Ülkemiz vatanı savunma zorunluluğu dolayısıyla ABD’nin Suriye politikasına tavır alarak PKK ve IŞİD’in üzerine gitti ve tutarsızlıklar olmakla birlikte önemli başarılar kazandık. 2018 yılı eksiklerine, barındırdığı tehlikelere (iktidarın muhaliflerine gözdağı vermesi, asılsız soruşturma ve tutuklamalar, eleştiriye tahammülsüzlük, kendilerini kanunun üzerinde görme,  millet yerine ümmet anlayışına dayalı eğitim) rağmen esasta başarılıdır. Çünkü 50 yıldan fazla içimizde barınan ABD ajan ve işbirlikçilerini temizliyoruz.

ABD, kendine bağımlı kukla Kürt devleti kurmak istedi ve PKK’ya 20 bin tırdan fazla silah verdi. Fırat Kalkanı, Zeytindalı, Afrin Harekâtları ve en son Fırat’ın doğusuna düzenlenecek harekâtla PKK’yı, aslında ABD’yi bölgemizden atıyoruz. Zaten ABD bu tavrımız karşısında askerlerini çekme kararı aldı. Bölge ülkelerinin başarısıdır. 15 Temmuz 2016’da ABD güdümlü FETÖ darbesini ezdik.

Doğu Akdeniz’de ABD, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs askerî tatbikat yapıyor. Bunun da üzerine gideceğiz. ABD bölgemizde yeniliyor ve ülkemizin de başta Suriye olmak üzere ittifak olanağı artıyor. Rusya ile savaşın eşiğine gelen ülkemiz şimdi ittifak halinde. Astana Süreci ve Tahran zirvesiyle, Rusya, İran ile işbirliği halinde ABD etkisini kırıyoruz. Rusya ve İran dolayısıyla aslında Suriye ile de işbirliği içindeyiz. İktidar da görüştüklerini belirtti. Çin de ülkemizin yanında.

Özelleştirme, borcu borçla devri sona ermektedir. Türkiye, üreterek kalkınacağı döneme girecektir.

Atatürk “sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir”[1] diyordu. Bunun yolunu şu sözleriyle göstermişti:

“Mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal hale mazhar olacaktır.”[2]

Her şeyin başına zalimleri yani emperyalistleri yenecek mazlum milletler birliğini ve onun sağlayacağı bağımsızlığı koyuyordu.

Bugün başta bölge ülkeleri olmak üzere mazlum milletler ABD’ye karşı bir araya gelmektedir. Emperyalizmin ve uzantılarının ülkemizden ve bölgemizden çıkarılması Atatürk Devrimi’ni gündeme getirecektir. Sıkıntıları en başta yazdım. Ama Atatürk ilkelerinin bütün dayanağı bağımsızlıktır. FETÖ, PKK gibi emperyalizm uzantılarından arınan ve bölgemizden kovulan ABD ülkemizi bağımsızlaştırmaktadır. Elbette bu laikliği, devletçi ekonomiyi, emekçiden yana bir düzeni de sırayla gündeme getirecektir. Elbette doğru tutum alırsak.

Yavuz Alogan “Yeni yılda sahici umutlar” başlıklı yazısında şunları diyordu:

“Dünya savaşını bertaraf etmeye gücümüz yetmez. Fakat cumhuriyetin taşıyıcı kolonlarını yeniden inşa edebilir ve gerek 2007’de gerekse 2013’te kendiliğinden toplanan, büyük bir basiretsizlik ve yeteneksizlik sergileyerek dağıttığımız kitleleri Mustafa Kemal’de birleştirebiliriz.”

Birleştirebiliriz ama “benim partim derneğim, sendikam” şeklindeki kibrimizi aşarsak ve önce “bağımsızlık” dersek. Dahası bize en yakın olan kesimlerden başlayıp karşıt fikirdekileri sataşmacı, geçmişi sürekli öne süren, soyut hususlarla değil, bağımsızlık, milli değerler (vatan, bayrak, marş, vb) üzerinden birleştirmeye çalışırsak.

[1]Enver Ziya Karal, Felsefe Kurumu Seminerleri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1977, s.17.

[2] Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.12, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s.201.