Ermeni sorunu, Türk dış politikasına etki eden başlıca gündem maddeleri arasında hala yerini korumaktadır. Hemen her yıl x ülkenin başbakanı 1915’i soykırım olarak tanıdı, ya da x ülkenin parlamentosundan Ermeni Soykırımı tasarısı geçti şeklinde haberler görüyoruz. Daha önemlisi her 24 Nisan yaklaştıkça ülke olarak stres yaşamaktayız.

Dünya, Ermeni Soykırımı’yla 1965 yılında “1965” adlı kitap ile tanışmıştır. Kitapta, Ermenilerin 1965’te dünyanın dört bir yanında düzenledikleri anma etkinlikleri bugüne aktarılmaktadır.

“Millet-i Sadıka”dan Sözde Ermeni Soykırımına

Osmanlı İmparatorluğu’nda Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gibi birçok gayrimüslim halk ve topluluk yaşamaktaydı. Bunların içinde Ermeniler diğerlerine göre üstün durumdaydılar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde altın çağı yaşayan Ermeniler, askerlikten ve kısmen de vergilerden muaf tutulmuşlardır. Devlet idaresinde Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları ve Müsteşarlıkları gibi vazifelerde görevlendirilmiş ve “Millet-i Sadıka” olarak nitelendirilmişlerdir.

Devleti yok etmek için araç olarak kullanılan Ermeniler I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Rus ve Fransız birlikleri ile birlikte hareket ederek Osmanlı’ya karşı savaşmaya başlamışlardır. Türklere karşı akıl almaz katliamlar yapan Ermeniler kendilerinin dahi yaşadıkları evleri, yurtları yakıp-yıkmışlardır. Osmanlı hükümeti bu katliamların ve Ermenilerin yaptıkları zararların önüne geçmek için 24 Nisan 1915 Ermenilerin çıkardığı isyanlar ve Türklere karşı yapmış oldukları mezalimlerden dolayı, patrik ve milletvekilleri başta olmak üzere birçok Ermeni ileri gelenlerine, olayların son bulmaması halinde devletin gereken önlemleri alacağını bildirmiştir. Ancak olayların durması yerine giderek artması, bölgenin emniyete alınması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla 24 Nisan 1915 tarihi, Anadolu’nun hemen her köşesinde başlayan ve İstanbul’da Osmanlı İmparatoruna yönelik suikasta kadar uzanan Ermeni terör ve dehşetine karşı Osmanlı Devleti’nin tutuklamaları başlattığı tarihtir. Bu nedenle, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Tutuklular Ankara ve Çankırı hapishanelerine yollanmıştır. Doğudaki Ermenilerin ise yine Osmanlı toprakları olan Irak, Suriye ve Lübnan’a göç ettirilmesine karar verilmiştir. Bu göç sırasında tehcir edilen Ermenilerin büyük bir bölümü yollarda hastalık, açlık, susuzluk nedeniyle hayatlarını kaybetmişlerdir.

Osmanlı hükümetinin bu kararı üzerine Ermeni ileri gelenleri, başta ABD ve Rusya olmak üzere birçok devlet başkanına olanları bir katliam havasında anlatan mektuplar yazarak mağdur rolünü oynamaya başlamışlardır.

Günümüzde hala her 24 Nisan’da anılan “Ermeni Günü”nde Ermenilerin de katıldığı konferanslarda, tehcirin aslında soykırım olduğu iddia edilmektedir. Ermenilerin Avrupa ve ABD Parlamentolarında “Soykırım Anma Günü” olarak çıkarmaya çalıştıkları ve “soykırım yılı” olarak her yıl düzenledikleri anma günü, bu tutuklamalardan ibarettir.

Amaç…

Ermeni diasporası ve Ermenistan, soykırım iddialarının kabulüne bağlı olarak, Türkiye’den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının, “Batı Ermenistan”ın iadesini sağlayarak Büyük Ermenistan’ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler.

Günümüzün Ermeni Milli bilinci “soykırıma” endekslidir. “Soykırım” tezi Ermeni milli kimliğinin temel taşı haline getirilmiştir. “Soykırım” tezinin gündemden düşmesi, Ermenilerin komşularına karşı husumet ve işgal politikalarının sonu demektir. Ermenilerin Türkiye’den toprak ve tazminat talepleri vs. “soykırım” tezine dayandırılmaktadır. Bu nedenle de kendileri açısından hayati önem taşıdığını sandıkları bu iddialardan vazgeçmek durumunda değildirler.

Soykırım Olarak Tanıyan Devletler

Ermeni diasporası, 1915 olaylarıyla ilgili “soykırım” kararını ilk kez 1965 yılında Uruguay’da çıkarmayı başladı. Ardından bu kararı tanıyan devlet sayısı arttı.

Ermenistan, Güney Kıbrıs, Rusya, Kanada, Lübnan, Belçika, Fransa, Yunanistan, Vatikan, İtalya, İsviçre, Arjantin, Slovakya, Hollanda, Venezuela, Polonya, Litvanya, Şili, İsveç,Bolivya, Çek Cumhuriyeti (15 Nisan 2015), Avusturya (21 Nisan 2015), Suriye (23 Nisan 2015), Almanya 1915’te yaşanan olayları Soykırım olarak kabul etmiştir. Bu ülkelerin yanında Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu da Ermeni Soykırımı’nı tanıyan ülkeler arasında.

Sonuç olarak, ortada bir soykırımın olmadığı çok net olmakla birlikte böyle bir soykırımın olmadığına dair birçok belgenin var olduğu, üstelik bu belgelerin soykırım iddialarını ortaya atan ABD, Fransa ve Ermenistan arşivlerinden çıktığı da unutulmamalıdır.

Kaynak: Berna Türkdoğan,1915’ten Günümüze Tehcir (Türkler ve Ermeniler), IQ yay., 2.b., İstanbul,2006.
www.eurasianet.org/resorce/cenasia/2000110063