“Asimetrik savaş, güçsüz olan askeri birliklerin daha güçlü olan askeri birliklere karşı yürüttüğü gayrinizami harp unsurlarını da barındıran savaş yöntemidir.” şeklinde sınırlı anlamıyla ifade edilse de bu kavramı biraz açmak ve genişletmek gerekliliği ortaya çıkmıştır. Asimetrik diğer bir ifade ile simetrik olmayan veya alışılmış yöntemlerin ötesindeki araçların, yöntemlerin kullanılmasını ifade etmektedir. Asimetrik savaş günümüzde ve gelecekte sadece güçsüz olanın değil bizzat güçlü olanın da kullanabileceği yöntemler olarak karşımıza çıkmakta ve çıkacaktır.

Ülkelerin üzerinde yaşayan halkıyla birlikte güvenli yaşamaları için devlet nezdinde bir dizi çalışma yapılır. Söz konusu çalışmalar asker ve istihbaratçı profesyonellerin yanı sıra ilgili sivil bürokratların da katıldığı ortak akılla yürütülür ve sonuca ulaştırılır. Çalışmalar kapsamında devlet ve millete yönelik bilinen ve olası iç ve dış tehditler ortaya konur, bunlara karşı alınacak tedbirler üretilir. Çalışmalar genellikle olası simetrik tehditlere karşı alınacak tedbirlerle ilgilidir. Asimetrik tehditler ise ancak öngörülebildiği kadarıyla ele alınabilir. Maalesef bu tür tehditler genellikle başa geldikçe düşünülür ve oluşan tehditlere tedbir alınmaya çalışılır. İşte okuduğunuz makalede işlemek istediğim ana tema bu soruna dikkat çekebilmek.

Küresel güçler ekonomik, politik, toplumsal yaşamı ellerindeki yetenek ve araçları kullanarak yönlendirmekte ve şekillendirmekte, geniş coğrafyalarda etki ve ilgi alanları oluşturmaktadır. Yakın gelecekte belirli uzay alanlarında da etki ve ilgi alanları oluşacaktır.

Küresel güç olmak için en değerli yetenek şüphesiz bilgi ve teknolojiye hâkim olmaktır. Günümüzde “Bilimsel ve Teknolojik Güç” milli güç unsurlarının en değerlisi haline gelmiştir.

Diğer yandan görülmektedir ki “acımasız dünyada” gücün artırılması ve sürdürülmesi için “bilgi ve teknoloji” her şeyden daha önce tehdit üretim sistemlerine dönüştürülmektedir. İnsanlık olarak yakın gelecekte saldırı ve savunma sistemlerinin hiç de alışık olmadığımız formlarıyla karşılaşabiliriz. Şüphesiz ülke olarak da çeşitli asimetrik saldırılar yaşayabiliriz.

Komplo teorilerinden öte olalım ancak beklenen durumları yeterince önceden algılayabilelim.

Küresel devletlerin silahlı kuvvetlerince belli bir süredir yoğunlaştırılarak yönlendirilebilen manyetik dalga silahlarının kullanılmaya başlandığını, hava atma vasıtalarıyla atılan ve öncelikle enerji santrallerini ve nakil tel / kablolarını etkileyen mühimmatların kullanıldığını, hava savaş araçlarının motor sistemlerinin yerden müdahale ile etki altına alınabildiğini, susturulabildiğini konunun ilgilileri biliyorlar. Bu tür ve benzeri silah sistemleri ile ülkelerin stratejik önemdeki tesisleri de kısa sürede etkisizleştirilebilmektedir.

Şüphesiz klasik konvansiyonel sistem ve saldırılar önümüzdeki zaman diliminde de geçerliliğini koruyacaktır. Gelişmiş bölgesel güçler, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler silah tedarikçisi durumundadırlar. Bu ülkelerin birbiriyle yapacakları savaşlarda bilinen silah sistemlerinin ve yöntemlerin kullanıldığını ve kullanılacağını görebiliriz. Eşyanın doğasına uygun olan bu durum anılan devletlerin daha fazla silah sistemi talep etmesini, küresel ve bazı bölgesel güçlerin de daha çok silah satmalarını sağlayacaktır.

Ancak küresel bir güçle ya da içinde küresel bir gücün olduğu bir ittifakla karşılaşma olasılığınız varsa çok yönlü ve alışılmamış asimetrik saldırılara hazırlanmanız gerekmektedir. Şüphesiz bu tür saldırılara tam olarak hazır olmak çok zordur. Tehdidi önceden kestirmek, tedbir alabilmek bilgi ister, teknoloji ister. Karşı koyabilmek ise liyakatli kişiler / işler ister. Hamaset ve kuru gürültüyle olmaz.

Bilgi ve teknolojinin asimetrik saldırı aracı olarak nasıl ve ne şekilde kullanılabileceğini tartışmalıyız.

Depremlerin üretilebildiğini, ani ısı artışı ve azalmalarının, lokal alanlarda yumruk büyüklüğünde dolu ve aşırı yağmur geçişlerinin tetiklenebildiğini / oluşturulabildiğini sel ve su baskınlarına yol açılabildiğini yok sayabilir miyiz?

Çok soğuk kış günlerinde bazı gerekçelerle doğalgaz arzında aniden kısıntıya gidilebileceğini göz ardı edebilir miyiz? Böyle bir olasılık bağımlı tedarikçi ülkede ekonomiyi ve yaşam koşullarını nasıl etkiler bir düşünelim.

Elektrik üretim tesislerine ve tellerine yönelik karbon bulutu oluşturan grafit bombalarının kullanılması ya da siber saldırıların gerçekleştirilmesi sonucu yaşam koşulları hızla felç edilebilir.

Kritik devlet savunma, güvenlik ve istihbarat sistemlerine, hazine ve maliye kurumlarına, bankacılık sistemlerine, kara, deniz ve hava ulaşım hat ve vasıtalarına, trafik şebekelerine ve sinyalizasyon sistemlerine yönelik güçlü ve eş zamanlı bir siber saldırıyı zihnimizde canlandırabilir miyiz?

Diğer taraftan devlet görevlerinde liyakatten uzaklaşma, bireyselleşmenin abartılarak aile bağlarının zayıflamasının sağlanması, doğaya ve canlılara duyarsızlaşma / düşmanlaşma, argonun ve küfrün günlük yaşama normal kontenjanından dâhil edilmesi, cehaletin ve güç zehirlenmesinin örgütlü tehdit hale getirilmesi, toplumsal yabancılaşmanın artması ise örtülü ve sinsi bir savaşın işaretleridir. Bu saldırılarla toplumun savunma refleksleri çökertilmektedir.

Terör, kargaşa, hırsızlık ve yağmayı saymıyorum bile.

Somut olasılıkları biraz artıralım:

  • Sinir uçları tahrik edilen, gerilen, ayrıştırılan toplum katmanlarına yönelik sistematik saldırılar,
  • Metropollerde ve önemli tesislerin bulunduğu diğer bazı yerleşim yerlerinde solunan havada ani oluşabilecek derişik (yoğunlaştırılmış, konsantre) madde değişimi ya da havadan doğal olmayan yollardan gelen zararlı madde serpintileri,
  • İnsanların sinir sistemlerini hedefleyen ses dalgalarına ve manyetik alan baskılarına maruz bırakılması,
  • Ağır siber ve elektro manyetik saldırılarla köreltilmiş askeri ve sivil radarlar ve muhabere sistemleri, çalışmayan bilişim sistemleri, etkisizleşen harekât ve komuta merkezleri, uçamayan savaş uçakları, seyir yapamayan savaş gemileri, sağlıklı yürümeyen tanklar, zırhlı muharebe araçları, durma noktasına getirilmiş sivil ulaşım ve kargo taşıma sistemleri, vb.

Tüm bu olasılıkların öncesinde / sonrasında ya da bunlara eş zamanlı olarak yapay yollardan tetiklenmiş deprem vb. bir afetin önemli stratejik tesislerimizi ve ulaşım şebekesinin bir kısmını kullanılamaz hale getirmesini tasavvur edebilir miyiz?

Yukarıda birkaçını sıraladığımız orantısız ve asimetrik saldırı yöntemleriyle yaratılabilecek kaos ve kargaşayı bir düşünelim.

Tüm bunların yakın, ardışık ya da eş zamanlı kullanılabileceğini kabul ettiğimizde durum ne kadar ürkütücü değil mi? Bunları kısa bir süre daha göz, düşünce ve akıl ardı yapabiliriz. Saydığımız tehditler teşkilat şemalarımıza, görev tanım formlarımıza şu an için uymayabilir. Görmezden gelmek bizim ne kadar gerçekçi olduğumuzu göstermez. Başımıza gelinceye kadar durumu idare ettirir.

“Sadece ufku değil ufkun ötesini de görebilmeliyiz.”

Soru:

– Hazır mıyız?!

Yanıt:

– Değiliz!