Aydın İsabeylili Ese Efe (İsa Angın) Milli Mücadelenin isimsiz kahramanlarından bir zeybek reisidir.

Burhanlı Yörük Aşiretinden olan Ese Efe, (Aydın Askerlik Şubesi kayıtlarına göre) 1900 yılında Yörük çadırında doğar. Ailenin büyükleri olan dört amcası 1877-1878, 93 Osmanlı-Rus Harbinde seferberlik ile silahaltına alınmışlar ve cepheye gitmişlerdir. Fakat geri dönen olmamıştır. Ese Efe’nin babası Abdioğlu Süleyman’da daha sonra silahaltına alınmış ve Rus Harbine katılmıştır. 93 Rus Harbinden sağ olarak geri dönen Abdioğlu Yörük Süleyman daha sonra Çanakkale’de silahaltına alınmış ve geri dönememiştir. Bu sebeple mezar yeri de belli değildir… Hal böyle olunca Ese Efe, amcalarını ve babasını, henüz çocuk yaşındayken kaybetmiştir. Ese Efe, şehit yeğeni ve şehit oğludur… Obada tek erkek çocuk olarak yetiştirilen Ese Efe, dolayısı ile erken olgunlaşmıştır. Ve Yörük obasının yiğidi olmuştur. [1]

Bir gün Çakırcalı Mehmet Efe obanın civarından geçerken, ziyaretlerine gelir ve oba büyükleri ile sohbet ederek, dertlerini dinler. Bu sırada efelere ayran getiren Ese’ye, Çakıcı Mehmet Efe harçlık olarak biraz para verir. Misafire getirdiği ayran için kendisine para verilmesine öfkelenen Ese, eline tutuşturulan parayı ‘‘sadaka mı veriyorsun!’’ diyerek Çakıcı Mehmet Efe’nin üzerine fırlatır. Bu hareket sonrasında Çakıcı Efe, Ese’yi kolundan tuttuğu gibi yanına oturtur ve ağzına tükürür! Bu hareketin manasını bilen Ese’nin annesi Esma Hanım ‘‘Efe ne yaptın?’’ deyince Çakıcı Efe, ‘‘Ben ölür siz kalırsanız görün, bakın. Bu çok zorlu bir efe olacak!’’ Der. Dönemin en namlı ve en korkulan efesine bu hareketi yapan küçük İsa (Ese Efe) o günden sonra civarda da ünlenmeye başlar… İlerleyen zaman içerisinde Yörük çadırlarını bırakıp, yerleşik hayata geçen aile, İsabeyli kasabasına yerleşirler. Fakat o yıllarda muhtarlık yapan Hacı Mahmut Ağa ile Ese Efe’nin yıldızı barışmaz. Herkes ağaya boyun eğerken Ese, boyun eğmemektedir. Ruhu asidir. Haksızlığa sessiz kalamamaktadır. Hal böyle olunca Ese’ye boyun eğdiremeyen ağa Ese’den kurtulmanın çaresini aramaya başlar… Bu sırada Ese, Rüştiye’yi bitirir ve okur-yazar olur.

Ese’ye boyun eğdiremeyen ağa, bir gün kendi oğlu ile ailevi bir sebeple tartışır ve bu tartışma neticesinde yaşanan kavga esnasında oğlu, ağaya bir tokat atar. Kendi oğlundan tokat yemek ağanın çok ağırına gitmiştir ve bu sebeple ağa, oğluna çok ağır beddualar etmiştir… Bir zaman sonra da ağanın oğlu vurulmuş olarak bulunur… Ve ağa bu cinayeti Ese işledi der! Bu ifade üzerine tutuklanan Ese, Aydın’da hapishaneye kapatılır. Hapis yıllarında kısa zamanda Ese’nin mertliğini görüp, seven kader arkadaşlarından birisi olan genç bir çingene dayanamaz ve “bu çocuk suçsuz, ben o olayı biliyorum, yapan bizimkilerden birisi’’ deyiverir… Ondan sonra da hemen bir avukat devreye girer ve şahidin beyanları ile Ese’yi hapisten çıkartırlar… Hapisten çıkan Ese, kendisine iftira atan ağayı yakalar ve öldürür. Daha sonra da yakın arkadaşları ile birlikte dağa çıkarak zeybek olur. Bir süre sonra da Yörük Ali Efe’ye katılır. Ve zaman içerisinde Yörük Ali Efe’nin sağ kolu, can yoldaşı ve baş zeybeği olur…

Fotoğraf 2

Milli Mücadele günlerinde Yörük Ali Efe ile birlikte işgale karşı direnen Ese Efe keskin nişancılığı, mertliği ve okur-yazarlığı ile zeybekler arasında saygın bir kişilik haline gelmiştir. İşgal kuvvetlerine karşı düzenlenen ilk milli baskın olan Malgaç Baskınında kahramanca savaşmıştır. Yörük Ali Efe Müfrezesinde zafere kadar işgale karşı savaşan Ese Efe, İsabeyli civarında mevzilenen işgalci askerlerin de o mıntıkadan temizlenmelerinde de etkili olmuştur.

Zaferden sonra İsabeyli’ye yerleşen Ese Efe, çiftçilik yapmış ve Jön Türkler ile yakın ilişkiler kurmuş, kendi mıntıkasında bir sancaktar gibi hareket etmiştir. Ese Efe’nin diğer Kuvayı Milliye Efeleri gibi Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (Meh-Mah) ile de yakın mesaisi olduğu yerel söylencelerde anlatılmaktadır…

İsabeylili Yörük Ese Efe, 1935 yılında bir pusu ile sırtından vurularak öldürülmüştür. Ese Efe’nin 1935 yılında vurulması hakkında çeşitli söylentiler olsa da elimizde resmi bir belge olmadığı için o konuda net bir ifade beyan edemiyorum. Ese Efe’nin vurulmasından sonra Atatürk, aileye telgraf çekerek üzüntüsünü belirtir ve çocuklarının eğitimini üstlenmek istediğini söyler. Ancak Yörük Ali Efe, ‘‘Paşam ben çocukların amcası sayılırım. Müsaade edersen o vazife benimdir’’ der. Ese Efe’nin cenazesi askeri törenle İsabeyli mezarlığına defnedilmiştir.

Milli Mücadele günlerinin isimsiz kahramanlarından olan Ese Efe, Aydın bölgesinin düşman işgalinden kurtarılması için zafere kadar mücadele etmiş ve kahramanca savaşmış milli bir kahramandır. Milli anma günlerinde hatırlanması dileğiyle…

[1] Yerel araştırma, Ese Efe’nin torunlarından alınan bilgiler, Şahin Efe Yılmaz.

[2] Fotoğraf 1: 1919 Yörük Ali Efe Müfrezesi. Arşiv, İsabeylili Angın ailesi.

[3] Fotoğraf 2: Zaferden sonra 1930’lu yıllarda hatıra için çekilmiş Ese Efe fotoğrafı. Arşiv, İsabeylili Angın ailesi.