Türkiye’nin dış politika performansının dünüyle ve bugünüyle yanlışlarla dolu olduğu kesin. Zamansız, çocukça ve acemi çıkışları olduğunu da biliyoruz. Bunlar su götürmez gerçekler.

Ama bu sefer çıkış ABD’den geldi. Hem de niyeti çok belli olan bir fotoğraf içerisinde… ABD, Türkiye’den gelecek vize taleplerini askıya aldı. Daha önemlisi açıklamayı doğru okuduğunuzda göreceğiniz vurgu…

Diyor ki; büyükelçiliğimiz ve konsolosluklarımıza başvuruların sayısını azaltarak, güvenlik önlemi alıyoruz. Genellikle bu Türkiye’den geleceklere yönelik bir tavır gibi algılandı. Oysa dip mesaj çok daha rencide edici ve haddini aşan cinsten.

ABD, net bir biçimde şunu söylüyor. Siz o kadar güvenliksiz bir ülkesiniz ki, sizden bize yapılacak başvurularda gelecek kişilerin, güvenliğimizi tehdit ettiğini düşünüyoruz.

Birkaç gün önce kendi sınırları içinde büyük bir terör eylemi yaşayan, bölgeyi karıştırarak terörü destekleyen, terör örgütlerine açıktan partnerleri olduğunu söyleyerek silah veren bir ülkenin bu yaklaşımı küstahlıktır.

Bizlerin sayamayacağım kadar çok hatası var; kabul… Ama dünyanın en büyük terör ihracatçısının, aba altından gösterdiği bu tavır da kabul edilemez.

Şu şartlar altında açık bir resttir ve bence:

Bu açıklamanın referandum konusundaki tavrımızla direkt ilgisi var.

Bu açıklamanın bölgede, komşularımızla birlikte yürüttüğümüz operasyonlarla direkt ilgisi var.

Bu açıklamanın önümüzdeki günlerde Irak’a gidip Bağdat’ta görüşme yapacağı belirtilen Başbakan’ın ziyaretiyle direkt ilgisi var.

Bu açıklamanın teröre karşı birleşme eğilimine giren İran, Türkiye, Irak ve net açıklanmasa da Suriye’nin yakınlaşan ilişkisiyle direkt ilgisi var.

Bu açıklamanın Katar, Irak’ın kuzeyindeki referandum, ABD’de yürüyen dava ile kesin bir bağlantısı var. Katar meselesinden beri YPG / PYD, yani PKK faktörüne dikkat çekmeye çalışıyorum.

Katar tuzağında IŞİD’i, Irak’ın kuzeyindeki referandumunda da Barzani’yi öne çıkaran ve YPG/PYD’ye koridor adına ortam hazırlayan ABD öncülüğündeki cephe, bence son hamleleri de dikkate aldığınızda itibarsızlaştırma atağına geçti.

Bu nedenle dış politikada büyük hatalar yapan iktidarın, bu sefer aynı hatayı yapmadan, haklı tutumunda ısrar etmesi ve bu resti görmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bu kez de yalpalarsak, güven vermeyen tavrımızı bir kere daha sergilersek, komşularımızı hayal kırıklığına uğratırsak o koridora hiç ummadığımız şekilde imza atarlar. Türkiye’nin tavrından ısrar etmesi gerektiğine inanıyorum.

Bırakın ABD vize vermesin. Zira bence bu itibarsızlaştırma çabası, yurttaş cephesinden baktığımızda artık iktidarın tartışmasız hatalarına kızma düzeyini geçti. Açıktan ‘komşularınızla işbirliği yapmayın’ mesajı taşıyor.

Burada çocuklaşmadan, vakur ve dik durursak, bölgede bize yaklaşımın daha saygın boyuta gelmesi için adım atabiliriz.