1919 yılında Aydın 57. Tümen Komutanı olan Miralay Mehmet Şefik Aker’in görevlendirmesi neticesinde Yörük Ali Efe, 16 Haziran 1919 tarihinde Aydın iline bağlı Sultanhisar ve Atça arasındaki Malgaç (Malkoç) demiryolu köprüsü mıntıkasına konuşlanan Yunan karakoluna baskın yapar.

Tarihimize Malgaç Baskını olarak geçen bu milli hareket, Batı ve Güney Anadolu’da düzenli, teşkilatlı ve milli şuurla yapılmış ilk baskın olarak kabul edilmektedir.

‘‘Yörük Ali Efe: ‘Bey amca, sen hiç merak etme. Allah’ın izni ile yarın Bismillah deyip işe başlayacağız. Bundan sonra işimiz Yunan ile uğraşmak olmalıdır. Milleti hep eşraf aldattı. Yoksa biz şimdiye kadar hiç durmazdık. Bize yalnız silah, cephane ve zabit ver. Nasıl emredersen senin sözünü tutacağız’ demiştir. (Demirayak, Kuva-yı Milliye’nin Aydın’da Doğuşu, s.66, Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C. 1, İstanbul 1991, s. 276. Aydınel, Yörük Ali Efe’nin konuşmasını kısaca vermiştir. Aydınel, Güneybatı Anadolu’da Kuva-yı Milliye, s. 89)

– Bayar, o günkü şartlarda efe ve zeybeklere dayanmak için yapılan girişimleri şöyle değerlendirmiştir. ‘O günlerde Milli Mücadele’ye öncülük eden herkes gibi Albay Şefik Aker’de ancak böyle yapabilirdi. O sırada hâkim olan zihniyet ve günün şartlarına göre, umumi ve milli kıyamı hazırlayabilmek için bu sinirleri kuvvetli ve kavgacı elemanlarla işe başlamaktan başka çare bulunamıyordu. … Bu cesur ve pervasız memleket çocuklarını genç subay ve aydın gençlerle takviye etmekti. İşte bu espri içinde milli mücadele teşkilatına başlandı.’ (Bayar, Bende Yazdım, C. 6, s. 146)

Yörük Ali Efe 1

– Malgaç Köprüsü baskını, 4 Haziran 1919’da Nazilli’yi işgal eden Yunan taburunu ve Aydın ile Nazilli arasına demiryolunun korunması için dağıtılmış Yunan askerlerini endişelendirmiştir. Nazilli’ye Türk kuvvetleri tarafından 19 Haziran 1919 günü saat 20.45’de taarruz edileceği yönündeki haberler ve bu haberlerin telefon görüşmeleriyle teyidi sonucunda endişe daha da artmıştır. Nazilli’deki bir taburluk işgal gücü durumun karıştığını görerek, 19-20 Haziran gecesi ani bir şekilde Nazilli’yi boşaltarak Aydın’a doğru geri çekilme kararı almıştır.  (Apak, İstiklal Savaşında Garp Cephesi, s.91. Gökbel, Yunan kuvvetlerinin sınırlı Kuva-yı Milliye birliklerinden çekindiklerinden değil, İtilaf Devletleri’nin emriyle Nazilli’yi tahliye ettiklerini belirtilmiştir. Gökbel, Milli Mücadelede Aydın, s. 195)

– Hacı Şükrü Bey’in bu süreçte yaşananları şu şekilde açıkladığı görülmüştür: Nazilli Jandarma Tabur Komutanı Yüzbaşı Nuri, Mülazım Mustafa Beyler bilfiil benimle çalıştılar. O zaman Tümen komutanı olan Şefik Beyin müzaharetine nail oluyordum. Bilvasıta evvela namdar ve seci Yürük Ali Efe ve Kıllı Hüseyin Efe ile tanıştık. Ve her iki Efe’nin 38 kişilik maiyyeti ile Sultanhisar Baskınını yaparak Yunanlıların 60 kişilik bir müfrezesini kâmilen imha eyledik. Sonra Mestan Efe ve Kara Durmuş Efelerle Umurlu köprüsünü dinamitle attık. 21/22 Haziran gecesi Çerkesköy ve Yeniköy baskınlarını yapmıştık. Kara Durmuş Efe, şehit Mülazım Mehmet bu baskında büyük yararlılıklar gösterdiler. 23 gecesi Erbeyli baskınını yaptık. (Apak, İstiklal Savaşında Garp Cephesi, s. 98” [1]

Malgaç Baskınında efeler, askerler ve köylüler bir olmuşlar ve hepsi de zeybek kıyafeti giymişlerdir. Baskına, Yüzbaşı Ahmet Bey, Topçu Mülazımı Şükrü Bey (Şükrü Oğuz Alpkaya), Mülazım evveli Kadri Bey, Piyade Mülazım evvel Hasan Zekai Bey, İhtiyat Topçu Mülazım Necmettin Bey, Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Habibin Ali Efe, Gurbetin Ali Efe, İsabeylili Ese Efe, Orhaniyeli Kara Durmuş Efe, Sancaktarın Ali Efe, Dokuzun Mehmet Efe, İmamköylü Çete Ayşe Efe, Mesutlulu Mestan Efe, Adagideli Âlim Efe, Kütahyalı Recep Çavuş, Tavaslı Teke İmam Oğlu Mustafa, Mergümeli Ali [2] ile birlikte Asaf Gökbel, Asteğmen Necmettin Bey, Giritli Memduh Bey, Kınalı Dokuz Efe, Gülbayram gibi gönüllüler ve zeybek kızanlar da katılmıştır.

‘’Teğmen Zekai Bey Malgaç Demiryolu Köprüsünün ayaklarına dinamitleri yerleştirirken, birkaç Zeybek de telgraf tellerini kesmişti. Saat sabahın 06:00’sı olmuştu. Büyük bir gürültü ile patlayan dinamitler demiryolu köprüsünü tahrip etti.’’ [3]

Baskın sonunda karakol tümüyle imha edilip, cephane ve erzaklar ele geçirilir. Bu baskın ile bölgedeki tüm zeybeklere bir güven gelmiş, halk da umutlanmış ve işgale direnmeye karşı olanlarda dahi her türlü olumsuz şarta rağmen biz bu işgalcilere karşı direnebiliriz öz güveni gelmiştir. Yunan Ordusu ise beklemediği bu baskın karşısında paniğe kapılmış, Nazilli’deki kuvvetlerini Aydın istikametine çekmiştir.

‘‘Bir akşamüzeri orucumuzu bozabileceğimizi haber veren ramazan topu atılırken, kaza sonucu iki Yunan askeri yaralanmış. Olay, büyük bir heyecanla duyuldu. Herkes Yunan subayının bu duruma kızıp, birilerinden bunun acısını çıkartacağını, intikam alacağını düşünüyordu. Askerlerin yaraları kısa zamanda iyileşmiş. Yaraları hafif olduğu için olacak Yunan subayı bu olayın üstünde durmamış… Yine bir sabaha karşı sahurun bittiğini bildiren top atıldı. Biz öğle sandık. Top sesiyle birlikte çat, pat güm diye silah sesleri duyuldu. Sesler Atça tarafından geliyordu. Bu sahur topu değildi, bir çatışma olmuştu. Fakat silah sesleri, yaz yağmuru gibi çok kısa sürmüştü. Biz kulak kabarttık ama tek tük silah sesinden başka bir ses duymadık… Ertesi günlerde öğrendiğimize göre, o gün sabaha karşı Yörük Ali 60 kızanıyla Sultanhisar’ın doğusundaki Malgaç Köprüsünde bulunan Yunan karakolunu basmış. Malgaç Köprüsündeki Yunan karakolu, Sultanhisar’daki birkaç karakoldan biriydi ve Sultanhisar’a 1,5 – 2 km kadar uzaktaydı…’’ [4]

Yörük Ali Efe, 1945 yılında kendisi ile yapılan röportajda şu bilgileri vermiştir:

“57. Tümen bozulmuştu. Çine’de gelen cavura karşı bir mukabele hareketinin tasarlandığını duymuştum. Haberleştik, bu arada Tümen Komutanı Şefik Bey’le de konuştum, bu mukavemete katılacağımı söyledim. Henüz Osmanlı Kuvvetleri takatten düşmüş değildi. Onlardan da istifade edecektik. Bu sırada Aydın işgal edildi. Göçler başladı, tedhiş arttı. Bir kahpeliğe kurban gitmeyelim diye az çok çekiniyorduk. Köylüler istisnasız mukavemet taraftarı idiler. Fakat bunlara rağmen bir kancıklık mümkündü. Hareketlerimiz hükümeti kuşkulandırmasın, düşman süratle üstümüze gelmesin diye çok ihtiyatlı hareket ediyorduk.  Sonra sular duruldu. Kararı verdik, kızanları topladık, istilaya karşı Aydın Dağları’nda zeybek bayrağı açtık. Başlangıçta 5-6 kişi vardı. Sonradan çoğaldık. Bunların içinde sütüne, namusuna güvendiğim kızanlara vazifeler vermeye başladım… Baltaköy kadınları o günlerde bize çok yardımlarda bulundular. Hele İmamköy’lü Çete Ayşe, bir zeybek kadar çalıştı…’’ [5]

Yörük Ali Efe müfrezesinin yaptığı Malgaç baskınında, çatışma esnasında bir ara Ese Efe’nin tüfeği tutukluk yapar ve o esnada kolundan yaralanan Ese Efe’yi kızanları kurtarır. [6]

Yörük Ali Efe’nin kızanlarından Tekeli İsmail Efe şöyle diyor:

‘’Malgaç baskınından sonra biz aşağıya indik. Deştiban’ı bulduk. Efe’yi sorduk. O şimdi ihtimal ki Yağderesi’ndedir dedi. Ben, ülen boyun, bosun yerinde, arslan gibi adamsın, gel sende bize katıl. Silahın var, aklın var, şerefin var, köyün, bacın, karın var dedim. Bu sözler adamın zihnine bir burgu gibi işledi. Bizimle birlik oluverdi. Ver ülen elini dedim. Çetemizin sayısı beşe çıktı.

-O zaman Yörük Ali’nin kaç tane kızanı vardı?

-Zannedersem 150 kadar. Bunların hepsi de tam manasıyla mor cepkenli hakiki zeybekti. Bir öğle ısısında Efem ile buluştuk. Kucaklaştık. Hareketimizi çok beğendi. Topluca İsabeyli köyüne geldik.

-Oraya niçin gittiniz?

-Maksadımız Nazilli’yi basmaktı. Bunu sır saklayan 2-3 kızana söyleyebildik. İsa Efe’de rahmet olsun, bunu bilenler arasında idi.’’ [7]

Yörük Ali Efe müfrezesince yapılan Malgaç Baskını ile Türk milletine bir öz güven gelmiş fakat öte yandan da Yunan işgaline sevinen bazı yerli Rumlarda da korku, endişe ve panik baş göstermiştir… Çünkü işgal ile birlikte bazı yerlerde Türklere karşı baskı ve işkenceler yapılmaya başlamış ve bu işkenceleri yapan işgalci askerlere istihbaratı da bazı yerli Rumlar sağlamıştır. Dolayısı ile de Malgaç Baskını sonrasında, bu işlere karışanlarda korku baş göstermeye başlamıştır…

Öte yandan Malgaç Baskınını duyunca Demirci Mehmet Efe dahi ‘‘Aferim ülen Yörük’’ demiş ve sevinmiştir… Arslanyürekli İsmail Efe ise Malgaç Baskını için şöyle demiştir:

‘’Yörük Ali Efe Malgaç’ı basmış dediler. Bu haber gözümüzü fal taşı gibi açtı, daha doğrusu kendimize güvenimiz arttı.’’ [8]

Malgaç Baskını sonrasında Yörük Ali Efe ve kızanları için Durmuş Ali Efe şöyle demiştir:

‘‘Sönen gözler parladı. Ben o zaman hasta idim, yatağımdan doğruldum. Ateşlerim azaldı, serinler gibi oldum. Ağzıma hafif bir tat, vücuduma hissedilir bir takat geldi.’’ [9]

Anlaşılacağı üzere Malgaç Baskını ile birlikte hem yöre insanlarına güven gelmiş ve hem de asker, zeybek, milis teşkilatları gönüllü kazanmaya başlamış ayrıca işgalcileri de büyük ölçüde korkutmuştur.

‘’Yörük Ali Efe ve müfrezesinin Malgaç Baskını’nın etkileri ülke sınırlarını çoktan aşmış Paris’teki Venizelos’u endişeye sevk etmiştir. 15 Haziran’da Malgaç Deresi üzerindeki tren köprüsünü korumakla görevli 100 Yunan askerinin, Yörük Ali Efe kuvvetleri tarafından basılması, bunlardan çoğunun öldürülmesi, tren köprülerinden bir kaçının da tahrip edilmesi ve ayrıca milli müfrezelerin Erikli ve Erbeyli’de Yunanlıları basarak birer başarı daha elde etmeleri, Birinci Dünya Savaşı’ndan yorgun ve yenilmiş olarak çıkan Türk Milletinin maneviyatını yükseltmiş ve düşmanlarla çarpışma isteğini kamçılamıştı. Yunanlılarda ise bu hareketler büyük bir endişe yaratmıştır.’’ [10]

Bu baskın ile şöhretini büyüten Yörük Ali Efe, böylece bölgedeki milli kuvvetlerin de güçlenmesinin önünü açmıştır.

‘’Eğer Malgaç Baskını başarısız olsaydı, Aydın-Menderes Cephesi kurulamaz ve düşmanın ilerlemesi önlenemez ve milli kuvvetler bir araya toplanmaya zaman bulamazdı. O günkü şartlar ve ruh halleri içerisinde Kuvayı Milliye Ruhu, o hemen inkişaf edemezdi.’’ [11]

Malgaç Baskını sonrasında bölgede pek çok direniş hareketleri başlamış ve zeybekler kendi bölgelerinde zeybek sancağı açarak kızan toplamış ve işgale karşı direnişe başlamıştır. Tarihe Malgaç Baskını olarak geçen bu baskın sonrasında, milli kuvvetlerin teşkilatlanması da hızlanmış, Kuvayı Milliye taraftarlığı hareketi çoğalmaya başlamış ve aynı zamanda da sivil halka çeşitli işkenceler etmekte olan işgalcilerin bu hareketlerini de azaltmıştır.

Milli Mücadele günlerinde, milletimizin milli ruhunu diriltmeyi başarmış bir milli hamle olan Malgaç Baskınına katılan, ‘’Asker, Efe, Zeybek, Kızan, Yörük’’ tüm isimsiz kahramanlarımızı saygı ile yâd ediyorum…

***

[1] Aydın Kuvayı Milliye’sinde Efe ve Zeybekler/Ercan Haytoğlu.

[2] Yörük Ali Efe’nin Yaveri Şükrü Oğuz Alpkaya-Derleyen Atilla Oral, s, 245-246.

[3] Güneybatı Anadolu’da Kuvay-yı Milliye Hareketi-Sıtkı Aydınel Kültür Bakanlığı 1993.

[4] Sultanhisar’lı Çocukların İşgal Anıları- Bingül Dürük-S, 26, Selahaddin Ofçay, Malgaç Baskını.

[5] Kaynak: Efelerden Haber-Kemal Özkaynak-5/8/1945.

[6] Yerel Araştırma, Ese Efe ailesinden alınan bilgi, Şahin Efe Yılmaz.

[7] Efelerden Haber-Kemal Özkaynak.2/9/1945.

[8] Efelerden Haber-Kemal Özkaynak-25/8/1945.

[9] Efelerden Haber-Kemal Özkaynak-12/10/1945.

[10] Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C, I, MEB Yayınları. İstanbul 1991-Yörük Ali Efe-Milli Mücadele’nin Gizli Kahramanı-Dr. Albay Fatih Özkurt, S, 70.

[11] Yörük Ali Efe’nin Yaveri Şükrü Oğuz Alpkaya-Derleyen Atilla Oral, S, 245-246.