Selçuklu, Aydınoğulları Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Milli Mücadele günlerinden beri Türk yiğitlik ocağı olan zeybeklik geleneği, bugün Ege Bölgesi’nin pek çok yerleşim biriminde çeşitli kültürel ve sanatsal alanlarda yaşatılmaktadır…

Fakat merkezi olarak Aydın iline ‘Efeler Diyarı’ denilmektedir. Ancak adına ‘Efeler Diyarı’ denilen Aydın ilinin resmi ve özel okullarında zeybeklik geleneği bölge gençlerine öğretilmemektedir. Zeybeklik geleneğini kendince yaşatmaya çalışan kültür derneklerinde ise geleneğin dans kolu öğretilmekte olup, tarihi, şahsiyet yapısı, ruh hali, tarihsel vazifeleri ve Milli Mücadele günlerindeki hizmetleri tam manası ile öğretilememektedir. Bundan dolayıdır ki bölge gençleri ‘Efeler Diyarı mensubuyuz’ diye övünürken ve ‘efe torunu zeybekleriz’ diyerek kendilerince bir manevi ruh haline girerken, ne yazık ki geleneğin esasları ve tarihi hakkında doğru dürüst bilgi sahibi olmadan yetişmektedirler. Bu durum, ilerleyen yaşlarında çeşitli kültürel çatışmalar yaşamalarına da sebep olmaktadır çünkü genel olarak, geleneğin tekniğini öğreniyorlarsa fakat tarihini ve ruhunu öğrenemiyorlar.

Eğer bu köklü gelenek diğer ulusların geleneği olsa idi muhtemelen bugün dünyaya ne kadar kahraman insanların torunları olduklarını göstermek için sinema filmleri, diziler, tiyatro gösterileri ve müzikal gösteriler hazırlarlar ve müzeler, enstitüler, üniversiteler kurarak da geleneği yaşatır, kendi torunlarına o ruhu aşılarlardı. Ancak bu gelenek bizim geleneğimiz! Özellikle Milli Mücadele günlerinde vatan ve millet uğruna çok büyük fedakârlıklar göstererek hizmet etmiş bu geleneğin mensuplarını ve geleneğin esaslarını, milletimizin evlatlarına doğru öğretmeliyiz. Bunun için, Aydın merkezli bir ‘Zeybek Akademisi, Zeybek Araştırma Kurumu, Zeybek Enstitüsü, üniversite bünyesinde de bir zeybek araştırma komisyonu, zeybek tarih dersi bölümü’ mutlaka olmalıdır. Çünkü bugün farkında değiliz belki ama her yıl bölgede yüz binlerce kız ve erkek genç belirli bir yaşa geliyorlar ve okulda, özel hayatta, askerlik dönemlerinde, düğün, sünnet gibi cemiyetlerde mutlaka bir şekilde bu gelenek ile karşılaşıyorlar. Zira bölge insanının ruhu asırlardır bu ruh ile beslenmektedir. Öyle ise Aydın merkezli bir ‘Zeybek Akademisi’ bölge gençlerinin milli bir ruh ve milli bir şuurla yetiştirilebilmeleri için hayati önem taşımaktadır.

Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhu da efelik ruhu ile beslenmiş; özel günleri zeybek dansları ile kutlamış ve lakap olarak Sarı Zeybek namını kullanmıştır. Ve devletimize, milletimize Sarı Zeybek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği istikamette yeni sarı zeybekler yetiştirebilmek için Aydın bölgesinde bir ‘Zeybek Akademisi’ şarttır.

Peki, bir Zeybek Akademisi kurulursa ne olur?

Günümüzde, bölgede çeşitli derneklerde ve dans topluluklarında geleneğin sadece dans kolunu öğrenen gençler, akademi sayesinde tarih, dans, kültür ve sanat alanlarında çok iyi bir eğitimden geçebilirler. Ve böylelikle de aldıkları kaliteli eğitim sayesinde geleneğin farklı kollarında yeni ve faydalı hizmetler üretebilirler. Bu akademide yetiştirilen gençler, eğitim ve iş hayatlarında da daha bilinçli, milli ve manevi duyguları daha kuvvetli, milli menfaatleri şahsi menfaatlerinden önde tutan yüksek ruhlu şahsiyetler olabilirler. Bu yüzden onların bugün okullarda görmediği, göremediği eğitimi bir ‘Zeybek Akademisi’ ile vermek gerekmektedir. Bu konuda bakanlık, valilik, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve bölge üniversitesi ortak bir proje üreterek bu işi başarabilir ve başarmalıdır… Ve inancım odur ki bölge halkı böyle bir akademi kurulduğunda, geleneğe dair, ailesinden yadigâr kalan ne varsa getirip bu akademiye destek için bağışlayacaklardır. Çünkü dünyanın her yerinde küçük çocuklara ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye sorarlar ve dünyanın her yerinde bu sorunun farklı yanıtları vardır fakat Aydın bölgesinde bu sorunun bir tek cevabı vardır: EFE!