Son bir haftadır herkes bu konuya kafa patlatıyor. Önce Ankara Ticaret Odası seçimleriyle başladı. Seçimlerin ertelendiği Resmi Gazete’de yayımlandığı belirtilerek gündeme oturdu.

Ardından tüm oda ve borsalarda yaygınlaşacağı dedikodusu yayıldı. Yayıldı diyorum; çünkü burada alıştırma, doğallaştırma üzerine izlenmiş bir strateji, psikolojik harp olduğu çok açık. Önce algı yönetimi yapıldı.

Geçtiğimiz hafta İzmir’e gittim; fis kos edilen konu buydu. Herkes nedenini çözmeye çalışıyordu. Nitekim ardından Van seyahatimde de belki açıktan değil, ama herkesin kendi arasında konuştuğu başlıklardan birini oluşturuyordu.

Farklı illerden gelen insanlar arasındaki sohbette, iş dönüp dolaşıp buraya geliyor ve herkes bunun nedenini bulmaya çalışıyordu. Yani bilhassa geçtiğimiz haftanın bilmece konusu buydu.

Önce Ankara’da ‘Gökçek’in oğluna karşı bir engelleme mi’ fikri yürütüldü, ama sonra iş hızla yayıldı. Nitekim sonuçta Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye genelindeki tüm oda ve borsa seçimlerinin Nisan 2018’e ertelendiği duyuruldu.

Gerekçeye baktığınızda ise ortaya sunulan sav, tamamen bir bahane olduğunu anlamak adına, yıllarca gazetecilik yapmaya gerek bırakmayacak cinstendi. Bazı odalarda normalin çok üzerinde şirket kuruluşu göze çarpmış, oda ve borsalardan gelen taleple 6 aylık bir erteleme karara bağlanmış.

Şimdi bu çok gerçekçi bir gerekçe değil. Tam bir geçiştirme olduğu belli. Öncelikle oda ve borsalardan böyle bir talep gelmeyeceğine eminim. Çünkü hangisine baksanız harıl harıl seçime hazırlanıyordu.

Bence bu durumda sadece birkaç seçenek öne çıkıyor. Bunlardan birincisi ekonomik durumdaki sıkıntıyı ortaya çıkarmayacak ve dillendirmeyecek aday seçimlerinde problem yaşanıyor olabilir.

İkincisi bugüne kadar bu tip seçimleri baskı altına alan iktidar yapısı, artan muhalefet ve yalnızlaşma neticesinde, belirleyeceği adayın seçilemeyeceğini anlamış olabilir.

Üçüncüsü olası bir erken seçim öncesinde, bu kanaldan aykırı seslerin çıkması istenmemiş olması da yine ihtimaller arasında. Belki bir seçenek de iş dünyasının artan sıkıntılar nedeniyle renk vermeyen tavrının ürkütmesi ve burada alınacak olası bir ters sonucun, seçimlere de yansıması.

Bir de aday adaylarının içinde Ankara’ya yakınlığını ileri sürerek lobi faaliyeti gerçekleştirenler, kapalı kapılar ardında ‘desteklenen benim’ imajı verenler var. Ankara’nın haberi bile olmayabilir.

Lakin gerçekse bu da iktidar adına ürkütücü bir tablo. Çünkü 10 tane böyle aday olsa, seçtiği anda diğer 9’unda hayal kırıklığı yaratıp, yeni bir cephe açma ihtimali çok yüksek.

Elbette bunların tümü, çok da yabana atılamasa da olasılıklar. Gerçek ne; onu bilemiyoruz. Zira ne erteleme gerekçesi mantıklı bir açıklamadan oluşuyor ne de ayrıntı veriliyor.

Bu kadar tahmin içinde tek gözüken gerçek ise iktidarın reel sektör cephesinde kan kaybettiğini düşünmesi ve telaşlanması. Anlaşılmaz olan ya da şehir efsaneleri yaratan ise gizemli tavrı. Bekleyip göreceğiz… Kim kazanır; kime yakın olan öne geçer bilinmez. Nasılsa gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Ama hepsi bir yana acı olan, reel sektörü temsil edenlerin böyle bir cepheleşmenin ve siyasetin muhatabı edilmiş olması. Yazık bir fotoğraf… Eden için de, edilen için de. Fakat en çok da ayakta kalmaya çalışan işletmeler, destek bekleyen iller ve artan işsizlik fotoğrafı içinde canım ülkeme yazık.

Bunların hepsine birer koltuk hediye etsek, gidip evlerinde otururlar mı ki?