Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bir iyi bir de kötü haber verdi.
Dünya Ekonomik Forumu’nun rapor ve araştırmasına göre, gelecek kuşakların 100 yaşına kadar yaşayabileceği yani yaşam beklentisinin 100 yıla kadar uzayacağı öngörülüyor.
Tabii bu öngörüsü ekonomik ve sosyal bakımdan en büyük sosyal güvenlik ve tasarruf sistemine sahip ABD, İngiltere, Japonya, Hollanda, Kanada ve Avustralya gibi 6 ülkeye yönelik.

Bu insanlık için iyi bir haber. Ama kötü haber ise bu ülkelerin arasına dünyanın en kalabalık ülkeleri olan Çin ve Hindistan’ın da ilave edilmesiyle birlikte, bu 8 ülkedeki sosyal güvenlik açıklarının 2020 yılında toplam 400 trilyon doları bulacağı hesaplanıyor. Dünya Ekonomik Forumu bu durum ve tespitlerini “100 yaşına kadar yaşayacağız-Ancak paramız nasıl yetecek!” başlıklı bir raporla yayınlandı. Bu raporda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere sağlık, bakım, beslenme vb alanlardaki iyileşmeler nedeniyle, yaşam süresi beklentisinin giderek arttığı vurgulanıyor. WEF’e göre küresel yaşam beklentisi 2000-2015 yılları arasında, 1960’lardan beri en yüksek artış hızına ulaşmış durumda. Fakat bu nüfusun, yaşlılığında ve emekliliğinde insanca yaşam koşullarında yaşayabilmesi için Finansal sistemlerin ve sosyal güvenlik sistemlerinin yetersiz olduğu ve yetersiz kalacağı uyarısı yapılıyor. Ve halen emeklilik yaşı 65 olan (Japonya hariç) bu 6 gelişmiş ülkeye emeklilik yaşını 70’e çıkarmaları tavsiye ediliyor. Gerçekten de hem iyi hem de kötü haber içeriyor bu rapor. Türkiye’de henüz bu aşamaya kadar gelinmese ve yaşam beklentisi o kadar yüksek görünmese de, yakın gelecekte aynı gerçeklerle yüzyüze kalınması büyük bir olasılık.

Yargıçlar Ve Akademisyenler

Diğer yandan, Türkiye’de bugün yetişmiş mesleğinde uzmanlaşmış kalifiye kamu çalışanlarının emeklilik yaşlarının -kuşkusuz ki çalışanların rızası ile- bir miktar daha arttırılmasının yararlı olacağı öne sürülüyor. Özellikle Yargıda binlerce FETÖ’cünün ayıklanması ile bilhassa Yargıtay-Danıştay ve Ağır Ceza Mahkemelerinde nitelikli, deneyimli yargıç ve savcı açığı ortaya çıktı. Yüksek yargıçlar için 65 olan emeklilik yaş sınırının, 69’a yükseltilmesi halinde bu sıkıntılı duruma bir çözüm bulunabileceği konuşuluyor. Benzer durum Akademisyenler için de geçerli. FETÖ’cülerin ayıklanmasından sonra oluşan Akademik kadro boşluğu yeni atamalarla doldurulacak bir şey değil çünkü. Bir Profesörün yetişmesi için en az 15 yıl başarılı ve üretken bilimsel ve akademik bir çalışma ve yetişme süreci gerekiyor. O nedenle Akademisyenler için (kamuda) bugün 67 olan emeklilik yaş sınırının 72’ye yükseltilmesinde yarar var. Zaten yeni açılan üniversitelerde 72 yaş sınırı halen uygulanıyor. Bunun bütün kamu üniversitelerine de yaygınlaştırılmasında bir sakınca yok.

Hem giderek yükselen yaşam süresi beklentisi, hem de ülkemizin içinden geçtiği sıkıntılı özel dönemde yetişmiş-kalifiye-tecrübeli yargıç ve akademisyenler (ve/veya ihtiyaç görülen diğer kamu görevlileri) için yaş sınırının yükseltilmesi bugün için aklın ve ülke yararının bir gereğidir.