Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

Ülkemizin içinde bulunduğu süreç, vatanını ve milletini seven, evlatlarının geleceğini düşünen her yurtseveri endişelendirirken, aynı zamanda hepimizi tarihi bir vazifeye de sevk etmektedir. Eğer hepimiz vazifelerimizi bugüne kadar dosdoğru bir şekilde yapmış olsa idik, memleketin hali böyle olmazdı! Öncelikle, durum tespiti için bunu vicdanen sorgulamak mecburiyetindeyiz. Çünkü ülkede iyi gitmeyen bir şeyler var fakat hiç kimse suçlu değil!  Bir dönem sosyal medyada sürekli yayınlanan bir paylaşım vardı. Aklıma geldi şimdi. Hatırlatmak isterim…

Herkes, Birisi, Herhangi Biri Ve Hiç Kimse

“Bir ülkede dört kişi yaşıyormuş… Bunların adları da ‘Herkes, Birisi, Herhangi Biri ve Hiç Kimse’ imiş… Bir gün yapılması gereken çok önemli bir iş ortaya çıkmış… ‘Herkes, Birisi'nin’ bu işi yapacağından eminmiş. Gerçi işi, ‘Herhangi Biri’ de yapabilirmiş ama ‘Hiç Kimse’ yapmamış. ‘Birisi’ bu durumda çok kızmış. Çünkü iş, ‘Herkes'in’ işiymiş. ‘Herkes, Herhangi Biri'nin’ bu işi yapabileceğini düşünüyormuş. Ama ‘Hiç Kimse, Herkes'in’ yapamayacağının farkında değilmiş. Sonunda, ‘Herhangi Biri'nin’ yapabileceği bir işi, ‘Hiç Kimse’ yapmadığı için ‘Herkes, Birisini’ suçlamış. ’’

Liyakate, iş bilirliliğe ve tecrübeye bakılmaksızın, sadece yandaşlık, partizanlık ve aynı inanç sistemi ile yaşayış biçimine göre insanlar görevlendirilip, devlet bu doğrultuda yönetildiği için ne yazık ki bugün memleketin halinin; ‘Herkes, Birisi’ kıssasından bir farkı yoktur!

Yaptığımız İşin Efesi Olmalıyız

‘Vatanını ve milletini seven, devletinin ve milletinin geleceğini düşünen bir Türk evladı olarak ben bu üzücü durumların düzeltilebilmesi adına kendi cephemde ne yapabilirim?’

İşte bu soruyu kendimize sorup, harekete geçip, bu uğurda çalışanlar ile bir olup, faydalı bir şeyler yapabilme çabası içerisinde olmalıyız. Bugün bu, hepimizin tarihi vazifesidir. Her birimiz bulunduğumuz noktada yaptığımız işin efesi olmak zorundayız! Yani; hangi sektörde olursak olalım, dünyanın her neresinde yaşarsak yaşayalım, imkânlarımız ne olursa olsun, maharetimiz, bilgimiz, tecrübemiz ve imkânlarımız dâhilinde ya vatana ve millete faydalı işler içerisinde yer alacağız ya da bu uğurda çabalayanlara destek olacağız! Aksi halde üzerimizdeki kara bulutları dağıtamayız.

Yıllar önce İzmir’de bir kitap fuarındayım… Karşımızda X cemaatinden yazarlar var. Bizim olduğumuz bölümde Atatürk ve efe fotoğrafları olduğu için bize iyi bir gözle bakmadıklarını fark edebiliyoruz… Yanımıza sadece bizi dost bilen bir avuç insan geliyor. Dernek başkanları, belediye başkanları, iş adamları ve vatandaşlar yanımıza gelip tebrik ediyor, hatıra fotoğrafı çektiriyor ve gidiyor. Kitap alan bin de bir kişi! Bu hallerde iken karşıya bir kişinin geldiğini gördüm. Etrafı inceledi sonra telefonla konuşmaya başladı. Bir saat geçti, geçmedi. Kıyamet gibi insan geldi ve o bölümdeki bütün kitapları alıp, gittiler. Kalanları da gelen o kişi aldı ve fuarın girişinde gelene, geçene ücretsiz dağıttı… Bunu şu yüzden yazıyorum; birileri, mensup oldukları cephenin güçlenmesi için her şeyi yaparken; biz, kendi cephelerimizi güçlendiremiyoruz! Artık bu durumun farkına varıp, devlet ve millet için kendi cephemizde efelenmek, yaptığımız işin efesi olmak ve bu uğurda çalışanların da yanında yer almamız gerek. Zira zaman, rekabet etme, çekişme, şahsi anlaşmazlıklar sebebiyle, faydalı işleri görmezden gelme zamanı değildir! Tam aksine zaman, hiçbir konuda anlaşamasak da kendi cephesinde devlete ve millete faydalı hizmet üretenleri alkışlamak, gençleri bu yönde teşvik ederek, yüreklendirmek, desteklemek ve örnek olmak zamanıdır.