Mutluluk hakkındaki yazı dizimize devam ediyoruz; bugün mutluluk ve beklenti konusunu ele alacağız.

Bir tanıma göre mutluluk; beklenti ile gerçekleşen arasındaki farktır ve bu fark ne kadar küçük olursa mutluluk o kadar artar, fark ne kadar büyük olursa mutluluk o kadar düşük olur.

Bir örnek üzerinden gidelim; diyelim yöneticiniz size geldi ve dedi ki, “bu yıl iyi bir performans gösterdin, çok yakın zamanda sana önemli bir miktarda prim ödemesinde bulunacağız”. Siz de teşekkür ettiniz ve kafanızda bu rakamı 10 bin TL olarak belirlediniz, sonra da beklemeye başladınız. Aradan bir ay geçti, hesabınıza 5 bin TL yattı; elbette mutlu olur ve teşekkür edersiniz ama beklenti daha yüksek olduğu için mutluluk biraz buruk bir mutluluk olur.

Yapılan araştırmalar özellikle de maddi konularda kişinin durumu iyileştikçe beklentilerin yükseldiğini gösteriyor, bir tür tatminsizliğe doğru ilerlemeye meyilliyiz.

Elimizdekilerden memnun olmak, bunu gerçekten hissetmek çok önemlidir. Yaşam sırasında en sık, en kolaylıkla gözden kaçırdığımız konulardan bir tanesi maalesef bu. Elimizdekilerden memnun olmayı biraz açacak olursak, en üst noktada, zaten yaşamak istediğimiz gibi yaşadığımızı düşünmektir.

Mutluluk büyük ölçüde beklentilerle ilgilidir dedik, peki beklentiyi belirleyen şeyler neler?

Ben 46 yaşındayım; daha az şeye sahip olan eski jenerasyon insanların daha mutlu olabildiklerini görerek büyüdüm.

Beklentiyi belirleyen şey, insanların kendisini başka insanlarla kıyaslaması noktasına geldiğinde iş içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Sosyal medyanın, iletişimin artması insanların beklentilerini sürekli olarak daha yukarı doğru taşırken mutluluk azalabiliyor.

Bir örnek vereyim; eskiden kimsenin nereye tatile gittiğini, nasıl bir tatil yaptığını bilmek imkânımız yoktu (sosyal medya öncesi dönemler), çadır tatili yaptığımızda çok mutlu olabilirdik, beklentimiz bir sonraki tatilde denize daha yakın bir yer bulmak veya elektriği olan bir kamping alanı olabilirdi.

Şimdi iletişimin genişlemesi ile beklentiler gelişti, yurt dışına gidelim istiyoruz, Filipinler de dalmak, Peru’da İnka medeniyetini keşfetmek, İspanya’da yemek yemek, İtalya’da sanat eserlerini görmek istiyoruz ve bunları yapan insanları sürekli olarak sosyal medyadan takip ediyoruz. Bunları yapmak istemekte hiçbir sakınca yok, diğer yandan bu beklentiler bir de sabırsızlıkla birleşince mutluluk uçup gidiyor.

Mutluluk ve beklentiler arasındaki fark açılmaya başladığında en azından sabırlı olmayı becerebilmek gerekiyor.

Mutlu olmak istiyorsak kendimizi diğer insanlara kıyaslamaktan vazgeçmeliyiz, reklam dünyasının, sosyal medyanın ve hızlı haber akışının yarattığı devinime rağmen bunu başarmalıyız, çünkü fiziksel, sosyal, parasal ya da yetenek anlamında yaptığımız bu karşılaştırmalar beklentimizi bazen gereğinden fazla yükseltip bizi mutsuz edebiliyor.

Yarın mutluluğun kimyasından bahsediyor olacağız.

Sevgi ile kalın.