Kıbrıs sorununda masaya oturmak için adeta çırpınıyoruz. Biraz daha dayansalar yalvarma aşamasına geçeceğiz:“Efendim, ENOSİS yasasını çeksinler, dakikasında masadayım!” Bunu söyleyen malum kişi! Diyelim ki çektiler. Ne değişecek? Adam net, açık ve kesin bir irade beyanı ortaya koymuş! ENONİS’i, yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını yasaya bağlamış. Beyninin içindekini kâğıda dökmüş! Başına gelecekleri sana önceden söylemiş! “Allah yardım etti de durum açığa çıktı. Maazallah, hem kendimi hem de Kıbrıs Türk halkını ateşe atacaktım!” diyeceğine, “masa masa” diyerek yeri göğü inletiyor. Nedir bu masa aşkı?

Ucu Açık Müzakere

Türk Hükümeti’nin durumu anlaşılmıyor… Malta’da Başbakan Binali Yıldırım mealen şunu söyledi: “Ama çözüm olmazsa bunun faturası Kıbrıslı Türklere çıkıyor. İzolasyonlar kaldırılmıyor!” Dışişleri Bakanı Kıbrıs’a gitti. Ortadan demeçler verdi. Daha önce “müzakerelerin ucu açık olmamalı!” demişti. İşin ucunu kapatmak için bundan daha güçlü bir gerekçe olur mu? Elin oğlu “ENOSİS” diyor! Masaya yeniden oturalım. BM kasasına kilitlenen haritayı masaya yayalım. Kaldığımız yerden müzakerelere devam edelim! Öyle mi?

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve AB’nin niçin çullandığının hesabını kitabını yapmayacak mıyız? Atlantik’ten hak iddia eden İngiltere’yi anlayışla karşılayacağız. Ama 70 km. ötemizdeki Kıbrıs için sesimizi kesip oturacağız! Böyle şey olur mu? Vize kazığından ders alınmadı mı? Hani vize kalkacaktı? AB’nin mülteci oteli olduk; üstüne nasihat aldık! Hani 2016 sonuna kadar AB’ye süre vermiştik! Gürcistan vatandaşları için AB vizeyi kaldırdı! Haberiniz oldu mu? Adamlar şu sözlerinde haksız mı: “Türkler kahve köpüğüne benzer. Çabuk köpürür; çabuk sönerler!” Salon toplantılarından çok daha önemli sorunlar var!

Kıbrıs Ve Mavi Vatan

Hâlâ anlaşılmadı mı? Batı, Yunanistan ve Rumlar Kıbrıs’ta çözüm mözüm istemiyor! Kıbrıs’a el koymak istiyorlar. Bu tabii ki bir anda olmaz! Önce, dokunsak yıkılacak kıytırık bir Kıbrıs Türk kesimi! Sesi soluğu kesilen, garanti haklarından vazgeçen, adadan askerlerini çeken Türkiye! Sonrası çocuk oyuncağı! En fazla 10 yılda iş biter… Kıbrıs sorunu ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki mavi vatanı doğrudan ilişkilidir. Kıbrıs’tan vaz geçersek, ABD ve AB’nin mavi vatanımıza saldırılarının ardı arkası kesilmez! Dev enerji şirketlerini devreye sokarak oldubittiler yaratırlar. Zaten bu bölgede mavi vatan ilan edecek bir irade gösteremiyoruz! Bir de Kıbrıs giderse, yandı gülüm keten helva!

Rumlar kötü niyetli! Bunda en küçük bir tereddüt bile yok! Sayın Akıncı, bu koşullar altında niçin masaya koşmak için fırsat yaratmaya çalışıyorsunuz? Bilmediğimiz bir şey mi var? Bütün demeçlerinizi alt alta koyun! Bir uzmana incelettirin! Bakalım, size ne söyleyecek?

Kıbrıs Kavgası

Kıbrıs davasını, dünya ve Rum basını da dâhil yakından takip ediyorum. Haksızlık yapmak istemem ama TBMM’de bu kavgayı veren sadece üç milletvekilinin ismini sayabilirim: Deniz Baykal, Ümit Özdağ ve Öztürk Yılmaz! Demek ki Kıbrıs davasını millete mal edememişiz! Eğer etmiş olsaydık, milletin vekillerinin sesi daha gür çıkardı! Eski CHP milletvekili, diplomatların yüz akı Onur Öymen büyük bir mücadele örneği veriyor.

Türk basınında bir avuç kalem Kıbrıs’a sahip çıktı. Milli bir duruşla davayı savundular. Ana akım medya genellikle, “çözüm geliyor!” aldatması ile Mustafa Akıncı’ya sözcülük yaptı. Önündeki tehdit ve tehlikeleri Türk milleti ve Kıbrıs Türk halkından gizledi. Bu kesimin duyarlı ve onurlu temsilcisi ise Fikret Bila oldu. Kıbrıs konusunda mükemmel kelimesinin yetersiz kalacağı olağanüstü güzellikte yazılar yazdı. AB sürecinin yarattığı olumsuzluk ve haksızlıkları stratejik bir vizyon ile jeopolitik gerçekliklerle buluşturdu. Gazetecilik deneyimi ve sezgileri ile Kıbrıs’ın adeta röntgenini çekti. Geniş ve farklı bir açıdan sorunu yansıtarak bu kesimin dış politika yazarlarına da ders verdi; yol gösterdi