Yanık Efe, 1877 yılında Ödemiş’in Çaylı Köyü’nde doğdu. Kamalı Zeybek Mustafa Efe ve Kurucuovalı İsmail Efe’nin yanında yetişti. Dolayısıyla da Çakıcı Mehmet Efe ile rekabet etti. Kamalı Zeybek Mustafa Efe’nin, Kurucuovalı İsmail Efe’nin ve Çakıcı Efe’nin ölümünden sonra ise bölgede tek söz sahibi efe oldu.

Yanık Halil İbrahim Efe 1919 yılında, zeybekler arasında güngörmüş, hatırı sayılan, sözüne itiraz edilmeyen, baş efe konumunda yani efeliğin manevi makamında başköşede oturan bir zeybek reisidir.

Yanık Efe zeybekliğini, masum ve mazlumu korumak üzerine bina ettiği için de Yörükler ile yöre halkı tarafından ağabey olarak görülmüş ve her zaman desteklenmiştir. Yanık Efe için Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde efelerin yetiştirildiği ocağın piri dahi denmektedir.

‘‘Yanık Halil İbrahim Efe, Ege Bölgesinde Milli Mücadele dönemi öncesinde birçok zeybeğin yetiştirilmesini sağlamıştır.’’ [1]

Milli Mücadele günlerinin Aydın, Menteşe ve Havalisi Kuvayı Milliye Umum Kumandanı Albay Demirci Mehmet Efe, Adagideli Kâhya Hasan oğlu Koca Mustafa Efe ve Keleş Mehmet Efe gibi daha pek çok namlı zeybek, Yanık Halil İbrahim Efe’nin yanında yetişmiştir…

Yanık Efe’nin zeybek çetesi o günlerde en etkili çetedir. Çete üyelerinden bazılarının isimleri:

‘‘Yanık Efe, Yağlar’dan Hüseyin, Keles’ten Mehmet, Halı Köy’den Mustafa, Demirci Mehmet Efe.’’ [2]

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde iyice bozulan asayiş sebebi ile meydana gelen çeşitli mağduriyetler, kavgalar, çatışmalar, adliyede yaşanan haksızlıklar, toprak ya da su kavgaları vs. derken hakkını adalet kapısında bulamayanlar, çareyi Yanık Efe’ye başvurmakta bulmuşlardır. Dolayısı ile Yanık Efe bir eğitici, öğretici, arabulucu, adalet dağıtıcı durumundadır.

***

‘‘Köye döndükten sonra asker kaçağı olarak rahat rahat ortalıkta dolaşamayacağını anlayan Yörük Ali Efe, halasının eşi Çıngıllı Hüseyin’den ‘artık dağlarda barınabileceğini ve dağlardaki efelerden birinin yanına gitmek konusunda kendisine yardımcı olmasını’ istemiştir… Çıngıllı Hüseyin, Yörük Ali Efe’yi ilk olarak kendilerine çok yakın olan Yanık Halil İbrahim Efe’nin yanına götürmüştür. Ancak Yanık Halil, ‘efelik, zeybeklik, kızanlık çoluk çocuk işi değildir. Senin bize kızan olsun diye getirdiğin bacak kadar çocuk. Efe olsa, zeybek olsa, kızan olsa ne yapar bu?’ demesi üzerine geri dönmek zorunda kalmışlardır… Yörük Ali Efe daha sonra Molla Ahmed Efe’nin yanına kızan olarak girmiştir.’’ [3]

Bu bilgi aslında çok ilginçtir. Kim bilir belki de Demirci Efe ile Yörük Ali Efe arasındaki kutuplaşmanın temelinde, ana sebeplerden birisi olarak bu konu da olabilir… Zira Demirci Efe, Yanık Efe’nin kızanıdır…

***

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali üzerine, Ödemişli yurtseverlerden Hakkı Paşazade Fahri Bey ve Hanaylıoğlu Mehmet Ağa, özellikle Ödemiş, Birgi, Tire, Bergama, Nazilli ve Manisa, Alaşehir yörelerinde söz sahibi olan Yanık Efe’yi işgale karşı direnmeye davet ederler. Yanık Efe, uzun yıllar dağlarda zeybeklik yaptığı ve giriştiği sayısız çatışmalarda pek çok yara aldığı için eskisi gibi dinç ve hareketli değildir.

Ayrıca efeliğin manevi makamını, yanında henüz daha yeni kızanken, hem Yanık Efe’nin kızanlarının ve hem de Yanık Efe’nin hayatını kurtarmış olan Demirci Mehmet Efe’ye devretmiştir. [4]

Bu sebeple Demirci Efe’nin, zeybeklik geleneğinin kanunlarına göre hareket eden zeybekler üzerinde manevi bir etkisi vardır.

Bu durumu bilen Hakkı Paşazade Fahri Bey ve Hanaylıoğlu Mehmet Ağa, Yanık Efe ile görüştüklerinde özetle: ‘‘Şuan dağların en etkili efesi Demirci Efe. Bir zamanlar Demirci Efe senin kızanındı. Hatta efeliği Demirci’ye sen devretmiştin. Demirci’nin efesi sensin. Seni sever, sayar. Hatırını kırmaz. Gel birlikte ziyaret edelim. Bölgedeki tüm zeybekleri bir araya ancak o getirebilir. Yoksa baş olma kavgasına girişecekler. Yunanla savaşacak halleri kalmayacak!’’ derler. [5]

Bunun üzerine Yanık Efe ve kızanları ile Ödemişli yurtseverler, 19-20 Mayıs 1919 gecesi Eczacı Tevfik Beyin evinde gizli bir toplantı yaparlar. Daha sonra Nazilli’de Demirci Mehmet Efe ile görüşmek için 22-23 Mayıs 1919 gecesi yola çıkarlar. Fakat Tıklaç (Dıkıleç) Koca Mustafa Efe çetesi, kurduğu pusu neticesinde Yanık Efe ve beraberindekileri öldürür.

Yanık Efe, eski kızanı olan Tıklaç Efe’yi, zeybekliğe aykırı davranışları sebebiyle yanından kovmuştur. Bu durumu hazmedemeyen Tıklaç Mustafa, fırsatı yakalayınca da Yanık Efe’den intikam almak için bu pusuyu kurmuş ve amacına ulaşmıştır. [6]

Yanık Efe’nin vuruluşu başta Demirci Efe olmak üzere tüm zeybekleri derinden sarsmış ve üzmüştür. Daha sonra araya subayların girmesi ve işgale karşı direnecek yeterli güçlerinin bulunmaması sebebiyle, ‘‘Yanımızda savaşan bir tüfek daha fazla olsun!’’ sözlerine itibarla Demirci Efe, ‘‘Çağırın o Tıklaç’ı, Yanık Halil İbrahim Efe’nin diyetini, milleti için işgalcilerle savaşarak ödesin bize!’’ demiş ve kendisine her hangi bir zarar vermeyeceğine dair de söz vermiştir. Bu söz üzerine Tıklaç Efe Kuvayı Milliye’ye katılmış ve işgale karşı savaşmaya başlamıştır.

‘‘Dıkıleç Koca Mustafa: 1889 yılında Beydağ Halıköy’de doğdu. 1914’de seferberlik ilanına katılmayıp dağlardaki Yanık Halil İbrahim Efe’ye kızan oldu. Daha sonra araları açıldı ve ayrılıp 1918’de kendi çetesini kurdu. Yurdun işgali üzerine Kuvayı Milliye’ye katılıp savaştı. Ulusal direniş için uğraşan ve ailelerini Nazilli yöresinde güvenilir bir yere götürmekte olan Adagideli Mehmet Emin Ağa’yı, Ödemiş Kaymakamı Hakkı Paşa oğlu Fahri Bey’i ve eski efesi Yanık Halil İbrahim’i Beydağ Erikli köyü sınırında Yanık Kayası denilen yerde, kafilenin yolunu keserek durdurdu. Dargın olduğu eski efesi Yanık Halil İbrahim, Dıkıleç Koca Mustafa Efe’nin bulunduğu yere gecenin karanlığında beş el ateş edince, açılan karşı ateşle Çaylılı Yanık Halil İbrahim Efe, Hakkı Paşa oğlu Fahri Bey ve Adagideli Mehmet Emin Ağa vurularak öldürüldü.

Daha sonra kimi cephelerde Kuvayı Milliye adına çalıştı. Bu sıralarda Yanık Halil İbrahim Efe’nin eski baş zeybeği, sonradan efelikte etmiş olan Çaylılı Keleş Mehmet Efe’nin Halıköy’e geldiğini duyan Dıkıleç Koca Mustafa Efe, eski çete arkadaşından kuşkulandı. Bunun üzerine Keleş Mehmet Efe’nin üzerine kendi zeybeği ve kardeşinin damadı olan Uscu Mehmet’i gönderdi. Uscu Mehmet de Keleş Mehmet Efe’yi vurup öldürdü. Bu hadiseler Kuvayı Milliyeci efeler arasında hoş karşılanmadı. Yanık Halil İbrahim Efe’nin ve Keleş Mehmet Efe’nin öldürülmesi üzerine Demirci Mehmet Efe’nin emri ile Adagideli Kâhya Hasan oğlu Koca Mustafa Efe ve zeybekleri, Dıkıleç Koca Mustafa Efe’yi Nazilli yolunda Taşoluk denilen mıntıkada pusuya düşürüp öldürdüler. Mezarının yeri bilinmemektedir.’’ [7]

Demirci Mehmet Efe, Kuvayı Milliyeci subayların ‘‘Bir tüfek daha fazla olsun’’ sözüne itibarla, vatan ve millet uğruna savaşacak tecrübeli bir kişi daha kazanmak amacıyla, kendisini yetiştiren efesi Yanık Efe’yi öldüren Tıklaç Efe’ye olan öfkesini yutmuş, milleti için savaşmasına izin vermiş fakat zaferden hemen sonra da cezalandırılmasını emrederek, efesi olan Yanık Halil İbrahim Efe’nin intikamını almıştır.

Yanık Halil İbrahim Efe, yetiştirdiği zeybek kızanları ile Milli Mücadele’nin başarısına katkı sağlamış isimsiz bir milli kahramandır. Yerel araştırmalarım esnasında bir fotoğrafına ulaşamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Zira Yanık Efe, milletimizin evlatlarına öğretilmesi gereken efelerden birisidir. Hakkında yeterince araştırma yapılmaması, film, dizi, belgesel çekilmemesi ve kitap yazılmaması, bence milli tarihimiz için bir kayıptır. Dilerim yeni yetişen tarihçiler, araştırmacılar, akademisyenler ve yazarlar Yanık Efe’yi de hatırlarlar…

 [1] A. Munis Armağan, Bozmenderes’ten Bozdağlar’a Kuvayı Milliye

[2] Bize Derler Çakırca-19. Ve 20. Yüzyılda Ege’de Efeler. Yayıma Hazırlayan: Sabri Yetkin

[3] Sabahattin Burhan, Ege’nin Kurtuluş Destanı, Yörük Ali Efe, C, 1

[4] Naci Sadullah Daniş, Demokrat İzmir Gazetesi, Cepkenliler Yazı Dizisi

[5] Naci Sadullah Daniş, Demokrat İzmir Gazetesi, Cepkenliler Yazı Dizisi

[6] Ödemiş’te Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu/İlk Kurşun Savaşı/Alev Çoşkun

[7] Behiç Galip Yavuz, Zeybekler