İnsanca yaşamak için,

Bir gönülden diğerine akabilmek için,

Hayata katılabilmek için,

Kendini gerçekleştirmek için,

Yaşamı yeniden kurabilmek için…

 

Aşk, kimi zaman “Sonsuz gizem”, “Duyguların derin boyutu” “İnsan varoluşunun gerçeği”, “Bir diğerinin varlığında erime”,  “Ancak yaşandığında fark edilebilir kökten değişim ve dönüşüm” olarak değerlendirilmekte…

Eric Segal , “Gerçek aşk sessizce gelir…” diyor.

Uygarlıkların kültürel dokuları farklılaşsa da, aşkın çağlar boyu kültürlere özgü yaşantılarda önem verilen bir değer olarak yer bulduğunu; aşkın türü ne olursa olsun, ister insani, ister ilahi, ister doğa aşkı ya da mesleki, isterse hakikat aşkı yahut kelimenin en yalın formunda cinsel aşk, bu yerin korunmaya devam ettiğini görüyoruz.

José Ortega y Gasset’e göre, “Herkes aynı şekilde aşık olur, ama hiç kimse aynı sebepten ötürü aşık olmaz. Burada evrensel değer olarak belirlenebilecek tek bir unsur dahi yoktur.” 

Sizce AŞK nedir?…

Diyebilir miyiz ki?..

  • Her aşk, koşulsuz sevgiyi gerektirir.
  • Her aşk, adanmayı gerektirir.
  • Her aşk, aşkın nesnesine katıksız inancı gerektirir.
  • Her aşk, bağlanmayı gerektirir.
  • Her aşk, kendisiyle birlikte yola çıkmayı gerektirir.
  • Her aşk, sahip olunanları sevgilinin uğruna feda etmeyi gerektirir.
  • Her aşk, hesapsızca kendini o yüksek sevginin kollarına bırakmayı gerektirir.
  • Her aşk, aşkın nesnesine gönül düzeyinde saf yakınlığı gerektirir.
  • Her aşk, masumiyeti gerektirir.
  • Her aşk, kendinden geçip yine de kendin kalabilmeyi gerektirir.

Ve şayet tüm bunların yanıtı evet ise, o halde; diyebilir miyiz?.. Aşk aynı zamanda; bir seçimdir, kadınlar ve erkekler tercih ettikleri sevgi ile farklılaşırlar.

Ve şayet aşk bir seçim ise, diyebilir miyiz?.. Adı aşk olan seçim, aynı zamanda mutlak suretle ve kaçınılmaz olarak kendini açmayı gerektirir. Deriz elbet, neden mi, zira;

  • Kendini açan kişi, etkileşimdeki diğerine “sana güveniyorum” mesajını iletmektedir.
  • Kendini açan kişi, doğası “yakınlık” üzerine kurulu bir ilişkiye kendini katıyor demektir.
  • Kendini açan kişi, etkileşimde hareket, duygu, deneyim, bilgi ve paylaşım zemini yaratmaktadır.
  • Kendini açan kişi, bir diğerinin kendisini tüm yönleri ile tanımasına fırsat vermektedir.
  • Kendini açan kişi, ilişkiye doğallığı ve samimiyeti dahil etmeyi önceliklendirmeyi seçmektedir.
  • Kendini açan kişi, etkileştiği bireyin kendisine açılmasına izin vermekte ve yüreklendirmektedir.

Ve rahatlıkla, söyleyebiliriz ki, kişinin kendisini bir diğerinin önünde açığa vurmasını teşvik eden, içtenliğin, masumiyetin, güvenin, sevginin açıklanmasına izin veren, aşk dolu bir ilişki, bireyi dünyanın nasıl yorumlanabileceğine, dünyaya nasıl bakılabileceğine dair yeni bir anlayış ve yepyeni yollarla tanıştırır.

Yaşamın farklılaşan mevsimlerini cesaretle göğüsleyebildiğimiz aşk dolu günler olsun!..