…

TÜRK KARA KUVVETLERİNİN 2229. YIL DÖNÜMÜ  

BİZ BİR ORDU MİLLET’TİK.

 NİCE YÜZYILLAR ÖNCE, MİLLETLEŞMEYE

ORDULAŞMAKLA BAŞLADIK.

-Şevket Süreyya Aydemir-

Kuruluş-M.Ö.209

Her yılın 28 Haziran tarihi, Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihi olarak kabul edilmiş ve düzenlenmiştir.

Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı esas alınır.[1]

Türk Ordusunun tarihi, milletinin tarihi kadar eskidir. Türk Ordusuna ait kayıtlar M.Ö. 3’üncü yüzyıla kadar gitmektedir.[2]

Eldeki bilimsel veriler ve deliller, ”Türk Ordusu Tarihinin”  Türklerin tarih sahnesine çıkması ile eş zamanlı olarak başladığına delalet eder. Biz Türkler için tarihsel süreç içerisinde ulus-ordu karakteri zorunlu kılınmıştır. Bu nedenle Şevket Süreyya Aydemir ”Tek Adam” isimli eserinde, ”Milletleşmeye yüzyıllar önce ordulaşmakla başladık” der.

Gök-Türklerin ataları Asya Hunlarıdır. Asya Hunları da kuruluş bakımından en geliştikleri çağda, Mete (M’Ot-Un)’nin başbuğluğunda (M.Ö.209-174) yaşıyorlardı. Çin kaynaklarına göre, bugün Türk Ordusundaki 10’lu düzenin (Manga), o çağdaki Hun Ordularından gelme olduğuna inanılmaktadır.[3]

Dolayısıyla Türk Kara Kuvvetlerinin başlangıcını, örf, adet, gelenek-görenek ve örgüt bakımından olduğu kadar, soyca da Asya Hun İmparatorluğuna bağlamak esastır.

İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.[4]

Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilâtlanma modeli günümüze kadar uzanan yelpaze içerisinde hüküm süren diğer Türk devletleri ile süregelmiş, sırasıyla Gök-Türkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.[5]

Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, Türk Ordusu gelenek, görenek, örf ve adetlerine bağlı millî bir ordudur. Dünya harp tarihine yön veren örnek bir yapısı vardır. Türk Ordusu denilince, ilk önce akla Kara Kuvvetleri gelir.

Millî Güç Unsuru

Türk Ordusu, Türk Devletinin ”Millî Gücünün” unsurlarından biridir ve içlerinde en önemli olanıdır. Bağımsızlığımızın en büyük teminatıdır. Oğuz-Ata neslinden aldığı feyz ile üzerine düşen vazifeyi, şanlı tarihinin derinliklerinden ve disiplinli geleneklerinden aldığı güçle daima başarmaya muktedirdir.

O bağrından çıktığı Türk Milleti ve Devletinin daima hizmetinde olmuştur. Zira mensuplarının disiplin ruhu ve görev anlayışı kuşaktan kuşağa geçen bir Oğuz-Ata mirasıdır. Çağlar boyunca kurumsal yapı olarak daima bu prensipleri kendisine şiar edinmiştir.

Yüzyıllar boyunca pek çok Türk Devleti kurulmuş yıkılmış, yerine tekrar yenisi kurulmuş, coğrafyası değişmiş fakat Türk Ordusunun millî yön ve karakteri, rengi, felsefesi ve edindiği yerleşik temel değerleri hiç değişmemiştir. Türkler, yabancı kavimlerden olanları asla askere almazlardı. Bu yönüyle Türk Ordusu tamamen yerli ve millî bir ordu idi. Başbuğlarına çok değer verir ve büyük bir sadakatle itaat ederlerdi.

Güç Kaynakları

Türk Kara Kuvvetlerinin aynı şekilde, tarihsel süreç içerisinde yüzyıllara sâri olarak muharebe vasıta ve usulleri değişmiş fakat millî seciye ve ruh kıymeti nesilden nesile intikal etmiştir. Söz konusu millî seciye, ruh kıymeti ve karakterinin nişanesi olan ”Güç kaynakları” Türk Ordusunu her zaman ve her yerde daima başarılı kılan ve diğer dünya ordularından ayıran en önemli özelliği olmuştur. Bunlar:

-Sarsılmaz bir inançla benimsenmiş ve özümsenmiş ve Oğuz-Ata soyundan neşet eden Türkün vazgeçilmez karakteri, ‘’Hürriyet ve İstiklâline olan bağlılık”,

 -Mutlak itaat ve sadâkate dayalı ve kaynağını örf ve adetlerinden alan ‘’Geleneksel disiplin anlayışı’’

-Silah arkadaşlığı temeline dayanan Birlik ve beraberlik”,

-Yüce Türk Milletinin kendisine duyduğu ”Engin güven duygusu’’ dur.

Kuruluşundan itibaren, yani 2229 yıldan beri Türkiye Cumhuriyeti ve onun millî ordusunun ayakta kalmasını sağlayan işte sözü edilen bu kaynaklarıdır.

Diğer yandan, Türk Ordusu ve Türk Yurdunu bugün ve gelecekte ayakta tutacak olan değerlerin başında öncelikle, ‘’Karakter, Yüksek Ahlâk ve Kuvvetli Maneviyat’’ gelir.

Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluşundan itibaren sahip olduğu karakter, yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyatı aynen bir piramide benzetilir. Piramidin en tepesinde, bir askerin askerlik mesleğine yürekten bağlanışını ifade eden, ’‘Doğruluk ve Muhabbetle Hizmet’’ yer alır. Piramidin diğer alt katmanlarını ise, ‘’Vazife Bilinci, Liyakat, Sadâkat, Dürüstlük Meslek Sevgisi ve Fedakârlık’’ oluşturur. Anılan piramidin tabanını, vazifeyi namus bilen hizmet anlayışının gereği olan Mutlak itaat’’ kavramı yer alır.

Türk Ordusunun nüvesini teşkil eden Türk Kara Kuvvetleri, yukarda sözü edilen ve tarih boyunca nesilden nesile aktarılan güç kaynakları ile birlikte, sahip olduğu yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyatını daima muhafaza ve müdafaa etmek mecburiyetindedir.

Türk Ordusu, gerek güç kaynakları, gerekse yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyatıyla bir değerler manzumesidir. Değerler manzumesi çökmüş toplumlar fiziken de ayakta duramazlar. Evrensel kanundur: ”Ruh ölünce beden de ölür” Ordunun ruhu ölürse, yok olursa, yurt-vatan diye bir şey kalmaz, o da ölür.

Çok Yönlülüğü

Diğer taraftan, Türk Ordusunun yakın tarihi incelenecek olursa, 18. ve 19. yüzyıllarda askeri reformların itici güç olduğu görülür. Eğitim ve sanayinin gelişmesi ordu sayesinde olmuştur. Örneğin, tıp, veterinerlik, eczacılık, kimyagerlik, mühendislik, haritacılık, ressamlık gibi bilim ve sanat dalları ilk önce orduda kendini göstermiş ve vücut bulmuştur.

Türk Devletleri ve Türk Milleti dünya tarihinde askeri medeniyetleri ile tanınır. Tüm toplumsal değişimlerde ve kültürel yapılanmalarda bu unsur ağır basar. Türk Ordusu gittiği her yere medeniyeti de beraberinde götürmüştür. Yakın tarihimizden beri askeri eğitim ve öğretim, daima memleketin genel eğitim ve öğretim sistemine öncülük etmiş ve lokomotifi olmuştur.

Varlığının Önemi

Türkler tarihleri boyunca özgür ve onurlu yaşamalarını ”Ordularına” borçludur. Türklük, ordusuyla, milletiyle el ele özgür ve onurlu yaşamanın adıdır. Dünyanın en güzel coğrafyasında güven içinde yaşamanın ölçütü, ”Türk Ordusu”dur. Bunun tersi düşünülemez. Bu olgunun tersini düşünecek olursak, yurdunu, özgürlüğünü, hürriyet ve istiklâlini kaybetmenin ne demek olduğunu Türk Cumhuriyetlerinde yaşayan soydaşlarımızdan daha iyi kimse bilemez. Onların yıllarca Sovyet çizmesi altında ezilmelerinin, hürriyet ve istiklâllerinden mahrum olarak yaşamalarının tek sebebi ”Ordularının” olmayışıdır. Oradaki soydaşlarımıza, Sovyetler Birliği döneminde neden özgür ve bağımsız değildiniz? İstiklâlinizi neden kaybettiniz? Diye iki soru yöneltecek olursanız, alacağınız cevap bellidir: ”Ordumuz yoktu” derler.[6]

Bugün, son Türk Devletinin en büyük dayanağı Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. TSK, Türk Milletinin ordusudur, millî bir ordudur. Bütün aksine çabalara rağmen öyle de kalacaktır. Türkiye’de güçlü bir ordu olmasa Ermenistan hazır, Rusya hazır, Yunanistan hazır. Suriye bile Hatay’dan vazgeçmiş değil. Dört taraftan çevrilmiş durumdayız. Güçlü ordumuz olmazsa ertesi gün parçalanırız. Güçlü ordu, Türkiye için hayati bir zarurettir.[7]

Türk Ordusunun, hiç bir yerde yazılı olmayan ama daima yaşayan ve insan hayatını derinden etkileyen, yüzyıllar öncesinden yerleşmiş bir sistemi, yaşam biçimi ve felsefesi vardır. Türk Ordusu, “Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı için kendi özgürlüklerini sınırlayan, gerektiğinde canını vermek için eğitilmiş insanlar” kitlesi olarak tanımlanır.

Sonuç

Sonuç olarak Türk Ordusu, T.C.’nin kurucu önderi M. Kemal Atatürk’ün: ”Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkânsız teminatıdır.” sözleri ile milletinin teminatı olmaya devam etmektedir.[8]

Bununla birlikte Türk Kara Kuvvetleri, yukarda belirtilen ülkü çerçevesinde, Türk Ordusunun bir parçası olarak her zaman yüce milletimize lâyık olma azmi ve kararlılığı içinde ve onun emrinde olmanın şeref ve gururunu taşımaktadır.[9]

Kemal Atatürk, 1 Kasım 1937 tarihinde TBMM’ni açarken yaptığı konuşmada, Türk Ordusu için şunları söyler:

‘’Ordu Türk Ordusu!.. İşte bütün milletin göğsünü itimat duygularıyla kabartan şanlı ad!…’’ [10]

TÜRK KARA KUVVETLERİNİN 2229. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!…

KAYNAKÇA:

[1] http://www.kkk.tsk.tr/KKKHakkinda/KKKtarihce.aspx

[2] DORUK, Türk Ordusu Tarihi, İ. Kayabalı-C. Arslanoğlu

[3]  a.g.e. S.371

[4] a.g.e. S.262

[5] a.g.e. S.186

[6] https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yavuz-bulent-bakiler/406171.aspx

[7] Halil İNALCIK – https://tr.pinterest.com/pin/336784878381005593/

[8] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, sayfa 135

[9] http://www.kkk.tsk.tr/KKKHakkinda/KKKtarihce.aspx

[10] https://tr.wikiquote.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk/T%C3%BCrk_Ordusu