Türk tarihi kadar eski olan Nevruz Bayramı, Türk kültür ve tarihinin temel değer taşlarından birisini oluşturmaktadır. Nevruz, asırlarca Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş milli bir bayramdır. Baharın gelişini müjdeleyen Nevruz, Türk dünyasında şenlikler düzenlenerek hep birlikte coşkuyla kutlanır.
Nevruz, yeni gün demektir. Baharın ilk günüdür ve bu gün kuzey yarım kürede gece ve gündüz birbirine eşitlenir. Astrolojik olarak 21 Mart, burçlar sırasında ilk olarak yer alan koç burcunun başlangıç günüdür.
Doğanın uyanışını simgeleyen Nevruz Türklerde, M.Ö. III. yüzyıldan beri kutlanan bir bahar bayramı olmakla birlikte kültürümüzün yaşamasını sağlayan birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği özel bir bayramdır.
Nevruz kutlamalarını, dünyanın değişik bölgelerinde görmek mümkündür. Bu kutlamalardan bazıları semavi dinlerin bayramlarına denk düşürülerek yeniden güncelleştirilmiş ve yeniden isimlendirilmiş olarak devam ettirilmiştir. Hıristiyanlıkta Paskalya Yortusu, Yahudilerde Pesah Bayramı bu tür bayramlardandır.
İslamiyet’in kabulünden sonra Türklerin eski Şamanist inançları ile İslami inançlar Nevruz bayramında iç içe girmiş, Nevruz bayramı kutlamaları birtakım dini sebeplere bağlanmıştır. Örneğin;
1-Dünyanın yaratılış günü olması,
2- Hz. Adem’in nevruzda yaratılması,
3- Hz. Ali’nin doğum günü olması…
Nevruz Bayramı bazen de insanın yaratılışı ile de ilişkilendirilmektedir. İnsanın dört unsurdan yani su, ateş, toprak ve rüzgardan meydana geldiği gibi, Nevruz bayramında da dört çarşamba vardır. Her çarşambanın bir anlamı vardır. İlk çarşamba su, yani bahara doğru buzların eriyerek nehirlere dökülmesi ile toprak yavaş yavaş canlanmaya başlar. İkinci çarşamba ateş (od), yani bahara doğru güneş yavaş yavaş toprağı ısıtır. Bu gün ateşler yakılır. Yakılan ateşin üzerinden atlandığı takdirde insanın içinde bulunan tüm kötülük ve çirkinliklerin ortadan kaldırılmış olacağına inanılır. Üçüncüsü, rüzgar (yel) çarşambasıdır. Bu çarşamba rüzgar artık uyanmaya başlayan toprağı canlandırmaya başlar, ağaçların tomurcuklanmasını sağlar. Aynı zamanda daha önceden uyanmış olan suyu, ateşi harekete geçirir. Dördüncü çarşamba ise toprak (yer) çarşambasıdır. Toprağın ve tabiatın canlanması ile yazın ilk tohumları bu çarşamba gününde serpilir.
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Nevruz Yılsırtı, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Sultan Nevruz, Güz Dönümü, Yeni Gün gibi Türkçe isimlerle kutlanmaktadır.
Nevruz kutlamaları her toplumun sahip olduğu gelenekler ve ritüellerle kutlanır. Genel olarak, kırlara çıkma, yiyecek hazırlama, temizlik yapma, giyim kuşamda değişiklikler, hediyeleşme, akraba ziyareti, küslerin barışması, ad verme, mezar ziyaretleri, ateş yakma ve günahlarından arınmak için üzerinden atlama şeklinde ritüeller yapılır.
Çocuklar nevruz günü ev ev dolaşıp fındık, fıstık, şeker toplarlar. Evlerde pişiler pişirilip dağıtılır. Fakirler doyurulur. Yine Nevruz günü çeşitli seyirlik oyunlar düzenlenir. Arap oyunu, köse oyunu gibi halk tiyatroları oynanır. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır. Yumurtalar boyanır. O gün çocukların uçurtma uçurması ve yumurta yemeleri gerekir. Nevruz gecesi Allah’ın rızkları dağıttığına inanılır. Adet ve geleneğe uygun olarak bayram günü herkes kendi evinde olmalıdır, sofrada aile üyelerinin her birinin adına mumlar yakılır. Aile fertleri sayısınca evin bacasına taş dizilir. Ertesi gün taşın altına bakılır. Kimin taşına kırmızı böcek gelmişse ona o yıl uğurlu geleceğine inanılır. Kızlar gılık denen tuzlu hamuru yatmadan önce yerler. Su içmeden uyurlar. Rüyalarında onlara su veya çorba ikram eden adamla evleneceklerine inanırlar. Nevruz bayramı öncesinde kızlar, anneleriyle pazara giderler. Tuz, ayna, su testisi ve kibrit alırlar. Tuz bereketi, ayna mutluluğu, su testisi aydınlığı, kibrit ise ışığı sembolize eder.
Bazı bölgelerde farklı yapılan ritüellerden bazıları ise şöyledir:
Azerbaycan’da Nevruz öncesinde hastalıklardan kurtulmak için akarsuda yıkanılır veya akarsuyun üzerinden atlanılır. Çocuklar komşularının kapılarına papak (şapka) atıp saklanırlar. Komşular papağı boş geri vermez, içine fındık, fıstık vs.koyarlar.
Kırgızlar Nevruz günü, “arça” denilen yeşil ağaç yakarak bunun kokusu ve dumanı ile hayvanlarını, evlerini ve eşyalarını tütsülerler.
Anadolu’ya baktığımızda da çok güzel ritüeller görebiliyoruz. Kars’ta Nevruz akşamı bir evde toplanan genç kızlar ve erkekler küçük bir çocuğu su getirmeye gönderirler. Çocuk hiç konuşmadan ve arkasına bakmadan bir kova su getirir. Kovanın içine orada bulunanları temsilen renkli iplik ve iğneler atılır. Birbiriyle birleşen iğne ve ipliklerin sahiplerinin birbiriyle evleneceklerine inanılır. İnanışa göre, Kars’ta 21 Mart günü şafakla beraber tanyeri henüz ağarırken bütün akarsular bir saniye durur. Her kim bu suların durduğu ana isabet ettirerek bir kâse su alabilirse bütün niyetleri gerçekleşir diye bilinir. İşte o bir anlık zaman için “İltefi” zamanı (eski yılın bitip, yeni yılın başladığı an)denir.
Kırklareli’de Nevruz günü genç kız ve erkekler kovalar ellerinde saklanırlar ve kim rastlarsa onu ıslatırlar. Böylece o yılın yağışlı geçeceğine, bolluk ve bereket olacağına inanırlar.
Görüldüğü üzere, insanlar sağlığını, mutluluğunu, kısmetini bu günlerde tutacağı dileklerde veya gerçekleştireceği adet ve geleneklerde arar. Bütün bunlar Nevruzun Türk toplumunu ne kadar çok etkilediğini göstermekle birlikte nevruz sadece bir topluma özgü olmayıp, tüm Türk Dünyası’nın ortak malı ve kültürümüzün temel taşlarından biridir.
Bayramınız mübarek…