Ülkemizde toplam tarım alanı 1990’da 27 milyon 856 bin hektardı. Bu alan 2014 de 23 milyon 811 bin hektara düşmüştür. Bunun sonucu olarak tarımsal üretim gerilemiştir. Örnek olarak, 1990-2013 döneminde baklagiller üretimi %43 azalarak 2 milyon 13 bin tondan 1 milyon 148 bin tona düşmüştür, çünkü para kazanamayan çiftçilerin önemli bir kesimi tarımdan vazgeçmiştir.

Gezici Araştırma Şirketi, çiftçilerin durumunu ve algısını belirlemek üzere 1-6 Nisan 2014 tarihlerinde TÜİK örneklem verilerini dikkate alarak bir araştırma yapmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çiftçiler geçinemediklerini söylüyor. Çiftçilerin %87,60’ı zorunlu harcamalardan sonra ellerinde para kalmadığını, %72,40’ı ahırlardaki hayvan sayısının azaldığını, %35,50’si çiftçiliği bırakarak göç ettiğini, %38,1’i kooperatifçiliğe önem verilmesini, %65,9’u ise “tarla tarımından çok hayvancılığa önem verilmesini ve devlet desteklerinin artırılmasını, %19,3’ü mera alanlarının kalmadığını ve %22,1’i toprağın eskisi gibi verimli olmadığını, %30,2’si suyun kalmadığını, %38,6’sı iklimin değiştiğini ve %70,8’i nehirlerinin kirlendiğini belirtmiştir[1].

Bu noktadan hareketle, Türkiye’nin mutlaka tarım alanında atılım yapması ve tarımdan beslenen nüfusun ekonomik durumunu düzeltmesi gerekmektedir. Çünkü ekilen tarım alanları yıllar içinde küçülmüş ve bu yoksullaşmaya yol açmıştır[2].

Bilgi ve teknoloji çağı olan zamanımızda bir yandan insanın mutluluğu, insanca yaşaması ve hayatını kolaylaştırabilmesi için birçok yeni teknolojiler geliştirilirken, diğer yandan bu teknolojilerden yararlanmak bir yana, günlük yaşamını en basit koşullarda bile sürdürmekten uzak kitlelerde artış görülmeye başlanmıştır[3].

Dolayısıyla yeni çözümlere ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle tarımsal üretim için uzmanlara yeni iş sahaları açmak, küçük sermayeyi yan yana getirerek gelirlerini güvence altına almak ve sağlıklı beslenme güvencesi yaratmak için yeni yaklaşımları gündeme getirmek gerekmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi “Kent tarımını Kooperatifler eli ile geliştirmek tarımsal üretim için bir çözüm yolu olabilir mi?” sorusunu irdelemekte yarar bulunmaktadır.

Kentsel tarım, Kentin sosyal ve ekonomik kaynaklarını yeniden kullanarak, yine o kentin ihtiyacını kısmen de olsa sağlayan tarımsal ürünlerin yetiştirilip işlenmesini ve dağıtımını hedefleyen bir sistemdir[4].

Kentsel tarım gıda güvenliği, sağlıklı ve yeterli beslenme, ekonomik gelir sağlama, mikro klimanın iyileştirilmesi, kentsel katı ve sıvı atıkların işlenmesi ve geri kazanımı, sosyal bütünleşme, biyoçeşitliliğin korunması, karbon ayak izinin azaltılması, kentsel açık alanların üretken kılınması, hava kalitesinin artırılması yönünden büyük öneme sahiptir.

Esasında, ülkemizde belirli bir dönem kent tarımı uygulaması İstanbul’da Kuzguncuk Bostanı, Yedikule Bostanları (Topkapı’dan Yedikule’ye kadar alanda) Langa Bostanları’nda görülmüştür[5]. Bu nedenle ülkemizde kent tarımı yeniden gündeme getirilmek zorundadır, çünkü Türkiye %60’ını gençlerin oluşturduğu 80 milyon nüfusu ile dinamik bir demografik yapı göstermektedir. Ancak, tercihini hizmet sektörüne yönelten Türkiye üretimden kopmuş, tarımını büyük şirketlerin insafına terk etmiş ve böylelikle, küçük üretici büyük oranda işini ve gücünü kaybetmiş, şehirlerin varoşlarında bilmediği bir yaşam tarzına yönlendirilmiştir. Bu durum işsizliği tırmandırmıştır çünkü hükümetler kooperatifleri destekler görünse de kooperatifler vahşi kapitalist düzenle rekabet edemediği için çoğu amacının dışına itilmiştir.

Oysa kooperatif, ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve istekleri bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu ve demokratik olarak kontrol edilen özerk bir kurumdur. Kooperatifler, toplumsal kalkınmayı geliştiren ve ticari işletmeler için temel oluşturan özgün bir modele dayanmaktadırlar. Bu işletmeler aşağıdaki özellikleri bünyesinde barındırmaktadır ve bu çok önemli görevleri üstlenmiştir.

  • Ortakların sahipliği, ortaklarına hizmet etme ve ortaklarınca yönetilme,
  • Kendi kendine yetme, kendi kendine sorumluluk, demokrasi, eşitlik, adalet ve dayanışma ile birlik oluşturma,
  • İlkelere dayalı işletmecilik,
  • Gönüllü ve açık üyelik,
  • Ortakların demokratik kontrolü,
  • Ortakların ekonomik katılımı,
  • Özerklik ve bağımsızlık,
  • Eğitim, öğretim ve bilgilendirme,
  • Kooperatifler arası işbirliği,
  • Topluma karşı sorumluluk[6].

Ayrıca kooperatifler sürdürülebilir bir iş modelini oluşturmaktadır. Kooperatifler yerel ekonomileri güçlendirmekte ve yaşam koşullarını iyileştirmektedir. Bunlara ilaveten insanlara sorumluluk kazandırmakta ve katılımcılığı artırmaktadır.

Bilindiği gibi, kentler kültürel, ekonomik ve sosyal birikimin yoğunlaştığı yerler olduğundan nüfusun çok olduğu yaşam alanlarıdır. Aynı zamanda kentler, tüketim odaklı endüstriyel bir yaşam tarzının dayatıldığı mekanlar olduğundan ekolojik ve toplumsal krizin yoğunlaştığı yerler haline gelmiştir[7].

Beslenme en temel insani gereksinmelerin başında gelmektedir. Kentte sıkışan insana sağlıklı bir yaşam ortamı yaratmak, tarımsal üretimi geliştirmek ve kent tarımı ile ucuz meyve, sebze ve hayvansal ürünleri tüketiciye ulaştırmak ve istihdama yardımcı olmak kentten yararlananların ortak kaygısı olmak zorundadır.

İklim değişikliği, çölleşme, toprakların giderek verimsizleşmesi, toprak kaybı, tarımdaki girdilerin (ilaç, gübre) toprağı fakirleştirmesi, sel baskınlarının artması, çiftçi gelirlerinin düşmesi, rant baskısıyla kırsal toprağın azalması gibi daha birçok nedenle boğuşan tarımın geleceği üzerindeki belirsizlikler “Kentte tarım yapılabilir mi ve nasıl yapılabilir?” düşüncesini son yıllarda birtakım uygulamalarla gündeme sık sık getirmektedir[8].

Ayrıca üretilen gıdaların %30’u çöpe gitmektedir[9]. Bir yönde geleceğin tarımı nasıl olmalı tartışmaları sürerken, bir diğer yönde de dünyanın değişik ülkelerinde kentte tarım ya da kentsel çiftlik uygulamaları ve projeleri dikkati çekmektedir. Kentte tarım düşüncesi yeni bir olgu da değildir[10]. Esasında, kırsalın ürünü kenti besleyebilmekteydi. Ancak kırsal nüfusun kentte yerleşmesinden sonra kentsel nüfusun gıda gereksinimini karşılayacak kaynak azalma eğilimi göstermiştir. Bu durum kentsel tarım uygulamalarını tekrar gündeme getirmiştir.

Burada üzerinde durulması gereken konu “sürdürülebilir kent” kavramıdır. Sürdürülebilir kent kendine yeterli, gelişmesini ekolojik açıdan düzenleyen, geri kazanımı ön düzlemde olan, tüketim ve üretimi dengeli, bağımlığı az olan, konut ve ulaşımı kolaylaştıran, kamu hizmetlerini artıran ve çeşitlendiren, demokratik katılımı sağlayan kenttir. Kentsel tarım da bu kente katkı sağlayabilir ya da bu kentin amaçlarından biridir[11].

Bu noktada hipotetik olarak hesaplama yaparsak; 30 kooperatif üyesi 200 dönüm araziyi 10 yıllığına kiraladığında 30 sağmal inek, 60 koyun, 500 yumurta, 500 etlik tavuk hayvancılık yatırımı, bağ bahçe, yem bitkileri, baklagillerden oluşan sistem kurabilir. Bu sistemde 2 ziraat mühendisi, 1 ziraat teknisyen, 1 işçi ve 3 bekçi ve bahçıvan ile üretim gerçekleştirilebilir ve istihdam yaratılır. Yapılan fizibilite çalışmasına göre bir milyon TL’lik tarımsal kredi kullanıldığında tüm yatırımların başa baş noktasına ulaşması 5 yılda sağlanmaktadır. Böylece üyeler sağlıklı hayvansal ve bitkisel üretimden yararlanacaktır. Kendine yeten bir tarımsal sistem ortaya çıkmaktadır. Gübre, hayvan yemi üretimi için gerekli girdiler sistemden elde edilecektir. İhtiyaç fazlası ürünler dışa satılacağından ürünün elde kalma riski bulunmamaktadır. Bu arazilerin şehrin 15-30 km bandında yer alması rekabet açısından büyük önem taşımaktadır.

Adsız

Şekil 1. Hipotetik olarak arazi kullanım planı

Şekil 1’de görüleceği gibi 200 dönümlük alanda hem profesyonel hem de hobi amaçlı üretim yapılabilmekte, küçük bir yatırımla 7 kişiye -2 ziraat mühendisi, 1 ziraat teknisyeni, 1 işçi ve 3 bekçi-bahçıvana- iş imkânı yaratılmaktadır.

Bu proje devlet tarafından desteklendiğinde tarımsal üretim bir bütün olarak ele alınacak, hayvancılık ve et üretimi açısından önemli bir dar boğazın aşılmasına yardımcı olunacaktır. Ayrıca hazinenin elinde bulunan araziler tarımsal üretime sokularak tarımda sürdürülebilirlik sağlanacaktır. İş imkânı yaratılacak, toprakların tarım dışı kullanımına engel olunacaktır. Bu sayede en az 200 dönümlük alan üretime açılacağından verimlilik artacaktır. Bir başka yaklaşımla arazi toplulaştırması doğal olarak ortaya çıkacaktır. Bu modelle kooperatifler güç kazanacaktır. Ayrıca TBMM tarafından yayınlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun Tarım Politikalarına uygun bir yapı ortaya çıkacaktır. Küçük sermaye tarımda gelişme imkânı bulacak ve yeni iş alanlarının açılması için kaynak yaratılmış olacaktır.

[1] http:// dergi.usiad.net/83.Sayi/Bildiren_Sayi_83.pdf Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI

[2]http://www.addkarsiyaka.com/haber-1620-bartu-soral-konferansi.html

[3] http://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/es-muharrem-şengül-ramazan-türkiye’de-kentsel-yoksulluk-gebze-örneği.pdf

[4] Mougeot, L.J.A. 2000. Urban agriculture: definition, presence, potentials and risks. In: Bakker, N., M. Dubbeling, S.Guendel, U. Sabel Koschella, H. de Zeeuw (eds.). 2000. Growing Cities, Growing Food, Urban Agriculture on the Policy Agenda. DSE, Feldafing Germany, 1-42

[5] http://www.milliyet.com.tr/yedikule-bostanlari-kentsel-tarim-ekonomi-2466064/

[6] http://koop.gtb.gov.tr/kooperatifler-hakkinda/kooperatifcilik-ilkeleri

[7] https://kendineyeterlitoplum.wordpress.com/2011/05/09/permakulturle-kenti-donusturmek-emet-degirmenci/

[8] http://sendika62.org/2016/05/kentte-tarim-kentsel-ciftlik-ve-uygulamalar-ismail-kilinc/

[9] http://www.gidahareketi.org/Yilda-1,3-Milyar-Ton-Gida-Cope-1576-haberi.aspx

[10] http://sendika62.org/2016/05/kentte-tarim-kentsel-ciftlik-ve-uygulamalar-ismail-kilinc/

[11] Açıkgöz,S, Bollukçu, P. ve Gökçe ,G.2013. Dönüşen Peysaj ve Kent Tarımı  BAIXBRCGAT Tarım Parkı Barselona Ispanya Peysaj Mimarlığı 5.Kongresi 11-17 Haziran