Vezneciler, Midyat ve bundan sonrası

Mete Yarar ile beraber yazdığımız “Bu Delileri Bir Araya Getirmeyecektiniz-Vatan Uğruna” kitabımız için makalelerime uzunca bir ara verdim.

Kitabımıza son gelişmeleri de eklemek için gündemi takibi bırakmadık. Çünkü kitapta, geçmiş olduğu kadar bugünü de anlatıyorduk. PKK terör örgütünün meskun mahallerdeki eylemlerinin nedeni, örgütün stratejisi üzerine bilgileri tazelemek gerekiyordu.

Örgüt meskun mahallerde yenilgiye uğramış, stratejisi çökmüştü. Kitabımızda bu bilgilerin yanı sıra, özellikle de hikayeleri anlattık. Örgütü yenen o iradenin hikayelerini. Elimizden geldiğince ozan olmaya çalıştık ve askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız, onların aileleri ve bölge insanının kahramanlığını satırlara dökmeye çalıştık.

Kitap çıktı.

Tam bunun koşturmacası başlamışken, Güneydoğu’daki şehir merkezlerinde yenilgiye uğrayan, şehir savaşı/öz yönetim/özerklik stratejisi çöken terör örgütü, bombalı saldırıları ile yeniden gündeme geldi. Önce İstanbul Vezneciler’de, hemen bir gün sonrasında da Mardin’in Midyat ilçesinde bombalı araçlarla yapılan saldırılarda toplam 14 polis ve vatandaş şehit edildi. Peki ne olmuştu da, Gütneydoğu’da yenilgiye uğrayan terör örgütü bu saldırıları yapacak gücü bulabilmişti?

Bunun yanıtına geleceğiz.

24 Temmuz 2015 tarihinde başlayan operasyonlardan sonra terörle mücadele ağırlıklı olarak şehir merkezlerinde yaşanmıştı. Kırsaldaki operasyonlar ise büyük oranda hava harekatları olarak gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. Hava harekatları, sadece kırsalı değil, Irak’ın kuzeyindeki terör kamplarını da hedef alıyor.

Örgüt, bu operasyonlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına göre, 11 ayda 7 bin 600 kayıp verdi. S Bilişim’in terörle mücadeledeki rakamlarla hazırladığı rapora göre, YPG, IŞİD de dahil olmak üzere 2016 yılının ilk 5 ayında etkisiz hale getirilen terörist sayısı toplam 10 772. Bu, geçmiş yıllarda yapılan terör operasyonlara göre çok yüksek bir sayı.

MUHTEMEL SALDIRI TEKNİKLERİ

Bu büyük kayba rağmen terör örgütü saldırılarını sürdürdü ve stratejik değil taktik değişikliği yapmaya başladı. Güvenlik güçlerinin operasyon taktiklerine göre, kendi taktiklerini revize ettiler ve saldırı boyutunu değiştirdiler. Yani güvenlik güçleriyle şehir merkezlerinde göğüs göğüse bir çatışma yerine, nokta saldırılar gerçekleştirmeye başladılar. Bundan sonra neler olabileceği konusunda biraz beyin jimnastiği yapalım.

  • Terör örgütü, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerin de dahil olduğu, sivillerin de bulunduğu alanlarda emniyet güçlerini hedef alan saldırılar planlayıp, gerçekleştirebilir. Vezneciler ve Midyat saldırıları bunun iki örneğini teşkil etmekte. Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamasına göre, bu çerçevede yaklaşık 100 saldırı da alınan istihbaratlar, yapılan operasyonlarla engellendi. Örgütün, bu yöndeki saldırılarına devam edebileceği uyarıları yapılıyor.
  • Ayrıca önümüzdeki dönemde, terör örgütünün kırsaldaki gücüne dayanarak başta Hakkari ve Şırnak olmak üzere kırsaldaki jandarma karakollarına saldırılar yapabileceği belirtiliyor. Özellikle Hakkari coğrafi açıdan kontrolü çok kolay olmayan İki Yaka Bölgesi üzerinden Türkiye’ye sızarak Dağlıca, Çukurca, Aktütün gibi yerlerde güvenlik güçlerini hedef alan saldırılara dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor. Güvenlik güçleri bu şekilde gelebilecek saldırılara karşı gereken tedbirlerini almakta.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki şehir merkezlerinde gücünü kaybeden terör örgütü, EYP ile saldırılarını sürdürebilir. Buna yönelik tedbirler bir an önce alınmalıdır.

PSİKOLOJİK ETKİSİ

Örgütün şehir merkezlerindeki açık yenilgisine rağmen, bu şekilde sansasyonel saldırılar yapmasının önemli bir nedeninin psikolojik etki olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Kendi kitlesine: Bundan yaklaşık bir yıl önce devlete şehir merkezlerindeki siyasi ve silahlı unsurları üzerinden meydan okurken, şu an bölgedeki vatandaşlarımızın da dışlamasıyla ağır bir meskun mahal yenilgisi yaşayan kendi kitlesine “ayaktayız” mesajı vermek istiyor.
  • Türk kamuoyuna yönelik: Çözüm Süreci’ne tepkiler, 24 Temmuz operasyonlarından sonra güvenlik güçlerine desteğe dönüşmüştü. Buna rağmen küçük ama kamuoyu oluşturmada etkili olan küçük bir azınlık “Yeniden masaya dönülsün, kan dökülüyor” propagandası yürüttü. Bu saldırılar, örgütün da desteklediği bu propagandanın yeniden gündeme getirilmesine neden oluyor.

SORUN BİTMEDİ

Ancak şehirlerde büyük bir yenilgi yaşadığını kabul etmekle beraber,  bu saldırılarının arka planı incelendiğinde terör örgütü tehdidinin büyük oranda devam ettiği görülmekte. Yani, Suriye sorunu devam ettiği sürece Türkiye’nin bu yönde saldırılara maruz kalma ihtimali çok yüksek.

Bunu da bir sonraki yazımızda anlatalım…