Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

1896 yılında Aydın, Bozdoğan, Kızılca köyünde doğan Gazi Hacı Mustafa Efe, gençlik çağlarında ailesi ile birlikte kıl çadır ve heybe üretimi ile geçimini sağlarken, Yemen Savaşı sebebiyle silahaltına alınmış ve Yemen’de İngilizlere karşı savaşmıştır.

Bağlı olduğu birlik İngilizlere esir düşünce, bir süre esaret altında yaşayan Mustafa Efe, daha sonra esir birliğin başka bir bölgeye nakli sırasında birkaç arkadaşı ile birlikte İngilizlerin elinden kaçmayı başarmıştır.

‘‘Hacı Mustafa Efe ve arkadaşları, Yemen çöllerinde İngilizlerin elinden kaçmayı başarıyorlar. Daha sonra günlerce çöllerde yürüyorlar. Buldukları yaprakları ve hayvan pislikleri içindeki arpaları temizleyip, onlarla beslenmeye ve hayatta kalmaya çalışıyorlar.’’ [1]

Günler sonra ana birliklerine ulaşan Hacı Mustafa Efe ve arkadaşları, esaret altında iken aldıkları yaralar sebebiyle tedavileri yapıldıktan sonra tekrar görevlerinin başına dönmüş ve savaşmaya devam etmişlerdir.

Yemen’den sonra Çanakkale’de de savaşan Mustafa Efe, Gazi olarak köyüne geri dönmüş, Yemen çöllerinde kahramanca savaşması sebebi ile kendisine köyde Hacı lakabı verilmiş ve yine ailesi ile birlikte kıl çadır ve heybe üretimi işleri ile meşgul olmaya devam etmiştir.

Köyün yaşlılarının, aile büyüklerinden duydukları kadarı ile verdikleri bilgiye göre, köy sakinlerinin kökleri Sarıkeçili Yörüklerinden gelmektedir.

‘‘Hacı Mustafa Efe: Çanakkale’de ‘İlimon paşanın’ [2] emrinde çarpıştık. Almanlara biz kurbağa ve kaplumbağa yakalar verirdik. Onlar da bize ekmek verirlerdi. ’’

1919 yılında yurdumuzun işgali üzerine Hacı Mustafa Efe, eşinin dayısı olan aynı köylüsü Kınoğlu Süleyman Efe ile birlikte Demirci Mehmet Efe’ye kızan olmuş ve işgalcilere karşı savaşmaya başlamıştır.

Yemen’de ve Çanakkale’de kahramanca savaşmış bir Gazi olması sebebi ile Demirci Mehmet Efe tarafından sevilip, sayılan ve özel görevlerde yetkilendirilen Hacı Mustafa Efe, Demirci Efe kuvvetlerinin iaşe işlerinde ve resmi yazışmalarında görev yapmıştır. Ayrıca Demirci Efe tarafından kurulan Kuvayı Milliye askeri mahkemesinin de azası olarak çalışmıştır.

Bozdoğan’ın Kızılca köyünden olan Hacı Mustafa Efe, hem Gazi ve hem de bir Kuvayı Milliye Efesidir. Yani zeybeklik hayatı yoktur. Başına gelen herhangi bir olay neticesinde zeybeklik yaşam biçimini seçip efe olmamıştır. Gazi Hacı Mustafa Efe, sadece vatan ve millet tehlikede diye silahlanmış ve zeybek sancağı altına girerek, işgale karşı efelenmiş yiğitlerdendir.

İşgal günlerinde yaşanan çeşitli olaylar esnasında Gazi Hacı Mustafa Efe’nin küçük kardeşi olan Çakır Mehmet, bir iftira neticesinde Demirci Mehmet Efe tarafından idam sehpasına çıkartılıyor. Fakat meselenin aslını öğrenen Demirci Efe kızanlarından Zurnacı Ali Efe, yaşanan olayın doğrusunu Demirci Efe’ye anlatınca, Çakır Mehmet idam sehpasından kurtuluyor ve Demirci Efe emrine giriyor.

Hacı Mustafa Efe’nin bir diğer kardeşi, Hacı Emin Efe (Mehmet Şahin) de işgal günlerinde Yunan askerlerine esir düşüyor. Bu esnada hayatta kalabilmek için ‘‘Ben Türkleri sevmem. Sizin yanınıza gelebilmek için kaçtım. İyi aşçıyım. Size güzel yemekler yaparım ve atlarınıza da çok iyi bakarım.’’ Diyor. Böylelikle de canını kurtarıyor. Bir süre Yunan askerleri arasında kalan Hacı Emin Efe, iyice güvenlerini sağlayıp, kendini sevdirdikten sonra da fırsatını bulduğu bir gece, atlara Yunanlıların silah ve cephanelerini yükleyerek kaçıyor. [3] Ve bunların hepsini de Kuvayı Milliyecilere dağıtıyor.

Demirci Efe’nin, Direcik köyü civarında masum köylülere eziyet eden işgalciler ve işbirlikçileri ile çatışıp, onları yok ettiğinde, Hacı Mustafa Efe ve kardeşleri Hacı Emin Efe ile Çakır Mehmet de yanındadır.

Bu sıralarda Başaran taraflarından bir kadın Demirci Efe birliklerine yardım etmektedir. Fakat ismini bilen yoktur. Yüzünü gören de yoktur. Bu kahraman kadın yüzünü gizlemektedir. Kendisine kilolu bir kadın görünümü vermekte, bedenine sardığı cephaneleri köylerden, dağlara taşımakta ve efelere yetiştirmektedir. [4] Ve Hacı Mustafa Efe bazen bu isimsiz kahraman kadının muhafızlığını yapmaktadır.

Ayrıca Demirci Efe tarafından, Galip Hoca – Celal Bayar’ın korunması görevi de Hacı Mustafa Efe’ye verilmiştir. Gazi Hacı Efe bir gün Celal Bey’e sorar: ‘‘Hocam size neden Galip Hoca diyorlar?’’ Celal Bey cevaplar: ‘‘Öyle icap ediyor Hacı!’’ [5]

Düzenli ordunun kurulması ile birlikte Hacı Mustafa Efe’de İnönü Savaşı’na katılmış, Sakarya’da görev yapmış ve Büyük Taarruz ’da da düşman kovalamıştır.

Zaferden sonra köyüne çekilen Gazi Hacı Mustafa Efe, tekrar aile mesleğine geri dönmüş, kıl çadır işleri, çiftçilik ve hayvancılık ile yaşantısını sürdürmüştür.

Yaşlılık günlerinde, yemek sofrasında çocukları ya da torunları yere ekmek düşürdüklerinde, ‘‘Biz bir ekmek kırıntısına muhtaç halde düşmanla savaştık. Dökmeyin yere ekmeği!’’ Diyerek kızar, anılarını torunlarına anlatır ve onlara nasihatler edermiş.

Sağ el işaret parmağı, yani tetik parmağı hafif kesik olan Gazi Hacı Mustafa Efe’nin, sırtında, bacaklarında ve kasıklarında kurşun yaraları vardır. Ve bir gözü de takmadır. Zaferden sonra köyüne çekilince, bu yaralar ile kalan ömrünü geçirmiştir.

Gazi Hacı Mustafa Efe, zaferden sonra 50’li yıllarda bir gün Karıncalı Dağ civarında ava çıktığında bir tilki ile karşılaşır. Tam nişan alıp vuracağı esnada ezan okunmaya başlar. Sebebi her ne ise tilki o an iki ayağının üzerinde ayağa kalkar ve hareketsiz olarak beklemeye başlar. Tilkinin o anki şaşkınlığını ya da teslimiyetini kendince yorumlayan Gazi Hacı Mustafa Efe, ‘‘Bu tilkiyi vurmamam gerek’’ der ve bir daha da ava çıkmaz. [6]

Askerlik Şubesi tarafından kendisine Milli Ordu mensubu olarak maaş bağlanan Gazi Hacı Mustafa Efe, evlenme çağına gelen gençlere yardım eder, düğün, sünnet işlerinde destek olur, ev yapacaklara, tarla alacaklara da destekte bulunur. Ayrıca köyün camisi için de bir arsa bağışlar.

1960’lı yıllarda askeriyeye heybe ve at çulu üretip satan Gazi Hacı Mustafa Efe’nin, Çanakkale Gazisi olması sebebiyle kendisine verilen madalyası evinden çalınmış ve soyadı kanunu ile birlikte Beker soyadını alan Gazi Hacı Mustafa Efe, 1989 yılında 90 yaşında vefat etmiştir. Mezarı Aydın, Bozdoğan, Kızılca köydedir.

Kuvayı Milliye’nin isimsiz kahramanlarından Gazi Hacı Mustafa Efe’yi ve yanında savaşan kardeşlerini saygı ile yâd ediyoruz…

***

[1] Efe’den naklen Efe’nin oğlu, kızı, torunu sözlü anlatımları.

[2] Efe’nin ailesine sözlü anlatımları. ‘İlimon paşa’ ise Liman Paşa olarak bilinen, Otto Liman Von Sanders, 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti ile Almanya arasında imzalanan askeri antlaşma sebebi ile Çanakkale Savaşları’nda 5. Ordu Komutanı olarak görev yapmaktaydı.

[3] Kurtuluş Savaşı sonrası bu kahramanlığı sebebi ile kendisine Gazi madalyası verilmiştir. Kaynak: ailenin sözlü anlatımları.

[4] Efe’nin sözlü anlatımlarından naklen, kızı, oğulları ve torunlarının anlatımları.

[5] Ailenin sözlü anlatımları.

[6] Efe’nin hatıralarından naklen, kızı, oğulları ve torunlarının sözlü anlatımları.

* Not: Fotoğraf, Demirci Mehmet Efe’nin oğlu merhum Avukat Mehmet Demirciefe’nin ricası üzerine, kendisine ait avukatlık bürosunda çekilmiştir. Hacı Mustafa Efe, yaşlılık günlerinde hatıra kalması için tekrar zeybek kıyafetlerini giymiş ve bu fotoğrafı çektirmiştir. Bilgi: Efe’nin torunu Yaşar Ersun Beker’in, dedesinden naklen sözlü anlatımları.