Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Ordular, tehdit ortamında, harbin mahiyetinde ve muharebe sahasının resminde, toplumsal koşullarda meydana gelen değişiklikler, ortaya çıkan yeni görevler, askeri-politik durumdaki gelişmeler, yabancı ordularla müşterek çalışma zorunluluğu ve savunma teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle, teşkilat yapısını, askere alma sistemini, eğitim sistemini, insan gücü yönetimini ve sevk idare anlayışını devamlı gözden geçirmek, aldığı tedbirlerin ve uygulamaya koyduğu yeniliklerin sonuçlarını takip etmek durumundadır.

Bütün bunlar Yönetim Bilimi’nin ve Askeri Sosyoloji’nin ilgi sahasına giren konulardır.

Askeri Sosyoloji ve konuları

Devletler arasında meydana gelen şiddet türlerinin sonuçları ve etkileri, Silahlı Kuvvetler’de meydana gelen yapısal ve işlevsel değişiklikler, ordunun bileşenleri, iç dinamikler ve diğer sosyal aktörlerle olan ilişkileri gibi konular üzerinde çalışmak, askeri sosyolojinin görevleridir.1

Askeri sosyoloji, askerlerin dünyasını, kendi aralarında ve asker olmayanlar ile ilişkilerini anlamayı sağlar; bu alandaki gözlem, kavramsallaştırma ve genel kuralları sistemli bilgi birikimi haline getirir. Böylece, birçok toplumsal aktörün yararlanabileceği bir ürünü ortaya koymuş olur. Bu birikimden askerlerin kendileri de yararlanırlar. Çünkü:

         * Kendi yapı, ilişki ve sorunlarını daha iyi kavrayacaklar ve daha iyi çözümler üretecekler,

         * Dış aktörler, askerleri daha iyi anlayacak, askerlerin sorunlarını ve askerlere ilişkin sorunları çözme yönünde daha donanımlı olacaklar,

         * Askerler ve asker dışındakiler için “bilinmezler” azaldıkça, aslında sorunların ortak olduğu ve ortaklaşa çözülebileceği daha iyi anlaşılacaktır.2

Askeri sosyoloji, askeri toplumu ve onun diğer sosyal gruplarla olan ilişki ve etkileşimlerini araştırmak için en öncelikli araçtır.3

Caforio’ya göre, askeri sosyolojinin başlangıcı olarak kabul edilebilecek ilk çalışma, Samuel A. Stouffer’in The American Soldier (Amerikan Askeri) adlı alan çalışmasıdır. ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmesi ve dönüşen ordu bağlamında yaşanan sorunlara çözüm bulmak için ordu sosyal bilimler alanına girmiştir. Stouffer’in 1942- 1945 yılları arasında yaptığı çalışma, Amerikan ordusundaki yüzlerce askerle yüz yüze görüşmeleri içerir. Yapılan ilk araştırmalar olması nedeniyle askeri sosyoloji çalışmalarında baskın olan görüş Amerikan ekolüdür. Caforio’nun Amerikan ekolüne dahil ettiği araştırmacılar ise; Stouffer, Huntington, Janowitz, C. W. Mills, E. Goffman, Moskos ve J. Van Doorn’dur. Amerikan ekolünün ilk büyük alan araştırması ise Samuel Huntington’ın “Asker ve Devlet” adlı çalışmasıdır.4

Avrupa’da ise askeri kurumlar üzerine yapılan araştırmalar 1960’larda başlamış ve yeni bir disiplin haline gelmiştir. Caforio, askeri sosyoloji çalışmalarının gelişmişliği ve düzeyi bakımından ülkeleri aşağıdaki şekilde üç düzeyde sınıflandırmaktadır:

1’inci Düzey ülkeler: Disiplinin geliştiği ve kurumsallaştığı ülkeler: Kuzey Amerika, Avrupa (Batı ve Kuzey Avrupa’yı kastediyor) ve Avustralya. Gelişme kaydeden ülkeler: İsrail, Güney Afrika

2’nci Düzey ülkeler: Çalışmaların başladığı ancak sınırlı düzeyde olduğu ülkeler: Hindistan, Latin Amerika, Güney Kore, Filipinler ve bazı Afrika ülkeleri.

3’üncü Düzey ülkeler: Çalışmaların yok denecek düzeyde olduğu ülkeler: Çin, Japonya, Orta Asya ülkeleri, Kuzey Afrika ve özellikle Sahraaltı Afrika .

Yukarıdaki tabloda ve düzeyler içinde belirtilmemiş olmakla birlikte, Türkiye’nin üçüncü düzeye daha yakın olduğu söylenebilir. 5

Kısıtlar, Sınırlılıklar ve Sorunlar

 Dünyada ve Türkiye’de askeri sosyoloji çalışmalarının diğer beşeri disiplinlere göre nispeten geç başlamasının ve yavaş gelişmesinin nedenleri, Caforio’nun tanımladığı beş genel kısıt ve sınırlılık ile açıklanmaktadır:

        * Araştırma konusu seçiminde sınırlılıklar,

        *Araştırmacı ve araştırma grubu seçiminde sınırlamalar,

        *Araştırmanın uygulama aşamasında yetkililer tarafından konulan kısıtlar,

        * Verilerin olduğu şekliyle çalışmaya yansıtılmasının sınırlandırılması,

        *Araştırma bulgularının yayımında konulan kısıtlar.6

 Askeri Sosyoloji’nin konuları

Örneğin, Gordon Marshall ve Morris Janowitz gibi sosyologlar askeri sosyolojinin konularında farklı sıralamalar yapmaktadırlar.7  Sivil araştırmacıların yaptığı çalışmalar, özellikle orduların kurumsal yapısındaki dönüşümler, askeri değişimler ile ekonomik, siyasi, toplumsal ve ideolojik değişimler arasındaki ilişkiler, Asker-Siyaset İlişkileri, Asker-Sivil İlişkileri, Askerin Toplumdaki Yeri, Silahlı Kuvvetlerin demokratik kontrolü gibi konularda  yoğunlaşmaktadır. Silahlı Kuvvetler açısından ise özellikle aşağıdaki konular öncelik kazanmaktadır:

        *Toplumdaki değer yargılarındaki değişimler ve Ordu’nun toplumdaki görünümü,

        *Güvenlik ve savunma politikaları konusunda toplumdaki düşünceler,

        *Toplumun savunma motivasyonu, silahaltındaki personelin Görev, Hizmet ve Muharebe Motivasyonları,8

           *Kurumsal yeniden yapılanma ve küçülme projelerinin iktisadi, psikolojik ve kültürel sonuçları,

          *Profesyonelleşme,

         *Askere alma sistemleri, gençliğin askerlik hizmeti hakkındaki düşünceleri,

         *Yeni askeri görevler ve savaş dışı askeri operasyonların ordular içinde yarattığı yeni roller ve faaliyetler.

         *Profesyonel askerlerin görev ve meslek anlayışları,

        *Yetiştirme, kariyer ve mesleki gelişim sistemleri,

        *Ordu içindeki sosyalleşme,

        *Asker ailelerinin sorunları,

        *Askeri bakım- ihtimam, psikolojik destek ve sağlık hizmetleri,

        *Gençlerin ve kadınların orduda istihdam edilmeleri,

        *Askeri kültür ve gelenek ile ilgili konular,

        *Statüler arasındaki ilişkiler,

        *Çok uluslu ordu mensupları ile ilişkiler,

  Askeri Sosyoloji Çalışmalarını Kimler Yapmalı?

Askeri sosyoloji çalışmalarının konu çerçevesi ve sınırlılıkları yanında, bu çalışmaların kimler tarafından yapılması gerektiği de üzerinde düşünülen bir konudur. Bu noktada askeri sosyoloji alanının uzmanlarını iki gruba ayırmak mümkündür: Bir yanda üniversitelerde, ulusal araştırma merkezlerinde ve benzeri kurumlarda çalışan akademisyenler; diğer yanda ordunun kendisi ve çoğunlukla da görevde olan ya da görevden ayrılmış askerler bulunmaktadır. Moskos’un askeri sosyoloji konusunda söylediği: “Ordu üzerine araştırmalar asker işi değildir, ancak sadece bir asker bu araştırmaları yapabilir. [It is not a soldier’s job, but only a soldier can do it]” sözü 9, ampirik çalışmaların alanın içinde olmadan yapılamayacağını, asker olmadan orduda alana gerçek anlamda girilmesinin ve gözlem yapılmasının mümkün olmadığını, orduların diğer kurumlara göre dışa daha kapalı yapılarını ve bu mesleğin farklılaşan kültürünü ve yapısını vurgulaması açısından dikkate değerdir.

Askeri Sosyoloji araştırmalarında da “Bilmesi gereken prensibi” geçerlidir.

Askeri Sosyoloji ile ilgilenen sivil araştırmacılar, yukarıda da değinildiği gibi, bilgiye ulaşmadaki kısıtlamalardan yakınmaktadırlar. Anlaşılması gereken husus, Silahlı Kuvvetler’in hakkındaki bilgi ve değerlendirmeleri “dört gözle bekleyen müşterilerinin” (Olası muhasım Silahlı Kuvvetler) olmasıdır. Her ordunun karargâh yapısı içindeki “İstihbarata Karşı Koyma” birimlerinin varlığının nedeni de budur.

Bununla beraber, iletişim imkânlarının gelişmesiyle birlikte toplumlarda gözlenen sosyal gelişmeler ve değer yargılarındaki değişimler, ordularda da klasik problem çözme ve karargâh çalışma tekniklerinin (Durum Muhakemeleri, Karargâh etüdleri vb.) özellikle insan gücü yönetiminde sosyolojik araştırmalarla desteklenmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Bu maksatla bazı ordular kendi bünyelerinde sosyal araştırma kurumları oluşturmuşlardır.

Örneğin, Bulgaristan’da askeri sosyoloji alanında araştırmanın tarihi 30 yıldan fazladır. Bu, özellikle de Savunma Bakanlığı’nın Sosyolojik Araştırma Merkezi tarafından yürütülen ve askeri personel arasında uygulanan araştırmalar için doğrudur. 10

Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) Sosyal Bilimler Enstitüsü (SOWI-Das Sozialwissenschaftliche Institut der Bundeswehr) 1974 yılında kurulmuş, 2013 yılında Askeri Tarih Enstitüsü (MGFA-Das Militaergeschichtliche Forschungsamt) ile birleştirilerek Askeri Tarih ve Sosyal Bilimler Merkezi (ZMSBw-Das Zentrum für Militaergeschichte und Sozialwissenschaften der Bundeswehr) adını almıştır.

Son söz

Türkiye’de, örneğin, 2004 yılında Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü tarafından düzenlenen Sosyoloji Kongresi bu disipline verilen önemi göstermektedir.

2002 yılında Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulan SAREM’in bu alanda çalışmalar yapması umulmuş, ancak bu kurum 2011 yılında kapatılmıştır. Oysa, Mikrososyoloji konuları, Teşkilatlanma, Ulusal Askerlik Sistemi, Ordu ve Toplum genel başlıkları altında toplanabilecek askeri sosyoloji çok geniş kapsamlı bir alan olup müstakil kurum/bölüm, bilim dalı gerektirmektedir. Bünyesinde çeşitli enstitüler bulunan Milli Savunma Üniversitesi’nin “sosyal araştırmaları” da dikkate alacağı değerlendirilmektedir.

Kaynak

  1. Caforio, Giuseppe: Askeri Sosyoloji-Nobel Akademik Yayıncılık-2017,s.437
  2. Dr.Salih Akyürek, F.S. Koydemir, E.Atalay, A.Bıçaksız: Sivil-Asker İlişkileri ve Ordu-Toplum Mesafesi. Bilgesam Yayını, s.10
  3. Caforio, s.4
  4. Dr.Akyürek, s.11
  5. age, s.11
  6. age. s,11
  7. age., s.13
  8. Dirk W. Oetting: Motivasyon-Muharebe Değeri, Askerin Savaştaki Davranış Tarzları, s.280-281
  9. Dr. Akyürek, s.14
  10. Caforio, s.37