Günlerdir sosyal medya üzerinden ve yabancı merkezlerden pompalanan saldırı veya saldırılardan biri İstiklal Caddesi’nde gerçekleşti. Sabah saatlerinde gerçekleşen saldırının arkasındaki örgüt ile ilgili ilk akla gelen ve genel kanı PKK terör örgütü olduğudur. Ancak sosyal medyada saldırının arkasında IŞİD/DAEŞ terör örgütü olduğu da yazılmaktadır. Bu nedenle yetkililerin açıklamalarına itibar etmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Canlı bombanın kendini patlatma şeklinde ciddi bir tuhaflık var. Çünkü İstiklal Caddesi’nin en tenha saatlerinde patlatıyor kendini. Ayrıca teröristin hedefi belirsiz. Bu da saldırı ile ilgili olarak akla şu ihtimalleri getiriyor:

  • Canlı bomba daha kalabalık bir saatte bu saldırıyı gerçekleştirecekti. Ancak panikledi ve bombayı erken patlattı.
  • (Saldırıyı PKK terör örgütünün yaptığını varsayarak akla gelen seçenek) İstiklal Caddesi’nde o saatlerde gezenlerin çoğu yabancı turistler ve bölgede çalışanlar. Yaralılar arasında yabancılar olduğu da belirtiliyor. İlk gelen bilgiler de, canlı bombanın bir turist kafilesinin yanından geçerken patladığı yönünde. Bu nedenlerle eylem, Ankara’daki saldırıdaki sivil kayıplara yönelik tepkinin büyüklüğü nedeniyle can kaybının az, siyasi etkisinin büyük olması amaçlanarak bu şekilde gerçekleştirildi.
  • Önceki seçenekle bağlantılı olarak İstiklal Caddesi gibi turizmin kalelerinden olan bir yer seçilerek Türkiye’ye siyasi/ekonomik darbe vurmak amacıyla gerçekleştirildi.
  • Yine Ankara saldırısı nedeniyle büyük tepki toplayan PKK terör örgütü, az kayıplı bir saldırıyla tamamen korkuyu hakim kılmayı hedefledi.

Tüm bunlar ve belki de başka seçenekler sadece ihtimal. Önümüzdeki saatlerde yapılacak tespitlerin, özellikle MOBESE ve İstiklal Caddesi’ndeki dükkanların kameralarındaki görüntülerden de teröristin eylemiyle ilgili bilgilerin olayın aydınlatılmasında etkisi olacaktır.

Ayrıca uzmanların son dönemlerdeki canlı bomba eylemlerinde garipliğe dikkat çekmesi de önemli. Çünkü Türkiye’deki terör örgütlerinin, bu tür eylemlerde ana hedefi kolluk güçlerini ve askerler olurdu. Ancak son dönemde sivilleri hedef alan saldılar da arttı. Bu da, amacın halk arasında korku oluşturmak, (PKK saldırıları üzerinden) Türk-Kürt karşıtlığını beslemek gibi hedefleri akla getiriyor. Yine ekonomik hedeflerin de olduğu belirtiliyor. Bu nedenle, son dönemlerdeki canlı bomba saldırıları ile ilgili ciddi bir araştırma yapılmasının ve araştırma sonucundaki tespitlerin bu tür eylemlerin engellenmesi açısından önemli olduğu görülüyor.

SOSYAL MEDYA TEHLİKESİ

Saldırının ardından, aslında son dönemlerde maalesef bilgi paylaşımı ve kendimizi/siyasetimizi/düşüncelerimizi ifade etme alanı olan sosyal medyanın rolü de sorgulanmalı. Aslında sadece bu saldırıya yönelik değil, son yıllarda sosyal medya maalesef adeta manipülasyon aracı haline getirildi. Bu iletişim araçlarının faydalarını tamamen sıfırlayan manipülasyonlara bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Terörle mücadelede, Suriye, Filistin gibi yerlerde yaşanan sivil kayıplarının fotoğrafları Güneydoğu’daki operasyon bölgelerinden çekilmiş fotolar gibi yansıtılarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri öldürdüğü algısı yaratılmaya çalışıldı. Bunu terör örgütlerinin yandaşları yaparken, kendisini demokrat olarak tanımlayan insanlar da bu paylaşımlara itibar edip paylaşırken, terör örgütünün amacına hizmet eden bir görüntü vermekte.
  • Yine Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve vatandaşları hedef alan terör saldırılarında “şehit sayısı/ölen vatandaş sayısı söylenenden çok fazla, tepki olmasın diye söylemiyorlar” gibi akla mantığa aykırı paylaşımlar yapılıyor. Bunun örneğini Eylül 2015’teki Dağlıca saldırısında ve Ankara’daki canlı bomba saldırısında gördük. PKK ve Fetullahçı Terör Örgütü yandaşları Ankara saldırısında ölenlerin sayısını 138 olduğunu, 14 yaşındaki kağıtçı Muharrem’in öldüğünü ama medyanın yazmadığını ileri sürdü. Ancak hiçbiri gerçek değildi. Muharrem diye paylaşılan fotoğraflara Google arama motorundan arama yapan herkes ulaşabilirdi. Ayrıca bu kadar güçlü iletişimin olduğu bir çağda, ölüp de gizlenebilecek bir cenazenin olduğunu düşünebiliyor musunuz?
  • Saldırılar sonrasında toplumda panik oluşturma amaçlı paylaşımlar da manipülatörlerin amaçlarından biri. Son örneği bugünkü saldırıda oldu. Hemen sosyal medyada “Nişantaşı’nda, Bakırköy’de, Kadıköy’de, Bayrampaşa’da da bomba patladı” gibi yalanlar piyasaya sürüldü. Ekonomik etkilerini geçtim, her türlü paradan daha önemli olan insan hayatının tehlikede olduğu hissi, toplumlara daha büyük tahribatlar verir. Bu korku, ülkemizin bütünlüğünü bile tehdit edecek hale gelir. Bu nedenle bu tür paylaşımlara da itibar etmememiz, dostlarım paylaşıyorsa uyarmamız, art niyetli gördüklerimizi de teşhir etmemizde fayda olacaktır.

Sosyal medyanın olumlu yönlerini öne çıkarmak, manipülatörlere karşı tavır koymamız, kendimizi de ifade etme olanağı sağlayan bu iletişim aracının geleceği açısından da olumlu olacaktır. Yoksa bu mecranın “güvenlik” gerekçesiyle devre dışı bırakılması gerekir ki, bu olursa kimse itiraz edemez hale gelir.

ÖNEMLİ BİR NOT

Abdülkadir Selvi’nin eleştirilecek o cümlesini (samimi olarak eleştiren vatandaşlarımızı, dostlarımızı kesinlikle ayrı tutarak) fırsat bilerek “Teröre alışmayacağız” diye söylemde bulunan siyasilerin samimiyetini sorgulamamız gerekiyor. Bunu söyleyip, PKK terör örgütünün söylemlerini “paralel” bir şekilde dile getirenlerin, kesinlikle sorgulanması gereken Çözüm Süreci’ne geri dönülmesini savunanların, Çanakkale Zaferi’ni unutanların terörle mücadeleye, vatandaşlara, Mehmetçiklerimizin mücadelesine, Türkiye’mize bir katkısının olmayacağını görmek gerekiyor.