Türkiye, 24 Temmuz 2015 tarihinde başlayan operasyonların ardından aynı yılın kış aylarına doğru “şehir savaşı”yla tanıştı. Teknik ismi “Meskun Mahal Muharebesi” olan bu çatışma biçiminin, ülkemiz açısından yabancı olduğu bir gerçekti. Aslında yakın coğrafyamızdaki gelişmelerden dolayı bu muharebeyi gözlemleme imkanı buluyorduk. Rusya’nın Çeçenistan operasyonlarında, Irak’ın 2003’teki işgali sonrası yaşanan çatışmalarda ve son olarak Suriye’deki iç savaşta bu muharebe biçiminin önemli örneklerini görebiliyorduk.

Terör örgütü PKK’nın, Çözüm Süreci’ni istismar ederek il ve ilçe merkezlerine, büyükşehirlere1 her türlü yığınağı yapması, bu çatışmayı adım adım içimize taşıdı. Ayrıca yine bu merkezlerde, militan kazanma yoluna giderek, bu militanları “şehir gerillası” yöntemiyle eğitti. Kırsaldaki bazı kadrolarını daşehir merkezlerine yönlendirdi. Bu faaliyetler paralel devlet yapılanması KCK terör örgütü tarafından 2010 yılından itibaren uygulanan eylem politikasına uygun olarak gerçekleştirildi.

Kırsalda büyük darbe yediler şehirlere yöneldiler Çözüm Süreci’nin terör örgütünün saldırılarına başlamasının ardından sona ermesi ve 24 Temmuz

operasyonları sonrasında gerek kırsal bölgelerde gerek de şehir merkezlerinde örgütün güvenlik güçlerine direnci başladı. Öncelik kırsalda ve sınırın Irak tarafındaki terör kamplarına verildi. TSK, bu kamplara yönelik çok net ve başarılı operasyonlar yürüttü. Özellikle Hakkari İki Yaka Dağları’ndaki terör örgütünün üslendiği ve eylem koridoru olarak kullandığı bölgelere yönelik operasyon, örgütün

Türkiye içindeki eylem gücünü kırması açısından çok önemliydi. Bu operasyonlar belki de bir inceleme sonrasında dünya askeri literatürüne geçecek başarıda gerçekleştirildi. Ayrıca yine Türk Hava Kuvvetleri’nin hava operasyonları da, şimdiye kadar yapılan en etkili sınır ötesi operasyonlar olarak dikkat çekti. Operasyonlarda kullanılan akıllı bombalar, terör örgütü militanlarını kaçtıkları sığınaklarda da buldu. Yine “müttefikimiz” ABD’nin itirazlarına rağmen gerçekleştirilen bazı hava operasyonları da, terör örgütünün büyük silah cephaneliklerini başarıyla yok etti.

Kırsalda ve sınır ötesinde bu darbeleri yiyen terör örgütü KCK’nın, dayanağı ise şehir merkezleri oldu. Suriye’de meskun mahalde çatışma konusunda tecrübeli militanlar Türkiye’ye sızarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki il ve ilçelerde bazı mahallelerde üslendi. Buradaki YDG-H unsurlarıyla da birleşen bu militanlar, bir süredir yürüttükleri hendek kazma faaliyetini arttırdı. HDP’nin ve uzantılarının “öz yönetim/özerklik” açıklamalarıyla birlikte, bu mahalleler teröristlerin eylem sahası haline geldi. Kafalardaki soru işareti şuydu: Güvenlik güçleri buralara yönelik bir operasyon yaparsa ne olur? Olası sivil kaybı durumunda Türkiye’nin eli zayıflar mı? Ayrıca ortada 6-8 Ekim tecrübesi de vardı. Terör örgütü mensupları adeta ayaklanma provası yapmış, şehirmerkezlerinde çok sayıda yeri yakıp yıkmış, olaylara Türk Silahlı Kuvvetleri müdahale etmek zorunda kalmıştı. Yine terör örgütünün, Suriye’nin kuzeyinde bir ABD-İsrail koridoru oluşturmak ve burada meskun mahal muharebesinde eğitilmiş militanlarını Güneydoğu Anadolu Bölgemize kaydırarak faaliyetler yapacağı öngörülmüştü.

Hazırlıklar bir yıl öncesinde başladı. Bu çerçevede terör örgütünün sadece kırsaldaki değil, şehir merkezlerindeki faaliyetlerini zaten takip eden güvenlik bürokrasisi hükümetle de gerekli istişareleri yapıp ve onay alındıktan sonra harekete geçti. 2015 yılının başında 2’nci ve 3’üncü Ordu’da çok kritik seminerler gerçekleştirildi. Çözüm Süreci devam ederken gerçekleştirilen seminerlerde “Toplumsal Olay Görünümlü Terörist Eylemler” konusunda ayrıntılı bilgiler aktarıldı ve birliklerdeki personelin bu yönde eylemlere karşı eğitilmesi konusunda talimatlar verildi. Bu çerçevede çok sayıda eğitim verildi ve halen de verilmeye devam ediyor.

Meskun mahalde mücadelenin zorlukları Yine de meskun mahalde teröristle mücadelenin kırsaldaki teröristle mücadeleden çok sayıda farklılığı vardı. Örneğin geçmiş yazılarda da aktardığımız üzere arazide uzaktan keskin nişancılara hedef olsanız, önceden döşenmiş mayına basarsınız (ki bunun arazide fark edilmesi daha kolaydır) veya ilk ateşi yeseniz ve kayıp verseniz dahi ardından inisiyatifi ele alabilirsiniz. Arazi her ne kadar engebeli olsa da teknolojik üstünlüğü arazide lehinize kullanabilirsiniz. Arazide TSK her zaman teröriste karşı üstündür. Ancak meskun mahalde terör örgütleri çok sayıda avantaja sahiptir. Uzmanların aktardıkları

bu zorlukları özetlemektedir. Meskun mahalde;

– Sivil insanların yaşadığı sokaklar bulunmaktadır. Hatta bunlar değişkenlik bile gösterebilir. Örneğin bir merkezde caddeler, sokaklar geniş iken, başka bir mahallede bu sokaklar daracık olabilir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bugünlerde teröristle mücadele yürütülen mahalleler incelendiğinde, mücadelenin daha zor olduğu daracık sokakları görürüz.

– Teröristlerin yuvalandıkları sokakların darlığının yanı sıra Sur, Cizre, Silopi ve diğerlerinde yan yana yapışık çok sayıda ev de bulunmaktadır. Bu da teröristlerin duvarları yıkarak evden eve geçiş sistemi kurmasını, buralarda saklanmasını ve güvenlik güçlerine yönelik saldırı imkanlarını artırır.

– Bu sokaklarda, terör örgütü mensupları binlerce El Yapımı Patlayıcı (EYP) tuzaklamıştır. Bu da güvenlik güçlerinin ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Bu EYP’ler teker teker imha edilerek ilerleme sağlanmaktadır. Örneğin Cizre’de sadece bir apartmanın içinde ve bahçesinde 100’ün üzerinde EYP’nin tuzaklandığını öğrendik. Güvenlik güçlerimiz bu apartmandaki EYP temizliğine sabah başlamış, terörist ateşleri arasında akşama bu temizliği bitirmişlerdir. Bu da mücadelenin neden yavaş yürüdüğü eleştirilerine bir yanıt niteliği taşımaktadır. Kimileri “Ne var bunda, terörist temizlendikten sonra da bu EYP’ler imha edilebilir” diyebilir. Ancak terörist temizliğinden sonra bu yerleşim yerlerine vatandaşların geleceği ve onların da olası patlamalar sonucu hayatlarını kaybedebileceği gerçeğini göz ardı etmiş oluruz. Yani güvenlik güçlerimiz bu EYP’leri tek tek temizleyerek, operasyonlar bittikten sonra buralara yeniden gelecek vatandaşlarımızın da güvenliğini sağlamış bulunmakta.

– Devletlerin, hükümetlerin en yumuşak karnı, bu yerleşim yerlerinde yaşayan binlerce vatandaş olmasıdır. Teröristlerin amacı vatandaşları askerlerimize karşı canlı kalkan olarak kullanmak, olası vatandaş ölümlerini güvenlik güçlerinin üzerine yıkmak ve buradan fayda sağlamaktır. Ayrıca siyasi unsurları aracılığıyla da “Devlet sivil öldürüyor” yalan propagandası yürütmektir. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri, buna karşı operasyonların en başından itibaren sivillerin güvenliğini gözeterek çok büyük bir başarı göstermiştir. Bu başarıda, terörist ile vatandaşı ayıran istihbaratın önemi çok büyüktür.

Özetle TSK, kendisi açısından yeni bir mücadele alanı olan meskun mahalde teröristle mücadelede, çok başarılı bir sınav vermiştir. Yapıcı eleştirilerin de bu gerçek göz önünde bulundurularak yapılmasında fayda var.

1 Terör örgütü PKK, büyük yerleşim merkezleri için “metropol” ifadesini kullanıyor. Oysa hem siyasi hem de Türkçe’ye uygunluk açısından “Büyükşehir” ifadesini kullanmak daha doğru olur.