Yarın, bugünden daha fazla dünyanın da, bizim de en önemli sorunumuz işsizlik olacak. Birçok sorunun temelini de oluşturan bu meseleyle ilgilenmek, buna yönelik önlemler almak çok yerinde bir yaklaşım.

Zaten dünyada da tüm ülkelerin firmalarını ülkelerine geri çağırmasının da nedenini bu oluşturuyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı istihdam seferberliğinin kritik değerde olduğunu düşünüyorum.

Ülkede tekrar üretim ikliminin oluşturulması ve firmaların insanları istihdam edebilir, altını çiziyorum edebilir hale gelmesi hayati bir başlıktır. Fakat bunun için öncelikle birbirimizi kandırmayı bırakmamız gerekiyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu Mayıs ayında yaptığı açıklamada 1 milyon 300 bin istihdam yaratıldığını söyledi. Eğitim programlarına katılanları da istihdama ilave etmişler ama Bakan buna takılmıyor.

1,3 milyon istihdam yaratılan bir ülkede, işsizlik nasıl yükselir; nasıl iki haneye oturur diye de mi sorgulamadılar? Şimdi Nisan ayı itibariyle işsizlik rakamları önümüze geldi. Kim açıkladı? TÜİK… Bence bu açıklamalar bile gerçeğin en az yarısı düzeyinde ama yine de açıklamalardan yola çıkalım.

Çünkü Nisan ayı itibariyle işsizliğin yüzde 10,5 olarak açıklandığı gün, dört ayda istihdam edilenlerin sayısına zam yaparak 1,5 milyon kişi sınırına dayandırdılar. Gerekçe de şöyle açıklandı:

“Geçen yılsonunda 26 milyon 669 bin kişi istihdam edilirken, Nisan sonu itibarıyla 1 milyon 488 bin kişiye ek istihdam sağlandı. Böylece nisan sonunda istihdam edilenlerin sayısı 28 milyon 157 bine ulaştı.” Buradan bakınca hayat güzel. Peki, TÜİK’çe açıklanan rakamlar ne gösteriyor?

Geçen sene sonunda istihdam edilen insan sayısı 27 milyon 317 bin. Nisan sonunda istihdam edilen sayısı ne? 27 milyon 885 bin. Yani düz mantıkla bile baksanız ve dört işlem biliyorsanız, 568 bin kişiyi görüyorsunuz.

Olayı abartalım ve geçen sene ile mukayese edelim. 2016 Nisan’dan 2017 Nisan’a kadar elde edilen artı istihdam 501 bin kişi. Kaç kişi istihdam piyasasına katılmış? 1 milyon 10 bin kişi. Bunun da yarısına iş bulmuşuz. Yani bahsi geçen kadar istihdam piyasasına katılan insan bile yok. Çünkü işgücü de 1 milyon kişi artmış.

Diyelim ki mevcut işsizler iş bulmuş olsun. Geçen sene ile bu sene arasında işsiz sayısı yine 1 milyon artıyor. Yok, son 4 ayı esas alalım. Aralık 2016’da işsiz sayısı 3 milyon 684 bin kişi. Nisan 2017’de işsiz sayısı 3 milyon 550 bin.

Düz hesap yapalım. Son dört ayda mevcut işsizlerin de 134 bini iş bulmuş. Matematiği zorlayıp, biraz da saçmalayarak yeni katılanlarla, son dört ayda iş bulanları toplasak bile yaratılan istihdam sayısı sadece 635 bin kişi. Bunların hepsi TÜİK’in mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü tablosunun rakamlarıdır.

Türkiye’nin TOBB’un açıklamalarına göre yüzde 5 büyüyerek üniversiteden her yıl mezun olan 800 bin kişiden sadece 500 binine iş bulabildiğini biliyoruz. Geçen sene ne oranda büyüdük? Yüzde 2,9… Yani üniversite mezunlarının bile 500 binine iş bulmuş olma olanağımız yok.

Neticede son 4 ayda yeni iş bulan insan sayısı açıklamalara bakılırsa yaklaşık 1,5 milyon, devletin rakamlarına bakılırsa zorlayarak 650 bin kişi. Ortada yüzbinlerce insan kayıp… İşsiz saymaktan vazgeçilenleri de saymıyorum.

Şimdi bu tabloya baktığınızda ortaya bir sonuç çıkıyor. Ya zorlanmasına rağmen TÜİK rakamları arızalı ya da birileri doğruyu söylemiyor. Diyelim ki TÜİK işi bilmiyor ve 1,5 milyon insan iş buldu. Bunların sigorta kayıtları nerede? İnsanlar SGK’sız çalışmıyor sanırım değil mi?

Bu arada istihdam sayılarında tarım sektörüne güvenerek konuşuyorsanız orada da düşme olduğunu TZOB Başkanı dile getiriyor. Şemsi Bayraktar’ın açıklamasına göre bu alanda da istihdamda 32 bin kişilik azalma var.

Sözün özü şu: Elbette istihdam seferberliğine sahip çıkalım, elbette üreten Türkiye’yi yaratalım. Ama bunu birbirimizi kandırarak yapmaya kalkarsak, hayal kırıklığı sanılandan daha sıkıntılı sonuçlar verir. Biraz samimiyet lütfen. Oynadığınız sayılar rakam değil; her biri eve ekmek götüremeyen bir insan.