İkinci Dünya Harbi Tarihi üzerine yazılmış çok eser vardır. Bunların çoğu muharebe harekâtının cereyanı ile ilgilidir. Oysa nükleer şartlarda harekât hariç, hareket harbinde ana meselenin taktik olmadığı; müessir faktörün hareketi tesirli kılmak için ikmal desteğinin planlanması olduğu, askeri düşünürlerin birleştikleri bir gerçektir. İkmal desteğinin planlanması ve icrası, harbe hazırlık safhasında ve harp esnasında, devlet idaresinin bütün kademelerini ilgilendiren bir sorumluluktur.

Harp Ekonomisi ve Savunma Sanayi eski harplerde de önemli rol oynamıştır. Tekniğin gelişmesi ile bu iki kavramın önemi daha da artmış ve özellikle topyekûn harpte büyük bir anlam kazanmıştır.

Sanayi için gerekli hammaddeler, harbin ve hayatın devamı için önemli sanayi tesisleri, ticari işletmeler, gıda sanayi, tarım ürünleri işletmeleri, para politikaları, iktisadi devlet teşekkülleri ve idari makamlar harp ekonomisi içinde mütalaa edilirler. Askeri teçhizat üretimiyle görevlendirilen sanayi kuruluşları ve montaj tesisleri ise savunma sanayi içinde düşünülürler.

Harbin sevk ve idaresinde ülkenin sahip olduğu hammadde varlığı hayati önemi haizdir. Hammadde noksanları, mevcut stoklardan yararlanma, tarafsız ülkelerden satın alma, ele geçirilen bölge kaynaklarından faydalanma ve sentetik üretim ile karşılanabilir. Sanayiinin verimliliği hammadde kaynaklarına, işletmelerin kapasitelerine, personelin eğitim durumuna ve sayılarına bağlıdır.

Harp Ekonomisi’nin idaresi için iyi bir teşkilat kurmak gereklidir. Bunun yanında halkın beslenme ihtiyacının karşılamak, gerektiğinde diğer ülkelerden hammadde ve gıda maddeleri tedarik edebilmek ve harbin devamı için gerekli parayı bulabilmek de önemlidir. Harp Sanayii harp vazifelerinin yerine getirilmesinde neticeye tesir eden bir faktördür. Harp Sanayii Silahlı Kuvvetlerin bütün unsurları için silah, mühimmat ve teçhizat sağlamak zorundadır. Askeri harekâtın başarısı harp sanayiinin verimine ve kapasitesine bağlıdır.

Askeri malzemenin verimliliği seri üretime geçişe kadar, askeri makamlar ile uzmanlar arasındaki işbirliği, teşkilat kurma, uzağı görme, zamanı kullanma, kalite ve miktar ile yakından ilgilidir.

Sorumluluğunu bilen bir devlet yönetimi daha barış döneminde harp ekonomisi ve savunma sanayii ile ilgili seferberlik hazırlıklarını yapmış olmalıdır.

Harpten önce alınması gereken tedbirler vardır. Bunlar; hammaddelerin, gıda maddelerinin ve askeri malzemelerin stoklanması, sanayi tesislerinin sınır bölgelerinden emniyetli bölgelere nakledilmesi ve uzman personalin silâhaltına alınmadan doğrudan sanayide istihdam edilmesidir.

Kısa sürede faaliyete geçebilen bir harp sanayii önemli avantajlar sağlar. Taarruz eden bir ülkenin, harp sanayii ile ilgili bütün tedbirleri aldığı ve harbi baskın tarzında başlatarak muhasımın sanayi potansiyelini tahrip etmeye gayret edeceği her zaman gözönünde bulundurulmalıdır.

Devlet idaresinin maksada uygun, iyi işleyen ve elastiki bir teşkilata sahip olması, ileriyi görebilen güvenilir bir planlama yapabilmesi; aşırı isteklerin vukuunda malzemenin ve işgücünün ivedilikle derecelerine göre tahsisini mümkün kılar. Harp içerisinde cereyan eden olaylar ve harp ekonomisinin problemleri her ülkede değişik olsa da, savaşan her ülkede ekonominin yönlendirilmesi gereklidir. Bu yönlendirme bütün üretim faktörlerini kapsamalıdır. Ekonomik potansiyelin genel değerlendirmesi ile birlikte mevcut ve ihtiyaç analizleri de yapılmalıdır. Asker ve sivil bütün ihtiyaç sahiplerinin istekleri tespit edilmeli ve askeri tesisler ile sanayi kuruluşlarının üretimlerine devam etmelerine veya faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmelidir. Bütün ihtiyaçların karşılanması mümkün değil ise, Silahlı Kuvvetlerin teçhiz edilmesi için kararlar alınmalı ve sıklet merkezi tesis edilmelidir. Askeri hedefler ekonomik güce uygun olmalıdır.

Silah yapımı programlarının hazırlanmasında devletin yönlendirmesi ve özel teşebbüs (bilhassa ekonomi ve sanayi ile ilgili uzmanlar) vazgeçilmezdir.

Asker ve sivil 20 araştırmacı tarafından meydana getirilen “İkinci Dünya Harbi-Harp Vasıtaları” adlı 1960 basımlı Almanca bir eserden derlenen aşağıdaki bilgiler İkinci Dünya Savaşı’ndaki Alman Harp Ekonomisi hakkında genel bilgiler içermektedir. Günümüz koşullarında ülke ekonomisinin harp ekonomisine dönüştürülmesi ihtiyacı, ülkelerin savunma sanayilerinin gücüne ve harbin sınırlı veya genel harp olmasına göre değişiklik gösteren bir konudur.

Almanya’nın Silahlanması (1936-1939)

Alman ekonomisinin gelişmesinde 1935-1936 yıllarında bir değişiklik olmuştur. Bu değişiklik bilhassa silahlanma ve Silahlı Kuvvetler giderlerinde görülmektedir. (Çizelge-1)

Silahlanma ve Silahlı Kuvvetler Harcamaları (Çizelge-1)

Yıllar Silahlanma ve SK Harcamaları (Milyar RM*) Toplam Harcama (Milyar RM) Toplam Harcamadaki Payı (%) Milli Gelir (Milyar RM) Milli Gelirdeki Payı     (%)
1933/34 1,9 8,1 23 46,5 4
1934/35 1,9 10,4 18 52,8 4
1935/36 4,0 12,8 31 59,1 7
1936/37 5,8 15,8 37 65,8 9
1937/38 8,2 20,1 41 73,8 11
1938/39 18,4 31,8 58 82,1 22

     (*RM= Reichsmark)

Silahlanma Potansiyeline Tesir Eden Hususlar

Hammadde tedarikinin dışa bağımlılıktan kurtarılması:

Alman ekonomisi gibi ithalata bağlı ve çok yönlü bir ekonominin dışa bağımlılıktan kurtarılması dört yıl içinde erişilmez bir hedefti. Harpte önemi büyük olan maddelerde sıklet merkezi tesis edildi. Bu maddeler şunlardı: Petrol (sıvılaştırılmış kömür), kauçuk, demir cevheri, tekstil hammaddesi (sentetik yün), ağır metal yerine alüminyum ve magnezyum, deri, plastik ve sentetik yağlar.

1936 yılından 1939 yılına kadar aşağıdaki üretim artışları sağlanmıştır:

Demir cevheri            :           2.259.000  tondan      3.928.000        tona

Sentetik kauçuk         :           1.000               “                22.000        “

Sentetik yün               :           43.000             “               192.000       “

Uçak benzini              :           43.000             “               302.000       “

Benzin                        :           1.214.000        “           1.633.000       “

Azot                            :           777.000           “           1.020.000       “

Aynı dönemde hammadde stoklanmıştır. Böylece 1939 yılı sonuna kadar önemli hammaddelerde bir yıllık stok seviyesi meydana getirilmiştir. Ancak bazı maddelerde bu seviyeye ulaşılamamıştır. Bunlar şu maddelerdir: Tabii kauçuk (2 aylık stok), magnezyum (4 aylık stok), bakır (7 aylık stok),kobalt (30 aylık stok), alüminyum (19 aylık stok) ve manganez (18 aylık stok)

Sanayi bölgelerinin seyrekleştirilmesi

Sanayi, Ruhr, Sachsen ve Yukarı Şilezya gibi sınır bölgelerinden ziyade Orta Almanya’da (Hannover-Magdeburg-Halle) gelişmiştir.

Sanayide kapasite ve verimliliğin arttırılması

Sanayide kapasitenin arttırılması için makine sayısının çoğaltılmasına önem verilmiştir. Metal işleyen makine sayısı 1,25 milyondan (1935) 1,6 milyona (1938) çıkarılmıştır. Ayrıca eski makineler de yenileştirilmiştir. Sanayi yatırımları 1935’ten 1938’e kadar yılda %30-32 artmıştır. Silah sanayiindeki büyüme oranı daha da fazladır.

Avusturya ve Südetler bölgesinin ilhakı ile linyit kömüründe %10, demir cevherinde %21, ham çelikte %4, selülozda %27, deride %16 ve elektrik enerjisinde %8 üretim artışı sağlanmıştır. Seri üretimi arttırmak için çeşitliliği azaltarak standardizasyonun sağlanmasında, saat başına iş gücünün artırılmasında ve işletme büyüklüklerinin seçiminde önemli gelişmeler sağlanmıştır.

İkinci Dünya Harbi’nde Alman Endüstrisi (1939-1945)

İstihdam

İş gücünün bir kısmı Silahlı Kuvvetlerde istihdam edilirken, üretimin artırılması için sanayinin de iş gücü talebi artmıştır. Tam istihdamın uygulandığı 1939 yılında Silahlı Kuvvetlerin isteklerinin karşılanmasına öncelik verilmesi sivil iş gücünün azalmasına sebep olmuştur. İş gücündeki açık, kadın ve yabancı işçilerden istifade edilemediği hallerde söz konusuydu. Alman ekonomisinin 1939-1944 yıllarındaki iş gücü durumu Çizelge-2’de görülmektedir. Bu dönemde Silahlı Kuvvetlerde 11,6 milyon insan istihdam edilmiştir.

Adsız1

Sivil iş gücü Mayıs 1939 ve Mayıs 1940 arasında oldukça azalmış, bunu takip eden yıllarda 36 milyonda sabit kalmıştır. Kadın iş gücünün artırılması harp boyunca mümkün olmamıştır; aksine Mayıs 1939’dan Mayıs 1941’e kadar %3’ten fazla düşüş göstermiştir. Mayıs 1940’dan Eylül 1944’e kadar meydana gelen azalma Silahlı Kuvvetlere katılan yabancılar ve harp esirleri ile telafi edilmiştir.

İş piyasasındaki gerilim 1941 yılına kadar azdı. Silahlı Kuvvetlerin zayiatının artması ile personel bütünleme ihtiyacının ortaya çıkması ve büyük çaplı askeri isteklerin aynı oranda aktif mevcuda sahip olmayı gerektirmesi 1942 yılından itibaren gerilimi arttırmıştır. Durumun nazikliği sivil işgücünün istihdam edilmesinde değişiklik yapılmasını gerektirdi. Mayıs 1941’den Mayıs 1944’e kadar zanaat kesiminden 760.000 (Mayıs 1941’de çalışanların %21’i), ticarette, bankalarda ve sigorta şirketlerinde çalışanlardan 550.000, hizmet kesiminde çalışanlardan 350.000 ve ev işlerinde çalışanlardan 130.000 kişilik iş gücü çekildi. Buna karşın, sanayide 640.000, Silahlı Kuvvetlerin idari teşkilatında 620.000, tarım kesiminde 490.000 ve ulaştırma hizmetlerinde 160.000 kişilik iş gücü artışı sağlandı. Buna uygun olarak ekonominin diğer kesimlerinde de iş gücü aktarımları yapılmıştır. 1941 yılında sanayi işçilerinin %40’ı metal sanayiinde istihdam edilirken, bu oran 1944’te %47’ye yükselmiştir. Temel maddeler sanayiinin payı ise %22’den %25’e yükselmiştir. İnşaat sektörünün payı %10’dan %6’ya, diğer sanayi dallarının payları ise %28’den %22’ye düşmüştür.

İş piyasasındaki gerilimde 1944 yılına kadar bütün kaynaklar kullanılmamıştır. Haftalık çalışma süresi 1941 yılında 49,5 saate çıkarılmıştır. Silah sanayi için önemli malzemeler üreten kuruluşlarda ise haftalık çalışma süresi 50,3 saat idi. Harbin Eylül 1944’ten itibaren seyrini değiştirmesi ile sivil iş gücü artmış ve hatta bölgesel olarak işsizlik dahi meydana gelmiştir. Bunun nedeni hava taarruzlarının bazı sanayi tesislerini atıl hale getirmesi idi.

Sermaye ve mal varlığının kullanılması

Harbin başlangıcında mevcut zengin teçhizat ve üretim imkânları ile sermaye birikiminin harp ekonomisinde kullanılması desteklenmiştir.

Bu konuda İngiliz harp ekonomisi uzmanlarının bir tahminini vermek uygun olur: Temmuz 1939’da Almanya’da demir ve metal sanayiinde çalışan 2,4 işçi başına bir makine düşmekteydi. Almanya’da 1943 yılında 2,3-2,4 işciye bir makine düşerken, İngiltere’de bu rakam 5,7 idi. Bu kapasite Alman sanayine büyük üstünlük sağlıyordu.

Temel maddeler sanayi ve enerji tedariki

Kömür

Almanya barış yıllarında önemli miktarda kömür fazlasına sahipti. Üretim 1938 yılında tüketimin %116’sı kadardı. Kömür yalnız yakıt olarak değil; aynı zamanda hammadde (Sentetik kauçuk üretimi, sıvı yakıt elde etme vs.) olarak ta kullanılmaya başlandı. Toplam kömür üretimi 187,5 milyon tondan (1938/1939) 268,9 milyon tona (1943/1944) yükseldi. Bu artışta Yukarı Şilezya’dan elde edilen 73 milyon ton, Alsas-Loren bölgesinden elde edilen 6,6 milyon ton kömürün de rolü olmuştur.

İhtiyacın üretimden fazla olduğu hallerde dengeli bir dağıtım sistemi sayesinde daima bir çıkar yol bulunmuştur. Ancak Haziran ve Temmuz 1944’ten itibaren durum kötüleşmiştir.Üretim azalırken cüruf miktarı artmıştır. Üretilen taşkömür sevk edilemez olmuştur. Kömür tedariki bir bakıma ulaştırma sorununa bağlı kalmıştır. Bunun neticesinde tüketicinin elindeki stoklar da bitmiştir. Ocak 1945’te Demiryollarının elinde 6 günlük, elektrik santrallarında 11-12 günlük stok kalmıştı. Ülkenin kömür ikmali yapılamayan güneybatı bölgesinde nispeten az kömür tüketen OPEL ve BMW gibi kuruluşlar önemli askeri teçhizat üretimlerini durdurmak zorunda kalmışlardır. Ocak 1945 sonunda Yukarı Şilezya Bölgesi (Kasım 1944’te üretimin %50’sinin sağlandığı bölge) ve Saar Bölgesi (%10 üretim kapasitesi) elden çıktı. Mart 1945 ortalarında taşkömür ikmali tamamen durdu. Kullanılabilir taşkömür miktarı 1944 başındaki mevcudun %4’üne düştü.

 Harbin ilk yıllarında devamlı artış gösteren linyit kömürü üretimi (1939: 212 milyon ton, 1943: 253 milyon ton) ulaştırma sisteminin felç olması sebebiyle harbin son yıllarında taşkömürün akıbetine uğramıştır. Üretim ve tüketim bölgeleri arasında bir denge kurulamamış, yalnız üretim bölgelerine yakın yerlerin kömür ihtiyaçları karşılanabilmiştir.

Demir cevheri

Kömür üretiminin aksine, 1938’de Almanya, Avusturya, Çekoslavakya ve Polonya’da üretilen demir cevheri Almanya’nın tüketiminin %28’ini karşılayabiliyordu. Dört yıllık plana uygun olarak demir cevheri üretimi 2,3 milyon tondan (1936) 3,9 milyon tona yükseltilerek 9 aylık stok meydana getirildi. Buna rağmen durum yine kritikti. İthalat oldukça fazlaydı.

Adsız2

Çizelge-3

Tarafsız İsveç’ten yapılan ithalat 1943’e kadar harp öncesine nazaran daha az olmuştur. Fransa’dan yapılan ithalat ise işgalden sonra artmıştır. Buna rağmen harp yıllarındaki toplam ithalat 1938 yılındaki seviyeye ulaşamamıştır. İthalatın en az olduğu yıllar 1940 ve 1944 yılları idi. Zira bu yıllarda ulaşım çok kötü durumdaydı.

Demir ve çelik

Almanya 1938 yılında dünya demir-çelik üretiminin %21,5’nu sağlıyordu. Bu alanda ABD’den sonra ikinci sırada idi. Almanya harpten önce yılda 18,0 milyon ton ham demir ve 22,7 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine sahipti. Bu kapasiteye 1938-1939 yıllarında Avusturya ve Çekoslavakya’nın üretimleri de (2,7 milyon ton ham demir ve 3,3 milyon ton ham çelik) ilave edildi. Buna rağmen harp öncesindeki son yıllarda üretim ihtiyacı artmıştır. 1934 yılında “Demir ve Çelik Kontrol Dairesi” kuruldu. Bu daire 1938 yılındaki “Devlet Demir Dairesi” içinde geniş yetkiye sahip olmuştur. Silahlı Kuvvetlerin 1939 yılı sonlarındaki demir ürünleri isteklerinin %66-70’i karşılanabilmiştir.

Harbin etkisi ilk yılında oldukça hissedilmiştir. Saar bölgesinde Loren-Luksemburg demir cevherlerine bağımlı çalışan işletmelerin faaliyetleri Ağustos 1940’a kadar durdurulmuştur. Ülkenin diğer bölgelerindeki üretim Yukarı Şilezya’nın katkısına rağmen azalmıştı. Loren-Luksemburg bölgesinin 1940 sonunda ilhakı ile Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının %99’u karşılanabilmiştir. Üretim 1942 sonbaharında 1941 başındaki duruma gelmiştir. Bu tarihten sonra da artış görülmüştür. İşgal edilen bölgelerdeki kapasiteden tam istifade sağlanamamıştır. İngiliz kömürüne bağımlı olan tesisler harp sırasında Almanya’dan desteklenememiştir. Buna rağmen üretime %11-14’lük katkıları olmuştur. (Çizelge-4)

Aylık ham çelik üretimi 1944 yılı ortalarına kadar 2,8-3,1 milyon tonda kalmış, ancak Eylül ayında hızla 2,0 milyon tona, Aralık’ta 1,0 milyon tona düşmüştür. Ocak ve Şubat 1945’te ise yalnız 0,6-0,8 milyon ton civarında bir üretim yapılabilmiştir.

Hava harbinin neticesi olarak Ruhr bölgesindeki çelik işletmeleri kapasitesinin %75’i 1945 yılı ilkbaharında tahrip edilmiştir.

Adsız3

  Çizelge-4

Çelik üretimi aynı seviyede kalmasına rağmen, askeri teçhizat montajının artmasında üretim tesislerinde yapılan malzeme tasarrufları rol oynamıştır. Silah üretimine tahsis edilen demir 1944 yılı ortalarına kadar %50 artarken, silah sanayi 1939/40 yıllarına nazaran üç misli büyümüştür. Harpte demir- çelik üretimi genel üretimde bir darboğaz yaratmamıştır.

 Kimya Sanayi

Akaryakıt

Almanya akaryakıtta dışa bağımlıydı. Romanya petrol bölgesinin ele geçirilmesi dahi ihtiyacı karşılamaya yetmeyecekti. Bu nedenle dört yıllık planın öngördüğü yatırımların önemli bölümü sentetik yakıt sanayiinin kurulmasına aktarıldı.

Ham petrol üretimi artırıldı. Sentez ve hidrojen katkısı ile yakıt üretimi 0,8 milyon tondan (1937) 3,8 milyon tona (1943) çıkarıldı. Bu yolla yapılan üretim 1944 yılının ilk üç ayındaki tabii yakıt üretiminin %39’u kadar olmuştur. Üretim ile tüketim arasında 1942 yılından itibaren denge kurulmuştur.

Bu durum Mayıs 1944’te tabii yakıt üretim bölgelerine hava taarruzları yapılmasına kadar devam etmiştir. Benzin ve dizel yakıtında üretimin artırılması kadar sivil tüketimin kısıtlanması da faydalı olmuştur. Mart 1944’teki üretim hem planlamanın hem de gerçek tüketimin üstünde gerçekleşmiştir. Bu nedenle Mart 1944 bir dönüm noktası olmuştur.

Mayıs 1944’te rafinerilere yapılan yoğun hava taarruzları önemli üretim tesislerini, özellikle uçak benzini üretim tesislerini tahrip etmiştir. Aynı zamanda Güneydoğu Avrupa’daki askeri olaylar nedeniyle ithalat da azalmıştır. Ham petrol üretiminin artırılması kayıpları karşılayamamıştır. Petrol ürünleri üretimi Aralık 1944’e kadar 1/3, Mart 1945’e kadar 1/5 oranında azaldı. En büyük sıkıntı acilen ihtiyaç duyulan uçak karbüratör yakıtında idi. Uçak benzini stokları Nisan 1945’te yalnız 11.000 tondu. Mayıs 1945’teki aylık tüketim ise 185.000 tondu. Petrol açığı Birinci Dünya Savaşı’nda da sonucu etkileyici olmuştur.

Sentetik Kauçuk

Alman ekonomi idaresi harpten önce sentetik kauçuk üretimi ile tedariki emniyete almak için gayret sarf etmiştir. Gayretler 1936 yılında başlamış, ancak 1939 yılına kadar ihtiyacın %22’si karşılanabilmiştir. Harp başladığı zaman iki aylık tabii kauçuk stoku mevcuttu. Kauçuk üretimi 22.000 tondan (1939) 117.000 tona (1943) çıkarılmıştır. 1942 yılındaki üretim 1938 yılındaki toplam tabii ve sentetik kauçuk tüketiminden daha fazla olmuştur.

Sentetik kauçuk üretimi sadece dört fabrikada yapılmaktaydı. Buna rağmen Mart 1945’e kadar bu fabrikalara yalnız bir hava taarruzu yapılmıştır. Önemli yan sanayilerin tahribi neticesinde sentetik kauçuk üretimi 12.700 tondan (Mart 1944) 1800 tona (Aralı 1944) düşmüştür.

Azot

Almanya’nın tabii kaynakları yetersiz olduğundan harpten önce de azot ihtiyacı sentetik üretim ile karşılanmaktaydı. Üretim 1944 yılına kadar harp öncesi durumunu muhafaza etmiştir. Azotun gübre olarak kullanılması kısıtlanmış ve elde kalan azot patlayıcı madde yapımında kullanılmıştır. Böylece Silahlı Kuvvetlere tahsis edilen azot toplam tüketimin %4’ünden (Haziran 1938-Mayıs 1939) %26’sına (1943/1944) çıkarılmıştır. Üretim 1943 yılının sonunda azalmıştır. Bunda sık sık vukubulan hava taarruzlarının ve enerji kesilmelerinin etkisi olmuştur. Aylık üretim Nisan 1944’ten Ocak 1945’e kadar 86.000 tondan 8000 tona düşmüştür. Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının karşılanması tarım kesiminde %55 oranında tüketim azaltılması ile mümkün olmuştur. Kafi miktarda azot mevcut olmadığından, 1944 yılı ortalarından itibaren patlayıcı madde üretimi de kısıtlanmıştır.

Elektrik

Elektrik üretimi 1934 yılından 1939 yılına kadar iki katına çıkarılmıştır. Harp başladığı zaman hemen hemen hiç ihtiyat kapasitesi mevcut değildi. Harp esnasında bütün işletmeler azami kapasite ile çalışmışlardır. Avusturya ve Südetler bölgesinin ilhakı %8’lik bir üretim artışı sağlamıştır. 1940 yılı başından 1944 yılı başına kadar %35’lik bir kapasite artışı sağlanmıştır. Ancak hava taarruzlarının artması ve 1943 yazının kurak geçmesi üretim artışını engellemiştir. Diğer taraftan kimya sanayiinin ihtiyacı artmıştır.

Harp boyunca elektrik santrallarının aşırı yüklenmesi dolayısıyla 1944 yılı ortalarından itibaren üretim kesilmesi meydana gelmiştir. Hava taarruzlarının sebep olduğu tahribat, plan dışı onarımlar, taşkömürü tedarikindeki güçlükler ve arasıra meydana gelen susuzluk kapasitenin 1/3 oranında azalmasına sebep olmuştur.

Tesis edilen şebekeye rağmen bölgeler arasında denge sağlanamamıştır. Mart 1945’te şebeke tahrip olmuştur. Aynı zamanda kamu elektrik işletmesinin %50’si tahrip edilmiş ve devre dışı kalmıştır.

Gaz

Ülkenin her yerinde gaz şebekesi tesis edilmediğinden bölgeler arasında farklılıklar büyüktü. Mevcut gaz şebekesi ile mukayese edildiğinde yerel gaz işletmeleri hava taarruzlarından daha az zarar görmüştür. Buna rağmen Şubat 1945 başından itibaren birçok işletme kömür yokluğundan kapatılmak zorunda kalmıştır.

Enerji sektörünün felce uğramasında ulaştırmanın aksaması ve hava taarruzlarının etkileri rol oynamıştır. Ulaştırmanın aksaması kömür tedarikinde güçlükler yaratmıştır. Bütün bunlar diğer sanayi dallarının da atıl kalmasına sebep olmuştur.

Tüketim malları sanayi

En fazla işçi çıkarma tüketim malları sanayiinde görülmüştür. Bunda hammadde tahsisatının azalması etkili olmuştur. Tüketim malları üretimi 1939-1941 yıllarında %4-5 gerilemiştir. Bunun neticesinde kişi başına tüketim malı kullanmada %26 azalma tesbit edilmiştir. Çünkü bir yandan nüfus da artmıştır. Silahlı Kuvvetlerin tüketim malları ihtiyacı göz önüne alınarak sivil halkın ihtiyacını karşılayacak tüketim mallarında 1941 yılına kadar 1/3 oranında bir azalma yapılmıştır. Sivil halk bu sıkıntıyı az hissetmiştir. İhtiyaçlar halkın kendi elinde bulunanlar ve ticari kesimin mevcutlarından karşılanmıştır. Tüketim malları sanayiinde 1942 yılından 1944 yılına kadar büyük çapta iş gücü azalması olmamıştır. Bunda az da olsa kadınların, yabancıların ve harp esirlerinin istihdam edilmesi ve hammadde tahsislerindeki azalma etkili olmuştur. Üretim kalitesi gittikçe düşmüştür. Deri tüketimi aynı seviyede kalırken ikame maddelerin payı %15’ten (1938/39) %37’ye yükselmiştir. Hafif ayakkabı üretimi 1943/44 yılında durdurulmuştur. Çünkü bu ayakkabıların ömrü 4 aydı. Deri iskarpinlerin ömrü ise 36 aydı.

Alman halkının gıda ve keyif maddeleri ihtiyacı yeterli seviyede karşılanmıştır. 1944 ortalarından Şubat 1945’e kadar (Gıda ve keyif maddeleri hariç) üretim endeksleri 2/3 oranında gerilemiştir. Kişi başına düşen üretim harp öncesine nazaran %10-15 azalmıştır.

Silah Sanayi

Silah üretiminde (Mühimmat, silah, uçak vs.) üç gelişme dönemi mevcuttur: 1941 yılı sonlarına kadar barış dönemi özelliklerini taşıyan harp ekonomisi; 1942 yılı başlarından 1944 yılı ortalarına kadar üretimde hızlı artış ve üretim sisteminin çökmesi. Harpten önce silah üretimi nispeten azdı. 1938 yılında sanayi üretiminin %7’sini silah üretimi oluşturuyordu. Bu oran daha önceki yıllarda %3 kadardı. İlk dört ayı harp içinde geçen 1939 yılındaki üretim artışı az olmuştur. Yıl içindeki toplam artış %25 kadardı. İlk büyük artış 1940 yılına kadar %76 oranında gerçekleştirilmiştir. Ancak 1941 yılında yine durgunluk dönemine girilmiştir. Silah üretimi genel olarak durumunu muhafaza etmiştir. Harbin ilk yıllarında mühimmat üretimi düşük seviyede idi. Mühimmat üretiminin genel üretim içindeki %40’lık payı Fransa Seferi’nden sonra %25’e düşmüştür. Muharebelerin şiddetinin arttığı 1942 yılı ortalarına doğru mühimmat üretimi daha azalmıştır. Bu azalmada harbin kısa süreceğinin düşünülmesi ve dolayısıyla ihtiyaçların az olacağının tahmin edilmesi rol oynamıştır.

Hareket harbi ve deniz harbi silahları (Tank ve denizaltı) üretimine öncelik verilmiştir. Ancak 1940-1941 yıllarında harp malzemesi üretiminde artış sağlanamamıştır.

Üretim 1942 yılı başlarından 1944 yılı ortalarına kadar üç misli artmıştır. Aynı zamanda üretimde sıklet merkezi de yapılmıştır. Silah üretiminin bütün sanayi üretimi içindeki payı 1941 yılında %16 iken, 1944’e kadar %40’a yükselmiştir. Aynı zamanda harp endüstrisinin muhtelif dallarında da hızlı bir gelişme sağlanmıştır.

Adsız4

Çizelge-5

Harbin ilk yıllarında taarruza uygun silahlar üretilirken 1943 yılından itibaren savunmaya uygun silah üretimine ağırlık verilmiştir. 1942 yılı başlarında ayda ortalama 350 tank, 50 kadar hücum topu üretilirken, 1944 yılı ortalarında ayda 800 tank, 600 hücum topu ve 200 tanksavar topu üretilmiştir. Şubat 1942’de üç tanksavar topu üretilebilirken, bu sayı 1944 yazında 1000 topa çıkarılmıştır. Bu daldaki üretim ağır piyade silahı üretiminin %50’sini oluşturmuştur. Aynı gelişme uçaksavar silahlarında da sağlanmıştır. Av uçakları da önemli bir örnek teşkil etmektedir. 1943 yılı başlarına kadar Av Bombardıman uçakları yapımına ağırlık verilmiştir. Bilahare Av uçakları yapımında da hızlı bir artış sağlanmıştır. Üretim birkaç ay içinde iki katına (Ocak 1943’te 490, Temmuz 1943’te 1109 uçak) çıkarılmıştır. 1943 yılı başında bombardıman uçaklarının yarısı kadar av uçağı yapılmıştır. 1943 yılının Ekim/Kasım aylarında iki tip arasında eşitlik sağlanmıştır. Uçak yapımı 1944 başlarına kadar “Devlet Hava Ulaştırma Bakanlığı”nın kontrolunda idi. Bilahare “Av Uçakları Karargâhı”nın kontrolunda ayda 3000 av uçağı yapılmıştır. 1944 yazında yapılan uçakların ¾’ünü savunma uçakları oluşturmuştur.

Roketatar yapımı da zikretmeye değerdir. İlk defa Ağustos 1943’te 8000 adet roketatar yapılmıştır. Daha sonra bu sayı Mayıs 1933’te 400.000’e çıkartılmıştır.

Gemi inşa sektöründe denizaltı yapımına ağırlık verilmiştir. Denizaltılar Mayıs 1944’te üretimin 2/3’ünü oluşturuyordu. Büyük gemi yapımından vazgeçilmişti.

Harpte sanayiinin teşkilatlandırılması (1939-1945)

Ekonomi Bakanı Funk 1938 yılında ekonomi ile ilgili bütün daireleri kontrolu altına aldı. Düşünülen merkezi idare (Emir-komuta yetkisi, otoriter harp ekonomisi idaresi, harp ekonomisi ile ilgili bütün unsurlar arasında sıkı ve devamlı koordinasyon) başarılı olamadı. Bu görev Aralık 1939’da Göring’e verildi. Ekonomik hayatın seferberlik planlarında öngörülen şekilde tamamen şekil değiştirmesine gerek olmadığına inanılıyordu. Müteakip yıllarda ekonominin merkezi idaresinin bir hayal olduğu görüldü. Bu durum belirli görevlerde tam yetkili yardımcıların kullanılmaya başlamasıyla sona erdi. Silahlanma ve Mühimmat Bakanı Fritz Todt’un ölümünden sonra iş başına getirilen Albert Speer sanayiinin sevk ve idaresinde yeni metodlar geliştirdi.

Teşkilat içersindeki ilk esaslı değişiklik tedarik hizmetlerinin yeniden düzenlenmesinde oldu. Bütün malzeme isteklerinin Silahlanma ve Mühimmat Bakanlığı’nda toplanması suretiyle, Silahlı Kuvvetlerin harp malzemesi üretimindeki direkt etkisi ortadan kaldırıldı. Hangi işletmelerde hangi metodlarla üretim yapılacağına Bakanlık karar verecekti. Bakanlığın “Silahlanma Dairesi”  Silahlı Kuvvetler Yüksek Komutanlığı Silahlanma Teşkilatı’nın görevlerini üzerine aldı. Bundan sonra görevlerin verilmesinde hem askeri ihtiyaçlar hem de sanayiinin ihtiyaçları nazarı dikkate alınacaktı. Bu maksatla “ Silah Üretim Komisyonları” teşkil edildi. Üretim imkânları bakımından birbirine yakın sanayi dalları bir teşkilat altında birleştirildi. Komisyon ve dairelerin çalışmaları çeşitli sektörlerde başarılı oldu. Bürokrasi mevcut değildi. Ancak bazen sistemsizlik ve bütünü gözden kaçırmak söz konusu idi. Bazı programlar sık sık diğer programların aleyhine gerçekleştirildi. Bunun yanında ekonomik kurullar ve ihtisas komisyonları varlıklarını korudular. Bu ise harbin sonuna kadar idari karışıklıklara yol açtı. Ekonomi Bakanlığı’nın Daire Başkanlarından Hans Kehrl 1942 yılında hammadde işletmelerini birleştirdi ve yönetim usullerini basitleştirdi. Ancak öngörülen konsept uygulanamadı. Çünkü reorganizasyonun tamamlanmasından önce yeniden teşkilat değişikliğine gidildi. Silahlanma ve Mühimmat Bakanlığı iktisadi teşekküllerin üretimlerini kontrol altına almak maksadıyla, “Silahlanma ve Harp Üretimi Bakanlığı”na dönüştü. Daha önce bütün üretim ve dağıtım kademelerinde teessüs etmiş sıkı irtibat tekrar ortadan kalktı. Harp sonun a kadar bir daha da irtibat kurulamadı.

Beslenme Ekonomisi

Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı başındaki beslenme ekonomisi şartları Birinci Dünya Savaşı’na nazaran daha elverişli idi. Devletin beslenme ile ilgili makamlarını ve bunların pazar düzeni içindeki teşekküllerini bünyesinde bulunduran teşkilat özerk bir yapıya sahipti. Bu teşkilat Gıda ve Tarım Bakanlığı’na bağlıydı. Üretimin yönlendirilmesi, destekleme, tarım ürünlerini tesbit etme ve bunları işleme gibi çeşitli alanlarda görevli birçok şubeye sahipti. Bunun yanında “Hububat, Hayvan Yemi ve Tarım Ürünleri Dairesi” gibi daireler de vardı. Bu dairelerin başlıca vazifesi, tarım ürünleri fazlalarından stoklar yapmak, başgösteren yoklukları gidermek ve iç pazar şartlarına göre yabancı malların ithalatına izin vermekti. Bu teşkilat sayesinde harbin başlangıcında devletin elinde yeterli gıda maddesi stoku meydana getirilmişti. Örneğin, buğday stoku 6 milyon tondu. Şeker ihtiyacı ülke içinden karşılanıyordu. Barış zamanında her yıl 2 milyon ton hububat ve 400.000 ton yağ ithal edilmişti. Harp başladığında elde bulunan hububat ve yağ stokları kontrollu bir tüketim ile üç yıllık ihtiyacı karşılayabilecek seviyede idi.

Beslenme ekonomisinin barış şartlarından harp şartlarına geçişini sağlamak üzere iki yönetmelik hazırlanmıştı. Bunlar, “ Ekonomi İdaresi Yönetmeliği” ve “Tarım Ürünleri İdaresi Yönetmeliği” idi. Gıda karnesi uygulaması yürürlüğe konulmuş, tüketicinin çalışma kabiliyetine ve yaş gruplarına göre düzenleme yapılmıştır. Örneğin; Çocuk Karnesi, Ağır İşçi Karnesi gibi çeşitli karneler tanzim edilmiştir. Bunun yanında hava taarruzları, cephe izni, evlenme gibi durumlar için özel karneler ihdas edilmiştir. Normal bir tüketicinin günlük kalori ihtiyacı açısından durum şöyle idi: 1939/40 yıllarındaki 2435 kalori 1941/42 yıllarında 1828’e, 1944/45 yıllarında 1671’e ve 1945/46’da 1412’ye düşmüştür. Batı ülkelerinden getirilen yabancı işçiler ve harp esirlerine de aynı miktardaki kaloriler verilmiştir. Harbin ilk beş yılında yabancı işçiler ve harp esirleri için 2,3 milyon ton ekmeklik bugday ve 265.000 ton yağ sarf edilmiştir. 1942-1943 mali yılında Almanya’da 11,2 milyon ton ekmeklik bugday tüketilmiştir. Bunun 3 milyon tonu Silahlı Kuvvetler tarafından harcanmıştır. Toplam et tüketimi 2,5 milyon tondur. Bunun 0,8 milyon tonu Silahlı Kuvvetler tarafından tüketilmiştir. Almanya’ya uygulanan abluka Birinci Dünya Savaşı’ndaki kadar ağır sonuçlar doğurmamaıştır. Harbin ilk yıllarında işgale rağmen Danimarka ile ticaret anlaşması yapılmıştır.

İşgal edilen bölgelerden 1943/1944 yıllarında yılda ortalama 1,5 milyon ton ekmeklik bugday ve 26.000 ton yağ temin edilmiştir. Aynı dönemde Silahlı Kuvvetler kendi ihtiyacı için işgal edilen bölgelerden 5,9 milyon ton ekmeklik bugday ve 1i7 milyon ton et tedarik etmiştir. Yüzde olarak ifade etmek gerekirse, 1940/41’de ihtiyacın %8’i, 1943/44’te de %12,9’u ithal edilmiştir.

1943 yılına kadar büyük miktarlarda tarım aletleri imalatı gerçekleştirilmiştir. Yeterli miktarda tabii gübre mevcuttu. Örneğin; 1943/44’te hektar başına 10,3 Kg. Fosforik asit vardı. Büyük baş hayvan sayısı hemen hemen aynı kaldı. Hava taarruzları gıda maddeleri üretimini ve ikmalini güçleştirdi. Kahve hariç gıda maddelerinin yerine ikame edilecek birşey bulunmuyordu. Süt ve ette kalite bozukluğu vardı.

Maliye

Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaçları için 1934-1939 yıllarında 60 milyar RM (Reichsmark)  sarf edilmiştir. Bu miktar toplam giderin %59,1’i kadardı. Bu harcamaların 1/3’ü (20 milyar RM) vergilerden, 1/3’ü diğer bütçe gelirlerinden (Posta, Demiryolları, Merkez Bankası gelirleri) ve önce kısa, sonra uzun vadeli kredilerden karşılanmıştır. Geriye kalan 1/3’lük kısmın karşılanması sorunlar yaratmıştır. Silahlanma ile ilgili olarak 1936 yılında fiyat kontrolunu sağlayacak bir komite kuruldu. Bankalar Kanunu’nda 1937 yılında yapılan değişiklik ile Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmişti. Merkez Bankası Kanunu devlete kredi vermedeki bütün sınırlamaları ortadan kaldırdı. Bu tedbirler harp maliyesinin esasını oluşturmaktaydı. Harp ekonomisi, fiyat ve ücretlerin “Harp Şartlarında Ekonomi Politikası”na göre tesbit edilmesini gerektiriyordu. Bu düzenlemenin etkisi maliye ile ilgili bütün alanlarda görüldü. Harp malzemelerinde “Tek ve Grup Fiyatı” yürülüğe girdi.

Harpten önce özel finansman teşekkülleri kuruldu. Bu teşekküller harp sanayi ile ilgili işletmelerin genişletilmesini ve yer değiştirmelerini desteklediler. Kredi kuruluşları Silahlı Kuvvetler Yüksek Komutanlığı nezdindeki Silahlanma Bürosu ile koordineli olarak harp malzemesi üretiminin finansmanını ve kontrolunu sağlıyorlardı. Finansman metodları 1942 yılından itibaren değişti. Görev alan kuruluş kendi imkânlarını veya banka kredilerini kullanacaktı. Harp maliyesinin kaynakları şunlardı: Milli gelir, milli servet, dış borçlar ve tedavüldeki paranın çekilmesi.

Halkın asgari ihtiyaçları ayrıldıktan sonra milli gelirden (88milyar RM) 40 milyar RM harp ihtiyaçları için harcanmıştır. (1939)

Milli servetin harekete geçirilen kısmından 30-40 milyar RM harp finansmanı için serbest bırakılmıştır. Bunun da önemli bir bölümü yiyecek ve içeceğe ayrılmıştır.

Müttefiklerin aksine Almanya dış borç ve yardım almamıştır. Ancak işgal edilen bölgelerin mali kaynaklarından yararlanılmıştır. Harp masraflarının %12’si (87 milyar RM) dış ülkelerin katkıları ile karşılanmıştır.

Psikolojik nedenlerle tütün, alkollü içki gibi tüketim maddelerinden yüksek vergi (zamlar hariç) alınmamıştır. Devlet giderlerinin 1939 yılında %42’si, 1944 yılında yalnız %19’u vergilerden karşlanmıştır. 1942 yılına kadar az miktarda para temin edilebilmiştir. 1944 yılından itibaren darlık başgöstermiştir. Belirli malların planlı ve sınırlı dağıtımı suretiyle harp sonunda 200 Milyar RM’lık satın alma gücü fazlalığı meydana geldi. Mal arzının azaltılmasından sonra çalışan insanların kazançları artmıştı. Mecburi tasarruf ile bu fazla parayı eritmek denendi. Halkın paraya güveni bulundukça bu başarılı oldu.

Kredi kuruluşları devlete sınırsız borç verdiler. Harp sonuna kadar toplam harp masrafları 670 Milyar RM’a ulaşmıştır. Bunun %33’ü iç gelirlerle,%12’si dış ülkelerin katkıları ile ve %55’i borçlar ile karşılanmıştır.

 

Yararlanılan Kaynak: “İkinci Dünya Harbi’nde Harp Ekonomisi”-1984, Harp Akademileri Yayını. Bu eser, asker ve sivil 20 araştırmacı tarafından hazırlanan 1960 basımlı “Der zweite Weltkrieg-Kriegsmittel” (İkinci Dünya Savaşı-Harp Vasıtaları) adlı eserden bu makalenin yazarı tarafından derlenmiştir.