Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE
LINKEDIN
Share

1921 YILININ ÖNEMLİ ASKERİ VE SİYASİ OLAYLARI

1921 yılı, Türk siyasi ve askeri tarihinde çok önemli  bir yer tutar.

Anılan yılda Ülke işgal altındadır. Yokluk ve sıkıntılar had safhadadır. Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmış, Amasya’da verilen  ”Milletin istiklâlini yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır”  kararının gereğini yerine getirmek için I. Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplanmıştır.

Bugün üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen, gerek arşivlerde, gerekse Türk tarihinin altın sayfalarında yer alan, yakın tarihimizin en önemli mücadelesi olan  ”Millî Mücadele”de yüzlerce siyasi, askeri, sosyal ve hukuki  olayın cereyan ettiği bilinmektedir. Bununla birlikte, söz konusu olayların içerisinde öne çıkan, daima hafızalarda tutulması, hatırlanması ve  unutulmaması gereken olayların özeti kronolojik olarak  aşağıya çıkarılmıştır.

6-10 Ocak 1921 Birinci İnönü Muharebesi

I. ve II. İnönü Muharebeleri, Türk Kurtuluş Savaşının en zor ve en buhranlı günlerini kapsar.

Başta İngiltere olmak üzere  İtilaf devletlerinin yöneticileri, Türkleri yok ederek Anadolu’yu işgal etmek maksadıyla Yunanlıları görevlendirmişlerdir.[1]

6 Ocak 1921’de Yunanlılar, Bursa-Bozüyük-Eskişehir istikametinde keşif amaçlı ileri harekâta başladılar. Aynı tarihlerde bir yandan da Batı Cephesinin güney sektöründe isyan çıkaran Çerkez Ethem ve kuvvetlerine karşı mücadele veriliyordu. İnönü mevzilerine kadar gelen Yunanlılar, hiç beklemedikleri şekilde çok sert ve inatçı bir direnişle karşılaştılar. Ağır zayiat vererek 10 Ocak’ta geri çekilmek zorunda kaldılar.[2]

 

20 Ocak 1921‘de  İlk Anayasa (Teşkilât-ı Esasiye) I. Büyük Millet Meclisi’nce kabul edildi

23 Nisan 1920’de Ankara’da çok zor ve sıkıntılı koşullarda açılan Birinci Meclisin veya diğer adıyla Gazi Meclisin en önemli eseri, 20 Ocak 1921’de kabul edilen ve hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu tescil eden  ilk Anayasadır.[3]

 

24 Ocak 1921‘de Asi Çerkez Ethem ayaklanması bastırıldı

Millî mücadelenin başlangıcında haksız ve hukuksuz işgallere karşı Türk Milleti Kuvvâ-yı Milliye’yi  örgütleyerek karşı koymuştur. Bunlardan Çerkez Ethem ve kardeşleri iç isyanların bastırılmasında gösterdikleri başarıdan sonra şımararak 1920’lerin sonlarından itibaren kendilerini millî kurtarıcı ve millî  kahraman olarak görmeye, başına buyruk hareket etmeye ve Ankara rejimine karşı gelmeye başladılar.

Batı Cephesinden sorumlu komutan İsmet Bey, Çerkez Ethem ve kardeşlerine telkin ve tavsiyelerde bulunarak millî kuvvetlere katılmaları için müteaddit kereler çağrıda bulundu. İsmet Bey’in niyeti, yapılan telkin ve tavsiyelere uymadıkları takdirde Çerkez Ethem ve kuvvetlerinin tasfiyesini sağlamaktı.

1921 yılının Ocak ayına gelindiğinde, bağımsız olarak hareket etmek isteyen ve verilen emirlere uymayan Çerkez Ethem ile Ankara rejimi  arasında ipler kopma noktasına geldi.

Neticede Albay İsmet komutasındaki millî kuvvetler 5 Ocak 1921’de  Çerkez Ethem Kuvvetlerinin tasfiye etmek üzere harekete geçtiler. 22 Ocak’ta  tamamıyla yenilgiye uğratarak 24 Ocak’ta Çerkez Ethem ve kuvvetlerini dağıttılar. Çerkez Ethem kaçarak Yunanlılara sığındı.[4]

 

12 Mart 1921‘de “İstiklal Marşı” I. Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi

Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan, özgürlük ve bağımsızlık şuurunun ifadesi olan şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir.[5]

23 Mart – 1 Nisan 1921 İkinci İnönü Muharebesi

Sevr Antlaşmasını uygulamaya sokmak ve zorla kabul ettirmek maksadıyla, 21 Şubat 1921’de Londra Konferansı toplandı. Toplantı üç hafta sürdü ve sonuç alınamadan dağıldı. 1 Mart  tarihinde Albay İsmet Bey generalliğe yükseldi. Diplomasi kanalıyla sonuç alamayan İtilaf devletleri yeniden askeri seçeneğe döndüler. 23 Mart’ta Eskişehir’i ele geçirerek Ankara istikametinde, Anadolu içlerine kadar ilerlemek maksadıyla tekrar ileri harekâta başladılar.  27-28-29-30 Mart tarihlerinde İnönü mevzilerinde çok kanlı ve göğüs göğüse muharebeler cereyan etti. Düşman önce İnönü’de durduruldu, ilerlemesi engellendi. Bilahare Türk Ordusu 31 Mart’ta karşı taarruza geçti. Düşman tutunamayarak ikinci kez geri çekilmek zorunda bırakıldı. 1 Nisan’da İsmet Paşa   Ankara’ya şu telgrafı çekti.

”Bugün saat 18.30 itibariyle Metris Tepe’den gördüğüm durum: Sağ kanat grubumuzun taarruzları neticesinde düşman düzensiz olarak geri çekilmektedir. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silahlarımıza terketmiştir.” [6]

Ankara’nın bu telgrafa cevabını Mustafa Kemal Paşa şu satırlarla ifade eder.

”Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Muharebelerinde deruhte ettiğiniz vazife kadar ağır bir vazife deruhte eden kumandan enderdir. Siz orada yalnız düşmanı değil, Türk Milletinin makûs talihini de yendiniz.” [7]

I. ve II. İnönü Muharebeleri, sonuçları itibari ile topyekûn verilen millî mücadele içerisinde çok önemli yer tutar ve aşağıdaki kazançları sağlar.

Birincisi, Batı Cephesinde kazanılan ilk zaferdir. Direnişin ilk sembolüdür. Çanakkale ruhunun yeniden canlanması şeklinde de değerlendirilebilir.

İkincisi, müteakiben yapılacak harekât için millî  orduya moral verir ve motivasyon sağlar.

Üçüncüsü, Gazi Meclisin etkinliği ve itibarı artar, hâkimiyeti sağlanır, kendine güveni gelir.

Dördüncüsü, millî orduya ihanet eden Çerkez Ethem ve kuvvetlerinin tasfiye edilmesini sağlar.

Beşincisi, düzenli orduya geçişin temelleri bu muharebeler neticesinde atılır.[8]

 

10 Temmuz 1921 – 24 Temmuz 1921 Kütahya – Eskişehir Muharebeleri ve Sakarya’nın doğusuna çekilme kararı

Sınır tanımayan Yunan hırsı, ihtirası, helen rüyası ve aşkı tüm Rumları sarhoş edecek düzeydedir.

İnönü’de uğradığı hezimeti kabullenemeyen ve hazmedemeyen Yunan Ordusu, İkinci İnönü Savaşından yaklaşık üç buçuk ay sonra 10 Temmuz 1921’de bütün cephe boyunca yeniden ileri harekâta başladı. Bu durum 1921 yılı içinde Yunan Ordusunun üçüncü kez giriştiği harekâttı. Yunan komuta heyeti İnönü savaşlarından gerekli dersi almışa benziyordu. Artık aynı hatalara düşmek istemiyorlardı.

Buna göre, Yunan harekât plânı özetle şöyleydi: Sıklet merkezi ile, yani nitelik ve nicelik yönünden  kuvvetlerinin çoğunluğu  ile cephenin güneyinden taarruza başlayarak, Türk kuvvetlerini güneyden kuşatıcı bir manevra ile çekilmelerine fırsat vermeden bulundukları mevzilerde imha etmek ve Ankara yolu üzerinde hiç bir engel bırakmamak.”

Nitekim bu plânında başarılı olan Yunan Ordusu, özellikle 15, 16 ve 17 Temmuz günlerinde üstün kuvvetlerle yaptıkları taarruzlarla, Kütahya – Afyon arasından cepheyi yararak Türk Ordusunu geri çekilmek zorunda bıraktı. Mustafa Kemal Paşa 18 Temmuz sabahı Eskişehir’e geldi. İsmet Paşa ile durumu yerinde değerlendirerek, mevcut koşullar altında muharebeye devam etmenin mümkün olamayacağı yönünde görüş birliğine vardılar.

Mevcut durum, ancak uzun vadeli, büyük stratejik kararlar kurtarabilecekti. O stratejik tarihi karar; ”Ordunun düşmanla arasın büyük bir mesafe koyarak düşmanın peşimizden gelmesini ve takibini sağlamak, onu esas mevzilerinden ve hareket üslerinden uzaklaştırmak, yormak, yıpratmak, Ordunun yeniden tertip ve düzenlenmesinden sonra, müteakip harekâta hazır olmak maksadıyla, 100-150 km. geriye Sakarya’nın doğusuna çekilme” kararıydı.[9]

19 Temmuz’da Yunan birlikleri Eskişehir’e girdi. 13 Temmuz’da Afyon, 17 Temmuz’da Kütahya düştü. 20 Temmuz günü Türk kuvvetleri emirle Eskişehir’in doğusuna çekilmişti. Türk Ordusu geri kalan beş günde geri çekilme harekâtını tamamlayarak 25 Temmuz 1921’de tüm unsurlarıyla Sakarya’nın doğusuna çekilmişti. Gerçekten zor anlar yaşanıyordu.[10]

5 Ağustos 1921 Mustafa Kemal Paşa’ya üç ay süre ile ve geniş yetkilerle Başkomutanlık tevcih eden kanun kabul edildi

Gazi Mustafa Kemal, Yunanlıların Anadolu içlerine doğru hareket ederek Ankara istikametinde ilerlemeleri neticesinde, Gazi Meclisin teveccüh, güven ve onayına mazhar olarak, 5 Ağustos 1921’de Başkomutan seçildi. Gazi Meclisin Başkanı ve Başkomutan sıfatıyla tam bir liderlik örneği göstererek tüm sorumluluğu üzerine aldı ve ardından kürsüye gelerek şu konuşmayı yaptı: ”Efendiler, zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları mutlaka yeneceğimize olan güven ve inancım bir an olsun sarsılmamıştır. Şu dakikada, bu kesin inancımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı, bütün dünyaya karşı ilân ederim.” [11]

 

Tekâlif-i Milliye Kanunu

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bu yetkisini ilk olarak ordunun ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanması amacıyla Tekâlif-i Milliye Emirlerinin çıkarılmasında kullandı. 7-8 Ağustos 1921’de, halkı maddi ve manevi bütün kaynaklarıyla ulusal mücadeleye katılmaya çağıran söz konusu emirleri yayınladı.[12]

 

23 Ağustos-13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesi

Sakarya meydan muharebesi aslında, Kütahya – Eskişehir muharebeleri ile özdeşleşen, 1921 Temmuz ayı başında başlayan Yunan ileri harekâtının devamıdır.

Düşman penceresinden bakıldığında, Anadolu’daki Yunan varlığını devam ettirmenin tek bir yolu kalmıştı. Türk ordusu tamamen yok edilecek, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde  vücut bulan siyasi yapı tümüyle ortadan kaldırılacaktı.

Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Papulas tarafından Yunan ordularına Ankara’ya harekât emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazanırsa Birinci Millet Meclisi, Sevr Antlaşması’nı kabul etmek durumunda kalacaktı.

Nitekim, 22 Ağustos’ta Yunan Ordusu Kumandanı Papulas, birliklerini Sakarya mevzilerine yanaştırarak taarruza hazır hale getirdi. 23 Ağustos sabahı, her bir günü ayrı kan, gözyaşı, acı, hüzün ve kahramanlık öyküleriyle, gırtlak gırtlağa geçen, 22 gün 22 gece sürecek, dünya savaş literatürüne geçen uzun ve  kanlı meydan muharebesi başladı.

Türk Ordusu Sakarya’da, 23 Ağustos 1921 tarihinde başlayıp, 13 Eylül 1921 tarihinde sona eren ve 22 gün süren kanlı meydan muharebesinin sonunda, Yunan Ordusunu kesin bir yenilgiye uğratmakla kalmamış, 1683’de Viyana kapılarında başlayan bir gerileyişe ve bir yıkılışın kötü talihine Sakarya’da son vermiştir. Bu nedenledir ki, neresinden bakılırsa bakılsın her bir günü ayrı bir destan olan Sakarya, Türk tarihinde büyük bir değişimi temsil eder, dirilişin sembolüdür ve her yönüyle büyük bir dönemeçtir.[13]

Diğer yandan, Sakarya Meydan Muharebesi, millî mücadelenin ortasında yön belirleyici ve kader tayin edici niteliktedir. Bu safhada, Anadolu’yu işgal ve Türkleri yok etmek azim ve kararlığıyla saldıran düşmana gereken karşılık verilmiş, taarruz azmi ve gücü kırılarak Sakarya’da ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Türk Ordusu ise ancak ondan sonradır ki büyük taarruza hazırlanmak için yeterli zamanı ve imkânı bulmuştur.

Bunun yanında, Sakarya Meydan Muharebesinde Mustafa Kemal Paşa’nın ünlü “Hattı Müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.” sözleri dünya harp tarihine damga vurmuştur.[14]

14 Eylül 1921 Seferberlik ilan edildi, grup teşkilatı kaldırıldı ve kolordu halinde örgütlenme başladı.

Mustafa Kemal Paşa zaferden sonra verdiği  emirle, Tüm birlikler ikmal edilerek yeniden teşkilâtlandırılmıştır.

Bu kapsamda, Muharebelerden önce ”Grup” halinde oluşturulan birlikler, Sakarya zaferinden sonra, olması gereken teşkilât yapısına kavuşturmak amacıyla, “Batı Cephesi’nin her biri üçer tümenli dört piyade kolordusu ve her biri dörder alaydan kurulu üç tümenli bir süvari kolordusu” şeklinde yeniden organize edildi. Ayrıca, bu dönemde Türk Ordusu harekâtın sevk ve idaresi bakımından Genelkurmay Başkanlığına, ikmal yönünden ise Millî Savunma Bakanlığına bağlanmıştır.

Bunun yanı sıra, 14/15 Eylül 1921 gece yarısından itibaren tüm yurtta genel seferberlik ilan edilmiştir. Genel seferberlik hali son düşman askeri de vatan topraklarından ayrılana kadar devam edecektir.[15]

 

19 Eylül 1921 Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazilik” ünvanı ve “Mareşallik” verildi.

Mustafa Kemal Paşa Başkomutan sıfatıyla çıktığı Sakarya Meydan Muharebesinden, düşmanın tüm yurttan atılmasını sağlayacak büyük bir zaferle dönmüştür. Bu zafer sonrası İsmet Paşa ve Fevzi Paşa Birinci Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir telgraf çekerek, Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazilik ve Müşirlik (Mareşallik)” unvanının verilmesini istemişlerdir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Birinci Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Eylül 1921’de kanunla “Müşir” (Mareşal) rütbesi ile “Gazi” unvanı verilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa kendisine bu unvanların verilmesini Nutuk adlı eserinde de şöyle bahsetmiştir; ”Efendiler, diğer bir görevim de, ordu içinde, muharebe safları arasında bizzat muharebeye katılmak ve savaşı bizzat yönetmekti. Bunu da gücümün yettiği ölçüde, hatta bir kaza sonucu sol kaburga kemiklerimden birinin kırılmış olmasına rağmen, bütün varlığımla en iyi şekilde yapmaya çalıştığımı sanırım. Sakarya Muharebesi’nin sonuna kadar askeri bir rütbem yoktu. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisi’nce bana Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verildi.” [16]

 

20 Ekim 1921 Birinci Millet Meclisi Hükümeti ile Fransa Hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı

Sakarya zaferinin önemli sonuçlarından biri de,  20 Ekim 1921’de Fransızlarla yapılan ”Ankara İtilafnamesi”dir. Söz konusu itilafname ile, hem güney cephemiz kapanıyor, hem de, Fransa’yı İngiltere’den kopararak, İngiltere’nin yalnız kalması sağlanıyordu.[17]

 

Sonuç ve Değerlendirme

Yukarda kronolojik sıraya göre yazılan tarihi olaylar, 1921 yılında yaşanan askeri ve siyasi olayların sadece bir kısmını kapsar.

Aradan 100 geçtikten sonra bu olayları günümüzde tarihin ilke ve prensipleri çerçevesinde, yargılamak yerine anlamaya çalışmak, kendi şartları içinde incelemek ve değerlendirmek, söz konusu olayları tarihi bütünlük içerisinde algılamak esastır, tarih etiği bunu gerektirir.

Uruguaylı Eduardo Galeano isimli bir yazar şöyle der, ”Tarih asla elveda demez, ilerde görüşürüz der.” Günümüzde yukardaki olayları, sebep ve sonuçlarıyla birlikte  inceleyerek, değerlendirerek ders almak ve genç nesillere aktarılmasını sağlamak milli bir görevdir.

KAYNAKÇA:

[1] NUTUK-Mustafa Kemal Atatürk-EDOK Yayınları

[2] BÜYÜK DÖNEMEÇ-İbrahim Artuç, KASTAŞ Yayınları-1985

[3] Atatürk’ün İhtilal Hukuku-Taha Akyol-Doğan Kitap

[4] NUTUK-Mustafa Kemal Atatürk-EDOK Yayınları

[5] https://www.hurriyet.com.tr/galeri-mehmet-akif-ersoyun-hayati-ve-99uncu-yilinda-12-mart-istiklal-marsinin-kabulu-41466925

[6] NUTUK-Mustafa Kemal Atatürk-EDOK Yayınları

[7] A.g.e. S.430

[8] http://ankaenstitusu.com/turk-kurtulus-savasi/

[9] Sakarya Meydan Muharebesi Araştırmaları-Dr.Selim Erdoğan (@SakaryaSavasi)

[10] ŞU ÇILGIN TÜRKLER- Turgut Özakman,Bilgi Yayınevi-2008

[11] NUTUK-Mustafa Kemal Atatürk-EDOK Yayınları

[12] http://www.edirneyenigun.com/yazar/3339/mustafa-kemal-pasaya-baskomutanlik-yetkisinin-verilmesi-5-agustos-1921.html

[13] http://ankaenstitusu.com/turk-kurtulus-savasi/

[14] Sakarya Meydan Muharebesi Araştırmaları-Dr.Selim Erdoğan (@SakaryaSavasi)

[15] https://www.facebook.com/SakaryaMMTMPetut/posts/2038603429772181/

[16] https://www.koroglugazetesi.com/haber/mustafa-kemale-gazi-unvaninin-verilmesi-19-eylul-1921.html

[17] BÜYÜK DÖNEMEÇ-İbrahim Artuç, KASTAŞ Yayınları-1985