Ülke saadet zincirleri içerisinde uyanıkların, fırsatçıları nasıl dolandırdığını tartışıyor. Anlıyoruz ki 65 adet benzeri yapılanma var. İşin garibi kimse de “bunlar oluşturulurken neredeydiniz” diye sormuyor. Hoş sorulsa da bir “kandırıldık öyküsü” dinleyeceğimiz açık.

Oysa çok daha sinsi ve bunları önemsiz kılacak bir vurgun tehlikesi adım adım geliyor. Bunun detaylarını önümüzdeki günlerde bir yazıyla paylaşacağım. Öte tarafta Millet’in hassasiyetleri üzerinden farklı bir gündem saptırması da almış başını gidiyor. Dokunduğunuzda tepki geleceği kesin konular kamuoyunun önüne getirilerek, farklı tartışma ortamları yaratılıyor.

Ne yazık ki iktidar da muhalefet de, sorunların gerçekten nasıl çözülebileceğiyle ilgili tek bir cümle etmezken, el ele vermişler 2019 seçimlerini nasıl önde bitireceklerinin satrancını oynuyorlar. Vatanın gerçek sahibi Millet ise fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş durumda.

Tüm bu fotoğraf ise toprağa gömülen, borç alınmış milyar dolarların gölgesinde bir kıskananlar masalının içine sığdırılmış vaziyette vücut buluyor. O zaman şu kıskananların durumuna bir bakmak gerekir.

Dünya iktisadi bir sıkıntıya koştuğunun farkında ve bunun önlemini almak, geleceğin ekonomi-politik sürecine avantaj sağlayarak ya da az hasar vererek girmenin akıllarını yürütüyor. Nitekim ABD, korumacılık bayrağını açarken, Çin’e karşı beklenenin 20 milyar doları fazlası vergiyle, tam 50 milyar dolarlık bir kalkan oluşturuyor.

Bunun birçok sebebi olmakla birlikte önemli bir gizli başlığı da yapay zekâ rekabeti ve veri gücünü eline geçirme arzusu. Çünkü Çin tarafından yapılan bir açıklamada da yapay zekâ alanındaki rekabetin nasıl bir rahatsızlık yarattığının izleri gözleniyor.

Çin Uluslararası Radyosu’nun geçtiği bir habere göre “Google’ın eski şefi ve halen ABD Savunma Bakanlığı İnovasyon Komisyonu Başkanı Eric Schmidt geçen yıl sonuna doğru Çin’in hızlı gittiğini ve böyle devam ederse beş yıl sonra Çin’in önde olacağını belirtmişti. Finans yayıncısı CNBC, Credit Suisse’in Asya Şefi Dong Tao’nun sonunda Çin’in bu teknolojide egemen olacağına kesin gözüyle baktığını duyuruyor.” deniliyor.

Nitekim detaylarında bunun gerekçeleri de sıralanırken, Çin’in dijital ödeme piyasasının, ABD’nin gerçekleşen ödemelerinin 50 katı olduğu da belirtiliyor. Almanya bir tarafta Endüstri 4.0’ı, Japonya öte tarafta Toplum 5.0’ı çalışıyor.

Yine ABD’de elektriğin kablosuz iletimi, cismin ışınlanması, lazer silahları gibi konulardaki çalışmalar bitme noktasına yaklaştı. Rusya, daha önce net ithalatçı olduğu ürünlerde, imalat hamlesine girişiyor ve karşımıza adım adım bir enerji tedarikçisinden çok, hammadde sahibi KOBİ’lere sahip bir üretici olarak gelmeye hazırlanıyor.

Fransa’nın Çin ile, İngiltere’nin İran ile gerçekleştirdiği flört, dünyadaki yeni kutupların kendi arasında yeni bir para birimi oluşturma çalışmaları çok farklı bir sürece doğru gittiğimizi gösteriyor.

Peki, sorarım size biz ne konuşuyor ve tartışıyoruz? Sunulan gündemi bir kenara bırakırsak, 481 milyar dolar pozisyon açığı, 77 milyar dolar dış ticaret açığı veren bir ülke olarak, ihracatta rekor kırdığımızı iddia ederken kilosu sadece 1,8 dolardan mal satıyoruz.

Buna karşılık Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin’in ifadesine göre kilosu ortalama 600 dolardan bilgisayar, 2 bin dolardan akıllı telefon ithal edip, bir de bilgilerimizi büyük veri denilen big data’ya bedava sunuyoruz.

Şu bir gerçek ki ortada bizi kıskanan falan yok. Yine şu da gerçek ki, Türkiye doğru yönetilebilirse çok büyük bir potansiyeli bünyesinde taşıyor. Ama en net gerçek şu ki, siyasetimiz iktidarıyla muhalefetiyle, Meclis’in içi ve dışıyla 2019 seçimlerinin büyüsünden kendini kurtaramıyor.

Daha kötüsü Milleti de tarafgirlikle bu oyuna alet ediyorlar. Üstelik çocukları da eğitim üzerinden büyük bir açmaza sürüklenirken… Sadece çocukları mı? Kıskanlar çatlarken, gelecek kuşakları heba etmekle kalmıyoruz. Neden biliyor musunuz? Atatürk şöyle diyor:

“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” Düşün Türkiye düşün.