* Atatürk ve TBMM tarafından teşekkürle onurlandırılan “Aydın, Menteşe ve Havalisi Kuvayı Milliye Umum Kumandanı Albay Demirci Mehmet Efe” yani işgal yıllarında bu bölgelerdeki tüm asker, zeybek ve milis kuvvetlerin komutanı doğru tanınmıyor ve mücadele yıllarındaki üstün hizmetleri sebebi ile hak ettiği saygıyı görmüyorsa,

* Kurtuluş günlerinde bölge yöneticileri rack, pop sanatı icra eden sanatçıları oy uğruna sahneye çıkartıp, yerel, yöresel sanatçıları görmezden geliyorlarsa ve bu günlerde milli kahramanların hatıralarını onlara yakışır bir biçimde yâd etmek yerine, kendi siyasi gelecekleri için birtakım hareketlerde bulunuyorlarsa,

* Adına “Efeler Diyarı” denilen diyarların caddelerinde, sokaklarında, okullarında, statlarında, terminallerinde ve önemli yerlerine milli kahraman efelerin isimleri verilmiyorsa,

* Ege Bölgesinde bir zeybek müzesi, zeybek akademisi, zeybek federasyonu ve zeybek danışma meclisi kurulamıyorsa,

* Son on beş yılda sadece kostüm giymeyi, bıyık bırakmayı, yaka bağır açık, saç-sakal birbirine karışmış acayip bir durumda hatta kulağında küpe ile ve renkli camlı gözlükler ile sahneye çıkıp Harmandalı oynamayı ‘’efelik yapmak’’ zanneden nesiller yetiştiriliyorsa,

* Zamane zeybekleri, yaşadıkları yörenin milli kahramanlarını tanımıyorlarsa ve hatta mezarlarının yerlerini dahi bilmiyor, yılda bir kez olsun ziyaret etmiyorlarsa,

* Efe torunuyum diyerek gururlanan bazı insanların, miras yedilik yapıp, zeybek geleneğine de zerrece katkıları bulunmuyorsa ve daha da vahimi geleneğin hakiki fedailerine destek olmuyorlarsa,

* Binlerce dernek, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler ortak bir proje üretemiyor ve tamamen gerçekleri yansıtan tarafsız belgeseller, sinema filmleri ile zeybek etkinlikleri gerçekleştiremiyorlarsa,

* Memlekete, millete ve kültüre, töreye hiçbir hizmeti olmayan, üretmeyen, üretmediği gibi üretenlerin hizmetlerini engellemek için her türlü erdemsiz hareketleri gerçekleştirenler ‘’Efe’’ itibarı görüyorlar ve memlekete, millete, kültüre, töreye hizmet üretip, faydalı olmaya çalışanlar görmezden geliniyorlarsa,

* Millet, kendisine hizmet edenler ile kanını emenleri birbirlerinden ayırt edemiyorsa,

* Yöneticiler şahsen anlaşamasalar da devlete ve millete hizmet etme yolunda çaba gösterenleri desteklemiyorlarsa,

* ‘’Efe’’ itibarı görenler ya da görmek isteyenler, Şehit Gökçen Hüseyin Efe, şehit Sökeli Ali Efe, şehit Kınalı Dokuz Efe, şehit Kara Osman Efe, şehit Poslu Mestan Efe, şehit Nazmi Efe, şehit Halil Efe ve şehit Gördesli Makbule Efe gibi şehit efeleri tanınmıyorlarsa,

* Çete Emir Ayşe Efe, Çiftliklili Kübra Efe ve Çavuş Ayşe Efe hatırlanmıyorsa,

* Bu konularda çalışmaları olan insanlar yardımlaşmıyor ve birbirlerine sahip çıkmıyorlarsa,

* Tabelalarına yardımlaşma ve dayanışma derneği yazıp sonra da sadece yandaşlar ile ilişkiler kuruluyor ve vatanseverler itibarsızlaştırılmaya çalışılıyorsa,

* Milli kahramanlara layık heykeller yapılmıyor ve doğdukları ya da kurtardıkları şehirlerin en işlek noktasına dikilmiyorsa,

* Milli kahramanlar adına türküler yakılmamışsa ve yenileri de yazılmıyorsa,

* Medyada, gazete ve televizyonlarda milli kahramanlar anlatılmıyor, hatırlatılmıyor ve haklarında çeşitli programlar yapılmıyorsa!

Hiç kimse kendisini kandırmasın lütfen! Felaket bir durumdayız!

Fakat öyle bir gençlik yetişiyor ki bir gün tüm bu olumsuzlukları kökten değiştirecekler. Sarı Zeybek Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.”

Çünkü gözlerinin önündeki kötü örnekleri göre göre sessizce bir çığ gibi yetişen gençler okuyorlar, araştırıyorlar, bilgileri karşılaştırıyorlar, sorguluyorlar, düşünüyorlar ve ancak tüm bunlardan sonra bir kanaate vararak söz söylüyorlar. İşte onlar köşe başlarını, zihni ve ruhu küflenmişlerden devraldıklarında bu memleket daha yaşanır bir yer olmaya başlayacaktır. Ve tüm bu üzücü hadiseler tarihin çöplüğünde kaybolacak, yerlerini gurur verici manzaralara bırakacaktır.

Bugün bizlere düşen milli ve kutsal vazife ise; şahsi hisleri bir kenara bırakarak, zamane Atatürk gençliğine yakışan bir yüksek ruh hali ve tavır ile ‘’milli hisler’’ ile memleketin içinde bulunduğu durumları göz önünde bulundurarak, yeni yetişecek bu gençlerin yollarını süpürmek, daha az engellerle karşılaşmalarını sağlamak ve onların işlerini kolaylaştırabilecek kaynaklar sağlamaktır…