13-14 Şubat’ta Polonya’da Orta Doğu’daki problemler ile İran’ın bölgedeki etkisinin ele alınacağı bir zirve düzenlenecek. Zirve kararının çıkmasının ardından İran sert tepki göstermiş, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif Twitter’de Polonya’yı sert sözlerle eleştirerek zirveyi “Umutsuz, İran karşıtı bir sirk” olarak nitelendirmişti. Buna karşın ABD’li ve Polonyalı yetkililer Orta Doğu Zirvesi’nin İran karşıtı bir zirve olmadığını, zirvede Suriye ve Yemen’deki durum, füze gelişimi, terörizm, yasadışı finansman ve siber güvenlik konularının görüşüleceğini ifade ettiler. Zirveye, Rusya, Çin, Filistin ve AB Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Federica Mogherini dışında İsrail, Suudi Arabistan ve Bahreyn dahil 60 ülkenin katılacağı belirtilmiştir. Mısır ve Tunus’un katılımı belirsizliğini korumakla birlikte İran ise davet edilmemiştir.

ABD yapılacak zirve için geleneksel müttefikleri İngiltere, Fransa veya Almanya yerine Polonya’yı tercih etmiştir.

Sağcı bir hükümet tarafından yönetilen Polonya, ABD Başkanı Donald Trump ile Almanya ve Fransa gibi diğer Avrupalı devletlerden daha uzun süredir iyi ilişkilerini devam ettirmektedir. Avrupa Birliği (AB) üyesi olan ve Atlantik ötesi ilişkilerini geliştirmeye çalışan Polonya her ne kadar diğer AB ülkeleri gibi, Trump’ın 8 Mayıs 2018 tarihinde Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak adlandırılan KOEP’den çekilmesi karşısında uluslararası anlaşmayı desteklediğini açıklamış olsa da Avrupalı şirketlerin İran’da faaliyetlerini devam ettirmesini teşvik etmenin ABD yaptırımlarını zayıflatabileceğini ve bunun büyük bir sorun haline gelebileceğini bu nedenle de ABD yaptırımlarını zayıflatacak AB önlemlerine karşı çıktığını belirtmişti.

Varşova Zirvesi amaca ulaşabilir mi?

ABD’nin en yakın müttefikleri Ortadoğu’da İsrail ve Suudi Arabistan iken Avrupa’da AB üyesi Polonya olduğu görülmektedir. 13-14 Şubat’ta yapılacak ve ABD tarafından desteklenen zirve tarihsel bir geçmişe sahip İran-Polonya ilişkilerini önemli ölçüde etkileyecektir. Gerginleşen ilişkilerin bundan sonraki dönemde düzeleceği ihtimalinin düşük olacağı değerlendirilebilir. Dolayısıyla konjonktürel yaklaşım içinde olan Polonya’nın ev sahipliği yapacağı Zirve’ye İran’ın tepkisi anlaşılabilir. İran, ABD tarafından da desteklenen bu zirvenin yapılma amacının, AB içinde İran’a karşı bölünmeleri teşvik etmek suretiyle AB-İran ilişkilerini baltalamaya çalıştığını düşünmektedir. Ayrıca ABD’nin Polonya’da İran karşıtı zirve düzenleyerek Avrupa’daki hâkimiyetini kanıtlamaya çalıştığını ve bunun kesinlikle Avrupa ülkeleri için bir yenilgi olduğunu ifade etmektedir.

Eğer bölgesel bir sorun varsa İran olmadan sorunun çözülebileceğine inanmak zordur. Zirvede, İran’ın bölgedeki etkisinin kırılabilmesi yönünde bir karar alınabileceği tartışmalı olmakla birlikte asıl amaç Avrupa merkezinde düzenlenecek zirve ile hem İran’a hem de İran’a yönelik yaptırımlar konusunda ABD’ye destek vermeyen AB’ye yönelik psikolojik baskı uygulamak olarak yorumlanabilir.