Son dönemin en kritik jeopolitik gelişmelerinden biri Katar üzerinden yaşandı. Bunun sadece bir bölge anlaşmazlığı olduğunu düşünmek büyük bir saflık olur. Katar’ın da tepki gösteren ülkelerin de ortak bir özelliği var.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn, Libya ve Yemen… Karşılarında da Katar… Teröre finansman sağladığı gerekçesiyle diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve hatta uçuşların durdulması.

Bu ülkelerin hiçbiri bağımsız değil. Ya güvenlik gerekçeleriyle ABD’ye bağımlılar ya da adına ‘Arap Baharı’ denilen banker cehennemi operasyonuna tabi tutulan özellikleriyle dikkat çekiyorlar. O zaman hem gerekçeye hem de ülkelerin özelliğine baktığımızda buradaki sıkıntının lokal olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Daha kötüsü böylesi bir girişimin bölgemizde yaşanacak gelişmelerin de habercisi niteliğinde olmasıdır. Bölgesel çekişme olmadığına göre, olayı anlamaya çalışırken karşımıza iki seçenek çıkıyor.

Ya Katar’ı mesela İran ile ilgili bir operasyonun finansmanına zorlamak ya da IŞİD ile ilişki iddiaları dikkate alındığında, bu yolla El Kaide’nin yeni versiyonu olan grubu emekli edip, PYD’ye kılçıksız balık sunmak.

 

Katar Emiri Al Thani’nin 23 Mayıs 2017 günü Katar Resmi Haber Ajansı’ndan ABD’yi eleştiren ve İran’ı destekleyen açıklamalarını düşündüğünüzde bu ihtimalin çok dikkat çekici olduğunu görüyorsunuz.

Savunma Sanayi Fuarı’nı ziyaret eden stratejist bir arkadaşımın şu yorumu beni tedirgin etmişti. “Herkes bir savaş çıkması için ellerini ovuşturuyor.” Trump’a bu konuda ciddi bir baskı olduğu da yine kulislere yansıyan haberler arasında. Öyleyse temenni etmesem de önümüzdeki günlerde İran ile ilgili bir gelişme sürpriz olmaz.

İkinci ihtimalin ise anahtarı terör örgütü PYD’de konusunda Rusya – ABD uzlaşmasıdır. Şayet gerçekten diplomatik söylemler dışında böyle bir uzlaşma sağlandıysa, güney sınırımızda başımız belada demektir.

Şüphesiz üçüncü bir ihtimali de göz ardı edemeyiz. Her ikisi de birbirine bağlanarak, ortak bir sonuç ortaya çıkarılmak isteniyor olabilir.

Bu mesele geleceğin ekonomik, bağlantılı olarak da siyasi güç kavgasında bir aşamadan başka bir şey değil. Ama gözyaşı ile beslenecek bir aşama. Dünyadaki çıkar gruplarının bunu çok önemsemediğini biliyoruz.

Her üç ihtimal de Türkiye’nin başını belaya sokar. Türkiye’nin mutlaka bölge ülkeleriyle eski hataları bir kenara bırakıp ilişkiye geçmesi gerekir.

İddia ediyorum; İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasındaki mutabakatla, bölgedeki terörün maksimum ömrü 15 gündür. Böyle bir mutabakata nasıl bir pazarlık içinde olursa olsun Rusya da hemen dâhil olur.

Kısacası Türkiye’deki ekonomiden siyasete, dış politika uzmanlarından stratejistlere kadar herkesin Katar tartışmasını dikkatle takip etmesi şart. Çünkü gelen koku hoş değil.