Bugün bir yandan NATO tatbikatında yaşanan skandal, öte yandan yüksek faiz tartışmaları eşliğinde gündeme gelen ekonomik saldırı iddialarının arkasında yatan gerçeği nedense görmüyor, görmezden geliyoruz hala.

Yaşayarak ve deneyerek anlaşıldı ki;

  1. Emir komuta ile faiz inmiyor,
  2. Halka çağrı yaparak dolarizasyon azalmıyor,
  3. TOBB ve TÜSİAD ile birlikte seferberlik ilan etmek işsizliğe çare olmuyor,
  4. Saman ve Karkas et ithal ederek fiyatlar ve enflasyon düşürülemiyor,
  5. Hamaset yapılarak yatırım iklimi düzeltilemiyor!

Peki neden?

Çünkü hem NATO’ya karşı çıkıp, hem NATO içinde düzen sürdürülmeye çalışılıyor. Hem Rusya’dan S-400 füzesi alıp, hem NATO’yla tatbikat yapılmaya çalışılıyor.

Hem sıcak parayla ithalata ve borçlanmaya dayalı bir tüketim ekonomisi sürdürülüyor, hem de ekonomide ülkemize kurulan tuzaklardan şikayet ediliyor.

Halbuki, NATO’nun askeri ve CFR’nin ekonomik alanlara egemen olan ve onların koyduğu kurallarla oynamaya çalışıp, sonra sıkışınca ve/veya sıkıştırılınca, bağırıp çağırmanın bir yararı, mantığı anlamlı bir sonucu olmaz, olamaz.

Yapılması gereken köklü bir “paradigma -zihniyet” değişikliğidir. Ama bu çarpık bakış ve vasat kadrolarla bunu hayata geçirebilmek hiç de kolay görünmüyor.

Yani, emperyalizmin siyasi ve neo-liberalizmin ekonomik dayatma, kural ve ezberleriyle özgün- bağımsız bir siyasi duruş da, kalıcı ekonomik bir istikrar da sağlanamaz.

O nedenle, NATO milliyetçileri ve CFR ekonomistleriyle değil, milli duruşla- ulusal çıkarlardan yana olan ve karma ekonomik üretim düzenini hayata geçirebilecek bir yeni yaklaşıma ve onu uygulayabilecek yetişmiş-deneyimli kadrolara gereksinim var.

Ama gelin görün ki, bugün Türkiye’de, TBMM’de temsil edilen partiler iktidarı ve muhalefetiyle Türkiye’ye özgü, bağımsız ve özgün bir karma ekonomik modeli ağızlarına bile almıyorlar. Tamamı neo-liberal söylemlere- ezberlere ve düzene bir biçimde uyum göstermeye çalışıyor maalesef.

İktidar 15 yıldır sıcak paraya dayalı, ağır borçlanma ve yüksek ithalata neden olan, üretmeden tüketen bir ekonomik çıkmazda patinaj yaparken, muhalefet diye takdim edilenler, “NATO’cu güvenlik ve CFR’ci ekonomik düzeni biz daha iyi yürütürüz” şeklinde özetlenebilecek basma-kalıp denenmiş ve başarısız olmuş söylemlerin dışında, ciddi-farklı bir karma ekonomik programı ortaya koymaktan çok uzaktalar.

Hala, ülkemizi bugün çıkmaz sokağa sürüklediği aşikâr olan, neo-liberal-sıcak para politikalarının uygulayıcısı olan, CFR/GFR ekonomistlerini -danışmanlarını yine ve de yeniden bizlere “umut ve alternatif” gibi pazarlamaya çalışıyorlar.

Ama nafile, artık yeter!

Bugünkü neo-liberal, altta kalanın canının çıktığı bir kumarhane kapitalizmi modelinin alternatifi, yine aynı kafanın uzantısı olan benzer isim ya da partiler olmamalıdır.

Çünkü tekrar tekrar önümüze konulan bu demode senaryolardan artık gına geldi hepimize…