İran’da, Aralık ayının sonlarında yaşanan protestolar tam bitti derken aslında yeni ciddi gelişmeler yaşanmaktadır. Son günlerde Afganistan ve İran’ın Kirmanşah bölgesinde IŞİD ile güvenlik görevlileri arasında çatışmalar yaşandığı haberlerine rastlıyoruz.

İran-Irak sınırından yaklaşık 165 km. uzaklıkta olan Kirmanşah, Sünni muhafazakar halkın yoğun olarak yaşadığı yer olmakla birlikte IŞİD’in merkezi durumundadır. Hatta Aralık ayının sonlarında İran’da kaos ortamı oluşmasında dış destekli IŞİD’de etkili olmuştur denilebilir.

Çoğunluğu Avrupa, Rusya ve Orta Asya kökenli olan IŞİD terör örgütü üyeleri, Suriye ve Irak’taki yenilgilerinden sonra ülkelerine değil, sınırları az korunan Afganistan, Endonezya, Keşmir ve bazı Afrika ülkelerine giderek varlıklarını sürdürmektedirler. Tabii İran’daki varlıklarını da unutmamak gerekir. İran’daki IŞİD üyeleri yabancı değil yerlidir.

Neden İran?

IŞİD tarafından düzenlenen saldırılar yeni değildir. 2017 yılı ortalarında Tahran’da İran Meclisi’ne ve Humeyni Türbesi’ne yönelik saldırılar düzenlemişlerdi.

İran’da Sünni-Şii ayrışmasının olması, Tahran’ın, Suriye ve Irak’ta etkin rol oynaması önemli güçler tarafından desteklenen IŞİD için İran’ı yerleşilebilecek önemli bir ülke konumuna getirmiştir.

İran’da yaşayan ve yönetim tarafından kötü muamele görmüş olan Sünnilerin, sınırların ötesinde yaşayan Kürtler, Beluclar ve Araplarla bağları bulunmaktadır. Kırsal bölgelerde ekonomik gelişme olmadığından ve özellikle feodal yapının egemen olması ile sömürülen halk yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bölgede yaşayan Kürtler, Beluclar ve Suudi Arabistan’ın kışkırtmasıyla Araplar özerklik istemektedir. Bu topluluklar siyasi ve ekonomik hak talepleri olduğunu iddia etse de, yönetim tarafından bölücülük olarak nitelendirilmiştir.

Unutulmaması gereken bir konu da Kürtlerin ve Belucların yasadışı silahlı örgütlerinin olduğudur.
Ağustos ayında IŞİD’in, saldırılarını artırarak İran’a acı çektireceği ve ayaklanmalarını istediği İranlı gençlere cihat çağrısı yaptığı videoyu yayımlaması da bu gerekçelere dayanmaktaydı.

Şiiler ve Sünniler arasındaki güvensizlik, dolayısıyla IŞİD’in güçlenmesine zemin hazırlamıştır.

İran’ın Tavrı

IŞİD’in saldırıları karşısında İran’ın net tavrını ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Ancak Molla rejiminin bu saldırıları menfaati doğrultusunda kullanarak, kendine karşı tepki gösteren İran halkını terör ve korku ile yatıştırmaya çalıştığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır.

IŞİD’in yaratıcıları

İran’da ki IŞİD saldırıları, bazı malum emperyal güçlerin bölgede oynadıkları oyunun bir uzantısıdır. Hedefleri, IŞİD’i diğer ülkelerde nasıl maşa olarak kullanmışlarsa, şimdi de Afganistan’a ve İran’a taşıyarak bölgede kendi varlıklarına gerekçe oluşturmak suretiyle hem İsrail’in güvenliğini sağlamak hem de bölgeye müdahaleyi meşru kılmak için ortam hazırlamaktır.
IŞİD, İran’da varlık gösteremez, ancak kaos yaratır. Şöyle ki, Afganistan ile sınır olan Horasan Eyaletinden, Pakistan ile sınır olan Belucistan Eyaletinden ve Irak ile sınır olan bölgelerden sızmalar olabilir.