Korkmalı Mıyız: Paralı Askerlik Şirketleri

11 Eylül saldırıları sonrası terörizm ve güvenlik dünyası köklü değişikliklere sahne oldu. İkiz Kulelere yapılan saldırı binlerce cana mal olurken, akademik kaynaklara ‘’Asimetrik Savaş, Paralı Askerlik, Askeri Güvenlik Şirketleri’’ kavramları giriverdi.1

ABD’nin 2002 Irak İşgalinde yoğun bir şekilde kullanmaya başladığı bazı güvenlik şirketleri ortaya çıktı. Bu şirketler kâğıt üstünde, hükümetin açtığı ‘’hizmet ihalesi kazanmış’’ ve Cenevre Konvansiyonu ile çizilmiş Angajman Kurallarına bağlı, resmi devlet çalışanı olmayan Güvenlik Uzmanlarından oluşmaktaydı. Güvenlik Uzmanlarının danışmanlık hizmetini verdiği sırada ABD’nin operasyon alanında bazı esnek ve genel savaş kurallarına uymayan durumlar oluştu. Hepimiz biliriz ki muharebe alanı, plan ve hesapların pek tutmadığı çok esnek ortamlardır. Hükümet ve Savunma Bakanlığı, bu durumları özel güvenlik şirketleriyle çözmeyi tercih etti. Başta her şey yolunda gidiyordu. Özel güvenlik personeli işini yapıyor; bina güvenliği, tesis güvenliği, kritik bilgi temini, konvoy güvenliği, yakın koruma ve hatta rehine kurtarma faaliyetleri icra ediyordu.

Ancak bu durum çok sürmedi…

Emekli askerlerden oluşan özel güvenlik çalışanları, yaşadıkları geçmiş travmaların ve savaş yanlısı konseptlerinin de etkisiyle, insanlık suçları işlemeye başladı. ABD tarafından Irak’ta kurulan hapishanelerde işkence, faili meçhul cinayetler ve adam kaçırmalara karışmaya başladı. Konuda adı geçen ‘’Blackwater’’ isimli şirket ve kurucusu Eric Prince, ağır bir soruşturma süreci geçirdi. Hatta bu süreç sonunda bahsi geçen şirket, isim değiştirmek durumunda kalarak faaliyetlerine devam etti.

Paralı Askerler: Kim Bu İnsanlar?

2Kurulan özel güvenlik şirketleri ilk başta, kazandıkları ihalelerin koşullarını yerine getirebilmek amacıyla en tecrübeli ve profesyonel ekiplerle sahada var olmaya çalıştı. ABD Silahlı Kuvvetleri’nde komando ve özel harekât birliklerinde görev yapmış emeklilerden sağlığı elverişli olanlar tercih edildi. Personel seçilirken;

  • Görev yapılacak bölgede daha önce çalışmış olmak,
  • Görevi icra etmeye fiziksel ve zihinsel olarak uygun olmak,
  • Aktif personel olunan yıllarda en az 5 yıllık Ortadoğu ve Terör tecrübesi,
  • Tercihen, bölge dilini konuşabiliyor olmak,
  • Asker veya istihbarat personeli olmak,
  • Şirketin menşei olan ülkenin vatandaşı olmak ve NATO/DoD Kleransı sahibi olma koşulları koyuldu.

İstihdam edilen personel düzenli olarak ‘’Poligrafi Makinesi Testi’’nden geçti. ‘’QUAL’’ denilen fiziksel ve silah kullanımı mülakatlarından (üç ayda bir) geçti. Tabii ki, ona göre de maaş kazandı. Güvenlik Şirketlerinde çalışan bu kişiler bir süre sonra ‘’Askeri Yüklenici’’ adını aldı ve diplomasinin görünmeyen yüzündeki silahlı güçler haline geldi.

Askeri Güvenlik Şirketleri başlarda;

  • Delta Gücü (Delta Force),
  • Deniz Komando (Navy SEAL),
  • Komando (Army Ranger),
  • Deniz Piyade Keşif Birliği (Marine Recon) ve buna bağlı diğer özel harekât birliklerinden (SOCOM) emekli kişileri kadrolarda istihdam etti.

Yapılan işin sınırlarının net bir şekilde çizilmesi, ihalelerin artması ve buna bağlı maaşların düşmesi ve Paralı Askerlerin harcanabilir bir kuvvet (expendable) görülmesi sonrasında şirketler, ülkelerinin ordularından emekli Sırp, Boşnak, Arnavut, Gürcü ve Doğu Avrupa ülkelerinin vatandaşlarıyla çalışmaya başladı. Bu durum halen devam etmektedir.

Özetle Askeri Yükleniciler;3

  • Bina/Tesis Güvenliği,
  • Yakın Koruma,
  • Konvoy Güvenliği,
  • Açık Denizlerde Gemi Güvenliği,
  • Yerli milis ve müttefiklerin danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde kullanılmaktadırlar.

Neden Varlar?

Yukarıda da bahsedildiği gibi, bir taktik muharebe sahası binlerce değişkenli harekât ve faaliyetten oluşur. Savaşlar, operasyonlar ve hükümetlerin stratejik hedeflerine ulaşabilecekleri her türlü somut silahlı adım beraberinde konvansiyonel ve nizami olmayan adımlar içerecektir. Dünya kamuoyunun dikkatini çekmek istemeyen resmi taraflar, ulaşmak istedikleri ‘’masa-altı’’ emellerde kullanabilecekleri ve herhangi bir açığa çıkma durumunda ‘’reddedecekleri’’ profesyonel güçlere sahip olmak ister. Yasadışı olan bu durumun ne kadar gerekli olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak görünen o ki, hedeflere ulaşmada profesyonel tetikçiler tutan devletlere hiçbir mekanizma veya hukuki güç ‘’dur’’ diyememektedir.

Paralı Askerlerin Operasyonel Kapasiteleri

4Özel birliklerde görev yapmış, anlatılamaz tecrübeler yaşamış ve tabiri caizse ‘’cehennemde yoğrulmuş’’ insanlardan oluşan bir orduya, her türlü faaliyeti yaptırabilirsiniz. Kamuoyunun öngörülen tepkisinden çekindiğiniz tüm silahlı görevleri yapmakla yükümlü bu şirketler ve çalışanları; teçhizat, lojistik destek ve istihbarat desteği olarak ordularla koordinasyon ve eklenti içinde oldukları için, özellikle ‘’Küçük Birlik Harekâtları’’nda yer alabilmekteler.

Resmi olarak görev yapan bir askerin taşıdığı sorumluluk ve onurlu mücadele kodlarını taşımayan bu yapılanmalar, devletlerin resmi askeri gücüyle gidip icra edemediği tüm operasyonları yaparlar. Bu kapsamda;

  • Rehine kurtarma (özellikle de sivil vatandaş ve Kar Amacı Gütmeyen Kuruluş çalışanı),
  • Ev baskını,
  • Karşı-Terör ve Gayrı Nizami Harp kapsamındaki operasyonlar,
  • Psikolojik baskı, algı yönetimi ve alan hâkimiyeti kurmak için silah kullanımına dair özel tip faaliyetleri de gerçekleştirirler.

Son olarak, istihbarat faaliyetlerinde büyük avantaj sağlarlar; açığa çıkmaları durumunda ‘’resmi istihbarat servisine bağlı olmadıkları’’ savunmasıyla örgütlere yem edilirler.

Dünyadaki Örnekleri

Aniden gelişen bir sektör olduğu için, bilinen şirketler dışında bir sürü, başarı kazanmış şirket bulunmakta. Ancak burada söyleyebileceğim en ilginç veri; Amerikan ve İngiliz Şirketlerinin bazı yerlerdeki iş yükünü işbölümü yaparcasına bölge bölge paylaştıklarıdır. Örneğin, Irak’ın Kuzey Bölgesinde Amerikan ve mahallî şirketler (Amerikan destekli) bulunurken; Basra ve daha güney illerde İngiliz şirketleri faaliyet yapmaktadır. Bağdat, Kerbela ve Necef gibi tehlikeli ve sıcak bölgelerde genellikle Amerikan şirketlerini görmekteyiz. Afrika’nın bazı bölgelerinde Fransız kaynaklı şirketler veya şahıslar çalışmaktayken, Deniz Korsanlığının hâkim olduğu körfez ve limanlarda İngiliz şirketleri ‘’Akdeniz ve Kıyı Ülkelerinin emekli Deniz askerlerini’’ kullanarak çalışmaktadır. Devletlerinin izledikleri politika ile bağlı olarak Rus güvenlik şirketleri ise, Suriye ve Kuzey Afrika kıyılarında faaliyetlerine devam etmektedir. Burada Suriye’yi tek cümleyle geçemeyeceğim. 2012’den beri yaşanan iç savaş, dünyanın her yerinden gelen özel güvenlik şirketlerinin terör maksatlı oluşmuş/oluşturulmuş gruplarla çatışarak adeta eğitim yapmasına sebebiyet vermiştir.

Neyle Karşı Karşıyayız?

Fiziksel Güvenlik ve Terörizm dalının bir hayat boyu öğrencisi olarak, bu konuyla ilgili çok korkutucu ve komplo5 teorileri söylemeyi doğru bulmamaktayım. Çünkü ileride yaşanabilecek paralı askerlik realitelerine bilmeden hizmet etmiş olup, insanların psikolojisini olumsuz yönde ve korku oluşturacak şekilde yönlendirmiş olurum. Ancak, çok uluslu ve uzun süreli anlaşmaların hüküm sürdüğü dünya coğrafyasında, büyük devletler silah gücüne başvurarak bazı köklü değişiklikler yapmak isteyecektir. Bu esnada karşılarına çıkan uluslararası anlaşmaları da ‘’harcanabilir sivil milisler’’ aracılığıyla ekarte edip, gizli amaçlarına ulaşabileceklerdir. Zaten Ortadoğu’da uzun süredir bunu yapmaktalar. Direkt olarak askeri müdahale yapmanın getireceği sakıncaları düşünüp, askeri güvenlik şirketlerine faaliyet emri verip, gereken durumlarda bu şirketleri reddederek ‘’günah keçisi’’ ilan etmektedirler.

Son Olarak…

Türkiye’de de konuyla ilgili bazı çalışmalar devam etmektedir. Şuan yaşanan en büyük sorun, ‘’Paralı Asker’’ veya ‘’Özel Askeri Yüklenici’’ formatının yasalara dayandırılamamasından kaynaklanmaktadır. Bir şirket boyutunda olmasa da, eski Türk Silahlı Kuvvetler personelleri yurtdışında faaliyet gösteren bu şirketlerde maaşlı personel olarak çalışmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki; özel güvenlik şirketleri ‘’angarya iş’’ diye tabir ettiğimiz bina, tesis, konvoy koruma, mayın arama, detektör köpek kullanma işlerini Türklere vermekte; operasyonel faaliyetlerde sadece kendi ülke vatandaşlarını (istihbarat servisiyle bağlantılı olarak) kullanmaktadır.