Eğitim elbisesi giymiş, üzeri adeta cephanelik gibi olan çakı gibi subay hızlı adımlarla Başbakan’a yaklaştı. Gösterişli bir selamdan sonra birlikte arkadaki askerlere doğru yürümeye başladılar. Ayakta yanyana hatta kolkola duran bir grup asker vardı. Ancak üniformaları birbirine benzemiyordu. Bunların kim olduğunu anlamaya çalışırken gözüm yerdeki bir silahla uğraşan üç askere takıldı. Daha sonra tekrar ayakta duran askerlere bakınca aralarında Türk subayları olduğunu gördüm.

Durumu yavaş yavaş kavramaya başladım. Yer, Kuzey Irak’ta bulunan Diyana bölgesiydi. Türkiye’nin Başbakanı resmi bir ziyaret maksadıyla bu bölgede bulunuyordu. Basında yer alan haberlere göre, kendisini büyük bir devletin Başkanı zanneden Barzani, tenezzül edip Davutoğlu’nu karşılamaya gelmemiş, bu maksatla yeğenini göndermişti. Davutoğlu, Peşmerge Eğitim Merkezi’ni ziyaret ediyordu. Görüntüler akmaya devam etti. Gözlerime inanamadım. Özel Kuvvetler mensubu bordo bereli üst rütbeli bir subay da orada bulunuyordu. Türk ordusu, yakın gelecekte kendisi için en büyük tehdit olacak Peşmerge’yi eğitiyordu!

Maalesef Türkiye kendini cehenneme götürecek yolun kaldırım taşlarını bizzat kendisi döşüyordu.

Hepimizin aklına gelen benzer ve ortak soruları ortaya atalım:

Türkiye olarak Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyor muyuz? Cevabımız evet ise Peşmerge Irak’ın bölünmesi sürecinde Irak ordusuna karşı savaşmak için kurulmuştur.

Türkiye olarak Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını destekliyor muyuz? Cevabımız hayır ise Peşmerge bu devleti kurmak için vardır.

 Türkiye olarak Kuzey Irak’ta kurulacak muhtemel bir Kürt devletinin Türkiye, Suriye ve İran’dan parçalar koparmasına razı mıyız? Cevabımız hayır ise bu konuda savaşacağımız kuvvet Peşmerge’dir.

Kurulacak bir Kürt devletinin Akdeniz’e ulaşmasını istiyor muyuz? Cevabımız hayır ise bu yönde mücadele edeceğimiz unsur Peşmerge’dir.

Bu ahval ve şerait içinde Peşmerge’ye kucak açmak akla, mantığa, coğrafyaya, stratejiye, jeopolitiğe bıçak çekmektir.

Yukarıdakiler, Ulusal Kanal Haber Portalı’nda 24 Kasım 2014 tarihinde yayımlanan yazımdan alınmış kısa bir kesit!

Sen Bu İşin Sonunu Düşünmedin Mi?

Almanya’nın Milli Savunma Bakanı zarif bir hanımefendi: Ursula von der Leyen! Ağzını her açtığında gururla Peşmerge’ye gönderdiği silah, cephane ve teçhizatın dökümünü verdi. IŞİD’e karşı verilen savaşın Alman katkısını bu yolla dünyaya izah etti. Çünkü Peşmerge IŞİD’e karşı savaşıyordu! Dolaylı strateji işte buna diyorlar! Bazı kamyonlar yanlışlıkla (!) Kandil’e gitti ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Almanya’nın Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne verdiği desteği yazsam buradan köye yol olur! Tabii biraz da hassas PKK/PYD konuları da var! TSK’nın 24 Temmuz 2015’den itibaren Kuzey Irak’a yaptığı hava harekâtında bazı Alman gizli servis elemanlarının da kim vurduya gittiği yazıldı çizildi. Almanya’nın genel bir Kürt politikası var! Bunun ana parametreleri nedir acaba?

Rusya ve İran da bu konuda sınıfta kaldı. Hiçbir zaman ABD’nin kurguladığı büyük oyunu bozmak için bir strateji dâhilinde çaba sarf etmediler. Rusya, güya PKK/PYD’yi ABD’nin elinden alacaktı. Kime hizmet ettiği belli olmayan garip bir Kürt politikasını hâlâ sürdürüyor. İran, aklı sıra PKK’yı Türkiye’ye karşı kullanmaya kalktı!

Atağa Kalkma Zamanı

Türkiye, Rusya, Almanya ve İran Barzani’nin bağımsızlık referandumuna karşı çıktı. Yetmez ama evet! Bu dört ülke geçmişte bu konuda fahiş hatalar yaptı. Kürt aktörlerin tamamının nihai hedefi bağımsız Kürdistan’dır. Barzani’nin bağımsızlık söylemine PKK lideri Cemil Bayık’tan güçlü bir destek geldi! Anglosakson sistem ABD’si, İngiltere’si ve yardakçıları İsrail ile hedefini on ikiden vurmak için rotasından bir milim bile sapmadı! Hem bölge hem de dünya için en büyük tehdit bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasıdır.

Eğer bu tehdidi sözde değil özde ortadan kaldırmak istiyorlarsa, kibir dolu bu dört ülke, yanlarına Irak ve Suriye’yi de alarak ortak bir strateji geliştirmelidir. Bağdat harap olmadan; daha büyük bedeller ödenmeden…