Kurban bayramının ilk gününde sokaklarda, kesim noktalarında, sosyal medya haberlerinde ve sosyal medya paylaşımlarında gördüğüm manzaradan sonra söylenecek çok şey var aslında ama çözüm değil… Her yıl gülüyoruz, ağlanacak hallerimize. Medeniyetler kurmuş bir milletin, teknoloji, bilgi ve bilim çağında olması gereken nokta bu manzaralar olmamalı. Ve bu üzücü manzaralar birazda yönetimsel galiba… Hani yönetici makamına bir cephe gelir. Ve hop birden, belirli bir topluluk o cephenin giydiğini giyer, yediğini yer, içtiğini içer, yaptığını yapar, yapmadığını yapmaz, sevdiğini sever, düşman olduğuna düşman olur, saçını, sakalını, bıyığını da o cepheye uygun tıraşlar ya; o hesap işte…

Bazı yönetim makamlarında aklın, bilimin, teknolojinin ve ilmin temsilcileri olsa, memlekette bu manzaraların yaşanması mümkün değildir. Zira onlar gerekli tedbirleri kâğıt üzerinde değil; hakikaten uygulamada alırlar ve üzücü manzaralara mümkün olduğunca engel olurlar. Bu milli görev bilincine ve ahlakına sahip evlatlarımız var. Fakat ne yazık ki birçoğu siyasal sebepler neticesinde vazifelendirilmiyorlar ya da yanlış yerlerde değerlendiriliyorlar. Sonuç itibari ile de bu durumdan herkes olumsuz etkileniyor. Haberler ortada…

Bazen Bir Kişinin Yaptığı Hata, Bir Millete Mâl Olur

Bu konu sadece bir örnek. Memlekette daha pek çok konuda nice üzücü manzaralar yaşanmakta. Kimi farkında. Kimi umursamamakta. Sonuç itibari ile de bireysel yapılan doğrular da eğriler de millete mâl olmakta! Bu durumun farkında olup, düzeltilmesi için çalışanların sesi ise ne yazık ki duyulmamakta… Hal böyle olunca da her yıl memleketin dört bir yanından üzücü haberler duyulmakta… Kan gölüne dönmüş sokaklar, derelere ve denizlere akıtılan oluk oluk kanlar, yaralanan acemi kasaplar, elden kaçırılan kurbanlıklar vs. vs. vs… Ben bu durumların aslında eğitimden ziyade ekonomik koşullar ve yaşanan sosyal çevre ile alakalı olduğu kanaatindeyim. Çünkü eğitimli insanlarda da bu manzaraları görmek mümkün… Bireyin yaşam şartlarının iyiliği ve yaşadığı sosyal çevrenin gelişmişliği, o bireyi zaman içerisinde eski, alışkanlık haline gelmiş, hatalı ve üzücü sonuçlar meydana getiren davranışlardan uzaklaştırabilir. Ve: ”bu manzaralar, ekonomik koşulların ve sosyal çevreden kaynaklanan geleneksel uygulamaların bir sonucu” denilebilir…

Yüksek Bilinç Düzeyine Sahip İnsanlar

Ve başka bir üzücü durum ise; elindekini, avucundakini, üstelik kendi ihtiyacı varken, kendisinden daha muhtaçlar ile paylaşabilen yüksek ruhlu bir milletin evlatlarından bazıları bugün, paylaşmak şöyle dursun, yediğinin ve içtiğinin fotoğrafını sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar… Çünkü yıllardır ustaca yapılan psikolojik operasyonlara maruz bırakıldılar… Bir nevi hipnoz yaşıyorlar… Öyle ise; bu üzücü manzaraları artık yaşamamak için milletimizin ekonomik şartlarının iyileştirilmesi ve sosyal çevre denilen ”dünyanın” da geliştirilmesi için çalışmak gerek galiba… Madem bu bir bilinç düzeyi meselesi. O zaman öncelikle milletimizin tüm fertlerinin bilinç düzeylerinin yükseltilmesi adına çözüm üretilmeli. Elbette ki bu kolay bir iş değildir. Ve tamamen tüm fertlerin etkilenmesi beklenemez. Fakat bu uğurda yapılacak hizmetler, en azından bu üzücü manzaraların azaltılmasını sağlayabilir… Yönetici, eğitici, öğretici konumundaki bilinç düzeyi yüksek ve yüksek bir ruh haline sahip kişiliklerin, örnek davranışları ile bu manzaralar zamanla yok olabilir… Bu hallere üzülen ve düzeltilmesi gerektiğini düşünen, bu bilince sahip olan herkes, kendi çevresine örnek teşkil edebilir. Etmelidir. Yoksa kırk yıl da geçse bu memlekette değil bu üzücü manzaralar, hiç bir şey değişmeyecektir…