Yeni kurulan devletin ulusal, laik ve çağdaş bir eğitim sistemine sahip olması için adımlar atılmıştır. Eski eğitim sistemi yıkılıp, yerine çağdaş koşullara ve Türk milletinin karakterlerine uygun bir eğitim sistemi yaratılmaya çalışılmıştır.
Türk eğitim tarihinde dönüm noktası 1920’lerden sonra atılan adımlar neticesinde meydana gelmiştir. Bu dönüm noktası, Osmanlı Devleti’nin köhneleşmiş eğitim sisteminin çağın ve Türk toplumunun gereksinimlerine cevap verememesi neticesinde şekillenmiştir. Osmanlı Devleti’nde Medreselere tıkanıp kalmış olan eğitim Atatürk ve onun devrimleri sayesinde gün yüzüne çıkmış ve çağdaş dünyaya uygun yeni bir nesil yetiştirme çalışmaları başlamıştır.
Atatürk, daha Milli Mücadele yıllarından başlanarak toplum hayatımızda eğitimin oynaması gereken rolü pek çok konuşmasında ifade etmiştir. Atatürk’e göre, “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır ya da onu tutsaklığa ve yoksulluğa terk eder.”
Eğitim alanında atılan en önemli adımlardan biri Köy Enstitüleridir. Okuma yazma oranının köylerde çok düşük olması bu kurumun açılmasındaki en önemli sebeplerden birisidir. Köye göre öğretmen yetiştirme konusu uzun süre sorun teşkil etmiştir. Klasik öğretmen okulu çıkışlı öğretmenlerin köylere pek gitmek istememeleri, etkili olamamaları ve bu okulların ihtiyacı karşılamaktan çok uzak oluşu bu sorunun başlıca nedenlerini oluşturmuştur. Bu gelişmeler neticesinde köye göre öğretmen yetiştirme yolunda bazı görüşler ortaya atılmış, bazı denemelere gidilmesine neden olmuştur.
Atatürk döneminde, öğretmen yetiştirme problemi, detaylı bir şekilde ilk defa Mustafa Necati Bey’in Maarif Vekilliği döneminde (1925–1929) ele alınmıştır. Mustafa Necati Bey birçok konuşmasında en kısa zamanda çok muallim yetiştirmek zorunluluğuna değinmiş ve muallim mekteplerini de ihtiyaç nispetinde arttırmak gerektiğini belirtmiştir.
1936’da Eskişehir ilinin Çifteler çiftliğinde (Mahmudiye) deneme mahiyetinde ilk eğitmen kursu açılmıştır. Kurs, Milli Eğitim Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı’nın işbirliği ile yürütülmüştür. Kursa, askerliklerini başarı ile tamamlamış (çavuş ya da onbaşılığa yükselebilmiş), köy delikanlıları alınmıştır. Amaç, askerde onbaşı, çavuşluk yapmış köylü gençleri altı aylık bir kurstan sonra eğitmen unvanıyla küçük köylere ve üç yıllık ilkokullara gönderip öğretmen sıkıntısını biraz hafifletmekti. Bu fikir bizzat Atatürk’ten gelmişti.
İlk Eğitmen Kurslarının başarılı sonuçlar doğurması, yasal olarak örgütlenmesini yararlı ve zorunlu hale getirmiştir. 11 Haziran 1937 tarih ve 3238 sayılı Köy Eğitmenleri Kanunu çıkartılmıştır. Köye öğretmen getireceği için öğretmenler ve halk arasındaki adı “Köy Öğretmen Okulu”dur. 7 Temmuz 1939 tarihli 3704 sayılı Köy Eğitmen Kursları ile Köy Öğretmen Okullarının İdaresine Dair Kanun ile Köy Öğretmen Okulu Yasallaşmıştır.
Köy Enstitülerinin temeli olan Köy Öğretmen Okulları, 1937’de İzmir Kızılçullu, Eskişehir Mahmudiye, 1938 yılında Edirne Karaç (ilerde Kepirtepe), 1939 yılında Kastamonu Gölköy olarak açılmıştır.
Köy Enstitüleri Kanunu 17 Nisan 1940 tarihinde oy birliği ile kabul edildikten sonra çeşitli tarihlerde Köy Enstitüleri kurulmuştur.
1940 Yılında
1-İzmir-Kızılçullu Köy Enstitüsü
2-Eskişehir-Çifteler Köy Enstitüsü
3-Lüleburgaz-Kepirtepe Köy Enstitüsü
4-Kastamonu-Gölköy Köy Enstitüsü
5-Malatya-Akçadağ Köy Enstitüsü
6-Antalya-Aksu Köy Enstitüsü
7-Ladik-Akpınar Köy Enstitüsü
8-Adapazarı-Arifiye Köy Enstitüsü
9-Vakfıkebir-Beşikdüzü Köy Enstitüsü
10-Kars-Cılavuz Köy Enstitüsü
11-Bahçe-Düziçi Köy Enstitüsü
12-Isparta-Gönen Köy Enstitüsü
13-Balıkesir-Savaştepe Köy Enstitüsü
14-Kayseri-Pazarören Köy Enstitüsü
1941 Yılında
1-Ankara-Hasanoğlan Köy Enstitüsü
2-Konya Ereğli-İvriz Köy Enstitüsü
1942 Yılında
1-Yıldızeli-Pamukpınar Köy Enstitüsü
2-Erzurum-Pulur Köy Enstitüsü
1944 Yılında
1-Ergani-Dicle Köy Enstitüsü
2-Aydın-Ortaklar Köy Enstitüsü
1948 Yılında
1-Van-Erciş Köy Enstitüsü.
Köy Öğretmen Okulları, 1940 yılında Köy Enstitülerine dönüştürüldüklerinde belli bir eğitim programı yoktu. Her okul, kendi programını kendisi belirliyordu.
Köy Enstitüleri’nde uygulanacak eğitim programı 1943 yılında belirlendi. Bu program, birçok enstitünün hazırladığı öğretim programından yararlanılarak hazırlanmıştır. Köy Enstitüleri’nin öğretim süresi ilkokul üzerine 5 yıl idi. Okutulacak dersler 3 grupta toplanıyordu.
1-Kültür Dersleri
2-Tarım Dersleri
3-Sanat ya da Teknik Dersler
Sonraki yıllarda okutulacak derslerde değişiklikler yapılmıştır.
1946 yılından sonra Köy Enstitüleri Teşkilatında yapılan birtakım değişiklikler sonucunda bu teşkilat giderek gözden düşme noktasına gelmiştir. 1954 yılına kadar yapılan bu değişiklikler sonucunda ise kapanmış ve ilk öğretmen okulu adını almıştır.
1943 yılından itibaren Köy Enstitüleri aleyhine birtakım propaganda ve eleştirileriler yapılmıştır. Örneğin, enstitülere sadece köy çocuklarının alınması, mezunların da yine köylerde görevlendirilmesi toplumda bir köylü-kentli ayrımı yani sınıf farklılığı doğurduğu, yatılı olan enstitülerde uygulanan karma öğretim, Türk aile ve ahlak anlayışına uymadığı, enstitülerde aşırı solcu, hatta komünist ideolojiyi yansıtan bir eğitim ve öğretim yapıldığı eleştiriler arasındaydı.
Köy Enstitülerine yönelik eleştiriler olduğu kadar yabancı uzmanlar tarafından önemli değerlendirmeler de olmuştur.
İsrailli Dr. Üriel Beyd: “Köyün sosyal, kültürel ve insani meseleler yönünden kalkınması yolunda, Köy Enstitüsü mezunu köy öğretmenleri tarafından sarf edilen idealist gayeler bence yalnız memleketimiz için değil, diğer milletler ve bilhassa Türkiye’nin komşuları için büyük bir ehemmiyeti haiz bulunmaktadır…”
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurda getirilmiş olan eğitmen Walford da şunları söylemiştir: “Türkiye’nin eğitim ve öğretim sahasındaki en başarılı hareketlerden birisi Köy Enstitüleri’dir.”
Yine 1952’de Türkiye’ye çağrılan bir Amerikalı eğitmen de “Avrupa’da yapılan halk eğitimi ve köy eğitimi hamlelerine imrenmenize hiç lüzum yok. Çünkü sizde onlardan üstün 122 bir müessese var. Köy Enstitüleri.” demiştir.
Falih Rıfkı Atay’ın 27.9.1946 tarihli Ulus gazetesinde çıkan yazısında Amerikan Kongresi’nin ilk kadın saylavı Miss Jeanette Rakin Köy Enstitüleri hakkında şu ilginç ifadeleri kullanmıştır: “Siz demokrasiye ulaşmanın gerçek yolunu bulmuşsunuz. Bu enstitüler tamamıyla mütecanis, muvazeneli ve ahenkli bir cemiyet tipinin birinci garantisidir. Enstitülerinizde memleketin kendi bünyesinden fışkırma, kuvvetli ve sıhhatli bir gençlik buldum.”
1946 yılına gelindiğinde çok partili yaşama geçiş sürecinde Köy Enstitüleri giderek gözden düşmeye başlamıştır. İktidarın elden gitmesi korkusu Köy Enstitülerinde birtakım değişikliklere gidilmesine neden olmuştur. Kanununlar çıkartılmış ve köy enstitüleri giderek kuruluş amacından uzaklaşmıştır. 1950 yılından sonra ise Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile artık yolun sonuna gelinmiştir. Yeni iktidar yaptığı değişiklerle köy enstitülerini işlevsiz bir hale getirmiştir.
Eğitim sisteminin geliştirilmesi yönünde çaba gösteren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Köy Enstitülerinin kurulmasında önemli yere sahip Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’u saygı ile anıyorum…

Kaynakça:
Yahya Özsoy, “Köy Enstitüleri Programları”, Kuruluşunun 50. Yılında Köy Enstitüleri, Eğit-der Yayınları, Ankara,1990.
Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Alfa Kitapevi, İstanbul,2001.
Köy Enstitüleri ile İlgili Yönetmelik ve Resmi Yazılar, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, Ankara,2005.
Şevket Gedikoğlu, Evreleri, Getirdikleri ve Yankılarıyla Köy Enstitüleri, (Y.y.), Ankara,1971.
Cavit Binbaşıoğlu, Cumhuriyet Dönemi Eğitim Bilimleri Tarihi, Tekışık Yayıncılık, Ankara,1999.
Köy Enstitüleri Öğretim Programı, Maarif Matbaası, Ankara,1943.
Necdet Aysal, “Anadolu’da Aydınlanma Hareketinin Doğuşu: Köy Enstitüleri”, Atatürk Yolu Dergisi, C. 9, S. 35–36, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara,2005.
Mahmut Makal, 17 Nisan, Yeditepe yay., İstanbul,1959.
Tonguç’a Kitap, Ekin Basımevi, İstanbul,1961.