Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Üç bölümde yazacağım… Uzun olmaması için de elimden geleni yapacağım.

Kafanızın şiştiğini biliyorum. Komplo teorileri, planlar, projeler vs vs. Ama en sonunda ucu hep size dokunuyor. Gerçi bir kesim mahalle yanarken saçını tarıyor ama olsun onlar da lazım. Nefes alma aralığı niyetine… Yoksa insanın kafa, bildiğin ısınıyor.

     Ortadoğu;

2000’li yıllar malum milenyum diye anıldı, adlandırıldı. 21.yy başladığından bu tarafa çok şey değişti. Görünen o dur ki değişmeye de devam edecek. Gerçi özen gösteriyoruz ama farkında olmadan biz de yapıyor olabiliriz; komplo teorilerine kaptırıyor olabiliriz kendimizi.

Ortadoğu’da mezhepsel bir sürtüşmenin ne şiddette deprem ürettiğini gördük. Görmeye devam ediyoruz. Buna bir de etnik çatışmalar ilave edilince 4 büyük plaka doğal olarak enerji biriktirdi ve ufak ufak sallanıyoruz. “Ne ufağı birader dalga mı geçiyorsun?” dediğinizi biliyorum. Valla bak ufak. Bunlar öncü sarsıntılar. Beklenenin işaretleri. “Dahası mı var?” Var tabii…

Şu ana kadar piyonların düellosuydu. Ha bire ötelenen İran-Suud savaşı başlamadı henüz. Yine İsrail, Suud-İran savaşı da öyle. Şüphelerini saklı tutarak sahada olan biten üzere birbirine destek veren ülkeler, zamanı belli olmamakla beraber 3. Dünya savaşının tarafları. Yukarıda 3 ülke saydım ama kalanını tahmin edersiniz. Yemen’de, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Libya’da, az da olsa Mısır’da halihazırda konumlarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Tunus seçimle onla bunla idare ediyor maçı. Bir gün bir deli çıkar da “Yeter, ne öldürdünüz, ne güldürdünüz!” derse fena işte. İş biraz da o tarafa gidiyor.

Bu sabah Cidde açıklarında bir İran tankeri vuruldu haberleri yayıldı. Hemen açtık haritayı. Cidde nerede ona bakmıyoruz tabii. Yakında hangi ülke var. Orada karışıklık var mı? Yemen’den atsalar denk gelir mi? Karşıda Sudan, Eritre, Cibuti, Somali var. Orada kimin askeri üssü var ve hangi gruplara sponsorlar? Bak hala özenle Suud vurmuştur diyemiyoruz. Bize de yazık bak ne hale geliyoruz, kim yapmış olabilir diye.

Geçenlerde Irak karıştı. Şöyle de bir durum var: İki çatı mezhepten biri önce 4’e sonra bilmem kaç tarikata, diğeri de direk 16’ya bölünmüş halde. Sorsan hepsi Rabbini arıyor.

Sormuşlardı bize, okyanus ötesinde “Nerede hata yapıyoruz?” diye. Dedik ki; önce nerede doğru yapıyorsunuz ona bakmak lazım. Çantasını erken toplayan, içine çek defterini koyup gelen her salağın söylediğine inanıyorsunuz. Çok “insancıl” olduğunuzdan, “bize özgürlüğümüzü vermiyorlar” diyene “deme yaa” diyorsunuz. Sonra özgürleştirme operasyonunun adını “F*ck Iraq” koyup 5 milyonunu özgürce öldürüyorsunuz. Bilmem ne kuleniz çöküyor canınız çekiyor, az Afganlı öldürüyorsunuz. Beslediğiniz her adamı öldürdünüz; tarzınızı biliyoruz. Bizde iki güne bir bina çöküyor, gördünüz mü bir yere daldığımızı? Abarttım az tamam… Mealen böyle dedik. 15 Temmuz olmuştu o vakit. Bizim üzerimize oynamayın, 18 milyonluk Suriye’yi gördünüz. Biz birbirimize en fazla iki gün düşeriz. Sonra da ortalığa düşer “Kim yaptı bunu?” deriz. “Bu girdap dünyayı yutmaya yeter” de dedik. Dahası da var uzatmayayım. Şahitlidir!

Toparlayayım; Gerçi ben de bilmiyorum nasıl toparlayacağımı. Hale bak; bunu toparlayan, bir de hizaya sokan kesin Mehdi’dir. Mesih’tir, kendisi bilmiyordur. Bu dört plaka şu an Suriye’de sürtüşüyor. Mezhepler belli, etnik yapı da belli diyeceğim ama her yerden var. Epey çoklu. Mezhep temelli ülkelerini idare edenler, bu yolla halklarını kıyama götürenler ya da var olmaya çalışanlar çatışmasıdır bu gördükleriniz. Bir de bunların kiraladıkları ülkeler. Ne kadar para o kadar köfteyle iş yapanlar. Son kertede her şey önlenebilir mi? Evet önlenir! İkili ilişkilerde doğması muhtemel her sorun için çözüm anahtarı iletişimdir. İletişim kanallarının açık olması ve anlamaya olan ihtiyaçtır. Yani o anlatacak siz anlamak için can atacaksınız!

     Barış Pınarı 2. gün;

Daha 2. gün olmasına rağmen medya ne zaman biter diye soruyor. Bitmez; daha tam başlamadı ki bitsin. Tel Abyad, Resulayn, Membiç, Ayn El Arab alınacak daha. Henüz 15 köy kurtarıldı. 30 km aşağı inilecek. ABD’nin tırlar dolusu yolladığı silah mühimmat ele geçirilecek. Suud ve İsrail eliyle sırtları sıvazlanıp sahaya salınanlar toplanacak. Finansörleri belli bu bölücü ayrılıkçı yapının çökertilmesi ve bir daha başını kaldırmaması sağlanacak. Sonra kiminle görüşülecek, bu kentler arındırılıp paklandıktan sonra içine yerleştirilenlerle birlikte kime emanet edilecek? Edilmeyecekse kim ilelebet koruyup kollayacak? Bu koruma şemsiyesi kimin güneşini kapatıp, kime gölge yapacak? O buna evet diyecek mi? gibi soğuk havada iç ısıtan sorular da geliyor insanın aklına tabii. Bunun mali kısmını düşünmüyorum bile.

O yüzden şunu söylemek mümkün bu çok uzun süre bitmeyecek bir operasyon.

İran’ın itirazı olmuş… Yerleştirilmesi planlananların mezhebi kimliğinden rahatsız olduğu içindir. Rejimin eş zamanlı bölgeye hamlesi belki de bu nedenledir. Kim bilir? Rusya ve İran’la İdlib konusu üzere varılan anlaşmanın sonuçlarını izleyeceğiz daha. Bu bölgeye etkisine bakacağız değil mi?

Trump Başkan, İspanya da bir festival var hani, boğalar sokaklara salınıyor. Onlar da ha babam de babam kah duvara, kah kapıya, denk gelirse önde kaçışanlara giydiriyor duruyor. Adam neye yansın? Azil meselesi var, seçime az kaldı o var, Çin, Kim ( k koreli oğlan ), suud kralı ve oğlanları var, Netanyahu küstü fena o var. Adamda dert büyük, ez cümle. Sarhoşun mektubu okunmaz çok da şey etmeyin; hoş görün.

     Türk Silahlı Kuvvetleri;

Tek bir Türk askerinin, tek başına giriştiği her harekat ulvidir. Dün başlayan harekat da öyle. En nihayetinde tek bir nefer dahi olsa TSKʼyı temsil eder ve dahi vatanı için cenk etmektedir. Şanlı Türk ordusunun kurulduğu günden bu güne kadar yaptığı her bir faaliyet bir diğerinden daha az ehemmiyetli değildir.

Dün bir yazı kaleme aldık. Hassasiyet oluştuğu düşüncesiyle altını çizmek gereği duyduk. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her bir faaliyeti, milleti olan bir ordu hasebiyle kutsanmıştır. Bu faaliyete ha savaş deyin, ha da harekat, olgusu itibariyle söz konusu ASKERİMİZ’dir. Ancak tarafları açısından bu ayrım son derece önemlidir. Malumunuz önceki dönemlerde bize tebelleş terör örgütü “sözde” ateşkes ilan ederdi. İlgili bürokratlar ya da askeri yetkililer derhal açıklama yapar “terör örgütüyle ateşkes olmaz, böyle bir terminoloji kabul dahi edilemez” derlerdi. Kavramları bu ölçekte kullanmakta kamu yararına büyük fayda vardır. Aksi kafa karışıklığı yaratır. Harekat kapsamında görev yapan personel ve birlik sayısı, yaklaşımı değiştirmez.

Bir dönem yapılırdı, sanırım hala yapılıyor. En güvenilir kurum anketi düzenlenirdi. Sonuç bilginiz dahilindedir. Lafın belini kırmaya gerek yoktur. Siyasetten arınmış, teröre bulaşmışları def edilmiş, sadece sancağının önünde, o da bir tek başı eğilen, keza yeminiyle kendini bağlamış, sıralı amirlerine itaatle vatanına adanmış her bir asker, kardeşimizden ötedir. Yanında saf tutmaktan şeref duyarız.

Bu fırsatla gazalarını bir kez daha kutlar, Asker, sivil “cennet mekan” şehitlerimizin geride kalanlarına sabır dileriz…