortak bütçeden yapılan yardımlar da ayrılıkçıların en büyük ayrılma gerekçelerindendir.

Brexit kampanyalarının en büyük gündem maddelerinden birisi de Türkiye idi. Ayrılma taraftarları Türkiye’nin AB’ye üye olmasının veya Türklere vize serbestisi tanınmasından oldukça endişelilerdi. 80 milyona yakın nüfusa sahip ve ortadoğuya komşu Türkiye’nin AB’ye dahil olmasının büyük bir güvenlik sorunu yaratacağı düşünülmekteydi. David Cameron’a sık sık Türkiye’nin üye olacağı bir topluluğu nasıl savunduğu ile ilgili sorular gelmekteydi ve David Cameron da sürekli Türkiye’nin AB’ye üye olmasının mümkün olmadığını söylemekteydi.

Serbest ticaret bölgesinden dolayı AB’de kalmayı savunanlara da örnek olarak İsviçre ve Norveç gibi AB üyesi olmayan ülkeler örnek gösterilildi. AB’den ayrılmanın İngiltere’nin daha verimli ticaret anlaşmaları yapabilmesine olanak sağlayacağı aynı zamanda da yine AB ile serbest ticaret bölgesine benzer bir oluşumda olunabileceği savunulmaktaydı.

 

Brexit’in Türkiye Üzerinde Olası Etkileri

Türkiye’nin İngiltere’ye olan yıllık ihracatı bir milyar dolara yakındır. Şüphesiz ki İngiltere ortak pazardan çıktığı zaman, Türkiye ile arasında yeni bir ticari anlaşma yapması gerekecektir. Bu anlaşmanın ne şartlarda gerçekleşebileceği veya ne kadar sürede bir anlaşmaya varılabileceği belli olmadığı için bu durum ihracatçılarımızı olumsuz etkileyecektir. Ayrıca İngiltere’nin birlikten ayrılmasının AB’nin güvenilirliğini zedeleyici bir etkisi olacaktır. Ayrılıktan sonra birlik içerisinde sorun yaşayan diğer ülkelerin de aynı yolu izlemeyi seçme ihtimali ve AB’nin güçlü bir halkasının kopması sonucu zayıf halkaların daha da göze batar hale gelmesi birliğe olan güveni sarsacaktır. Bu durum da hiç şüphesiz avronun değer kaybetmesine ve insanların güvenli bir liman olarak dolara yönelmesi sonucu doların da değerini yükselmesine yol açacaktır. İthalatını dolar üzerinden yapan ve ihracatını da avro üzerinden yapan bir ülke olarak bu durumun olumsuz etkilerini şimdiden hissetmeye başladığımız söylenebilir.

 

 

 

Korcan Romya

24 Haziran 2016