Soru 1- Çin’in başkenti PEKİN’de düzenlenen İpek Yolu forumunun sonuçları ne oldu?

Cevap 1- Yeni dünya düzeninin kurulması yolunda atılan adımlar içerisinde, Mayıs ayının tam ortasında (OBOR – Kuşak ve Yol ) başlığı altında yapılan Pekin forumunun, içinde bulunulan aşamada önemi ve anlamı dünyanın geleceği açısından büyük olmuştur. Tarihsel İpek Yolu’nun çıkış noktası olan Çin, geleceğe dönük önemli bir adım atmış ve 130 ülke ile 70 uluslararası kuruluşun katıldığı bir büyük dünya forumunu kendi başkentinde Yeni İpek Yolunun gerçekleştirme doğrultusunda başarıyla yapmıştır. Bu forumun sonunda 12 devlet ile ortaklık ve 9 ayrı uluslararası kuruluş ile işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır. Ayrıca, Çin 30 ülke ile yeni ticaret antlaşmaları imzalarken Pasifik Okyanusundan Atlas Okyanusuna uzanan güzergâhta bulunan 65 ülke ile de yeni protokoller imzalanmıştır. Çin Kalkınma Bankası ile Ticaret Bankasının ayrı ayrı projeye destek veren kredileri ile de, Yeni İpek Yolunun bir an önce bitmesi doğrultusunda önemli adımlar atılmıştır. Asya kıtasının doğu bölgesine sıkışmış ve dünya platformundan çok uzak kalan bir jeopolitik konuma sahip olan Çin’in, böylesine dev bir küresel projeye öncülük yapması, bir türlü değiştirilemeyen dünyanın geçmişten gelen yapısını büyük ölçüde değiştirecekmiş gibi görünmektedir. ABD ve batı dünyasının önde gelen büyük devletleri kendi aralarındaki anlaşmazlıklar ve çekişmeler nedeniyle bir türlü yeni bir dünya düzeni oluşturamazlarken, Çin gibi doğunun en büyük ülkesinin, bütün küresel düzeni yakından etkileyecek ve zamanla Çin merkezli yeni bir dünya düzenini gündeme getirecek önemli bir adım, Pekin’deki Yeni İpek Yolu Forumu ile atılmıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra çökmüş olan eski dünya düzeninin yerini alabilecek bir yeni küresel açılım Çin’in öncülüğü ile gündeme getirilmiştir. Giderek dünyanın bir numaralı ekonomik süper gücü konumuna gelen Çin’in, yeni büyük dev ülke olarak kendi yolunu açacağı ve bunu geleceğe dönük olarak zorlayacağı son yıllardaki hızlı gelişmeler ile açığa çıkmıştır. Pekin zirvesi ile Çin bu duruma netlik kazandırarak, süper projenin altına imzasını atmıştır.

Soru 2- ABD-ÇİN arasında yaşanmakta olan en büyük olma yarışı bu durumda nasıl etkilenmektedir?

Cevap-2- 19.yüzyılın ikinci yarısında dünyaya açılan Amerika Birleşik Devletleri, iki büyük dünya savaşı sonrasında dünyanın en büyük siyasi gücü konumuna gelmiş ve 20. Yüzyılda insanlık bir Amerikan hegemonyasına teslim olmuştur. Bütün dünya ülkelerinden kendi ülkesine beyin göçünü düzenleyen ABD, yerkürenin en güçlü ekonomisine ve devlet yapısına sahip olarak bir numara konumu ile dünyayı yönlendirmeye çaba göstermiştir. İngiltere’nin kurduğu düzeni devralan ABD, batı bloğunun efendisi olarak yüzyılı aşkın bir süre süper güç konumunda olmuştur. İngiltere ile yan yana gelerek oluşturduğu Atlantik insiyatifi ile dünyanın bütün kıtaları üzerinde hegemonya oluşturan ABD, soğuk savaş sonrasında kendisinin merkezinde yer aldığı bir tek kutuplu dünya kurmak istemiş ama bunu bir türlü başaramamıştır. Küreselleşme döneminde çeyrek yüzyıl geride bırakılırken, ABD’nin  ciddi bir iç kavgaya sürüklendiği, tekelci şirketlerin öncülüğünde bir küresel düzen kurulamadığı ve yeni ortaya çıkan büyük devletlerin kutuplaşmaların ötesinde bağımsız olarak dünya platformuna çıktıkları görülmektedir. Ayrıca Amerikan devletinin sınırları içinde üretim yapan büyük tekelci şirketlerin giderek Siyonist çizgiye sürüklenmesi yüzünden, Amerikan ekonomisi zor durumlara düşmüş ve Siyonist lobiler şirketlerin desteği ile ABD’yi küçük İsrail’in çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye başlayınca, ABD gücünü yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Söz dinlemeyen Amerikalı şirketler ABD devleti ile ters düşünce fabrikalarını Çin’e taşıyarak Şanghay Örgütü içinde yer almışlar ve böylece ABD’nin zayıflamasına yol açarak, Çin’in güçlenerek öne çıkmasının öncülüğünü yapmışlardır. Son yıllarda Çin’in ekonomik büyümesinin artması ve ABD’yi geri de bırakmasının ana nedeni, Siyonist şirketlerin ABD’yi terk ederek Çin’e yerleşmeleri olmuştur.

Soru-3- Atlantik emperyalizmi ile Çin arasındaki geleneksel soğuk savaş nasıl gelişmektedir?

Cevap-3- İkinci dünya savaşı sonrasında Çin Mao’nun gerçekleştirdiği sosyalist bir ülke olarak kalkınma çabası içine girmişti. Uzun yıllar Afyon savaşı ile uyutulan dünyanın en kalabalık ülkesi, bugün küreselleşme aşaması ile beraber dünyanın önde gelen en büyük ekonomisine dönüşmektedir. Büyük İsrail’i dünyanın ortasında kurmak isteyen Siyonistler, 21’inci asrı bir Çin yüzyılına çevirerek yepyeni bir dünya düzeni kurabilmenin çabası içindedirler. Çin malları her geçen gün bütün dünya piyasalarında öne geçerken, Çin deniz ulaşımı yarışında çok gerilerde kalıyordu. İngiltere ve ABD gibi iki büyük deniz gücü denizlerde hegemonyalarını sürdürürken, Çin kıtalar arası ticarette çok gerilerde kalıyordu. Üretimde çok öne geçen Çin nakliyat sorununu çözemediği için ekonomik yarışta gerilerde kalıyordu. Eski İpek yolu İngiltere ve Fransa tarafından kesildiği için Çinliler orta dünya ve batı ülkelerine kara yolundan ulaşamıyorlardı. İşte şimdi yeni imzalanan İpek Yolu protokolü ile Çin’den başlayacak olan orta kuşak yol ve nakliyat hatları Çin ürünlerini birkaç günlük ulaşım sonrasında dünya pazarlarına getirebilecektir. Batı pazarlarına uzaklığı yüzünden ticari rekabet şansı yakalayamayan Çin, Orta Koridor yapılanması ile Pekin-Londra hattını açarak doğunun ürünlerini batılı ülkelerin piyasa üzerinden kullanımına sunabilecektir. İngiltere’nin ABD ile birlikte Atlantik ittifakı içinde hareket etmesi yüzünden, Çin’in Avrupa pazarlarında Londra’yı bırakarak Hamburg ve Venedik limanlarını Atlas okyanusuna çıkış kapısı olarak kullanabileceği ihtimalini öne çıkarmaktadır. OBOR adı verilen ve Orta Koridor olarak tanımlanan Yeni İpek Yolu’nun gerçekleştirilmesi ile ilgili toplantı ve protokollara ABD’nin öncülüğünde İngiltere ve Fransa ile birlikte Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Asya ülkeleri de katılmayarak imzalamamışlardır. ABD-Çin arasındaki rekabette eski İngiliz sömürgeleri ile batıya yakın güçlerin Atlantik ittifakı ile ortak hareket ettikleri görülmektedir. Atlantik baskısını sürdüren ABD, Çin’in hegemonyası altındaki bir Avrasya koridoru antlaşmasına engel çıkarmaya çalıştığı açıkça ortaya çıkmıştır. Atlantikçi cephe Pasifik okyanusunu da kontrol altına almaya çalışırken, Avrasya koridorunda Çin’i yalnız bırakabilmenin arayışı içinde olmuştur.

Soru-4- Yeni İpek Yolu oluşumunda Rusya ile Çin arasında nasıl bir ilişki bulunuyor?

Cevap-4- Pekin’den başlayan Orta Koridor’un önemli bir kısmı Rusya Federasyonu sınırları içinden geçmektedir. Bu durumda Rusya Avrasya koridoru oluşturulmasında, Çin ile birlikte hareket etmekte ve bu doğrultuda Asya-Avrupa ülkelerinin bir araya gelmesinde Çin ile birlikte öncülük yapmaktadır. Çin gibi büyük bir kara devleti olan ve haritanın kuzey yarıküresine hapsolan Rusya, OBOR adı ile yapılmakta olan orta kuşak ve yol projesi ile kendi çıkarları açısından yakından ilgilenmektedir. Atlantik emperyalizminin Avrupalı emperyalistleri de yanına alarak Asya kıtasını ele geçirme girişimlerine karşı Rusya ile Çin bir araya gelerek karşı çıkmışlar ve bu doğrultuda bir Şanghay İşbirliği Örgütü kurarak bütün Asya ülkelerini batı emperyalizminin doğu ülkelerini ele geçirmesine karşı direnmişlerdir. ABD, İngiltere ve Fransa gibi batılı emperyalistlerin yeni İpek Yolu projesini engellemelerine karşı Çin ve Rusya çok yönlü bir işbirliğine girerek, Asya kıtasının bağımsızlığının öncülüğünü yapmaya çalışmışlardır. Şangay Örgütü çatısı altında başlayan Çin-Rus işbirliği aynı zamanda orta koridorun kurularak işletmeye açılmasında da etkin bir biçimde devam etmiş ve iki büyük ülkeyi her açıdan batılı emperyalistlere karşı bir ortak direnişe sürüklemiştir. Rusya’nın öncülüğündeki Avrasya Ekonomik İşbirliği örgütünün batı pazarlarına ulaşmasında da, OBOR projesinin gelecekte önemli yeri olacaktır. Rusya’nın enerji kaynakları yeni Orta Koridor sayesinde batılı ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde yaygın bir dağıtım ağına sahip olacaklardır.

Soru-5- Orta Koridor Orta Dünya’dan geçerken ne gibi gelişmeler gündeme gelecektir?

Cevap-5- Pekin-Londra hattında geliştirilecek olan Yeni İpek Yolu Orta Dünya adı verilen merkezi coğrafyadan geçerken çeşitli sorunların ortaya çıkacağı görülmektedir. Güzergâh üzerindeki bütün devletler yeni ticaret yolunun kendi ülkelerinden geçmesi için çalışırlarken, ABD ve batılı ülkeler böyle bir yaygın projenin gerçekleşmesini önleyebilmenin arayışı içine girmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sürecinde İngilizler Osmanlı topraklarına gelirken merkezi coğrafyaya Orta Doğu adını vererek kendi ülkelerini dünyanın tam ortası olarak ilan etmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin sırtına binerek merkeze gelen Yahudiler de iki bin yıl sonra yeniden bir Yahudi devleti kurarken, kutsal topraklara Orta Dünya adını takmışlardır. Merkezi coğrafya bir yüzyıllık dönem içerisinde Orta Doğu’dan Orta Dünyaya geçerken, emperyalist İngiltere ile Siyonist İsrail arasında bir çekişme yaşanmaktadır. Şimdi bu çekişmeye Orta Koridor projesi ile Çin’de girmekte ve Asya üzerinden Avrupa limanlarına ulaşacak bir orta koridorun güvenliği için merkezi coğrafyadaki gelişmeler ile batılı emperyal devletler gibi yakından ilgilenmek durumunda kalmaktadır. Şimdiye kadar Asya kıtasının en ucunda evrensel pazarlara uzak bir konumda varlığını sürdüren Çin’in yeni dönemde daha etkin bir konuma gelmek için mücadele ettiği göze çarpmaktadır. Orta Doğu sorunlarına bugüne kadar Asya’nın doğu kıyılarından bakmak durumunda kalan Çin, yeni dönemde kendisine bağlı bir Avrasya koridorunun yapımında, işletmesinde ve korunmasında etkin bir öncülük yapmak durumundadır. Bu nedenle de, Orta Dünya’da geçmişten gelen İngiltere ve Fransa ile bugünkü İsrail ve ABD hegemonyalarını karşısına alacak bir yeni tutum içine girmektedir. Batı blokunun öncüsü olan ABD bu yüzden yıllar sonra yeniden Orta Doğu bölgesine gelerek, bu bölgede İsrail’in bekası ile petrol kaynaklarının güvenliğinin yanı sıra, Orta Koridor aracılığı ile merkeze gelen Çin hegemonyasına da karşı çıkmak durumundadır. Son zamanlarda ABD’nin Suriye savaşına daha aktif katılımı, bu doğrultuda bölgeye asker ve tank göndermesi tesadüf değil, aksine Çin emperyalizminin merkezi coğrafyayı Orta Koridor aracılığı ile ele geçirmesini önlemek içindir. Bu nedenle, ABD yeni dönemde, Çin’in Orta Doğu bölgesine gelmesini önlemek için kendi kontrolü altında doğunun cephe ülkesi konumundaki İran ile Türkiye’yi savaştırmaya çalıştığı görülmektedir.

Soru-6- Tam bu aşamada NATO’nun Suriye savaşına katılma kararı alması nasıl açıklanabilir?

Cevap-6- İkinci dünya savaşı sonrasında İsrail’in güvenliğini tek başına sağlamaya çalışan ABD’nin bu işi artık batılı ülkelerin katılımı ile yapmak istediği anlaşılmaktadır. ABD tek başına küresel bir düzen kuramadığı için bir iç savaşa sürüklenmiştir. Hıristiyan ve Yahudi lobileri Amerikan devleti içinde kavga eder hale gelmişlerdir. Siyonistler ile Evanjelikler, Anglo-Saksonlar ile Protestanlara karşı savaş açmışlardır. CİA ile FBİ karşı karşıya gelirken, ABD’nin tek başına dünyanın merkezinde bütün Asya ülkelerine karşı direnebilmesi pek mümkün görünmemektedir. Çin giderek hızlanan ekonomik büyümesi ile küreselleşme sürecinin yeni patronu konumuna gelirken, Avrasya ülkelerinden geçecek bir Orta Koridor ile Asya ve Avrupa ülkelerini kendi yanına doğru çekmektedir. Böyle bir durum gerçekleşirse o zaman Amerikan çağı bitecek, batının hegemonyası sona ererken Çin’in önderliğinde doğunun hegemonyası devreye girecektir. Küreselleşmenin yeni patronu Çin olurken, kendisinin merkezinde bulunduğu bir küresel düzen kuramayan Amerikan devleti iç çatışmalar yolu ile dağılma ve çökme çizgisine doğru sürüklenecektir. Daha şimdiden Teksas, Alaska ve Kaliforniya gibi bazı büyük eyaletlerin ABD’den ayrılmaya kalkışması Amerikan Federasyonunun sonunun geldiğini göstermektedir. Zor durumdaki ABD’nin NATO gibi bir uluslararası güvenlik örgütünü merkezi alandaki gücünü korumak üzere devreye sokacağı giderek ortaya çıkmaktadır. Terör örgütlerine karşı batılı ülkelerin oluşturduğu koalisyona NATO’nun da katılma kararı alması, ABD ile birlikte bütün batılı ülkelerin Orta Dünya’daki hegemonya savaşına katılacaklarını göstermektedir. Ekonomik açıdan gerileyen ve birincilik unvanını Çin’e kaptıran ABD, doğu gücü olarak Çin’in yükselişinin önünü kesmek için çaba gösterirken yalnız kalmamak üzere bütün NATO üyesi ülkelerin askerlerini batının merkezi egemenliği doğrultusunda kullanacağını belli etmektedir.

Soru-7- Avrupa Birliği Orta Koridor için nasıl hareket ediyor?

Cevap-7- Çin’den başlayan İpek Yolları hem kara yolu hem de demiryolu olarak Avrupa kıtasının çeşitli ülkelerinin liman kentlerine ulaşacaktır. Hamburg, Amsterdam, Lizbon, Marsilya ve Venedik gibi büyük limanlar önümüzdeki dönemde Çin mallarının depoları haline dönüştüğü zaman, Amerikan malları eskisi gibi kolayca Avrupa pazarlarına giremeyecektir. Çin ve ABD malları üzerinden başlayacak olan bir rekabetin zamanla yarışa dönmesi, sömürgecilik tarihinde zaman zaman görülmüş olan pazar ve piyasa savaşlarına dönüşebilecektir. Küresel patronların baskılarıyla kıtasal birliğe yönelmiş olan Avrupa ülkelerinin çoğunun iflas etmesi ve ekonomik durgunluğa sürüklenmeleri yüzünden Avrupa ülkelerine ulaştırılacak olan Yeni İpek Yolu koridorları, Avrupa açısından yeni bir umut olarak devreye girecektir. İngiltere zaman içinde Pekin koridorunun Londra’ya ulaşmasını kabul ederek ABD’den uzaklaşma görüntüsü vermektedir. Brexit sonrasında İngiltere, daha farklı bir yapılanmaya doğru yönelirken küresel finans sisteminin daha etkin bir biçimde işletilmesini hedef almıştır. Avrupa Birliği içinde yer alan Doğu Avrupa ülkelerinden Polonya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkeler Asya kökenli halkları nedeniyle Avrupa Birliğinden uzaklaşarak Çin merkezli bir Asya ya da Avrasya yapılanması içerisinde yer alabileceklerdir. Avrupa Birliğinin de zaman içinde dağılması yeni kamplaşmalar yaratacağı için, Çin merkezli bir Avrasya Koridoru, Asya gibi Avrupa kıtasını da eskisinden çok farklı yeni bir sürece doğru sürükleyecektir. Orta koridor Çin mallarını kara yolu ile batı pazarlarına ulaştırırken, aynı zamanda Avrupa ülkelerinin üretimi olan malların aynı koridor üzerinden Asya pazarlarına ulaşmasını da sağlayacak ve böylece Avrupa ülkelerinin ABD’den uzaklaşarak Asya ülkeleri ile yakın ticari ilişkilere yönelmelerini sağlayacaktır. Yüzyıllarca dünyayı denizler üzerinden yönetmiş olan Atlantik emperyalizmi yeni dönemde eski gücünü kaybedecektir. Çin İpek Yolu ile birinci ekonomik güç konumuna gelirken, önü kesilen ABD bugünkü konumunu elinden kaçıracaktır. İpek Yolu ile yeniden kara ticaret yolları öne çıkarken, deniz ticaret yolları önemini yitirerek dünya denizlerindeki ABD ve İngiliz hegemonyasının sona erdiği bir döneme girilecektir.

Soru-8- Orta Dünya’da Orta Koridor başarılı olabilecek mi?

Cevap-8- Orta Koridor olarak devreye girecek olan Yeni İpek Yolunun başarılı bir biçimde işlemesi bölge devletlerinin bu projeye sahip çıkmaları ile mümkün olabilecektir. Orta Koridor sayesinde Avrasya ülkeleri bir bütünleşmeye doğru giderken Amerika Birleşik Devletlerinin ticareti fazlasıyla gerileyecektir. İşte bu nedenle ABD yenilgiyi önlemek ve Avrasya ülkelerinin bütünüyle Çin’in kontrolü altına girmesini önlemek doğrultusunda Orta Dünya’ya gelerek savaşmaya çalışacaktır. Bu nedenle, uluslararası terör örgütleri emperyal devletlerin istihbarat kuruluşları tarafından azdırılmakta ve bütün Asya ülkelerinin Atlantik emperyalizmi ve Siyonizm ittifakının hükümranlığı altına girmesini sağlayacak bir üçüncü dünya savaşı çıkartılmaya çalışılmaktadır. Böylesine bir savaş çıkartılırsa o zaman yeniden Atlantik güçleri ile Siyonistlerin dünyaya egemen olacaklardır.