Dr. Deniz ACARAY

HAKKINDA

1976 Zonguldak doğumlu olan Deniz ACARAY, ilk ve orta öğrenimini Zonguldak’ta tamamladıktan sonra 1994’te üniversite eğitimi için Ankara’ya gelmiş, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimini Varşova Üniversitesi Gazetecilik ve Siyasal Bilimler Fakültesinde Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde almıştır. Türkiye’nin Avrupa Birliği Adaylık Süreci ile ilgili çalıştığı bu süreçte “The Applicability of Copenhagen Political Criteria by Turkey and the Probable Issues to Be Occurred During the Negotiations” başlıklı yüksek lisans tezi ile mezun olmuştur. Daha sonra Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku ABD Başkanlığında doktora eğitimine devam eden ACARAY, Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN danışmanlığında “Siyasal Katılma Yolu İle İnsan Haklarının Korunması” başlıklı doktora tezi ile doktora eğitimini tamamlamıştır. MEB, Bülent Ecevit Üniversitesi İİBF, Bartın Üniversitesi İİBF’de öğretim görevlisi olarak çalışmasının ardından Şubat- 2016’dan beri Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsünde Öğretim üyesi (Yrd. Doç. Dr.) olarak görev yapmaktadır. Çalışma alanları; İnsan hakları, anayasa, siyasal katılım, ulus – devlet, Kemalizm, liderlik ve sivil toplumdur. İyi derecede İngilizce, temel düzeyde Almanca ve Lehçe bilmektedir. Aktif bir sivil toplum gönüllüsü olan ACARAY, evli ve üç çocuk annesidir.

YAZARIN MAKALELERİ

09/01

2018

İNSAN HAKLARI, DEMOKRASİ VE GÖNÜLLÜLÜK

Her insanın sırf insan olduğu için doğuştan sahip olduğu hakları ifade eden insan hakları kavramı ile demokrasi ve gönüllülük kavram ve olguları arasındaki ilişkileri ele aldığımız bu yazımız; özetle, insan haklarının gelişimi ve korunması temelinde bir olması gereken arayışı ya da çabasıdır. Çalışmanın konu başlığında “insan hakları” teriminin kullanılması tercih edilmiştir. Bilindiği gibi; insan hakları terimi yerine, kimi zaman  “temel ...

01/07

2017

EGEMENLİK, OTORİTE VE MEŞRUİYET TARTIŞMALARI TEMELİNDE OHAL

İnsanlık tarihi kadar eski olan hürriyet ve eşitlik mücadelesi, 18. yüzyıldan itibaren kurumsallaşarak ulus devlet biçiminde 21. yüzyıla ulaşmıştır. Ancak küreselleşmenin etkilerinin yerelleşme olarak ortaya çıktığı günümüzde karşı karşıya kalınan sorunların; ağır güvenlik tehditleri, terör, radikalleşme ve politik istikrarsızlık olarak çeşitli boyutlara taşınarak ulus devlet yapılarının tartışılmasına ve çözülmesine zemin hazırladığı bir dönemden geçiyoruz. Dünya barışı ve insan haklarının korunması ...

12/04

2017

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ANAYASAL DEVLET GELİŞİMİNE KISA BİR BAKIŞ

Rasyonel tabii hukuk doktrinin de etkisiyle İngiltere ve Fransa’da meydana gelen gelişmeler neticesinde, burjuva devrimleri yaşanmış, ilk yazılı insan hakları belgeleri, anayasal belgeler ortaya çıkmıştır. Özellikle İngiltere’de, 1215 Magna Carta Libertatum ile beraber, devamında 1628 tarihli Petition of Rights, 1679 tarihli Habeas Corpus Act,1689 tarihli Bill of Rights ve 1701 tarihli Act of Settlement ile hürriyetlerin sınırları gittikçe genişletilmiş, hükümdarın ...

02/04

2017

HUKUK DEVLETİ İLKESİ

Hukuk devleti en genel tanımıyla, sınırlı iktidarı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Buna göre; siyasi iktidarın keyfi davranma potansiyeli nedeniyle bölünmesi yetmez, aynı zamanda onun kendisini bağlayan kurallara da tabii kılınması gerekir. Bu anlamda hukuk devleti; insanların değil, hukukun hükümetidir (government of law and not of men). Türkçe’de  “hukuk devleti” olarak ifade edilen bu ilke, esasında anayasacılık ve sınırlı ...

20/03

2017

KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİ

Kuvvetler ayrılığı; devletin üç ana fonksiyonunu (yasama, yürütme ve yargı) yerine getiren organların, tek bir kişinin elinde toplanmasını engellemek üzere düşünülmüş bir sistemdir. Çünkü bu üç yetkiyi de elinde bulunduran bir iktidar, mutlak bir iktidar olacaktır. Tarihsel sürecin de bize gösterdiği,  insan hakları mücadelelerinin mutlak iktidarın sınırlandırılmasına karşı verildiğidir. Nitekim iktidarın keyfi davranma potansiyeli, artık evrensel bir söylem haline gelmiş ...

01/03

2017

SINIRLI VE BÖLÜNMÜŞ İKTİDAR İLE İNSAN HAKLARININ KORUNMASI İLİŞKİSİ

İnsan hakları, anayasalarda temel hak ve özgürlükler ile ödevler şeklinde düzenleme alanı bulduğunda; bu düzenleme, yasama organının işlemlerine karşı bir güvence teşkil eder. Parlamenter sistem özelinde düşünürsek de; yürütmenin parlamento içindeki çoğunluktan çıkması nedeniyle, bu aynı zamanda yürütmeye karşı bir güvencedir. Yasama organının temel işlevi ülke genelinde geçerli olacak genel ve soyut kuralları (kanunları) yapmak olduğuna göre; temel hak ve ...

10/02

2017

ANAYASAL DEVLET

Bu yazıyı paylaşın

Facebook
Facebook
Google+
Google+
http://ankaenstitusu.com/author/denizacaray
YouTube
YouTube