Son yazılarım; hayatın anlamı ve günümüzü güzelleştirmek üzerineydi; bugün ikisi arasındaki dengeden bahsedeceğiz. Tek bir hayatımız var o halde onu nasıl yaşamalıyız sorusuna cevap arayacağız.

Anlam ve keyif arasında bir denge kurmaya çalışacağız; diğer yandan bunu yaparken macera duygusunu da yaşatacağız.

Bir karikatür vardı; yol ayrımında duran bir adamın önünde iki tabela, birisinde normal yol, diğerinde ise macera yazıyordu; hangisini tercih ediyorsunuz?

Maceradan ben şunu anlıyorum, gerçekten yaşamak, risk almak, dizlerimin kanaması. Tek bir hayatın var, o halde düş, kalk, keyfini çıkar, aşık ol, risk al, sevdiğin işi yap, yaptığın işi sev, bir eser bırak.

Bugün bir şeyleri nasıl yapacağınızı düşünmekten ziyade ne yapmak istediğinizi düşünmenizi rica ediyorum. Biraz yukarıdan bakın lütfen hayatınıza, bazı merdivenlere çıkıyorsunuz, bu merdivenler hangi duvarlara dayalı, gerçekten istediğiniz şeyler için mi çaba sarf ediyorsunuz? Macera gibi yaşayacak olsanız neleri farklı yaparsınız?

Zihninizde bir yolculuk yapın lütfen, bundan beş yıl sonraki halinize ulaşın. Beş yıl sonra bugüne dönüp baktığınızda neler yapmış olmayı isteyeceksiniz?

Maceralı yaşamak biraz da belirsizliğe izin vermek ile de ilgili. Macera doğası gereği zaman zaman belirsizdir, öngörülemez. Hayatınızda belirsizliğe biraz izin verin, herkes miktarı kendisi belirlesin.

Bilinmeyen mi daha tehlikeli yoksa bir süre sonra esas tehlike, sürekli bildiğimiz sularda yüzmek mi? Bilmediğiniz bir şeyle karşılaştığınızda aslında sahip olduğunuz ama belki farkında olmadığınız özelliklerinizi kullanmaya başlarsınız, bu adeta otomatik olarak gerçekleşir.

Yaşama olan ilginiz artar, gerçekten hissederek yaşamaya başlarsınız. Otomatik pilottan çıkarsınız.

Hayatınıza biraz macera katmak için neden arayışlarınıza da son verin. Bazılarınızın neden dediğini duyar gibiyim. Her şey için bir neden aramayın.

Macerada renk vardır.

Sevgi ile kalın.